Posts tagged: Yassıada

Hayata dair..

By , February 27, 2011 10:30 pm

Bir süredir bloga yazı yazmamışım elim değmedi bir türlü. Bu durum genellikle hayatın temposuna zorlukla yetiştiğim zamanlarda oluyor. Sürekli bir koşuşturma, bir yerlere yetişme duygusu, yorgunluk, umut, mutluluk ve diğer bileşenlerden oluşan hayat dediğimiz kompozit olay. Neyse bu geçen süre zarfında antrenmanlar, iş, seyahatler, dostlarla sohbetler, evde geçirilen zamanlar arasında bir de sunum sığdırdık.

Yassıada - Crab - 2006

Dün gece Weekend Divers’ın davetlisi olarak küçük bir sunum yaptım. Güney Kızıldeniz, Maldivler, Bali ve Lembeh konulu. 33 Dakika fotoğraf gösterip bir saat kadar da sohbet ettik. Sonunda bittiğinde o kadar keyifli zaman geçirmiştim ki imkan olsa sabaha kadar devam ederdim. Bu vesileyle Weekend Divers’a konukseverliği ve gelip izleyen dostlarıma da sabır ve hoşgörüleri için teşekkür ediyorum. Sunumdan önce sohbet ederken bir ara Yassıada konusu açıldı ve ben uzun zamandır orada dalmadığımı farkettim.

Yukarıdaki fotoğraf bir Yassıada dalışından, şaşkın bir yengeç. Oldukça zorlayıcı şartlara sahip Yassıada dalışlarını özledim, soğuk, kötü görüş, termokline ve daha bir çok zorluğa rağmen sizi şaşırtacak bir şey her zaman vardır orada. Yakın zamanlarda yeni ve farklı bir kitap ve Sn. Berrin Osmanağaoğlu’nun organize ettiği LÖSEV projesi var. Bir sonraki yazıya kadar kendinize iyi bakın.

 

Namaste,

Karanlığın bekçisi

By , January 30, 2009 7:19 am

Karanlık korkutur, korkmamak elde değil .. Bilemezsin yürürken el yordamıyla , Ne bekliyor seni bir adım sonra yada beş.
Karanlığın sevilecek tek tarafı ise insanın içine açılan kapıları sadece karanlıkta aralayabilecek olmasıdır.
Sadece karanlıkta iç muhasebenizi yapabilirsiniz. Belki de budur karanlıktan korkmanın sebeplerinden biri.
Dalarken karanlığı gece dalışlarında veya kapalı havada derin sularda yaşayabilir insan, ayrı bir heyecanı ve atmosferi vardır bu dalışların.
Bu kare bir yassıada gündüz dalışından, 37 metre civarında çekildi sanırım, su oldukça soğuktu fotoğrafın siyah beyaza çevrilmesi dışında bir müdahale yok, arka planın kararması f18 1/200 de flaşla çekim yaparken arka planı boş bıraktığımdan. Bu sualtı macro çekimlerde kullanılan ve istenen bir tekniktir. Suyun neredeyse dayanılmaz derecede soğuk olduğunu hatırlıyorum.
Karanlığa açılan yüzlerce minik ağız binlerce minik kolun fotoğrafı bu, yumuşak mercan sudaki planktonları süzerek besleniyor. 25-30 metreden sonra akıntıyla salınırken zerafetin tanımını yapar gibiler.
Bu derinlikte ve bu şartlarda azot narkozuna girmeden, dekoya kalmadan, buddy nizi gözünüzden kaçırmadan, havayı ve kendinizi tüketmeden fotoğraf çekebilmek için fazla vaktiniz yok. Muhasebeye de vakit kalmıyor dolayısıyla…
Bir an önce yaz gelsin, dalmayı ve fotoğraf çekmeyi özledim. Kendinize iyi bakın ve
Namaste,

Yassıada

By , December 22, 2006 11:17 am

Yassıada, Istanbul a mahkum olan dalgıcın hem cenneti hem de cehennemidir. Cennettir, çünkü 1 saatlik bir tekne yolculuğu ile varabileceğiniz, macro yaşam açısından son derece zengin, benim diyen dalgıcın ağzını açık bırakacak sualtı manzarası ve zor dalış şartlarını sunar. Akıntı, karanlık, soğuk (termokline sağolsun) ne ararsanız bulunur. Macro fotoğraf çekmek için aşağıda yumuşak mercanlar, milyonlarca değişik deniz yıldızı, anemonlar, karidesler, yengeçler bulabilirsiniz.

Gittiğiniz organizasyona bağlı olarak, iki dalış arasında mangal yapabilir, adada bir zamanlar varolan su ürünleri fakültesinin binalarını ve Yassıada mahkemelerinde kullanılan binalar ile tarihi kalıntıları gezebilirsiniz. Adanın tepesinden güzel Istanbul fotoğrafları çekebilir yada mevsimine göre etraftan toplayabileceğiniz erikler, böğürtlenler ile kendinize ziyafet çekebilirsiniz. Dalışlar bitince guruba karşı köpeköldüren şarabınızı yudumlarken hayale dalabilirsiniz. Çok çeşitli heyecanları aynı gün içerisinde yaşatır.

Cehennemdir aynı zamanda, ilk bir kaç metre görüş neredeyse sıfıra yakındır, sonra kristal tabir edilen termokline tabakası başlar, mevsime göre yukarda su 18 derece iken kristalde 8-11 dereceye düşer, vücudunuzun tüm çıkıntıları henüz 36,6 derece ısıyı muhafaza eden vücudun içine doğru kaçmak ister. Soğuk üşütmez, ısırır. Sonra deniz yıldızlarının krallığı başlar milyonlarcası oradadır, midye kırıklarının ve yosunların arasında ürkütücü bir manzara oluştururlar. Daha da derinde 30 lu metrelerde yumuşak ve sert mercanlar başlar, akıntıyla bir oraya bir buraya salınırlar, dekoya girmeden bir kaç güzel poz için çok ama çok çabalamanız gerekir. Su her zaman temiz değildir, bazen iğrenç derecede bulanık ve pis kokulu olabilir. İskeleden yada tekneden atladığınızda binlerce deniz anasının içinden geçmeniz gerekebilir.
Her dalıştan sonra yıkadığınız donanımı bu dalıştan sonra iki kez yıkamanız gerekebilir.

Yaz mevsimi Istanbul mahkumu dalgıçların sayısı oldukça kalabalık olabilir, kendinize yer bulmakta zorluk çekersiniz. Arada sırada geçen deniz otobüsünün dalgaları sizi bir anda kayalara savurabilir kaseyi kırabilirsiniz. Eğer zamanı iyi hesaplamamışsanız rus istilası olarak tabir ettiğimiz eminönünden kalkan yüzer pavyonların getirdiği yaşlı genç rus bağyanlar ve onları ışığa uçan pervaneler gibi izleyen yurdum baltaları ile karşılaşabilirsiniz. Bu tekneler rus ablalara bedava olup gezi artı balık yemeği verir, baltalı ilaha tapan arkadaşlara ise paralıdır. Ablalar müzikle dans eder baltalar etraflarını çevirip sallanırlar, her şey tantrik bir ayin ezoterik bir ritüel edasıyla cereyan eder bakakalırsınız. Ablaların anne babaları da teknede sarhoş olmakla meşguldür bu arada.

Ama en kötüsü izniniz yoktur ve bu dalışı her hafta sonu yapmanız gerekebilir. Yinede dalgıç kısmının en az bir kere yaşaması gereken bir tecrübedir.

Puf Böreeee

By , December 15, 2006 8:51 am

Sular ayaz mı ayaz, ellerim ceplerimde değil çünkü neoprenin cebi yok. Yassıada sularının dibinde 40 mt civarındayız. dalarken bir kristal tabaka geçmişiz ki sormayın, hani soğuktan tüm çıkıntılarınız içeri kaçmak ister ya işte o türden (8 C)
Neyse zaten dalanlar bilir aşağısı başka bir gezegen gibidir. Su soğuk, sadece krem renkli yumuşak mercanlar, milyarlarca deniz yıldızı, midye kabuğu, çer çöp, ilaç için bir tek balık yok.
Geniş açı çekmek neredeyse imkansız. Bu ortamda ancak macro çekilir. Neyse dalış olaysız devam ederken bir anda bu arkadaşı gördüm aşağıda, önce “Ulan dedim aç karnına dalmamak lazım, azot narkozu yüzünden puf böreği görüyorum” sonra baktım bu diğerlerinden farklı bir deniz yıldızı Sphaeriodiscus placenta tabii çöktüm tepesine, dalış bilgisayarı gıdaklayıp duruyor “Deko, dekoooo, bak dekoya kalıyorsun, aloooo kime diyorum?” Bu arada ben değişik diyafram, enstantane, kadraj komboları deniyorum. Neyse dalışı 5 dakika fazladan deko yaparak bitirdik kazasız belasız. Bu da böyle bir anımdır ..

Panorama Theme by Themocracy