Posts tagged: Scuba

Dünya Kadınlar Günü – 8 Mart

By JustAddWater, March 8, 2010 12:37 pm

Dünya Kadınlar Günü, hayatının bir döneminde eski Sovyetler Birliği’nde veya başka bir demirperde ülkesinde, glasnost, perestroika, vahşi kapitalizm, oligark, yeni ruslar tanımları henüz ortaya çıkmamışken bulunmuş her insan Kadınlar Günü denilen günün önemini bilir. Bizim hayatımıza yeni yeni giren bu gün oralarda yıllar boyu en önemli günlerden biri olarak kutlanmış ve kutlanmaktadır.

Tabii yanlış anlamalara mahal vermek istemem, 8 Mart günü karısına, sevgilisine, her ikisine veya iş yerindeki yavuklusuna çiçek alan mujik iki gün sonra alkol komasına ramak kala sevdiceğini öldüresiye dövebilir. Yani gün daha bir iştiyakle, şevkle kutlanmakla beraber kadınlara olan genel davranış hal ve gidiş orada da burada da aynıdır.

Neyse, bu gün benim için önemli dolayısıyla hayatımdaki en sessiz kadın’dan başlayarak tüm kadınların dünya kadınlar gününü kutluyorum. Tüm mutluluklar sizlerin olsun.

Ayşe in the sea with barnacles

Ayşe in the sea with barnacles

 Hayatımdaki en sessiz kadın, Ayşe, Çeşme’de Makri adasında sualtında bir mağarada 16 metre derinlikte genellikle ayakta duruyor çok fazla fırtına olmuşsa yatıyor, şikayet etmiyor halinden memnun bir göz ancak deniz manzaralı (leb-i-derya) bir evi var.

Polyesterden mamul olduğu için fazla derdi tasası da yok, korozyonla falan işi olmuyor, rahat yani, sezonun başlamasıyla her gün günün ikinci dalışını yapmak için mağaraya gelen dalıcıları selamlamakla görevli kendisi. Yol, yemek, SSK falan yok ama gerek te yok tabii dalış sezonu bitiminde tüm kış boyunca süper ziyaretçileri de oluyor sıklıkla.

Ayşe, kadınlar günün kutlu olsun ablacım, hayatımdaki diğer tüm kadınlar, sizlerin de  kadınlar günü kutlu olsun, sağlıklı ve mutlu olun, eksik olmayın.

Namaste,

PS: F9 1/200 @ISO 200  Tek YS90 flaş soldan

Shrimp cocktail

By JustAddWater, March 6, 2010 7:09 pm

Lembeh Endonezya’nın Sulawesi adasının kuzeyinde bir boğaz, anladığım kadarıyla oldukça işlek bir deniz ticaret rotasının da üzerinde, yakınında Bitung kasabası var.

Burayı biz dalıcılar için özel yapan şey ise sualtındaki inanılmaz canlıları. Sualtı Macro fotoğrafçılığın Mekke’si olarak adlandırılan Lembeh boğazı yeni dalış seyahatimin de son durağı aynı zamanda, iş güçten kalan zamanımı çekeceğim fotoğraflara ve fotoğraflamayı planladığım türlere ayırdığım şu günlerde eski fotoğraflara bakarken Çeşme Jandarma Koyu’nda tam anlamıyla bir karış suda çektiğim şu fotoğraf elime geçti.

Shrimp anyone?

Shrimp anyone?

Fotoğrafın konusu sıradan bir Karides, bazılarımız Teke derler bazıları da ÇimÇim diyorlar. Çekildiği yer ise bir ayrı alem, Jandarma koyu kum zemini ve sığ suyu ile hem eğitim dalışlarını eda etmek isteyen dalış teknelerinin hem de Çeşme’den kalkan gezi teknelerinin bir numaralı uğrak noktasıdır. Korunaklı bir koy olması hasebiyle özellikle yaz mevsiminde ziyaretçisi oldukça bol olur.

Özellikle sualtındayken gezi teknelerinin geldiğini hemen anlarsınız çaldıkları yüksek volümlü müzik suyun altında bile duyulur, tekne daha demirlemeden insanlar kendilerini suya atmaya başlarlar, suyun üzeri mahşer yeri gibi olur. Bu tekneler çok büyük olduğu ve yurdum insanı da eğlenceye bayıldığı için insanlar tekneye çıkıp çıkıp suya atlarlar. Bir nevi yerli malı sardalya göçü gibi birşey sürüp gitmektedir. Su üzerinde de bu tekneleri ve özellikle zenne fenomeni’ni izlemeniz mümkündür, bu konu ayrıca o kadar ilginç ki kendi başına bir yazıyı hakediyor.

Burada zemin kumluk olduğu için arada sırada Tiryaki balığı-Stargazer gibi nispeten ilginç canlıları, dil balıklarını, yavru ahtapotları görme şansınız olur, amacınız macro çekmekse o zaman kıyıya yakın taşların aralarındaki küçük tekelerin peşine düşersiniz benim yaptığım gibi.

Bu fotoğrafı 105mm F2.8D Micro Nikkor + 4D diopter + Tek YS90 Auto flaşla çektim, netleme noktası karidesin gözleri ve netliği elle yaptım, çekim değerleri F20 1/80 @ISO 200 15 Mayıs 2008 tarihinde saat 14:20 de çekilmiş, çekerken güneşin ensemi maymun mabadı kıvamında kızarttığını hatırlıyorum. Karidesin gerçek büyüklüğü 1.5-2cm kadar.

