Posts tagged: Sanrılar alemi

Black and White

By JustAddWater, August 19, 2010 3:08 pm

Sandıktaki fotoğrafları karıştırmaya devam ediyorum bu aralar, yedek disklerimi yeni aldığım daha büyük br diske aktarırken uzun zaman önce çektiğim fethiye fotoğraflarına denk geldim. Seyahat hafızamda güzel anılar bırakmış çektiğim fotoğrafların çoğunu da elimi sürmeden bırakmışım bir yerlerde.

Fethiye - Sarıyarlar

Seyahatin ilk dalışının ilk dakikaları, Sarıyarlar dalış noktasında grup dibe inmiş dalış lideri dalışa devam etmeden son bir defa gruba bakıyor. Güzel bir dip yapısı ve büyük kayalar var. Maviliği seviyorum, insanda değişik bir dinginlik ve huzur hissi uyandırıyor. Sessiz ve huzur dolu bir ortamda mavide kaybolmak mümkün.

Balık Pazarı - Fethiye

İkinci fotoğraf ise aynı günün ikinci dalışı olan Akvaryum’dan. Etrafta yüzlerce balık var, melanur, sarpa, papaz, izmarit, karagöz hatta bir ara heyecanlı bir baraküda bile geçiyor kalabalığın içinden. Dakikalarca süren bir gösteri bu balıklar yemleri kapabilmek için seri hareketlerle bir oraya bir buraya geçip suyu gümüş bıçaklar gibi kesiyorlar.

Dalışa gitmemize çok az zaman kaldığı şu günlerde bu kareler biraz olsun sıcağı ve sevimsizliği unutturuyor bana.

Namaste,

Kamuflaj

By JustAddWater, August 6, 2010 11:09 am

Hayatta kalabilme becerilerinin en önemlilerinden birisi de gizlenebilme yeteneği sanırım. Kimi canlılar sualtındaki mevcudiyetlerini tamamen buna bağlıyorlar, hayatta kalma savaşında en önemli silahları gizlenmek. Bu ortamda bulunan öğelerin şekil ve dokusunu taklit etmekten bire bir başka canlıları hem görünüm hem de davranış olarak taklite kadar (mimicry) gidebiliyor.

Robust ghost pipe fish - Lembeh - Indonesia

Yukarıdaki fotoğrafta görülen hayalet boru balığı’nı ilk başta farketmek gerçekten beceri istiyor üzerinde yaşadığı yosunun bire bir kopyası neredeyse. Konumunu ve akıntıyla salınmasını da hesaba katarsanız gerçekten başarılı bir kamuflaj örneği olduğunu anlarsınız. Bu familyanın diğer balıkları da aynı başarıyla gizlenebiliyorlar.

Ornate ghost pipe fish - Lembeh - Indonesia

Yaşadıkları veya bulundukları ortam ne kadar canlı ve renkliyse bu balıkların da renk ve dokuları o kadar çarpıcı oluyor. Bu sabahki doğayla başbaşa köşemizin sonuna geliyoruz kapanışı yaparken gereken anlarda sizlerin de görünmez olabilmenizi diliyorum.

Namaste,

Fatboy Slim – I see you baby

Gülümsemeler

By JustAddWater, August 4, 2010 9:39 am
Bazı gülümsemeler insanın hayatında iz bırakıyorlar gerçi aşağıdaki onlardan birisi değil ama olsun. Bazı canlıların yüz ve çene yapıları enteresan hatta korkutucu olabiliyor. Lizard fish (Kertenkele Balıkları) bunlara örnek sıra sıra dişlerin dizili olduğu etkileyici çene ve her taraffından hırtlık akan bir suratla görenler üzerindeki etkisi “Evlat olsa başı okşanmaz!” şeklinde buna en yakın ingilizce deyim “A face only a mother can love” olabilir herhalde.
Lizardfish – Lembeh – Indonesia

Bu sabah eşiniz, patronunuz, oda arkadaşınız, otopark mafyanız veya her kimle karşılaşırsanız onun sizi daha güzel bir gülümsemeyle selamlaması dileğiyle.

Namaste,

Bic Runga – When i see you smile

 

Blenny diye bir balık

By JustAddWater, July 30, 2010 1:07 pm

Horozbina ailesi enteresan. Bizim sularımızda da var çeşitleri güzel de balıklar aslında ürkek olmaları dışında bir kusurları yok. Ürkek olmak için sebep çok tabii bir kere genelde ufak tefek balıklar bunlar. Küçük kovuklarda veya kuma açtıkları yuvalarda yaşıyorlar. Macro fotoğraf çekmek için sualtının en ideal konularından bu balıklar. Bir kere komik bir yüz ifadeleri var ve aradaki tedirginlik engelini kaldırıp biraz olsun balığın merakını uyandırabilirseniz süper fotoğraflar, portreler çekebilmeniz mümkün.

Ecsenius namiyeyi - Namiye's Blenny - Lembeh Indonesia

Mesela yukarıdaki fotoğrafta bulunan Namiye’nin blennysi bir dalış sırasında üzerinden geçtiğim bir mercan kayasındaki kovuğundan gelen geçeni seyreden bir kardeşimiz. Balığı dışarıda tam boy olarak görebilsek ki nadir olarak da olsa bu mümkün kuyruğunun da sarı veya gri olduğunu göreceğiz. Çok sık görünen bir blenny değil ama yüzü ve ifadesi çok güzel.

Bütün blennyler göründükleri gibi savunmasız değiller bu arada mesela çizgili zehirli dişli blennyler var şurada detaylı anlatılan. Bu balıkların alt çenelerinde zehirli iki adet diş var ve avlarını zehirleyerek avlıyorlar. Bunlar da delik – kovuk meraklısı canlılar, Lembeh boğazında sualtında bol bulunan ilaç şişesi, kavanoz, ampul gibi doğal olmayan delikleri mesken tuttukları çok görülüyor.

Striped poison-fanged blenny - Çizgili zehirli diş Blenny - Lembeh - Indonesia

Mesela yukarıdaki örnek boş bir ilaç şişesinin içinden etrafı kolaçan ediyor, en ufak tehlikede şişenin içine kaçıyor. Şurada bu balığın tam boy süper bir fotoğrafı var. Bazı üyeleri biraz daha büyük olunca sünger ve mercanların üzerinde sere serpe yatacak kadar cesur oluyorlar.

Fine spotted blenny - İnce noktalı blenny - Lembeh - Indonesia

Mesela yukarıdaki blenny gayet rahat süngein üzerinde güneşleniyor, etrafında flaşlar, portlar, objektifler varmış umurunda değil bir duayen edası bir diva coolluğu içerisinde mübarek. Durum böyle olunca fotoğraf çekmek daha kolaylaşıyor tabii. Neyse tabii bunlar başka denizlerin blennyleri, bizim sularımızda isim horozbina oluveriyor. Parablennius gattorugine, Parablennius rouxi gibi sık rastlanan türler var ama bu kadar yakışıklı değiller maalesef.

Evet, bu yazıyı yazarken tembelliğimin tavan yaptığını, döneli 3 ay olmasına rağmen hala Lembeh fotoğraflarındak deniz tavşanlarının tür tespitlerini yapmamış olduğumu farkettim. Bu haftasonu vakit bulabilirsem bu işi aradan çıkarayım bari.

Kendinize iyi bakın,

Namaste,

Kızgınım ve sana laflar hazırladım !

By JustAddWater, July 27, 2010 1:18 pm

Bilenler bilir, bu yazı bilmeyenler bilsin diyedir. Çeşme’de 2004 yılında bir kaza eseri batan Monem, mükemmel bir dalış noktası ve yapay resiftir. Büyük bir talih eseri 18 metre derinlikte batan ve dibe oturan bu güzel gemi geçmiş günlerini geride bırakmış, traş bıçağı olmak gibi karaktersiz bir kaderden denizin sularına gömülerek kurtulmuştur.

Monem Wreck - Upper Deck - Starboard Side

Daha önce bu batık hakkında bir çok yazı yazdım, blogda Monem etiketiyle arayarak bulabilirsiniz. Son derece güzel bir batık ve keyifli bir dalış tecrübesi olması bir yana son yıllarda büyük balık sürülerine de ev sahipliği yapan pelajik balıkların avlandığı bentik balıkların yuva kurup ürediği mükemmel bir resiftir Monem.

Peki durup dururken neden bu konuda yazmak gerekti? Bu sene daha Monem’e dalamadım ama çekilen fotoğrafları izliyorum ancak sebep bu değil. Sualtı haber gruplarına bu sabah düşen bir e-posta mesajında bir şirketin Monem’i parçalayarak hurda olarak değerlendirmek için talepte bulunduğu yazıyordu.

Monem Wreck - Upper Deck- Captain's Quarters

Bu habere o kadar sinirlendim ki bir süre sağlıklı düşünemedim. Her sene nereden baksan 4-5 bin dalıcı ziyaret ediyor bu batığı, fazlası vardır eksiği yok. Altı yıldır suda olduğundan artık gözle görülebilir mükemmellikte bir flora ve fauna oluştu üzerinde, Alicia mirabilis‘ten tutun yerleşik Müren ve Lipsozlara, akya sürülerine ve küçük balıklara kadar bir çok canlının evi artık o. Bu devirde sadece para için bu gemiyi parçalayıp satmak abesle iştigaldir beyim.

Size olacağı söyleyeyim, geminin parçalanarak çıkarılması kolay olan kısımları paramparça edilip sökülecek, sökülmesi zor olan, para etmeyecek, daha çok emek isteyecek kısımları ise çöp olarak suyun içerisinde bırakılacak. Üç kuruş para için bu güzelim batık çöpe tahvil edilecek, dalıcılar dalış noktasından, Çeşme kendisine değer katan bir yapay resiften, balık ve diğer canlılar ise evlerinden olacaklar. Bütün bunlar üç kuruş para kazanmak için yapılacak. İnsaf diyorum efendiler, pes diyorum. Dokunmayın Monem’e çekin ellerinizi bu batıktan çünkü o sahipsiz değil çünkü yapmayı düşündüğünüz şey yanlış. Bu konuya razı olmayanlar, sessiz kalmak istemeyenler lütfen yapılmak istenenin yanlış olduğunu, yasal sınırlar içerisinde kalarak, yazıp Çeşme Liman Başkanlığı’na fax veya e-mail ile gönderin. İletişim bilgilerini şurada bulabilirsiniz.

Namaste,

PS: Fotoğraflar 16 Mayıs 2009 tarihinde ortam ışığıyla çekildi.

Dünya halleri..

By JustAddWater, May 14, 2010 8:05 am

Baştan söyleyeyim bu yazı fotoğraf yazısı değil, sonra yanlış olmasın bana verip veriştirmeyin. Bu aralar hayatımda cereyan eden acaip işlerin kısa bir özeti, icmali bu. Bir kere arabam 100.000km yi devirdi, ilk defa bir arabayla bu kadar fazla kilometre yapıyorum çok heyecanlıyım. Bu muhteşem olayı boğaz köprüsünü geçerken idrak ettiğimiz için hemen küçük bir fotoğrafla bu anı ve anıyı ölümsüzleştirdim.

100.000km Yay !

 Bu muhteşem olayın tüm yurt sathında ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gereğince kutlanabilmesi için burada bu fotoğrafa ve yazıya yer vermeye karar verdim. İsteyenler diğer dış temsilciliklerimizde de kutalmalar yapabilir gönlünce coşabilir. Tabii bu kilometrede trigger kayışının değişecek olması da ayrı bir lezzet ve nefaset sebebi bakalım volant ile egzantrik milini birbirine bağlayan bu nadide kayışın arasına ne kadar japon yeni sıkışmış ilerleyen zamanlarda hep birlikte öğreneceğiz.

Öte yandan baharın gelmesiyle ortamlarda artan polenler yüzünden yerlerde sürünüyorum. Doğanın dengesine bir diyeceğim yok, üreyin çoğalın , soyunuzu sürdürün tamam da canım kardeşim şu polenlerinizi uluorta sallamayın atmosfere bak Allahın adını veriyorum. Nefes alamıyorum imansızlar, ölüyorum yahu, antihistaminik manyağı oldum sayenizde. Ya ilaçlardan yarı uykulu geziyorum ya da  ağzı, burnu, gözleri şişmiş, Rocky Balboa ile 12 round bitirmiş masum köylü gibi tıknefes, östaki borusu bile içeriden şişmiş bir şekilde kaderin tecellisini bekliyorum. Yeter, vallahi yeter.

Sonra bir de yapılması gereken işler var, kitabı yayınevine verdim, okunacak , düzeltilecek, kapak için fotoğraf seçmem gerek. Öyle bir fotoğraf olmalı ki sualtıyla ilgisi olmayan birisine bile cazip gelmeli. Neyse, yarışma için seçtiğim fotoğrafları 30x40cm bastırmam gerek, diagonal ile konuşayım diyorum.

Dalışa gitmeyi özledim, işim gereği sınır tanmayan aptallar derneği kurucularıyla olan çalışmalarıma hız verdiğim bu günlerde gittikçe kuruyan solungaçlarım nedeniyle keyifsiz , kara, kuru, tatsız bir adama dönüşmekteyim.

Pigmy Squid - Lembeh Straits

Fotoğraftaki bir pigme sübye, Lembeh boğazı seyahatinde 26 saatlik bir yolculuğun sonunda ayağımın tozuyla yaptığım ilk gece dalışından bir kare, sübyenin boyutunu arkadaki küçük yeşil yaprak ile kıyaslayarak anlayabilirsiniz.  Burada iki flaşı da kendi meşrebimce doğru kullandığım için seviniyorum. Soldaki flaş arkada ve tam güçte (sübyenin arkasında) sağdaki ise sağ üst ve ön tarafta ve yarım güçte. Bu kombinasyonla hem enteresan ışık gölge durumları hem de zaten saydamlığı fazla olan sübye’nin içerden ışımasını sağlayabiliyoruz. Fotoğraf da daha ilginç bir hale geliyor.

Evet, hayatımın son dört senesini yerli rehberlerin artık devam etmek istemediği yerlerde yola katırlarla devam ederek geçirmek gibi abes bir işle iştigal ederek sürdürdüğümden naşi dolayı şu aralar güzel bir haber, ortaya karışık bir güzellikler silsilesi iyi giderdi doğrusu. Artık mani olmuyor halimi takrire hicabım, uluorta söylüyorum. Tez zamanda iyi bir şeyler olması için kuantum olumlama olur, the secret olur ne olursa evrene sallayıp olursa ekime kadar olsun diyorum mesajımın sonunda. Kafiyesini yazmıyorum okuyan çoluk çocuk olur diye. 

Bu günlük bu kadar, ne kadar sürç-i-lisan ettiysek affola.

Namaste,

Pazartesi sendromu

By JustAddWater, May 3, 2010 8:48 am

Merhaba, pazartesileri sevmiyorum, ancak kendimde şunu gözledim ki eğer haftasonu iyi geçmişse bu sevmeme hadisesinin dozu düşük oluyor ancak heba edilmiş bir haftasonu durumu söz konusuysa o zaman Pazartesi kendimi ihanete uğramış gibi hissediyorum. Köy çeşmesinin başında gün doğarken kollarımı kaldırıp “Haaaayıııırrrrr!!!” diye bağırasım geliyor.

Bu haftasonu çok güzel geçtiği için pazartesi sabahı karga *okunu yemeden geldiğim ofis daha tahammül edilebilir bir yer, neredeyse keyifli bile denilebilecek dururmumu bozan tek şey ise baharın müjdecisi polenler. Bu mevsimde kendini atmosfere salıveren türümü devam ettireceğim, soyum sürecek hezeyanlarıyla umarsızca polenlerini havaya bırakan bitkileri ve özellikle çam ağaçlarını kınıyorum.

İflahım kesildi imansızlar, siz kazandınız, pes ediyorum, nefesimi kestiniz, bir araba sopa atsanız yıkamayacağınız beni iki toz tanesiyle yerle bir ettiniz, antihistaminikler de olmasa çoktan dört kolluya bindirirdiniz beni ama teknoloji gelişiyor.

Peek-a-boo - Lembeh Straits - See the scar on dorsal fin?

Bu fotoğraf en çok sevdiğim Lembeh fotoğraflarımdan birisi, küçük bir taş parçasının arkasından bakan genç bir müren, Gymnothorax undulatus olabilir ama emin değilim. Sanki kayanın arkasından bakarken cee diyecekmiş gibi duruyor bu arada biraz dikkatli bir göz mürenin sırt yüzegecindeki façayı görebilir. Belli ki genç yaşına rağmen görmüş geçirmiş bir müren kendisi. Sualtı gibi fotoğraflarda ifade yakalamanın zor olduğu ortamlarda bunu başarabildiğim zaman çocuklar gibi seviniyorum. Bu karede ışık ve gölgenin dağılımından da gayet memnunum öte yandan.

Neyse biz haftasonuna dönelim, cuma ve pazar kızımla birlikte yaptığımız antrenmanlar yeterince canımı çıkartmamış gibi pazar sabahı ekstra fiziksel aktivite ve üzerine gelen polen darbesi ile sarsılan narin bedenim (pehhh) pazar gecesi kendimi 22:00 itibarıyle yatağa atmam ve antihistaminik destekli bol rüyalı bir uykuya dalmamdan önce arada geçen zaman diliminde bir film izleyip, 4 farklı köpekle ilgilenip, para verip aldığım için inat edip okumaya çalıştığım ve umduğumdan da kötü çıkan bu nedenle sanki aldığınız karpuz evde kötü çıkınca hissettiğiniz kazıklanma hissini bana yaşatan, son Dan Brown kitabını bızıklayıp, kızımın ödevleriyle ve evin ufak tefek tamir işleriyle ilgilenip, yemek yapmayı araya sıkıştırabilmişim. Kısacası haftasonu güzel geçmiş.

Triple decker - Lembeh Straits

Böyle multitasking animatif zamanlar insana kendini daha iyi hissettiriyor, zamanın nasıl geçtiğini de anlayamıyorsun.  Şimdi yapılması gereken işler şöyle : Kapak fotoğrafı seçilecek, kitabın ismi kesinleşecek, seçtiğim 50-60 adet fotoğraf tekrar gözden geçirilecek, yayıncıya tekrar göndermeden önce kitap bir daha okunacak, yazım hatalarına ve bölümlerin sıralamasına bakılacak.

Yukarıdaki fotoğraf bir çıkar ilişkileri zinciri, öyle çok çok harika bir fotoğraf değil, kötü de değil gerçi ancak en altta taşıyıcı yengeç, onun üstünde uzun dikenli deniz kestanesi, kestanenin dikenleri arasında ise bangai cardinalfish mutlu mesut yaşıyorlar. Yengeç kendini kestane ile savunuyor, kestane yengeç ile hız kazanıp mobilize oluyor ve çağı yakalıyor, bangai cardinalfish ise dikenlerin arasında mutlu ve huzurlu bir yuva kurmuş kendine. Aklıma gelmişken, iş güç fazlalığından Lembeh’te çektiğim videoların renk güzeltmelerini ve montajını yapamadım halbuki çok güzel çekimler var özellikle canlı davranışları açısından.

Kapanış fotoğrafını da şöyle koyayım inceden, bu arada “Arkadaş şu Lembeh’in ne ekmeğiniz yedin yahu!” diyenler için bu daha ne ki? diyeceğim, kesinlikle bir daha gidesim var o taraflara acaip bir yer ve inanılmaz şeyler görebiliyorsunuz sualtında.

Life goes on - Lembeh Straits - Porcelain crab

Bu fotoğraftaki porselen yengeci (Neopetrolistes maculatus) aslında öylesine duruyor gibi, fotoğrafın da fazla albenisi yok ancak dikkatle bakan gözler yengecin karnındaki açıklığın içerisinde kırmızı minik yumurtaları görebilir yakında minik yengeçlerin annesi olacak ablamız. Lembeh ile ilgili söyleyebileceğim tek kesin şey burada çekilen fotoğraflara iki katı dikkatle bakmak gerektiği hiç hesapta olmayan şeyler görebilmek işten değil.

Kendi hesabıma polenlerin gitmesini ve azabımın bitmesini diliyorum, sizler için de her şeyin en iyisini diliyorum.

Herkese iyi haftalar,

Namaste,

 

Yarışmalar

By JustAddWater, May 1, 2010 10:20 am

Yakında yarışmalar var, nedense bir türlü katılmak için gereken hırs/istek her ne ise o şeyi biriktirip organize olamıyorum. Bu sefer firavunun laneti gibi üzerime oturan bu organize olamama olayını aşmaya kararlıyım. Geçen seferki gibi şartnamelerin klasik maddelerine sinirlenip pire için yorgan da yakmayacağım.

Kitabı da bir türlü elim değip bitiremiyorum, 100 sayfa A4 oldu bir yerde birilerinin dur demesi gerek sanırım, okuyorum “süper oldu” diyorum, bir daha okuyorum “bu ne be” diyorum, bir yerde bitti deyip biçim üzerine çalışmak ve birirlerinden fiyat almak gerek ayağımın suya ermesi için.

Home Sweet Home - Hermit Crab & Anemones - Lembeh 2010

Bu arada çok enteresan yazılara denk geliyorum canlı davranışları hakkında bir şekilde o linkleri kaybetmemem gerek diyorum, durumum yukarıdaki fotoğraftaki arkadaş gibi, kendimize uygun kabuğu bulmuşuz, kapıya da bir iki anemon sallamışız ne olur ne olmaz diye her şeye hazır pir-ü-pak bir durumdayız, durumdayız da bir süre sonra kabuk küçük gelmeye başlayınca ortamlarda yumoş yaratığı gibi kabuksuz savunmasız kalma ihtimali de aklımızdan çıkmıyor.

Böyle bir sahte güven hissi, küşayiş, asudelik içinde fırtınadan önceki sessizliği massetmekte, saldırının yeni dalgasını beklemekteyiz. Hep böyle değil midir zaten? Geçen gün kızımın bir ödevi ile ilgili okuduğum Wilfred Owen’ın Exposure isimli şiiri geldi aklıma nedense. İşte öyle bir ruh hali var bu aralar.

Her şey tekrar normale dönse gibi naif isteklerim de var tabii, insanın kendine ait bir günlüğünün olmasının iyi tarafı yazarken her türlü fikir uçuşmasına yer verebilme özgürlüğünün olması değil de nedir?

Neyse , böyledir halim, yukarıdadır halimi tasvirim. Sizlere sağlıklı günler dileyip çekilmektir son dileğim.

Namaste,

PS: Kitap için yayıncıyla konuştum A5 formatında karar kıldık sanki, 2 ay kadar sürecek basılması , haydi hayırlısı .. :)

Aslında ben bugün

By JustAddWater, April 26, 2010 9:49 pm

Aslında bugün hiç yazı yazasım yoktu ama haksızlığa dayanamıyorum. Kahvaltı ederken gördüğüm süper Hürriyet.com haberi algımın ayarlarıyla oynayıncaya kadar böyleydi vaziyet. The Onion tarzı sitelerin haberleri gibi bir başlıkla sağdan soldan bir yerlerden aparılmış bir “haber” üstünkörü tercüme edilerek ısıtılıp tüketiciye sunuluyor. Bu formül basit, efektif, vurucu bir şey.

“400 milyon yıllık evrim sürecine sahip bu karidesler DAİRESEL POLARİZE FİLTRE olarak bilinen IŞIĞI ALGILAYABİLİYORLAR”

Bu cümleyi okuyunca ayarım kaçtı, dağıldım, darmadağın oldum, gülsem bir yana ağlasam bir yana yazının konusu gerçekten ilginç, mantis (peygamber devesi) karidesleri gerçekten çok güzel ve ilginç canlılar ancak Hayyam Pasajı’nda malzeme peşinde koşan fotoğrafçılar gibi Dairesel Polarize Filtre adı verilen ışığı algılamıyorlar. Dairesel Polarize Filtre diye ışık mı olur yahu! Polarize ışık’tır o, bu arkadaşlarımızın görüş yetenekleri mükemmelin ötesinde, bu konuda kısa bir internet araması sonucu şu yada şu gibi ilginç bilgilere ulaşmak mümkün. Şurada daha magazinsel şeyler de mevcut tabii. Ancak en son Lembeh seyahatimde gördüğüm bu güzel yaratıklar, en tepede verdiğim gazete haberindeki gibi zırhlı dokunaçlarını kalbime saklamaktan çok bulundukları alanı korumaya meyilli mutedil yaratıklar.

Mantis Shrimp-Lembeh Straits 2010

Yazıya bir fotoğraf da koyayım da konumuz anlam kazansın, hem gazetedeki gibi sağdan soldan apartılma da değil, özümün çektiği el emeği göz nuru bir Lembeh karesi. Şimdi bu hayvanla ilgili haber yapmak son derece doğal bunu anlıyorum ama işini bu kadar kötü yapma lüksüne sahip insanların basın sektöründe nasıl çalışabilidiğini anlayamıyorum. Dairesel Polarize Filtre denen ışığı görüyor ne demek yahu?  Kalbine zırhlı dokunaçlarını saplayarak parçalayarak öldürüyor ne demek? Canavar avcısı tadında tercüme edilmiş baştansavma bir yazı.

Arada da “Seksi fotoğrafları için tıklayınız” lezzetinde bir fotogaleri kısmı var. Kim Kardashian değil ki bu birader, Mantis Shrimp galerisini ne koyarsın araya merak eden google image search ile bulur aradığını?  Fotoğrafların kime ait olduğu belli değil, kim bilir kimin emeği sömürülen?  Haberin tamamını da neredeyse şuradan tercüme ederek kullanmışsınız :P

Pes doğrusu sevgili dostlar,  sizler de içinde olduğumuz zaman diliminden başlayacak 400milyon yıllık bir evrim süreciyle böyle abuk sabuk işler yapmamak üzere evrimleşecek misiniz bilmiyorum bilemiyorum.

Namaste,

Hic Sunt Dracones – Here be the dragons !

By JustAddWater, April 15, 2010 4:07 pm

Lauriea siagiani - Hairy Squat Lobster - Kıllı Minik Istakoz

Başlık latince, burada ejderhalar var anlamına geliyor, eski zamanlarda yapılan haritaların bilinmeyen boşluk kısımlarına yazılan bir uyarı cümlesi bu. Bir nevi ben uyarayım da sonra kendi düşen ağlamasın durumu söz konusu. Lembeh dalışları sırasında fotoğraf çekerken kaçırdığım fırsatları anlatıyor bana.  Ne kadar yi hazırlanırsanız hazırlanın, ne kadar iyi çalışırsanız çalışın bazı anlar bazı sebeplerden dolayı bir türlü istediğiniz fotoğrafları çekemiyorsunuz. Yorgunluk, dikkatsizlik, plansızlık, talihsizlik buna sebep verebiliyor.

Bubble Coral Shrimp - Stegopontonia commensalis - Kabarcık Mercanı Karidesi

 Bu fotoğraları çekerken uzun zamandır aradığım türleri bulmuş olmanın sevinci gözle görülebiliyordu, ama gözle görülebilen ve hesaba katılmamış bir gerçek daha vardı, konular gereğinden fazla ufak ve cevvaldi. Bu yetmezmiş gibi Kabarcık Mercanı Karidesi olacak yaratık beyaz bir zemin üzerindeydi ve kendisi de mavi beyaz olduğu için vizörden görülmüyor ve her saniye sağa sola yer değiştirerek netlik yapmayı azap haline getiriyordu. Beyaz mercanın ve karidesin üzerinde ışığın patlama riskine ise hiç girmiyorum.

Kıllı ıstakoz ise 1-2cm civarında boyu ve çekingen yapısıyla zaten arkadaş ortamlarından uzak içine kapanık bir birey, kendisiyle çalışmak içindeki güzelliği ortaya dökebilmek deveye kolbastı oynatmak kadar zordur tahmin ediyorum. Hayır denemedim ama parametreler belli sonuç da tahmin edilebiliyor. Bu durumlarda ustalıkla kullanmayı öğrendiğimiz lembeh sopası (Lembeh stick) bile işe yaramıyor.

Lembeh sopası (Lembeh stick) paslanmaz çelikten 30-40cm uzunluğunda bir sopa, hem çok ufak canlıları göstermekte hem kuvvetli akıntıda kuma saplayarak sürüklenmeyi önlemekte hem de fotoğrafçıyla aynı heyecanı paylaşmayan, sanat umurunda olmayan “ben ekmeğime bakarım” düsturunu benimsemiş yaratıklara dokunmadan aba altında göstererek yerinden kıpırdatmaya yarıyor.

A missed opportunity - Kaçan fırsat - Rex spadinus

 Mesela şu fotoğrafta yanımda Lembeh sopası olsaydı o küçük kırmızı balığı karede maça papazı ile birlikte daha iyi bir konuma alabilirdim ve bambaşka bir fotoğraf ortaya çıkabilirdi. Ama olmayınca olmuyor işte. Lembeh seyahati öncesi gerçekten iyi bir planlama yapmıştım ve bu sayede aklımdaki konu ve kompozisyonların çoğunu çektim ama elimizin kolumuzun bağlandığı durumlar da oldu tabii. Bazı dünyaca ünlü fotoğrafçıların objektif kapağını çıkarmadan sualtına indirdikleri kameralarının hikayesini okuyunca bir nebze kızgınlığım yatıştı tabii. Her an herkese olabilir bu tür aksilikler önemli olan şartları iyi değerlendirip elden gelenin en iyisini yapmak.

Bu yazıyı burada noktalıyorum bir sonraki seyahatte daha iyi malzeme ve daha çok hazırlığa ihtiyacım olacak.

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy