Posts tagged: Sualtı

Yazık

By , May 4, 2012 8:00 am

Biraz evvel TSSF tarafından yapılan bir duyuru okudum hiç yorum yapmadan şuraya ekleyeceğim sonra halimiz kalırsa konuşuruz:

‎30/04/2012 tarihinde, Ayvalık Yuvarlak Ada’nın Güney Adaya bakan mevkiinde TSSF 192 sayılı yetki belgesi ile çalışan Körfez Dalış Merkezi, teknesi, eğitmenleri ve rehberleri donanımlı dalışta zıpkınla ve gece yasa dışı su ürünleri avcılığı yaparken Sahil Güvenlik Komutanlığı birimlerinin düzenlediği operasyonla suçüstü yapılmışlardır. Durum tutanak ve delilleri ile Federasyonumuza iletilmiştir. Adı geçen Dalış Merkezi, eğitmenleri ve rehberleri ile ilgili tüm faaliyetleri Federasyonumuzca tedbiren durdurulmuş olup konu disiplin kurulumuza ve ilgili resmi makamlara aktarılmıştır. Topluluğumuzun bilgisine sunarız.

TSSF

Online mecralarda duyulan bu tür haberlerin yalan olması ihtimaline karşı tedbiri de elden bırakmayarak müsaadenizle iki satır yazacağım bu konu ile ilgili. Aletli dalış sırasında zıpkınla balık avlamak yasaktır, zıpkınla gece av yapmak da yasaktır. Böyle bir faaliyetin de ekmeğiniz denizden ve dalış sektöründen çıkartan birileri tarafından yapılması imkansızdır. Umarım bu haber yalandır, yalan olsun. Aksi taktirde yıllardır sektörün içinde olup duyduğumuz tüm kötü dedikodular, hikayeler doğru demektir. Bu denize ihanettir ve deniz sizi affetmez, affetmeyecektir.

Sağda solda serbest dalıcı / zıpkıncı arkadaşların vurdukları trofe orfoz ve lahozlarla çekilmiş fotoğraflarını görüp susuyorum. Zıpkınla orfoz ve lahoz avlamak da yasaktır. Bu tür tartışmalar geçmişte sonu gelmeyen ve kimseye faydası olmayan zıpkıncı / scubacı polemiklerine dönüştürüldüğünden susuyorum çünkü biliyorum ki faydası ve yaptırımı yok.

Bu arada sezon başladı, sualtına bahar geldi, 23 Nisan haftası Çeşme’de yaptığımız dalışlardan kısa bir klip ekliyorum aşağıya belki biraz yukarıdaki konuların kasveti dağılır.

Denizler çoğumuzun aşkı, ekmek yediği yer, son sığınağı ya da evi, ne derseniz deyin, insan o kadar yıkıcı ve yokedici bir tür ki yeterli zaman geçmesi halinde kendi kendisini yok edeceği neredeyse kesin gibi bir şey. Bu kargaşa ve hengamede çocuklarımıza ne kadar denizi sevmeyi ve sorumlu olmayı öğretirsek o kadar uzun süre dayanmasını sağlayacağız ekosistemin.

Mototi Octopus - Lembeh - Indonesia

Son olarak Endonezya’dan Lembeh boğazı sakinlerinden bir Mototi ahtapotu fotoğrafı ile bitireyim. Oldukça ufak ancak bir o kadar da zehirli olan Mototi nadir bir tür, kuzeni olan mavi halkalı ahtapot kadar popüler değil çünkü sadece 2 adet mavi halkası var ama yine de alımlı bir arkadaş. Sualtında küçücük bir süngerin üzerinden bize bakarken gördük onu. Kısa ama seviyeli bir birlikteliğimiz oldu (ehe) bana da hatıra olarak bir kaç fotoğraf kaldı.

Hepimize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

Om mani padme hum.

 

Namaste,

 

Tutku – Passion

By , August 23, 2011 12:33 pm

Öncelikle bir uyarıyla başlayayım, yazı tahminimden uzun ve fazlasıyla kişisel, canınız sıkkınsa, vaktiniz azsa, insanların ahkam kesmesinden hoşlanmıyorsanız vakit varken geri dönün.

Otherwise, Please proceed but do not forget that you have been warned:

Bir işe tutkuyla bağlı olan insanları hep kıskançlıkla karışık bir taktir duygusuyla izlerim. Öylesine bir tutkudur ki o, söz konusu kişinin yaptığı işleri izlerken yavaştan sizi de sarıverir. Büyülenmiş gibi izlersiniz yaplan gösteriyi. Bir şeyi, her ne olursa olsun, izleyiciye soluğunu tutturarak izlettirebilmek -eğer tanrı vergisi korkunç bir yeteneğiniz yoksa- neredeyse her zaman adanmışlıkla ve uzun zaman süren çabalar sonucunda olabilir.

Shotokan Karate’nin büyük ustalarından Taiji Kase Sensei bu olaya güzel bir örnektir. Dış görünüş olarak bir karate ustası olmaktan fersah fersah uzaktır ilk izlenim olarak fırıncı, balıkçı, bankacı, manifaturacı diyebilirsiniz görünce. Ancak Kase Sensei gerçek anlamda bir karate ustası. Filmlerde gördüğümüz yıldızlar gibi tekmeleriyle gökyüzünden yıldızlar indirmiyor. Kata yaptığı zaman bir Luca Valdesi değil ama öyle bir enerjisi ve adanmışlığı var ki saniyesinde sıradan birisi ile karşı karşıya olmadığınızı anlıyorsunuz. Sürat ve tekniğin birleşimiyle bir cins yırtıcı hayvan gibi zarif ve tehlikeli.

Buraya kadar yazdıklarım garip gelmesin, burası dünya gezegeni ve bizler bu gezegende birbirimizi öldürmeyi sanat haline dönüştüren bireyleriz. Varoluşun gereklerinden birisi de kendini savunmayı öğrenmek. Kase sensei bu anlamda gerçek azmin ve adanmışlığın simgelerinden, tıpkı Mikio Yahara Sensei gibi. Bu isimlerin neden bu kadar etkileyici olduğunu şunu ve şunu seyrederek anlayabilirsiniz. Bu örneklerde elbiselerin kat kat sesi, abartılı hareketler, gereksiz gösteriler yok, saf ve temel karate var. Örneklerim fazla karate spesifik olduysa adanmışlığa başka örnekler de verebilirim.

Örneğin Igor Presnyakov, bu adamın akustik gitar çalarken yaptığı işi dünyann en basit işiymiş gibi göstermesinin hastasıyım. Peluş bir oyuncağı mıncıklar gibi solo atıyor ama yaptığı işte robotumsu bir mekanik beceri söz konusu değil, ruhu var adamın. Oysa daha genç ve belki de daha yetenekli Sungha Jung namında bir koreli bebe var, acaip gitar çalıyor ama ünlü türk düşünürü Mustafa Sandal’ın dediği gibi “Malesef ruhu yok”. Belki zamanla olur çocuğa haksızlık etmeyelim tabii, ama Igor baba kalbimde müstesna yere sahip.

Bu örneklerde anlatmaya çalıştığım adanmışlığı hangi iş konusunda gösterirseniz gösterin -eğer yetenek konusunda da birazcık nasibiniz varsa- başarılı olmanız oldukça mümkün. Peki buraya nereden geldik? Aslında bahsetmek istediğim şey sualtı fotoğrafçılığıydı. İşte tam da bu noktada bir nefes alıp devam ediyorum, bendeniz sualtı fotoğrafı çekmeyi çok seviyorum. Bu konuda en mutlu olduğum zamanlar birilerine sualtı ile ilgili bir şey anlatırken ya da birilerinin anlattığı bir hikayeyi dinlerken denizde ya da deniz kıyısında olduğum zamanlar. En mutsuz olduğum zaman ise birilerinin yaptığım işin değersiz bir burjuva hobisi olduğunu söylediği zamandı.

Şimdi şuracığa bir fotoğraf koyayım hemen aşağıya, sonra devam edeceğim kaldığım yerden.

Zebra Urchin Crab - Zebrida adamsii

 

 

 

 

 

 

 

 

Fotoğraftaki bir Zebra Deniz kestanesi Yengeci – Zebra Urchin Crab – Zebrida adamsii, Lembeh – Endonezya’da çekildi. Siz fotoğrafın küçük olduğuna bakmayın üzerine tıklayınca daha büyük halini görebilirsiniz. Zebra Deniz kestanesi Yengeci enteresan bir canlı, zehirli bir deniz kestanesi olan Fire Urchin’lerin üzerinde yaşıyor ve çiftler halinde bulunuyorlar.

Bu deniz kestaneleri de normalden biraz daha derinlerde -35 metre ve daha derin- bulunuyorlar. Ancak asıl amacımız bu canlıyı fotoğraflamak değil elbette aynı deniz kestanelerinin üzerinde Coleman karidesi diye adlandırılan çok fotojenik bir karides türü bulunuyor. Bizim asıl amacımız da işte bu Coleman karidesi denilen serdengeçtiyi fotoğraflamak bu nedenle ben ve rehber arkadaşım -ki daha önceki yazılarda bahsetmiştim hakikaten haza süpermen bir insan kendisi- dalışımızı göreceli olarak  derin dalış şeklinde planlıyoruz.

İkimiz de Nitrox dalıyoruz o nedenle dip zamanlarımız hava ile yapılan dalışlardaki kadar kısa değil, ancak o derinlikte yukarıda dekompresyon beklemesi yapmadan kalabileceğimiz süre de oldukça kısıtlı (yaklaşık beş dakika kadar). Dolayısıyla planımız şöyle, doğrudan derine iniyor bulabildiğimiz tüm deniz kestanelerinin üzerini araştırıp eğer karidesi bulursak fotoğraflıyor ve dekompresyon beklemesi yapmak zorunda kalmadan yükselişe geçiyoruz.  Bu plan çerçevesinde dalışa başladık, 35 metre civarında bulduğumuz tüm deniz kestanelerini bızıklıyoruz üzerlerinde bir çok canlı var ama Coleman karidesi henüz yok. Ben 5 deniz kestanesini eledikten sonra rehber arkadaşım kendisinin baktığı yedinci kestanede bir adet Coleman aridesi buluyor. Geçen sene aynı rutini yaparak aramamıza rağmen bir türlü bulamamıştık.

Fakat deniz kestanesi üzerinde sadece Coleman karidesi değil iki tane de Zebra Deniz kestanesi Yengeci var ve sürekli sağa sola oynayıp kadrajı bozuyorlar. Bu arada süre azalıyor, dalış bilgisayarı gıdaklamaya başlıyor, “yüksel, yüksel, sığlığa çık, bak keseceğim faturayı” diye gıdaklıyor. Sonunda şu kareyi çekebiliyorum, yavaş yavaş yükselişe geçiyoruz.

Coleman shrimp - Periclimenes colemani

 

 

 

 

 

 

 

 

Dalış bilgisayarının gıdaklamaları da kesiliyor, 5 metrede 5 dakika dekompresyon beklemesi veriyor ama çok ağır bir ceza değil bu, yavaş yavaş yükseldiğimiz ve yol üzerinde karşımıza çıkan canlılarla ilgilendiğimiz için derin dekompresyon beklemeleri yaparak bu süreyi eritiyoruz. Dalışın sonunda artık emniyet beklemesi dediğimiz 5mt – 3 dakika süren beklemeyi yaptığımız sırada kumluğun üzerinde dolaşan Beyaz suratlı eşek arısı balığı’nın da bir kaç kare fotoğrafını çekip dalışı bitiriyoruz.

Whitefaced waspfish - Rhichardsonichthys leucogaster

Daha gün sona erene kadar yapılacak 3 dalış daha var, kanda azot, ciğerlerde hava, elde kahve bardağı tekne dalış merkezine doğru süratle yol alırken gökyüzünde süzülen balık kartalını görüyorum. 78 dakika süren bu dalışın sonunda geçen seneden kalan bir ukdeyi daha rafa kaldırıyoruz.

Dalmayı ve fotoğraf çekmeyi tutkuyla sevdiğim için kendimi mutlu addedebilirim tutkumun hakkını verebilecek kadar başarılı olabilmek için ise çok ama çooook çalışmam gerek, yazının kapanışını ise en başta bahsettiğim Sensei Taiji kase’nin bir sözüyle yapmak istiyorum :

‘Karate is like trying to start a fire with wet matches, after a few attempts you might get the odd spark, but if you are patient enough you will get a fire that lasts forever.’

‘Karate ıslak kibritlerle ateş yakmaya çalışmaya benzer, bir kaç denemeden sonra arada bir iki kıvılcım çıkarabilirsiniz ama ancak yeterince sabırlı olursanız sonsuza kadar sürebilecek bir ateş yakabilirsiniz’

Bu sözde geçen Karate kelimesini istediğiniz uğraş ile değiştirebilirsiniz.

Sağlık ve mutlukla, selametle, devletle efendim.

Namaste,

Küçük güzeldir?

By , July 21, 2011 10:52 am

Aslan balıklarını severim. Her ne kadar gece dalışlarında fazlaca samimi olmaya meyilli de olsalar bir kere güzeldir Aslan balığı. Bir çok farklı türü olan bu balıkları gündüz vakti resifin üzerinde tembel tembel dolaşırken gece vakti de avlanırken görürsünüz. Son derece başarılı bir avcıdır ve zehirli dikenlerinden dolayı fazlaca rahatsız edeni de yoktur. Güney kızıldeniz’de bir gece dalışı sırasında fenerlerimizin ışığına gelerek atrafımızı saran aslan balıklarından fenerimi Kanije Müdafaası filminde Dr. Fahrettin Cüreklibatur’un düşmanlara saldırması misali bir gürz gibi sallayarak kurtulmuşluğumuz vakidir.

Ancak, mekan Endonezya – Lembeh olunca neredeyse hiç bir canlı aynı değil her şey evrilmiş ve ortama uymuş ve buna aslan balıkları da dahil. Buradakiler Pterois volitans gibi babaçko değiller.

Shortfin lionfish Dendrochirus brachypterus

Fotoğraftaki gibi daha küçük ve daha şirin buradaki aslanlar. Öyle yüzgeçlerini savura savura eski zaman külhanbeyleri gibi naralanarak gezmekten ziyade küçük ve ekonomik hareketlerle siyah volkanik kumun üzerinde hareket ediyorlar. Fotoğraflaması göreceli olarak daha kolay ve renk- desen olarak da büyük akrabalarından daha güzeller.

Shortfin lionfish Dendrochirus brachypterus

Kırmızı hahverengi çizgili yüzgeçleri flamenko dansçılarının kıyafetlerini andıran bu balık çok renkli ve güzel fotoğraflar verebiliyor. Bana göre fotoğraf çekerken gölgelerden de yararlanmak için bir flaşın gücünü azaltmak ya da konumunu balığın arkasına gelecek şekilde değiştirmek fotoğrafa daha dramatik bir hava katabiliyor.

Bünyemdeki azot yavaş yavaş sistemi terk ederken bayram tatilinde yapacağımız dalışların hayalini kuruyorum.

Namaste,

Banggai Cardinalfish

By , July 8, 2011 9:53 am

Merhaba,

Şu şarkıyı dinleyerek başlıyorum bu yazıya, şarkı Moskva-Odessa Vladimir Vysotsky’nin sevdiğim şarkılarımdan birisi. Vladimir Vystostky sevdiğim rus ozanlarından biri tıpkı Okudzhava gibi Rosenbaum gibi. Bu şarkıları sevmek için rusça bilmenize gerek yok gerçi bilseniz daha da süper olur ama o kadar insani duygularla yazılmış şarkılar ki bunlar anlamasanız da size bir şeyler hissettirirler. Bazı zamanlar hayatımın azımsanmayacak bir kısmını geçirdiğim o soğuk ülkeyi özlüyorum hele şimdi tam da o zamanlar başımdan geçenleri yazmaya başlamışken eski dostları ve anıları hatırlayıp hüzünlenebiliyorum aptalca.

Neyse, Endonezya’dan döneli fazla olmadı sağ elimdeki hydroid yarası daha iyileşmedi dolayısıyla henüz kurumuş sayılmam ve bu gün sualtı konuşmak istiyorum geçmişi yad etmek değil. Bu seyahatte bir çok şaşırtıcı şey gördüm sualtında, bir sürü nadir ve hayranlık verici canlı ile karşılaştım (işte tam bu anda sanki bir kaşif edasıyla yazdığımı farkedip yazıdan nefret ediyorum ama kusuruma bakmayın) daha önceden çekmeyi planladığım canlıların da bir çoğunun iyi kötü fotoğrafını .çekebilme şansım oldu. Mesela geçen seyahatte ilk kez gördüğüm Mantis karidesinin (Peacock Mantis Shrimp – Odontodactylus scyllarus) şu fotoğrafını çekebildim.

Peacock Mantis Shrimp - Odontodactylus scyllarus - Eye detail

Bu canlının öylesine gelişmiş gözleri var ki bakışından kaçabilmek imkansız her iki göz de bağımsız olarak farklı farklı noktalara ve aynı anda birden fazla noktaya odaklanabiliyor. Bu canlının göz yapısı ve polarize ışığı görebilmesini inceleyen bilim insanları bu sayede yeni veri saklama yöntemleri geliştirmeye çalışıyormuş. Bu sefer bu canlıyı hem fotoğraflamayı hem de video görüntülerini çekmeyi başardım bir ara onları da göstereceğim. Ama asıl konumuz bu değil.

Konumuz Banggai Kardinal Balığı – Banggai Cardinalfish – Pterapogon kauderni, akvaryum ticaretinde çok tercih edilen bir cins olan bu balık aslında Endonezya’nın Banggai adasında endemik bir tür olarak yaşamakta iken akvaryum tacirleri tarafından bir şekilde Lembeh boğazı’na salınıyor asıl yaşam alanının 400 mil kuzeyine ve bu hareket sonucunda orada bulunan anemon balıklarını sindirerek kendisine bir yer ediniyor.  Korunması gerekli canlılar listesindeki bu balığı hayatının çeşitli evrelerinde değişik hayatta kalma stratejileri izlerken görmek mümkün örneğin ufak tefek yavrular deniz kestanelerinin dikenleri arasında düşmanlarından korunuyorlar.

Banggai Cardinal Fish Babies among Urchin Spikes

Bu fotoğraf şekil 1 A tadında oldu ama devam edelim, bu balıklar büyüdükçe anemonların arasında yaşayarak hayatlarını sürdürüyorlar. Güzel bir balık ve fotoğraflaması da göreceli olarak kolay. Ama konumuz bu değil, normal şartlar altında daha önceden defalarca fotoğrafladığım bu balık Lembeh gibi türlerin harman olduğu bir yerde çok da ilginç bir konu değil aslında. Ancak şöyle bir durum söz konusu burada sizin değil dalış rehberinizin ne gördüğü söz konusu ve rehberler o kadar tecrübeli ve o derece keskin gözlere sahip ki çoğu zaman gösterdikleri konunun ne olduğunu anlamakta zorladığım oluyor.

Son dalışların birisinde artık dalışın sonlarına doğru emniyet beklemesi yaptığımız sığlıkta rehber bana oradaki Banggai kardinal balıklarını gösteriyor. Ben başlangıçta ne olduğunu anlamıyorum ve bir süre rehberle bakışıyoruz.

Banggai Cardinalfish - Easter Egg Hunt

Evet, fotoğrafta sıradışı olan bir şey var bakalım fark edebilecek misiniz? Bakmakla görmek arasındaki fark tıpkı oyuncu ile oduncu arasındaki rehber ile dalıcı arasındaki fark gibi hepimiz bakıyoruz farkı görebilenlerimiz yaratıyor. Biraz durduktan sonra rehber denge yeleğinin cebinden bir yazı tahtası çıkartıp bir cümle karalıyor ve bana gösteriyor ve ben donup kalıyorum. Sonra bir yarım saat aşağıdaki fotoğrafı çekmeye uğraşıp tüpte 30bar hava kalınca dalışı bitirip çıkıyoruz. Aşağıdaki fotoğrafa bakıp sıradışı olanın ne olduğunu göremezseniz üzülmeyin çünkü fotoğraf hayalimdekinden çok uzak ama o an çekebildiğimin en iyisi ve kusur sizin değil benim.

Banggai Cardinalfish - Surprise surprise

Evet, fotoğrafta sıradışı olanın ne olduğunu hala bulamadıysanız şöyle söyleyeyim yazı tahtasında şu yazıyordu “BABIES IN MOUTH” (ağzında yavruları var) fotoğrafa da dikkatli bakarsanız balığın ağzında yavrularının gözlerini görebilirsiniz. Sualtında bu detayı görebilen fark yaratıyor. Tabii fotoğrafı çekebilmek sadece beceri değil şans da gerektiriyor çünkü balık sürekli hareketli ve ağzındaki yavruları koruyabilmek için sürekli alarm durumunda. Dalış bitiminde teknede havlulara sarınmış sohbet ederken rehberin balığın ağzında kaç yavru olduğunu söylemesi de ayrı bir hayret konusu.

Tabii bu sadece keskin görüş değil rehberin  o bölgede yaptığı 20000+ dalışın birikimlerinin de sonucu. İşte Lembeh bu yüzden güzel iyi bir rehberle daha da güzel. Bakmakla görmek arasındaki farka dair güzel bir yazı ve nefis fotoğraflar için vaktiniz varsa Çiğdem Cooper’ın şu yazısına da bakmanızı salık veririm.

Kendinize iyi bakın

Namaste,

PS: Ben yazı falan okumayayım, bana hikaye anlatma fotoğrafları göster yeter diyenler için fotoğraflar Kahvi Collective müzikleri eşliğinde aşağıda.

Critter Hunting in Lembeh Indonesia

 

Hayal kırıklığı

By , March 28, 2011 5:50 pm

Ayvalık’ta dalmayalı çok uzun zaman oldu. Bundan neredeyse altı yıl önce 17 Nisan 2005 tarihinde Ayvalık’ta iki gün arka arkaya toplam 4 dalış yapmıştık. Dalış hayatımın ve sualtı fotoğraf uğraşımın neredeyse başları olduğundan dolayı sualtı güzelliğini ve canlılığı yeterince taktir edememiş kıymetini bilememiş olduğumu şimdi şimdi anlıyorum.  Toplam dört dalışta o kadar çok canlı görmüş o kadar güzel şeylerle karşılaşmışım ki şimdi ne zaman hatırlasam gülümsüyorum. Bu dalışlardan birisinde gördüğüm ıstakozu ise hiç unutmuyorum.

Hommarus gammarus

Unutmuyorum çünkü aradan geçen 6 yıl içerisinde Türkiye sularında başkaca bir ıstakoz görmedim, dünyanın farklı sularında gördüğüm alacalı bulacalı ıstakozlar da bu kadar güzel değildi. Istakozun elimde sadece iki karesi var, ikisi de birbirinden kötü diyebilirim. Netlik istediğim noktada değil (anteni netlemişim) ve sudaki partiküller patlamış. Bunun iki sebebi var birincisi benim acemiliğim.

Hommarus gammarus

İkincisi ve hiç kimsenin bilmediği sebep ise bu fotoğraf için sıra beklemiş olmam. Bu kareyi çekmek için kuyrukta bekledim, benden önce iki fotoğrafçı (bir tanesi Nikonos V ve SB105 kullanıyordu) hayvanı hayatından iyice bezdirip görüşü de iyice çorbaya çevirdikten sonra sıra bana geldiğinde yirmi dakika geçmişti sanıyorum. Istakoz fotomodellik yapma şevkini tamamen yitirmiş bir an önce işine gücüne dönmek istiyordu grubun geri kalanının da çömez fotoğrafçıyı bekleyecek sabrı yoktu. Dolayısıyla bir kaç kare aldıktan sonra bu dünya güzeline veda ettim. Bir daha göremeyeceğimi bilsem gollerimi açıverir gitme deyiveriidim.

 Neyse, zaten epey de derindeydik, vedalaştık, yükseldik, sığlıkta emniyet dekosuyla dalışı bitirdik. O zamanlar kullandığım DX5000G  ve YS25DX flaş çoktan tarihe karışmış. Bu kare de fotoğraflarımı karıştırırken ortaya çıktı. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.

Namaste,

Ayın Tekniği – 2

By , March 14, 2011 2:22 pm

Geniş açı sualtı fotoğraflarında değişik bir şeyler yapmak oldukça zor. Yaratıcılığın sınırlarını gerçekten zorluyor fotoğrafçılar. En son bir dergi kapağı için dağ başında bir rampanın üzerine suni bir havuz inşa edip içine alabalık yerleştirerek half-half tekniğiyne yarısı sualtı yarısı suüstünde çekilen şu fotoğrafları görünce tamam dedim. Scott Serfas çok güzel bir çalışma gerçekleştirmiş, vimeo da kamera arkasının da detaylı bir çekimi var.

Şimdi başkalarının bu yaratıcı işleri insanı kamçılıyor, sezon açılınca yapılacak o kadar çok şey var ki. Geniş açı fotoğraf için sualtında pek çok bilinen teknik var ancak benim bu gün bahsetmek istediğim mağara, kovuk gibi ortamlarda doğal ışıkla ve modelli yapılan çekimler için yaratıcı bir yöntem.

Bedroom Cave - Çeşme - 2010

 Bu karede flaş yok, ortam ışığı var, fotoğraf pozlanırken ışık ölçümü arka plandaki su sütunundan yapılıyor, bu sayede arka plandaki su, renkler , ışık huzmeleri gayet canlı ve doğru pozlanmış olarak çıkıyor. Model de flaş kullanılmadığı için siluet olarak görünüyor. Buraya kadar her şey normal bir siluet fotoğrafı çeker gibi. Bu aşamada modelin elindeki güçlü fener ile (ki fener bir Hartenberger) mağara duvarını aydınlatıyor olması fotoğrafta odaklanılacak ikinci noktayı ve dolayısıyla farklı olan tarafı oluşturuyor.

Bunun bir aşama ilerisi modelin kare içerisinde daha iyi konumlandırılması ya da farklı bir obje/canlı’nın aydınlatılmasının sağlanması ile mümkün olabilir. Bu kareyi flaşlı çekiyor olsaydık ışığı yine arka su sütunundan ölçüp flaş gücü ve konumuyla oynayarak ön planı doğru pozlamaya çalışacaktık. Elbette sualtına farklı canlılar indirmek ya da olmayanı oldurmak gibi über yaratıcı yaklaşımlardan uzak ama pekala da farklı ve göz okşayan fotoğraflar elde etmenizi sağlayacak basit bir teknik.

Sezonun başlamasına az kaldı, Istanbul’da kar yağdı ve bitti. Hayatın süratine yetişme çabalarımız ise sürüyor. Nisan ayında bir hikaye kitabında geçmişten kısacık ama tatlı anıları nakleden küçük bir hikayem yayınlanacak. Detayları belki daha sonra.

Namaste,

Hayata dair..

By , February 27, 2011 10:30 pm

Bir süredir bloga yazı yazmamışım elim değmedi bir türlü. Bu durum genellikle hayatın temposuna zorlukla yetiştiğim zamanlarda oluyor. Sürekli bir koşuşturma, bir yerlere yetişme duygusu, yorgunluk, umut, mutluluk ve diğer bileşenlerden oluşan hayat dediğimiz kompozit olay. Neyse bu geçen süre zarfında antrenmanlar, iş, seyahatler, dostlarla sohbetler, evde geçirilen zamanlar arasında bir de sunum sığdırdık.

Yassıada - Crab - 2006

Dün gece Weekend Divers’ın davetlisi olarak küçük bir sunum yaptım. Güney Kızıldeniz, Maldivler, Bali ve Lembeh konulu. 33 Dakika fotoğraf gösterip bir saat kadar da sohbet ettik. Sonunda bittiğinde o kadar keyifli zaman geçirmiştim ki imkan olsa sabaha kadar devam ederdim. Bu vesileyle Weekend Divers’a konukseverliği ve gelip izleyen dostlarıma da sabır ve hoşgörüleri için teşekkür ediyorum. Sunumdan önce sohbet ederken bir ara Yassıada konusu açıldı ve ben uzun zamandır orada dalmadığımı farkettim.

Yukarıdaki fotoğraf bir Yassıada dalışından, şaşkın bir yengeç. Oldukça zorlayıcı şartlara sahip Yassıada dalışlarını özledim, soğuk, kötü görüş, termokline ve daha bir çok zorluğa rağmen sizi şaşırtacak bir şey her zaman vardır orada. Yakın zamanlarda yeni ve farklı bir kitap ve Sn. Berrin Osmanağaoğlu’nun organize ettiği LÖSEV projesi var. Bir sonraki yazıya kadar kendinize iyi bakın.

 

Namaste,

Hayat ! Onu neden yoruyorsun?

By , November 9, 2010 12:48 pm

Hayatı yaşamaya değer kılan şeyler sürprizlerdir diyerek klişe bir cümleyle başlayalım sonra klişe klişe üstüne koya koya yazıyı kotarırız evelallah! Şimdi karbon bazlı tüm yaşam formları gibi zamana karşı sonunda kaybedeceğimiz bir savaşın içerisinde debelenip duruyoruz ya, hah işte tam orada bir çizgi çekip durabiliyorsanız kısa bir süre için bile olsa, işte o duraksamanın tadı bir başka oluyor.

Ben genellikle en bunaldığım zamanlarda yapıyorum bu duruşu, “hop, dur, nefes al, seni en çok mutlu eden 3 şeyi düşün!” rutinin açılımı bu. Neden yazı böyle başlıyor? Çünkü bu aralar hafiften bunaltılıyorum ey ziyaretçi. TÜYAP Kitap fuarı bitti, Efes Pilsen Blues Festival’da gelip geçti, uzun süredir dereye su gelene kadar gözleri pörtleyen kurbağa simülasyonu yaparak beklediğim tatile şurada günler kaldı.

Hayatımda cereyan eden acaip hadiseler gerilimi tırmandırıyor, bu sefer olağandışı şüphelilere karşı Tarzan yine zor durumda!  Ama Tarzan bu duruma alışkın zaten her daim ters köşeye yatmaya çeyrek kala bir yerlerden gelecek sarmaşığı gözler vaziyette bize ayrılan sürenin sonuna gelmemizi bekliyor.

Barrel Sponge - Shaab Claudio - 2009

Evet durum böyleyken yakınlaşan seyahate hazırlanacak zamanım bile olmuyor malesef. Oysa gönül isterdi ki ekipmanı çıkarayım, bakım yapayım, götüreceklerimi seçeyim. Neyse kısmet. Ne olursa olsun bu seyahatte yapmayı istediğim bir kaç şey var ki onları yapabilirsem çok mutlu olacağım:

  • Tulamben’de en az 2 dalış yapmak.
  • Şafak vakti pirinç tarlalarını büyük bir gezgin edasıyla fotoğraflamak 
  • Yağmur ormanı ve maymun konulu en az 3 cümle kurmak
  • Gün batımında bir şişe Bintang’ı eşimle paylaşmak
  • Volkan tepesine çıkıp türkü söylemek
  • Kızımla deniz kenarında gün batımı fotoğraflamak, Kata çizmek (Heian San Dan olabilir mesela)
  • Aynı gün batımında kızım Jodan Yoko Geri vururken silüet fotoğrafı çekmek (Evet ailece garibiz ne var?)
  • Tulamben’e kaçıp 2 dalış daha yapmak
  • Huzura ermek, deryaya karışmak
  •  

Liste daha uzayacak gibi ancak sıkıcı olmaması için burada kesmekte fayda var. Fotoğraf geçen sene güney kızıldeniz seyahatinden. Fıçı süngeri, Shaab Claudio mağaralarından.

Bir süre başka yazı olmayacak ama eğer planlar gerçekleşebilirse dönüşte anılar birikecek fotoğraflar derya olup taşacak buraya da koyacak bir şeyler çıkacak haliyle.

Namaste,

Post scriptum: Yazıya 3 Eylül günü bunaltılı bir anda başlayıp bu gün bunaltılı bir anımda bitirmişim meeeeh meh.

Memleketimden Balık Manzaraları

By , October 22, 2010 1:05 pm

Eski fotoğrafları karıştırıyorum bu aralar. Üç yıl kadar önce Çeşme’de yaptığım bir dalışta çektiğim fotoğrafları doğrudan sandığa yolladığımı farkettim. Normalde pek yaptığım bir şey değildir bu ama herhalde zaman azdı o nedenle içinden üç kare alıp kalanını sandığa yollamışım. Bu gün oradan çekip çıkardığım bir başka üç kareyi buraya alacağım.

Triplefin Goby

Bu fotoğrafları çekerken makinede 105mm F2.8D (Eski sistem) Micro Nikkor lens ve üzerinde takılı +4 Diopter close-up filtre vardı, sualtında bu sistemle otomatik netlik yapmak çok zor olduğu için netlik elle yapıldı. Güzel ve güneşli bir havada eğitim dalışları için demirlediğimiz Jandarma Koyu’ndaydık.

Bu aralar internette Fikir Sahibi Damaklar tarafından başarıyla yürütülen bir kampanya var. Boyu 24 santime ulaşmamış Lüferlerin tüketilmemesi için Sarıkanat ve Çinekop satmayın, almayın, yemeyin onlar henüz erginliğe erişmemiş Lüferler ve eğer onları delicesine avlamaya -tüketmeye devam edersek gelecek kuşaklarımız Lüfer nedir bilemeyecek. Lüfer tarafından ısırılmanın ne olduğunu da bilemeyecekler. Almayın – Yemeyin- Satmayın, satanlardan alışveriş etmeyin, balıkçınızı bilinçlendirin, lokantanıza çinekop ve sarıkanat satmadığı için teşekkür edin.

Lüfer yıllardır çığlık çığlığa, sesini duymanın vakti geldi geçiyor, bu treni son vagonundan yakaladık yakaladık, yakalayamadık ne olacağı belli bu gezegende Dodo diye bir kuş vardı bir zamanlar tıpkı onun gibi Lüfer diye bir balık vardı bir zamanlar dememek için şimdi harekete geçme zamanı.

Istanbul Lüfere Hasret Kalmasın!!

 Bazıları için bunu anlamak gerçekten zor, onlara göre bu çabalar beyhude, The Cove filmi ve Taiji’de katledilen yunuslar ile ilgili yazdığım bir yazıya gelen bir yorumda, yunuslara üzülmenin gereksiz olduğu ve bu lüksün sualtı fotoğrafçılığı gibi burjuva hobileri ile uğraşan benim gibi dünyadan bihaber insanlara mahsus olduğunu asıl ezilen, öldürülen, baskı altında yaşayan insanlara üzülmek gerektiğini anlatan bir sayfalık bir vaaz vardı.

Bunu yazanın hayat tecrübesini, dünya görüşünü, ruh halini araştırmaya istek duymadım artık o kafada insanları kazanabileceğime inanmıyorum, onları kendi inançlarına havale ediyorum ama siz canım dostum siz onlardan olmayın rica ediyorum.

Parablennius gattorine - Horozbina

Tekrar konumuza dönecek olursak, yurdumun sualtında bulunabilecek en güzel konuları sıradan geçirmişim o dalışta. Ne horozbina kalmış ne triplefin ne dil balığı hepsi burjuva hobisi’nden nasibini almış. Ben de süper bir sualtı burjuvası olarak fotoğrafların hakkını vermişim aferim bana!

Bothus podas - Dil Balığı {Göz Detayı}

 En çok dil balığı ile uğraştığımı hatırlıyorum, her ne kadar 105mm biraz mesafe tanısa da diopter yüzünden kısalan odaklama mesafesi balığın huzur çemberine girmeyi gerektirince tam odaklamayı yapıyorsun beyimiz hoop kalkıp üç adım öteye gidiyor. Bu şekilde bir süre dans ettik kendisiyle.  Sonunda inatçı bir burjuvayla karşı karşıya olduğunu idrak eden dil balığı bir süre sabırla bekledi ve bir kaç kare için poz vermeye razı oldu.

Evet, bu haftaki yazı çok sevimsiz değil ama lodos etkisinde başlayıp poyrazla sona eren bir yazı bu, içerisindeki balıklar da tropik balıklar gibi süslü, renkli, süper modeller gibi alımlı değiller. Ama bizim balıklarımız onlar o nedenle yerleri apayrı. Lüfer’de bizim çocuklarımızın lüferi hepsine sahip çıkmak, koruyup kollamak gerek, çok geç olmadan.

Namaste,

Ailenizin Sualtı Burjuvası Uvvam Aziz Çelebi

2010 Istanbul

 

 

Kömür Limanı

By , September 21, 2010 11:48 am

Uzun zamandır dalış yapan ve Türkiye’de yaşayan birisinin Kömür Limanı’nda dalış yapmamış olması düşük bir ihtimaldir sanırım. Bundan iki hafta öncesine kadar ben görmemiştim Kömür Limanı’nı. Arkadaşlar sağolsunlar, gittim, gördüm ve ne yalan söyleyeyim çok beğendim. Dalış olarak güzel ve bol hayvanlı bir duvarı var bir kere, her dalışta ilgi çekecek birşeyler bulmak mümkün, mığrı olur, müren olur, orfoz olur, lipsoz olur illa ki bir şeyler olur.

Duvarın kendisi de oldukça renkli, dal mercanlar ve renkli sünger oluşumları var, küçük kovukları boş geçmeyenleri ödüllendiren mığrılar duvardan aşağıyı gözetliyorlar. Gelincikler var nazlı nazlı süzülen. Lafın kısası dalış güzel, yeri gelmişken Çınar Diving‘e teşekkür etmek gerek, rehberlikleriyle olsun hoş sohbetleriyle olsun bu dalışlara artılar katan iyi insanlar onlar.

Duvar - Kömür Limanı - Saros

Fotoğraf açısından güzel geniş açı kompozisyonlar yapmak mümkün, bu dalışlarda benim de yeni Tamron 10-24 f3.5-4.5 G lensimi ilk defa sualtında deneme fırsatım oldu. Öncelikle lens biraz yavaş odaklama yapıyor, ama zoom aralığı oldukça iyi ve 10.5mm Fisheye DX lense göre daha kullanışlı. Şimdi bu lense uygun bir zoom dişlisi yapacağım haftasonu projesi olarak. Yukarıdaki fotoğraf için çekim değerleri   f13 1/80 @ ISO 400 (Bu arada TTL ISO yu 400 e pompalayınca hafif sapıttı flaş ışığı pek tatmin edici olmadı).

Bu dalışlarla ilgili bir başka enteresan detay da Hollanda dönüşü aldığım Liquid images 5MP tümleşik kameralı maskeyi serbest dalıcı bir arkadaşımın deneme fırsatı bulmuş olmasıydı, 720p HD video çeken bu maske çok güzel iş yapacağa benziyor :) Bu dalışlarda bu maskeyle çekilen görüntülerden oluşan uzunca bir klip var şuradan görülebilir.

Avcı - Kömür Limanı - Saros

Bu son dalışlarla birlikte sanırım 2010 sezonunu Türkiye sınırları için kapattık, belki Ekimde Kıbrıs veya Kaş hala dalınabilir olur belki de Kasım ayında yakın-uzak bir yerlere kaçarız. Tabii eğer her şey yolunda giderse. Yukarıdaki fotoğraf için çekim değerleri, f11 1/250 @ISO 400.

Kitap konusunda da bir kaç şey söylemek istedim giderayak, insanların kitabı ve fotoğrafları beğenmesi çok sevindirici bir şey, arada sırada okur postası geliyor çocuk gibi seviniyorum. Bir tane daha yazacak gücüm olursa çok daha spesifik ve güzel olması için çalışacağım.

Evet şimdilik bu kadar.

Namaste,

 

Panorama Theme by Themocracy