Lembeh’de çok çok daha başarılı macrolar çekebilmeyi umut ediyorum. Son olarak her zamanki gibi ahkam kesme vazifemizi de ifa edelim tam olsun diyerek, hayallerinizin peşinden gidin siz kararınızı verene kadar yetişemeyeceğiniz kadar uzağa gitmiş olabilirler.

Namaste,

PS: Bu arada şöyle bir baktım da ben bu karidesleri fazlaca seviyorum galiba, daha önce onlarla ilgili yazdığım şeyleri ve çektiğim fotoğrafları karides etiketini aratarak bulabilirsiniz.

Uğraşılar

By JustAddWater, February 26, 2010 11:35 pm

Bu aralar işten arta kalan zamanımı yazılarımı toparlamak alıyor, sabahın erken saatlerinde yıllardır yazdıklarımı anlamlı bir bütün haline getirmeye çalışarak geçiriyorum, araya hafızamda iz bırakan ancak kaleme alma fırsatı bulamadığım dalışlar da girdi mi epey bir uğraşacak şey oluyor sözün kısası.

Diğer yandan bu aralar iş ortamı da hareketlendi biraz, bunun verdiği bir vakit darlığı da söz konusu elbette. Bu arada yazılacak şeyler de birikiyor, yapılması gereken işler bir yanda, oldukça sıkıcı bir durum söz konusu. İşlerin çokluğundan fotoğraf çekmeye de gidemiyorum halbüki ormana veya kuş peşine gitmek istiyorum bir yandan. Dolayısıyla uzun lafın kısası organize olamıyorum, her şey oragnizasyona bağlı oysa.

Bu arada fırsat buldukça sualtı fotoğrafçılığı ile ilgili başkalarının yazdıklarını, ustaların bilgilerini paylaştığı on-line mecraları da gözden geçiriyorum. Bunlardan bir tanesi de www.underwaterphotographyguide.com oldukça farklı ve zengin içeriğiyle bu işe gönül veren herkesin bir şeyler bulabileceği bir yer.

Özellikle şu yazı bu güne kadar okuduğum en doyurucu yazılardan birisi, sadece sualtı değil genelde fotoğrafla ilgilenen herkesin faydalanabileceği bir kaynak, şiddetle tavsiye ediyorum.

Yeni seyahate ruhen hazırım, fiziken de hazırlanmak için elimden geleni yapıyorum, o zamana kadar ara sıra bir şeyler yazmaya devam edeceğim.

Kendinize iyi bakın.

Namaste,

Wadi Gimal - St. John's Reef

Fotoğraf: Wadi Gimal – St.John Resifleri – Güney Kızıldeniz.  F11 1/60th @ISO 200

Travel Checklist – Seyahat Listesi

By JustAddWater, February 22, 2010 3:31 pm

Aslan balıklarıyla olan St. John maceramızı daha önce nakletmiştim o dalış sırasında etrafımız aslan balıklarıyla çevrelenmiş ve çember gittikçe daralırken çektiğim fotoğraflardan biri biraz evvel karşıma çıktı bende ona bakarken aklıma yeni seyahatin programı ve ekipman listesi geldi.

Bana mı baktın ?

Bana mı baktın ? - Pterois volitans - Aslan balığı

 Bir yandan The Majesty of Muck isimli videoyu şuradan izlerken bir yandan çekmeyi hayal ettiğim yaratıkları düşünüp almam gereken malzeme / ekipmanı kafamdan listeliyorum. Bu hiç de kolay bir uğraş değil, her ne kadar mekan Macro çekimlerin Mekke’si olarak adlandırılsa da 60 ve 105mm objektifler dışında 10.5mm fisheye objektifi de almak gerek bölgede bir kaç tane 2. dünya savaşı zamanından kalma batık var.

Su sıcaklığı 28 derece civarı görünüyor, sigarayı bırakmamın ardından aldığım kilolarla Deste küçük orta’dan Başaltı’na terfi eden sikletim yüzünden yeni bir 3mm elbiseye ihtiyacım var, acaba kiralamalı mı malzemeyi yoksa yanımda kendi malzememi mi götürmeliyim? gibi sorular kafamı kurcalıyor.

Yukarıda verdiğim linkteki filmi izlediyseniz geniş açı lens götürmenin gereksizliği hakkında bir fikre kapılabilirsiniz ancak Murphy yasaları her yerden fazla sualtında geçerlidir, hayatınızın konusu yanınızda yeterli donanım yokken karşınıza çıkar her zaman. Ayrıca balıkgözü lensi tele converter ile kullanarak close focus wide angle denen yakın odaklı geniş açı çekimleri de denemek mümkün ancak bütün bunlar havayollarının bagaj kısıtlaması sorununu hiç beklenmedik anda ayağınıza batan diken gibi hatırlatıveriyor.  Dikkat etmezseniz bu tür bir mecrada yüklüce bir miktarı havayoluna haraç olarak ödemeniz an meselesi fazla kg başına 20-50 Euro az para değil hele bizimki gibi ekipman ağırlıklı bir uğraşı olanlar için.

Diğer yandan fotoğraflamayı istediğim türleri de listeliyorum wish list gibi, pigme ve normal denizatları, wonderpus, mimic octopus, flamboyant cuttlefish, frogfish, rhinopias türleri, envai çeşit deniz tavşanı, minik karides ve porselen yengeçleri, kurdele mürenleri, kedi balıkları, sübyeler, deniz yıldızları ve diğer derisidikenliler. Listenin sonu yok yazdıkça yazasım geliyor ama gerçek de şu tüm bu türleri orada 1 ay dalsam görüntüleyemeyebilirim bu iş biraz da kısmet işi nede olsa.

Neyse yazının tamamı sayıklama tarzında devam ediyor etsin varsın, bir yandan dalış bölgelerini tanımak gibi bir misyon da var, internetten yapılan yorumları okumak, dalış bölgelerinin tanımlarını ve haritalarını incelemek, boş kalan vakitlerde oralara yapılacak dalışları hayal etmek, içimde kalan ukteleri -mesela denizatları çok fena uktedir bende, yıllardır dalıyorum daha bir tane göremedim- orada gerçekleştirebileceğimi kurmak bunlar güzel şeyler.

Bir yandan kafamdan bunlar geçiyor diğer yandan düşünülmesi gereken başka şeyler var ki biz onlara hayat gailesi diyoruz. Bu arada telaşe ile günler geçiyor, yapılması gerekenler birikiyor. Bir an önce seyahate kalan sürenin tükenmesini ve dalmayı istiyorum kurumak bana yaramıyor.

Mediterranean Dance

By JustAddWater, February 17, 2010 10:59 am

Kıbrıs sadece dalış yapmak için mükemmel bir yer değildir. Diğer bütün adalar gibi mükemmel bir karakteri vardır. İmkanım elverdiği sürece her sene genellikle bahar veya sonbaharda Girne’de bir kaç dalış yapmaya çalışırım, hem ulaşımın kolaylığı hem sualtı flora ve faunasının inanılmaz zenginliği hem de dostluklarımız bu dalışlara koşa koşa gitmemin sebebidir. Herhangi bir av baskısının olmadığı bu sularda balıklar özellikle de orfoz ve lahozlar cirit atarlar. 

Northern Cyprus Diving from Aziz Saltık on Vimeo.

A brief video of northern cyprus flora & fauna.

Bu videoyu Vimeo linki üzerinden HD olarak da izleyebilirsiniz. Orada göreceğiniz ahtapotlar bu güne kadar ahir ömrümde gördüğüm en büyük bireyler. Renk kalibrasyonu ve beyaz ayarı çok başarılı değil kamerayı yeni aldığım zamanlarda yapılan bir çekim olduğu için ancak bendeki değeri tropikal sularda çektiklerimle kıyas kabul etmez.

Namaste,

Karagöz

By JustAddWater, February 3, 2010 11:10 pm

Diplodus vulgaris, two banded sea bream ve başka dillerde kim bilir hangi garip isimlerle anılan bu güzel balık bu günkü güzellemenin konusu. Ülkemiz sularında balık fotoğraflamaya çalışan yurdum fotoğrafçısının kurtarıcısı, sinek iğneli çocukluk oltalarımızın bir numaralı müşterisi bir garip balık.

Çifte Karagöz - Diplodus vulgaris - Çeşme

Çifte Karagöz - Diplodus vulgaris - Çeşme

Her ne kadar tropik sularda fotoğraf çekmekten çok zevk alsam ve çekilen fotoğrafları gıptayla izlesem de o bol balıklı, yaratıklı zengin fotoğraflar bizim sularımızda fotoğraflanmış türlerin – ne kadar sıradan olurlarsa olsunlar – yerini tutmuyorlar. Tıpkı öğrenciliğimde yediğim ekmek arası helvaların lezzetini hiç bir tatlıda bulamamam gibi bir şey bu. Bilemiyorum belki ben huysuzlaşıyorum gün geçtikçe – arada sırada eşim ve kızımın ifadeleri de bunu doğruluyor – ya da memleketin her şeyinin güzel gelmesi DNA seviyesinde incelenmesi gereken bir şey.

Ancak sualtında kimi zaman ufak kimi zaman büyük sürüler halinde rastladığımız Karagöz efendi’nin ayrı bir yeri var, neden derseniz, bir kere yüz ifadesi ilginç, özellikle gece dalışlarında uyurken yakalarsanız çok güzel portre fotoğrafları çekebiliyorsunuz sonra geniş açı çalışırken özellikle büyük gruplara denk gelebilirseniz ve dalış becerileriniz ortalamanın üzerindeyse oldukça iyi kompozisyonlar yakalayabilirsiniz.

Çeşme’de Makri (Yatak) Adası’nda dalanlar bilirler 5 metreden alçalarak geçilen ve 10 metre civarına inilen bir taş kemer formasyonu vardır, o taş kemerin altı her mevsim irili ufaklı karagöz sürülerine ev sahipliği yapar ve kemerin altından geçmeyi bir zevk haline getiren detaylardan biridir bu. Eskiden o kemeri geçer geçmez sola döndüğünüzde sizi duvarın üzerindeki tahtından seyreden Orfoz amca’dan iki yıldır haber alınamıyor malesef ama kemerin solundaki duvar boyunca dikkatli gözler kumda uyuyan Adabeyi (Lipsoz) irilerini görecektir. Neyse konumuz karagöz dolayısıyla diğer güzellere takılmamak gerek.

Taş Kemer

Taş Kemer - The Stone Arch - Çeşme

Arada sırada kumu eşeleyen irice barbunların yanında yöresinde fırsatçı yancılar olarak görürüz onları kalkan kumların arasında barbunun gözünden kaçacak bir besini kapmak için tetikte beklerler, aşağıda bu davranışa ait bir video var çok başarılı değil ama yinede bir fikir verebiliyor, en fazla 25cm boyunda olan bu tür ortalama 15-20cm boyda olur, etinin lezzetli olması dolayısıyla da tercih edilen bir türdür.

http://www.vimeo.com/6047049

Uzun lafın kısası bu güzel balığı özellikle gece dalışında denk getirirseniz burun kıvırmayın, başından uzaklaşmayın hemen, en az 8-10 kare çekin hakkını vererek, gece dalışıysa zaten f18 1/200 e ayarlıdır makine, objektif en güvendiğiniz macro objektiftir, flaşı ayarlayıp basın deklanşöre, gündüz vaktiyse muhtemelen fazla sokulamazsınız geniş açınız varsa arka planı da ayarlayıp güzel kompozisyonlar yaratmaya çalışın. Balık fotoğraflarında en önemli nokta balığın gözünün net olarak görüntülenmesidir bunu başarır balığın kuyruğunu kafasını kesmeden doğru bir kadraj yapabilirseniz sonuç iyi olacaktır, fotoğrafta aynı türden birden fazla olması, varsa aralarındaki etkileşim ve arka plan da önemlidir tabii. Dedim ya hakkını verin balığın sonunda memnun kalacaksınız bana güvenin.

Namaste,

Vahşiyiz.. Vahşisiniz…Vahşiler!

By JustAddWater, January 27, 2010 10:41 pm

Bu yazı iki gündür beynimin kıvrımları arasında (evet kıvrımlıdır benim beynim) cam kırığı misali dolanıp duruyor, batıyor rahatsız ediyor ama onu çıkarıp buraya dökmek şu ana kısmetmiş.

Bana “Dalış yaparken en mutlu olduğun ilk beş dalışı anlat!” deseler,  -ki arada sırada birileri söylüyor bunu- sanırım kızım ve eşimle birlikte yaptığım dalışlardan sonra en mutluluk veren dalış Sataya Resifi‘nde özgür yunuslarla yaptığımız kısacık ama bir ömür boyu unutulmayacak danstır. Aletli dalışın yasak olduğu bu resif birey sayıları 30 ila 100 arası değişen yerleşik yunus kolonilerine ev sahipliği yapmaktadır. Burada şnorkel ve palet gibi temel malzemelerle donanmış olarak yüzebilir ve yunusların size izin verdiği ölçüde (misafirlik kuralları gereği) onlara yaklaşabilirsiniz. Resifin dışında demirleyen dalış teknesinden zodiac botlarla son derece yavaş olarak resife girip yunusların tahmini yerine doğru seyrederken ıslıklar çalarak onları varlığınızdan haberdar edersiniz.

Dolphin at Sataya Reef

Sataya Reef - Dolphin - Red Sea

Gerçi buna çok da gerek yoktur, onlar orada olduğunuzu zaten biliyorlar.  Yeterli mesafeye yaklaşınca kendinizi sırtüstü suya bırakırsınız ve ilk karşılaşma gerçekleşir, siz ne kadar doğal davranırsanız birlikteliğiniz de o kadar uzun sürer, yunusları sualtında dalıp çıkarken, cilveleşip şakalaşırken izler ve hayran kalırsınız.

Sualtının bu zeki canlıları insanlarla karşılaşmalarında her zaman bu kadar şanslı olamıyorlar, her türlü yetersizliğin faturası onlara kesilebiliyor, balık mı azaldı? avlar eskisi gibi değil mi? öldüresiye, kökünü kurutana kadar avlandığımız kimsenin hatırında ve umurunda değil. Hemen bir sivri zekalı çıkıyor ve fetvayı yapıştırıyor, “Yunuslar günde 150kg balık yiyor, sayıları da iyice arttı balık ondan azalıyor” ondan sonra av tüfeğini, süngülü zıpkınını alan yunusların peşine kan davasına gidiyor. Ölüleri kıyılara vuruyor vurmayanlar da denizde leş yiyicilere ziyafet oluyorlar. Bu döngüyü her tekrarlanışında tiksintiyle izleyerek defalarca gözlemledim. Her seferinde ölmüş ve artık kimse için tehlike arz etmeyen yunuslar çürümeye yüz tutan gövdeleriyle cansız karaya vurdular.

Dance of the Dolphins

Sataya Reef - Dolphins - Red Sea

Kızıldeniz’den önce en son Moda iskelesinde tesadüf etmiştim onlara, bir dalış için Yassıada’ya gitmek üzere teknede bekleşirken hemen dibimizden suyu delerek çıkmış uzunca bir süre oynaşarak yüzümüzde bıraktıkları gülümsemelerle maviye karışıp kaybolmuşlardı. Arada yaz günleri sahilyolundan giderken veya denizde dikkatli gözler onları görebilirdi. Bu kadar güzel ve sevimli canlılara karşı insanoğlunun garez besleyebileceğini, onları sistematik bir şekilde katledebileceğini, etlerini yiyebileceğini bilmezdim. Öğrendim ve dilim tutuldu, konuşamadım.

The Cove bu açıdan uzun yıllardır izlediğim en çarpıcı belgesellerden birisi oldu, insanoğlunun kendi türünden olanlara uyguladığı vahşiliği evvelahir biliyoruz, şanlı tarihi soykırımlarla dolu vesselam. Ancak besin zincirinden tür eksiltecek mertebelerde yaptığı gerizekalıca kıyımlara yeni yeni şahit oluyoruz. Bu akıllara şu soruyu getiriyor, “Neden bu kadar acımasız insanoğlu?” filmi izlediğinizde bunun boyutlarının sadece insanlarla kalmadığını, hükümetlere ve onları politikalarına kadar uzandığını, oyların alınıp satıldığını, kamuoyunun yalan yanlış bilgilerle tıpkı kahvehanelerde “Bir yunus günde 200kg balık yiyor hacım hep onların yüzünden” diyen cahil cühela takımı gibi sistemli dezenformasyonun insanların olan bitene dur diyememesi için yayıldığını görüyoruz. Bu filmi bir şekilde seyredin.,

The Rush

Sataya Reef - Dolphins - Red Sea

Filmi izledikten sonra insanoğlunun etrafındaki her şeyi nasıl büyük bir verimlilik ve sistemle yok etmeye yetkin olduğunu göreceksiniz. Göremeseniz de seslerini -ki kuş cıvıldamasına benziyor- çok uzaklardan duyabildiğimiz bu güzelim canlıların ne kadar zeki ne kadar sosyal ve uyumlu olduklarını görme şansı bulanlarınız onları esaret altında görmeye dayanamayacaktır. Tutsak yunuslar ile ilgili şu bilgiler ve şu rapor bu konuda okuyucuların ufkunu açmak için birebir. Sırf birileri yunuslarla yüzecek birileri hoş vakit geçirecek diye bu hayvanları yuvalarından koparıp aç bırakarak eğitmek en az yarısını bu uğurda telef etmek, bu şekilde binlerce yunusu avlayıp show dünyası’na pazarlayamadıklarını da kesip yemek için nasıl bir yaratık olmak gerekiyor bilmiyorum.

Bu konuda ülkemizde başka yayın ve belgeseller de var mesela Savaş Karakaş şöyle bir şey yapmış, izlemedim ama güzel bir şey olduğunu sanıyorum. Yapılmaması gereken tek şey sessiz kalmak, sessiz kalmak suç ortağı olmak demek bir yerde. O nedenle yazabilen yazmalı, çizebilen çizmeli fotoğraflayabilen fotoğraflamalı herkes elinden geleni yapmalı bu konuda. Okuldaki çocuk yunusun balık değil memeli olduğunu, kahvedeki adam düşman değil dost olduğunu, tekne kaptanları rakip değil yol gösterici olduğunu anlayıncaya kadar yazmalı çizmeli fotoğraf çekmeliyiz.

Sataya resifinin yunusları dalıcılardan rahatsız değil, kurallara uyduğu sürece misafirlerden mutlu bile oluyorlar bu sosyal canlılar, her seferinde bottan her atlayışınızda kuş cıvıldamalarını andıran sesleri, sanat eseri misali aerodinamil gövdeleri, zarafet ve gücün harmanlandığı tabiatları ve eşsiz gülümsemeleriyle sizleri karşılayıp uğurluyorlar. Altıncı seferden sonra artık üşümüş ama hazdan dört köşe bir şekilde misafirliği bitirip tekneye dönüyoruz. Hatıraları hafızamızın özel bir köşesine dercederek.

The Cove bittiğinde ekrana bakakalmışken düşünceler kafamdan yıldırım hızıyla akıyor, bir kaç defa doğal ortamında izleme şansını bulduğum bu canlıları böylesine sistematik ve etkili bir şekilde yok edebilmek için ne gerektiğini, nasıl bir ruh hali nasıl bir bilinç olması gerektiğini düşünüyordum. Sonunda bunun doğamızın ancak eğitimle yok edebildiği vahşilik olduğuna karar verdim.

Başlıkta da dediğim gibi Vahşiyiz, Vahşisiniz, Vahşiler ve ancak genç yaşta eğitilerek giderilebilecek bir şey bu aksi taktirde bundan 30 sene sonra yunuslar sadece ansiklopedilerde kaldığı zaman çocuklarınıza, torunlarınıza nasıl hesap vereceksiniz?

Namaste,

Afacanlık

By JustAddWater, January 22, 2010 3:25 pm

Sualtında fotoğraf veya video çekenlerin baş derdidir afacanlık. Bu hadiseyi en güzel anlatacak sözcüğü bulmak için düşündüm ve en uygununun afacanlık olduğuna karar verdim. Ancak konuyu iyi anlatabilmek, bu derdimden dem vururken yanlış anlaşılmayı önleyebilmek gayesiyle hem destekleyici görseller kullanmanın hem de sizlere olayı ayrıntılı bir şekilde anlatmanın faydalı olduğuna karar verdim.

Konuya en iyi örneği aşağıdaki karenin oluşturduğunu düşünüyorum, bunu seçerken hiç zorlanmadım çünkü benzeri yüzlerce kare var arşivimde.

Afacanus rex

Sualtı Afacanı - Afacanus atromaculatus - Çeşme

Şimdi bu özelliksiz abuk sabuk karenin arkasında ne gibi bir hikaye var onu arz edeyim müsaadenizle, efendim malumunuz, eğer ilk defa bu günlüğü okumuyorsanız daha önce de görmüşsünüzdür, ülkemiz sularında fotoğrafçılar için dalıştan ekmek çıkarmak (fotoğraflayacak konu bulmak) son derece zordur şöyle ki tropik sularda dalan bir fotoğrafçı etrafındaki konuların arasından seçim yapmakta zorlanır kendisini taciz eden balık taifesini sopayla kovalarken biz garipler, boynu bükükler konu bulabilmek için pervane misali döner durur bulduğumuzu da ürkütmemek için kılı kırk yararız.

Hal böyle iken eğer sadece fotoğrafçılardan ve videograflardan oluşan Creme de la creme (ahah abartı sanatı) bir grupla dalmak şansına sahip değilseniz bulduğunuz konu sadece sizin değil grubunuzun da dikkatini celbedecek ve onların konuya konsantre olması ile konunun toz beykoz modu‘na geçerek gözden kaybolması an meselesi haline gelecektir. Tabii bu gözle görülebilir konular için geçerli, macro çekim yaptığınız ve deniz tavşanı, mercan, deniz yıldızı gibi ufak tefek konulara, oyuncu küçük karideslere konsantre olduğunuz bir sırada bir palet darbesiyle önünüzdeki mikro kosmos “Marduk geldi böyle oldu ” isimli uzun havayı söylerken fotoğraflamayı amaçladığınız tavşan , karides her neyse kayıplara karışmış, heves dibe vurmuş dünyaya küsmüşsünüzdür.

Afacanlıklar çeşitli şekillerde zuhur edebilir:

  • göstere göstere = taammüden = kasıtlı (bu durumda afacan kendini objektifinizle konu arasına atmaktan kendini alamaz ona kızmayınız bu önleyemediği bir dürtüdür tıpkı Aşk bir yalan Adem’le Havva’dan kalan şarkı sözünde olduğu gibi tarih kadar eski bir dürtü),
  • kazara = bilmeden = (sakarlık  bu durum afacan ortalığı habersizce karıştırdığında olabilir, mağara dalışında sallanan bir palet, macro takılıyken size zorla gösterilen bir balık sürüsü örnek olabilir buna)

Bu kişiler acemi dalıcılar olabileceği gibi yüzlerce dalışa sahip tecrübeli dalgıçlar, dalış liderleri hatta ve hatta fotoğraf-video çeken arkadaşlarımız olabilir. İyi bir sualtı fotoğrafçısı olmak için iyi bir dalgıç olmak gereklidir ama iyi bir dalgıç sualtı fotoğrafçılığını da iyi yapar demek değil bu.

Konuyu fazla uzatmadan örnek karemize geçelim, üç sene önce maceralarla dolu hayatımızı zor kurtardığımız, ölümle burun buruna geldiğimiz bir kaş seyahatinden (bu bambaşka bir hikayedir) kalma. Çok verimsiz bir dalış sırasında bir sığlıkta dizili amfora parçalarını fotoğraflarken birden aklıma değişik bir kompozisyon geldi.

Kırık amforayı doğal bir çerçeve olarak kullanıp biraz agaşon ile orta boşluğa gün balıklarından birini oturtup ilginç bir kare çekmeye hazırlanıyordum ki (Hakkı Devrim gibi durakla, soluk al) afacan arkadaşımız ani bir dalış ile başaşağı karenin orta yerine dalıp amuda kalkarak kendince çok sanatsal ve eğlenceli bir kompozisyon oluşturdu. Böyle bir durumda iki seçeneğiniz var bu afacan iyi arkadaşınızsa kendisini defedebilir ve hayal kırıklıklarını kalbinize gömerek devam edersiniz dalışınıza, afacan yabancıysa kalbini kırmamak için flaşı bir kere patlatır bir kare çekersiniz ve söverek devam edersiniz, siz deklanşöre basamayı uzattıkça amut da uzayacak ve durum tatsızlaşacaktır, uzatmayın basın deklanşöre nasılsa dijital (tohumuna para saymadınız).

Tabii yanlış anlaşılmasın yardımcı olmak için çalışan sürekli bulduğu otu böceği göstermek için bc kornasına abanan, oranızdan buranızdan çeken, dikkatinizi çekene kadar atmadığı takla yapmadığı numara kalmayan insanlar da özlerinde iyiler ama canım kardeşim ben yıllardır dalıyorum senin yeni müşerref olduğun o sütaş ineği’ne benzeyen tavşanla (ki ismi Discodoris atromaculata olur) tanışıklığımız zaman kadar eski, hala bayramlarda birbirimize kart atıyoruz, çocuklarının kirveliğini kızlarının nikah şahitliğini yaptım ben, sualtında ilk fotoğrafladığım canlıdır, kalbimde müstesna bir yeri vardır, o derece, dolayısıyla o artık konu değil benim için.

Evet afacanlık sualtında böyle bir fenomen, böyle bir olay bir sonraki konumuzda başka bir sualtı davranışını örneklerle irdeleyeceğiz o zamana kadar esen kalın.

Namaste,

La Tortuga

By JustAddWater, January 15, 2010 9:01 pm

La Tortuga – Turtle – Schildkröte – Черепаха – Kaplumbağa , kim bilir başka dillerde nasıl adlandırılıyor. Deniz kaplumbağaları çok enteresan yaratıklar, bu güne kadar sualtında 4 kere karşılaştım onlarla, bir kere Girne’de Zephyros resifinde bir kere Kaş’ta Fener adasında, Bir kere Maldivler’de Holi Maru Resifinde bir kere de Çeşme’de açık denizde. Her seferinde heyecan kaynağı oldular benim için ancak Kaş Fener adası sakini kadar yakınlaştığım hiç olmadı.

Daha önce o dalışı “Yaşama Sevinci” isimli bir yazıyla anlatmıştım. Hala gözüm gibi baktığımı iddia ettiğim dome port’un üzerinde o dalışta çarptığım kayanın çizikleri duruyor. O çizikleri yok etmek için daha sonra denediğim çeşitli yöntemler pek başarılı olamadı ama konumuz bu değil. O dalışta gördüğüm kamplumbağa hem gördüklerimin en irilerinden biriydi hem de oldukça uysal olduğu için etrafında pervane olan onlarca dalıcıya aldırmadan sadece kendisinin bildiği bir rotada telaşsız hareketlerle yüzüyordu.

La Tortuga muy buena

Haramiler - Caretta caretta - Kaş

Daha makineyi D300′e terfi ettirmemiş, D50 gövde ve housing’i elden çıkarmamış, YS90 ana ve Ikelite 50s köle flaşlarla mücehhez sistemimi gururla taşıyor, kalabalıktan bunalmaya başlayan kaplumbağayı kadraja alabilmek için çalapalet yüzüyordum peşisıra. Bu tür atraksiyonlar cereyan ederken dalış grubunda sözsüz bir iletişim, kelimelere gerek duyulmayan asude bir birliktelik gözlemleniyor. Orta Asya kökenimizden gelen yarım ay taktiği ile düşmanları helak etme alışkanlığının bir tezahürü müdür yoksa dairesel dayak atma geleneğimiz’in bir uygulaması mıdır bilinmez ama konu olan hayvan kendisini bir anda bir çember içerisinde buluyor birden.

Bu çemberde herkesin rolü belli, herkes hem kaplumbağayı izliyor hem de kaçıp gitmemesi ve bu birliktelikten alınan zevkin maksimizasyonu için (kulunuz mühendis olduğu için böyle şeyler yazmadan duramıyor) elinden geleni yapıyor. Bu  durum devam edip süre uzadıkça kaplumbağa çemberi yarmak için hamleler yapıyor, huruç harekatları düzenliyor kendi ortamında olmanın avantajıyla pek de istifini bozmadan yavaş ama kararlı hamlelerle çemberin dışına çıkmaya çalışıyor.

Ben kaplumbağa ile karşılaşmanın şokunu ve hemen sonrasında makinenin önündeki dome port’u kayaya çarpmanın dayanılmaz lezzetini geride bırakmış flaşlar daha çabuk dolmadığı için söverek iyi bir kare yakalamaya çalışırken kaplumbağa yavaşça yanımdan geçip kendisini bekleyenlerle karşı karşıya kalıyor, son savunma hattı dizilmiş, fotoğraf çekenler deklanşörlere basıyorlar, ekim ayı ve günün ikinci dalışı olduğu için ışık iyice azalmış o nedenle bazıları fotoğrafı bırakıp videoya dönmüşler, bu mevsimde çoktan Kıbrıs kıyılarında olması gereken kaplumbağa ani bir dönüşle suyun yüzüne doğru yöneliyor ve oradan derin bir nefes aldıktan sonra mavilikte kayboluyor.

Joy of life

Zevk -- Joy -- Pадость

Kaplumbağa bu son “akıl dolu hareket” ile takipçilerini atlatıp mavilere karışırken bu karşılaşmanın verdiği zevk ve yaşama sevinciyle bizler ne yapacağımızı şaşırmıştık resmen, dalış eşim Julian kendini dibe bırakıp sırt üstü yatmış sırıtmaktan neredeyse ağzından maps fırlayacak, ben hala ulan şöyle de çekseydim diye pişman flaşlarıma sövüyorum ama öyle mutluyum ki umurumda değil. Herkes sarhoş gibi dalışı bitirip çıktığımızda herkes 90 desibel aşağısı yok.

Eski fotoğrafları karıştırmanı böyle güzel bir tarafı var işte, eski anıları da depreştiriyorlar, sanki tüm olanları yeniden yaşıyor insan. Hayatınızdan muhteşem anların eksik olmaması dileğiyle.

Namaste,

İfade

By JustAddWater, January 13, 2010 8:34 pm

Kara fotoğrafçılığı bilgilerim ancak temel fotoğraf tekniğini kapsadığından (ki onu bile tam olarak bildiğim söylenemez) güzel çekilmiş portrelere imrenirim oldum olası. Neredeyse fotoğrafın başlangıcından beri insanlar portre çekiyorlar, oldukça değişik yaklaşımlar ve ışıklandırma teknikleri kullanarak bir insanın ruh hali, ifadesi, dış görünüşü, hayatı ve kişiliğiyle ilgili bilgileri izleyene aktarıyorlar ve bir kısmı bunu çok çok başarılı yapıyor. Sualtında yüzü olan konuların fotoğraflanması da kendi içinde ayrı bir ustalık gerektiren bir uğraş.

Çekilen fotoğrafın basit bir tür tespit fotoğrafı olmaktan çıkıp bir ifadeyi yansıtabilmesi sualtının alıştığımız zorluklarına bir yenisini ekleyen çetin bir meydan okuma.

Horozbina Portresi (Parablennius gattorugine)

Horozbina Portresi (Parablennius gattorugine)

Portre fotoğrafçılığının sualtında da belirli kuralları var, kısaca söylemek gerekirse konuyu arka plandan soyutlamak, arka planı mümkün mertebe sade hale getirmek, özellikle gözleri ana netlik (odaklama) noktası olarak seçmek, kareyi konu ile mümkün mertebe doldurmak, konuda türe özel bir davranış ve/veya ifade yakalayabilmek.

İfade için Türk Dil Kurumu Sözlüğü şöyle demiş :

Bir duyguyu, yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü.

Balık portrelerinde bir ifade yakalayabilmek gerçekten çok zor, bunun için hem sabırlı olmak, hem iyi bir zamanlama hem de balık davranışlarını tahmin edebilecek tecrübe gerekiyor. Böyle bir anı yakaladığınızda eğer ilk fotoğraftaki gibi konuyu paralel olarak aldıysanız ve netlik göz çevresine olacak şekilde odak noktasını seçtiyseniz objektifinizin bokeh etkisinden yararlanabilmek ve konuyu öne çıkarıp arka planı soyutlamak için diyaframı açabilirsiniz, flaş gücünü ona göre ayarlarsanız dengeli aydınlatılmış bir portre ortaya çıkar.

Bir diğer teknik ise arka planı karartmak ve konuyu bu şekilde ortaya çıkartmak olabilir, bunu sağlayabilmek için diyaframı iyice kısmış olmanız (f16 ve üzeri) ve konuyu arka planı boş olan bir yerde veya açıkta yakalamanız gerekir bu diyafram ve 1/250-1/200 civarı bir enstantane değeri size siyah bir arka plan sağlayacak ve konunuz yeterince renkliyse fotoğrafın etkisini arttıracaktır.

Sad Lisa -- Apogon imberbis

Sad Lisa -- Apogon imberbis -- Cardinal fish

Kardinal balığı (Apogon imberbis) gibi kovuklarda yaşayan ve orta suda yakalaması zor balıklar için bu tekniği uygulamak flaş ışığı kovuk duvarlarından yansıyacağı için oldukça olacaktır. Böyle bir durumda en kısık diyafram ve idare edebileceğiniz en düşük flaş gücü kullanılabilir.

Konu seçimi de oldukça zor ancak bazı basit ipuçları vermek gerekirse korku eşiği yüksek olan kolay kolay ürkmeyen konular 60mm Macro objektif için uygundur, örnek olarak Horozbina verilebilir, istediğiniz kadar sokulabilir ani hareketler yapmadığınız sürece ürkütmeden bu meraklı ufaklıkları fotoğraflayabilirsiniz. Tropik sularda ise anemon balıkları bu türlere örnektir. Yüz yapıları dolayısıyla komik , naif ifadeler yakalamak mümkündür.

Daha ürkek konular için 150mm lik veya daha üzeri Macro objektifler kullanmak gerekecektir, bu konuları gündüz dalışlarında ürkütmeden fotoğraflamak ancak bu objektiflerin sağlayacağı uzaktan odaklama imkanı ile mümkün olur gece dalışlarında ise gece avlananlar hariç tüm balıklar uykuda olacağı için sokulmak ve fotoğraflamak konuları görebildiğiniz sürece daha kolaydır. Bazı konuları ise değil fotoğraflamak dalış lideri olarak fark edip grubunuza göstermeniz bile zordur, küçük kovuklarda yaşayan blenny balıkları, gobiler buna örnek olabilirler.

Full Frontal

Full Frontal -- Yazılı Hani -- Serranus scriba

Yukarıdaki fotoğrafta yer alan yazılı hani, bizim sularımızda bulunabilecek en renkli simalardan birisi ve oldukça güzel fotoğraflar verebiliyor. Bu yazıdaki fotoğrafları özellikle İzmir-Çeşme de yaptığım eski dalışlarda çektiklerimden seçtim, elimde bu konuyu örneklemek için oldukça fazla fotoğraf olmasına ve bunların bir kısmının tropik sularda yaşayan daha sıradışı canlılar olmasına rağmen bu seçimi yapmamın sebebi modern çağın gereği olan kavanoz dipli dünyanın küçülmesi sonucunda zaten iyice gözden düşmeye yüz tutan bizim denizlerimize vefa borcundan diyebilirim. Dünyanın bu küçülmesi ve ülkemizin ekonomik durumu Kızıldenize yapılacak mütevazı bir seyahati bizim sularımızda yapılacak bir dalış seyahatinden neredeyse daha ucuz hale getirmişken bizlerin, gözümüzü açtığımız, yüzmeyi öğrendiğimiz, balıklarını seyredip avlayıp yediğimiz denizleri unutmamamız gerek.

Bu yazıdaki bütün fotoğraflar Nikon D50 kamera, 105mm F2.8 D Micro nikkor objektif ile çekildi (2006 ve 2007 yıllarında), çekim değerleri sırasıyla   f14 1/60 @ISO 200  ,  f18 1/200 @ ISO 200 ,  f18 1 /200 @ ISO 200.

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy