Posts tagged: Photography

B as in Balinese

By , December 12, 2010 2:20 pm

Bali yazıları devam etmekte.  Geziler sırasında yolumuzun düştüğü Goa Gajah tapınağı (Fil Mağarası anlamına geliyor) benim en çok beğendiğim tapınaklardan birisi oldu, tapınağın kendisi o kadar cazip olmamasına rağmen tüm hayatını oraya adamış ve akıl sağlığı pek de yerinde olmayan bir budist rahip geziyi son derece keyifli bir hale getirdi.

Goa Gajah - Fil Mağarası Tapınağı

Tarihi 9. yüzyıla kadar giden bu mekan ilk başlarda kapısına oyulmuş kötü ruh sembollerinin file benzetilmesinden dolayı bu ismi almış, mağaranın içinde antik devirlerden kalma sunaklar ve semboller var. Dışarıda ise deprem sonucu yerle bir olmuş ve parçalanmış bir buda heykeli ile devasa banyan ağaçları ve bir havuz sistemi var.

Goa Gajah - Roots

Buradaki ağaçlar çok etkileyici, aşağıdaki parçalanmış buda heykelinin yanına kadar inmek de mümkün, ilerideki küçük ve nilüferlerle kaplı bir havuzda çok çok güzel yansımalar var. Tapınağın sürekli sakini olan keşiş sürekli gülümsüyor ve etrafındaki sadece kendisinin görebildiği arkadaşlarıyla konuşuyor. Elindeki küçük süpürgeyle etrafı temizliyor ve gelenlerin yaptığı yardımlarla hayatını sürdürüyor.

Fotoğraf çektikten sonra yavaş yavaş oradan ayrılıp Nusa Dua’ya dönüyoruz, gecenin son atraksiyonu Nusantara (Endonezya) Halk Dansları. Bir kısmı oldukça ilginç olan bu danslar genellikle Gamelan denilen geleneksel müzik eşliğinde görsel bir şölene dönüşüyor.

Nusantara Dances

Dans gözterisi ile geceyi kapatıyoruz, zaten bütün bir gün boyunca yorgunluktan yıkılan bedenlerimiz uykuya teslim oluyor.

Namaste,

Uluwatu

By , December 8, 2010 1:06 pm

Uluwatu - Monkey Temple

 Evet, Bali yazılarının bir yenisi burada. Başlangıç Uluwatu diğer ismiyle Pura Luhur, maymunlu tapınak. Kuta civarında denizin hemen kıyısında yüksek bir yarın üzerinde kurulmuş ve isminin de anlattığı gibi irili ufaklı bir çok maymuna ev sahipliği yapıyor. Yukarıdaki de bu maymunlardan birisi. 15 saatlik uykusuz bir uçuşun ardından gittiğimiz ilk tapınak olması nedeniyle beni en az etkileyen Bali tapınağı Uluwatu oldu.

Maymunların yarattığı gerginlik daha girişte başlıyor güneş gözlüğü, şapka gibi bu haydutların kapıp kaçabileceği şeyleri uzaklaştırmanızı ve maymunlara dokunmamanızı, beslerken dikkat etmenizi salık veren koca koca tabelalar var. Çok ucuza maymun beslemek için muz, karpuz vs gibi şeyleri torbalarla satıyorlar. Neredeyse tüm Bali tapınaklarına giriş için gereken sarong ve kemeri de kapıdan alıyor ve bacaklarınızı örtüyorsunuz bu hem erkek hem de kadınlar için gerekli.

Sonrası tapınak, her yaş, boy ve cinsten maymun. Bir süre sonra maymunlar ve çocuklar arasında gizli bir pakt olduğunu seziyorsunuz, ortalık çığlıklarla çınlarken çocuklar hemen fırlıyor japon kızın gözlüğünü kaçıran maymunu kıstırıp emaneti alıyorlar ve bahşişi kapıyorlar haliyle. Bu mizansen bir kaç kere tekrar ediyor. Sıcak ve yorgunluktan perişan olan bizler gün batımını beklemeden Jimbaran’a deniz kenarında kurulu masalarda deniz ürünleri ve buzzzz gibi Bintang birasına kaçıyoruz.

Fishing Boys at Jimbaran Beach

 Bir süre sonra amacımıza ulaşıyoruz, denizin kenarındaki masaların üzeri buzzz gibi Bintang Pilsner ile donanıyor, balık da seçilmiş söylenmiş bu arada güneş yavaştan batmakla meşgul, ortalık kızıllığa teslim olmakta. O sırada denizde balık avlayan çocukları görünce makineyi çantadan çıkarıp bir kaç kare daha çekiyorum.

Burasının Kuşadası Davutlar plajından çok fazla bir farkı yok, oldukça ucuz fiyata yediğimiz balıklar hariç. Akvaryumda canlı satılan minik orfozlar biraz yüreğimi burkuyor. Plajda mısırcı dahil her cins insan var, akşam koşusu yapanlar, köpek gezdirenler, yemek yiyenler bir nümayiştir gidiyor.

Jimbaran Beach - Dusk

 Masanın kenarına makinemi yerleştirerek bir kaç uzun pozlama çekiyorum, mısırcı amca klasik bir anadolu duruşunda ve neredeyse hiç kımıldamıyor ama gelip geçenler hayaletler gibi. Bu geceyi noktalamadan otele kadar 45 dakikalık bir yolculuk ve sonrasında bu güne kadar gördüğüm en iyi SPA ziyareti var.

Şimdilik bu kadar,

Namaste,

Kopi Luwak

By , December 4, 2010 11:52 pm

Bali yazıları tam gaz devam ediyor, daha önce de bahsettiğim gibi Bali’nin sentetik turistik ortamından bir günlüğüne de olsa sıyrılmak, deryaya karışmak, balıklara kolcu, mercanlara dost, anemonlara yem olmak için (sonuncusu hesapta yoktu ama oldu) Nusa Dua’dan arabaya atlayıp geze dolaşa Tulamben’e gittik ya. İşte bu yolculuk sırasında araya bir safari, pirinç teras tarlaları ve Kintamani yanardağı ziyaretini de sıkıştırdık.

Cold is the snake.

Safari biraz fazla turistik bir atraksiyondu, çok sıcak ve yorucu bir parkurda sıcaktan bezmiş hayvanları güvenli bir mesafeden izleyebileceğiniz bir yer. Bir daha gitmeye veya tavsiye etmeye değmez. Aklımda kalanlar ise sıcaktan kendisini su kanalına atmış zavallı bir sibirya kaplanı ve oldukça büyük ve serin yılanlar.

Fruit Vendor

Yol boyunca herkesin yorulup acıktığı bir anda yol kenarında taze meyve satan bir kadının dükkanında durduk, kucağında iki aylık kızıyla çok sevimli görünüyordu. Meyve ikmalinden ve yorulan bacaklarımızı açtıktan sonra devam ettik yolumuza. Bu arada sualtına yoğunlaşmanın genel fotoğraf becerilerimi körelttiğini düşünerek hayıflanmaya başladım. Karada fotoğraf çekerken istediğim kompozisyonları oluşturmak daha zor nedense.

Coffe Plantation Boy

Son durağımız yol üzerindeki bir kahve plantasyonuydu, değişik türde kahveler, kakao, egzotik bitkiler yetiştirilen bu mekana vardığımızda hava kararmak üzereydi. Bize kahve ikram ettiler, kahve kavuran bir adamın oğlu arkasındaki taburede oturmuş elindeki Barong maskesi ile oynuyordu. Bu esnada bu ülkenin tükenmez geyik kaynağı olan Kopi Luwak kahvesinin en önemli üretim aşaması olan Luwak hayvanlarını (ki gelinciğe benzer bir hayvan) kafesler içerisinde görme şansımız oldu.

Herkesin ballandıra ballandıra anlattığı gibi bu Luwak denen canlı kahve çekirdeklerini yiyor ve sindirim sisteminin içerisinden geçirerek çıkarıyor (dışkılıyor) işte Endonezya’nın cevval köylüleri bu hayvanın *okundan bu kahve çekirdeklerinin toplayıp kavurup öğüterek süper aromatik kahve diye satıyorlar. Konunun özü budur. “Abi adamlar maymun *okundan kahve toplayıp içiyor ehe mehe” geyiğinin de aslı budur. Maymun değil Luwak kardeşim, hayvanları rencide etmeyelim.

Bu arada samimiyeti iyice ilerlettiğimiz şoförümüz Wayan Darmawan (Bim Bim) durduğumuz yerlerde yediği yemekleri bana ballandıra ballandıra anlatıyordu “Abi şurada harika köpek etinden satay (şiş) yapıyorlar, bir deniz kaplumbağası yedim parmaklarını yersin abi” bu adamların yemek kültürünün bizimkinden farklı olduğu aşikar ama köpek etinden şiş pek cazip değil.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Tulamben’e vardık ve ertesi gün dalış yapacağımız yere yerleştik, ama bu başka bir hikayedir.

Namaste,

Seraya Secrets

By , December 2, 2010 11:12 am

Bali seyahatinden seçeceğim 21 fotoğrafı bir hafta içinde kısa yazılarla yayınlayacağım demiştim ya.  İşte bu yazı onlardan bir tanesi. Bali’nin kuzey doğusunda Tulamben isimli küçük bir kasaba var. Bali’nin turistik güney kısmından arabayla 3-3.5 saatlik yolculuktan sonra ulaşabiliyorsunuz. Bu kasabanın en önemli özelliği mükemmel dalış noktalarına sahip olması. USAT Liberty isimli gemi batığı her seviyeden dalgıcın dalabileceği mükemmel bir batık hem derinlik hem canlılık açısından da son derece güzel bir yer. Bu batıkla ilgili daha önce şu yazıyı yazmıştım. Batık ve mercan resifi-duvar dışında bu bölgeye hemen 3km mesafede bir yer var ki Lembeh Boğazı dışında yaptığım en keyifli çamur dalışını burada yaptım.

Çamur dalışı deyince ekipmanı kuşanıp çamura bulanarak garip işler yaptığımız aklınıza gelmesin. Çamur güreşi değil bu! Genellikle görüşün çok iyi olmadığı yerlerde siyah kum üzerinde minik ancak son derece ilginç macro canlıları arayarak yapılan sığ su dalışlarına Çamur Dalışı (Muck Diving) ismi veriliyor. Seraya Secrets böyle bir yer işte, kıyı dalışı olduğu için son derece kolay palyaço karidesleri hariç tüm canlılar sığlıkta olduğu için uzun ve keyifli bir dalış sizi bekliyor.

Harlequin Shrimp - Hymenocera picta

Bir tek yukarıdaki fotoğrafta görülen Harlequin – Palyaço karidesi için (Hymenocera picta) biraz daha derine 27 metre civarına inmeniz gerek. Ancak bu canlı için kesinlikle değer, uzun zamandır peşinde koştuğum bir tür olduğu için söylemiyorum bunu. Çok enteresan yaratıklar bunlar. Çiftler halinde yaşıyorlar azami 5cm büyüklüğünde oluyorlar ve daha büyük olanı dişi. Deniz yıldızlarıyla besleniyorlar, deniz yıldızını uyuşturarak ters çevirip yuvalarına götürüyorlar ve keserek parçalara ayırıp canlı canlı tüketiyorlar. Bir hafta kadar süren bu proses sırasında ölmesin diye deniz yıldızını arada sırada beslemeyi de ihmal etmiyorlar. Yukarıdaki fotoğrafın sağ alt köşesinde o sıradaki akşam yemeği’nin kolundan bir parça görebilirsiniz.

Dalışın devamında Honeycomb Moray Eeel (Balpeteği Müreni ) gymnothorax favageneus ve yanında temizlik görevini yapan Temizleyici karides – Lysmata amboinensis var. Müren deliğinin içinde ağzını açıp kapayarak solungaçlarına su pompalarken -ki bazıları bunu bir tehdit olarak algılayıp ürkebiliyor- temizleyici karides mürenin derisi üzerindeki parazitleri temizlemekle meşgul.

Honeycomb Moray and Cleaner Shrimp

 Su sıcak, akıntı yok denilecek kadar az. Dalışın devamı olağan şüphelilerle geçiyor, peacock mantis shrimp ki onunla daha önce karşılaşıp bir şeyler yazmıştım, değişik deniz tavşanları, harlequin swimming crab, robust ghost pipefish, ornate ghost pipefish, painted frogfish ve unuttuğum bir çok canlı endamını sergiliyor. Dalışın sonunda ise beni çok heyecanlandıran bir şey görüyorum. Uzun zamandır peşinde olduğum bir başka tür, son derece nadir bir balık Rhinopias. Hevesle tepesine çöküp fotoğraflıyorum ancak bir kaç kareden sonra içime bir kuşku düşüyor. Bu Rhinopias olsa rehberin sualtında sevinçten çift salto atıyor olması gerek.

Leaf Scorpionfish - Taenianotus triacanthus

Bir süre sonra yazı tahtasına yazarak balığın türünün yaprak akrepbalığı – leaf scorpionfish olduğunu belirliyoruz. Yukarıdaki fotoğrafta ve genellikle tüm sualtı balık fotoğraflarında önce gözü bulmaya çalışın sonra balığı idrak etmeniz daha kolay olacaktır. Yetmiş dakika süren bir dalışın sonunda yavaşça yükselerek kıyıya ulaşıyoruz, 2 metre sığlıkta büyük bir genç akya sürüsü var. emniyet dekosu da onlarla cilveleşerek geçiyor ve dalış sona eriyor.

Dalış yapmak için buralara kadar gelmişseniz mutlaka Seraya Secrets’a uğrayın Lembeh kadar olmasa bile çok zevkli macro fotoğraflar çekebilirsiniz. Bir sonraki yazı tekrar su üstünden olacak o zamana kadar.

Namaste,

PS: Tüm fotoğraflar Nikon D300, 60mm F2.8D Micronikkor lens ve TTL modunda YS90 Auto Flaş ile çekildi. Bu yazının müziği de şu olsun: http://fizy.com/#s/1pigiv,

Kömür Limanı

By , September 21, 2010 11:48 am

Uzun zamandır dalış yapan ve Türkiye’de yaşayan birisinin Kömür Limanı’nda dalış yapmamış olması düşük bir ihtimaldir sanırım. Bundan iki hafta öncesine kadar ben görmemiştim Kömür Limanı’nı. Arkadaşlar sağolsunlar, gittim, gördüm ve ne yalan söyleyeyim çok beğendim. Dalış olarak güzel ve bol hayvanlı bir duvarı var bir kere, her dalışta ilgi çekecek birşeyler bulmak mümkün, mığrı olur, müren olur, orfoz olur, lipsoz olur illa ki bir şeyler olur.

Duvarın kendisi de oldukça renkli, dal mercanlar ve renkli sünger oluşumları var, küçük kovukları boş geçmeyenleri ödüllendiren mığrılar duvardan aşağıyı gözetliyorlar. Gelincikler var nazlı nazlı süzülen. Lafın kısası dalış güzel, yeri gelmişken Çınar Diving‘e teşekkür etmek gerek, rehberlikleriyle olsun hoş sohbetleriyle olsun bu dalışlara artılar katan iyi insanlar onlar.

Duvar - Kömür Limanı - Saros

Fotoğraf açısından güzel geniş açı kompozisyonlar yapmak mümkün, bu dalışlarda benim de yeni Tamron 10-24 f3.5-4.5 G lensimi ilk defa sualtında deneme fırsatım oldu. Öncelikle lens biraz yavaş odaklama yapıyor, ama zoom aralığı oldukça iyi ve 10.5mm Fisheye DX lense göre daha kullanışlı. Şimdi bu lense uygun bir zoom dişlisi yapacağım haftasonu projesi olarak. Yukarıdaki fotoğraf için çekim değerleri   f13 1/80 @ ISO 400 (Bu arada TTL ISO yu 400 e pompalayınca hafif sapıttı flaş ışığı pek tatmin edici olmadı).

Bu dalışlarla ilgili bir başka enteresan detay da Hollanda dönüşü aldığım Liquid images 5MP tümleşik kameralı maskeyi serbest dalıcı bir arkadaşımın deneme fırsatı bulmuş olmasıydı, 720p HD video çeken bu maske çok güzel iş yapacağa benziyor :) Bu dalışlarda bu maskeyle çekilen görüntülerden oluşan uzunca bir klip var şuradan görülebilir.

Avcı - Kömür Limanı - Saros

Bu son dalışlarla birlikte sanırım 2010 sezonunu Türkiye sınırları için kapattık, belki Ekimde Kıbrıs veya Kaş hala dalınabilir olur belki de Kasım ayında yakın-uzak bir yerlere kaçarız. Tabii eğer her şey yolunda giderse. Yukarıdaki fotoğraf için çekim değerleri, f11 1/250 @ISO 400.

Kitap konusunda da bir kaç şey söylemek istedim giderayak, insanların kitabı ve fotoğrafları beğenmesi çok sevindirici bir şey, arada sırada okur postası geliyor çocuk gibi seviniyorum. Bir tane daha yazacak gücüm olursa çok daha spesifik ve güzel olması için çalışacağım.

Evet şimdilik bu kadar.

Namaste,

 

Citius, altius, fortius

By , September 3, 2010 1:46 pm

The Bedroom Cave - Çeşme - İzmir

Daha iyisini yapabilmek her konuda önemli sanırım. Çeşme’nin günün ikinci dalışları için en iyi yerlerinden birisi Yatak Odası isimli dalış noktasıdır. Yatak Odası, Makri adasında bulunan bir sualtı mağarasıdır. Dalışa başladığımdan beri, buraya belki de elliden fazla dalış yapmışımdır, akdeniz foku’ndan böceğe, lipsozdan büyük balık sürülerine ve orfozlara kadar değişik ziyaretçilerini de hayranlıkla izlemişimdir.

Burada çektiğim yüzler hatta binlerce kare fotoğraftan hiç birisini yukarıdaki kare kadar sevmedim. Bu kare Yatak Odası Mağarası’nın benim kafamdaki görüntüsüne en yakın olan hali. Bu fotoğrafta modelliğimi yapan sayın hocam Mehmet Huz’a çok teşekkür borçluyum. Her zaman söylenir, çekeceğiniz fotoğrafı modelinizle konuşup kararlaştırın, sualtında modelinizle iletişiminizi koruyun, rastgele fotoğraf çekmeyin. Bu kare için öyle uzun uzadıya konuşmadık, hatta hiç konuşmadık neredeyse, kendisi de sualtı fotoğrafçısı olan Mehmet hoca zaten hiç bir söze gerek kalmadan durması gereken şekilde durması gereken yerde duruyordu.

Epeyce bir kare çektikten sonra mağaranın dibine çekilip flaşımı kapattım, kareyi arka plan ışığına göre pozladım ve Mehmet hocanın Hartenberger fenerinin mağara duvarını aydınlatmasını bekledim. Bu fotoğrafı çok seviyorum, arka tarafın soğuk maviliği ile mağara duvarının tek noktasının sıcak aydınlığı bana farklı duygular veriyor. Bu fotoğraf bana dalmayı neden çok sevdiğimi hatırlatıyor.

O nedenle, hazır yeri gelmişken bu fotoğrafa kadar olan süre içinde benimle birlikte dalan, dalmayan, fotoğraf konuşan , konuşmayan, bana bir şeyler öğreten, beni dinleyen, dinliyormuş gibi yapıp bildiğini okuyan, benimle gülen, söyleyen, ağlayan herkese teşekkür ederim.

Namaste,

Malzeme

By , October 5, 2009 9:11 am
A school of oriental sweetlips in maldives

A school of oriental sweetlips in maldives

Dalış sporunun en önemli unsurlarından biridir malzeme. Belli sayıda dalışı ardınızda bıraktığınızda artık kendi malzemelerinizle dalmak istemeniz kaçınılmazdır. Bu malzemeler hem size özel ve tam anlamıyla size göredir, çünkü seçerek, deneyerek almışsınızdır hem de bakım ve servisinin zamanında ve ehil ellerce yapıldığından eminsinizdir.
Kiralık malzemeyle dalmak ise bunun tam tersidir, malzeme sizden önce yüzlerce, binlerce dalgıcın elinden geçmiştir, bakımının ve servisinin yapaılıp yapılmadığını, dünyanın neresinde dalarsanız dalın, kiminle dalarsanız dalın, asla bilemezsiniz.
Son seyahatimiz sırasında havayollarının bagaj kısıtlamaları yüzünden kendi denge yeleğimi (buoyancy compensator) ve regülatörümü fazla ağırlık yapmaması için evde bırakmayı yeğlemiştim. Bunun nasıl büyük bir hata olduğunu dalışlarım sırasında başımdan geçen 2 ayrı olay ile anladım. Fotoğraf veya video çekmek gibi zaten ayrıca dikkat isteyen bir işle meşgul olduğunuz dalışlarda ekipman sizi yarı yolda bırakmamalı. Dalış öncesi kontrollerini yaptığım ve çalıştığından emin olduğum kiralık regülatör aşağıda tüpte henüz 40-50 bar hava varken birden havayı kesti, derinlik fazla değildi ve buddy ile olan mesafe de yakın sayılırdı, dolayısıyla bozuk regülatörden son soluğu çektikten sonra buddy ye ulaşıp onun yedek regülatörüne (ahtapot) yapışmam saniyeler aldı diyebilirim. Dalış sonrası debriefing de hava göstergesinin arıza yaptığı ve 50 bar da takılı kaldığını anladık. Bir başka dalışta da benzeri bir hikaye regülatörde meydana geldi, bunlar tecrübesiz ve tecrübeli dalıcılar için çok tehlikeli kazalara sebebiyet verebilecek şeyler.
Bu nedenle bundan sonraki dalışlara kendi malzemelerimi ne olursa olsun götürmeye karar verdim. Bu fotoğraf Holi Maru resifinde yaptığımız bir dalıştan, maalesef sürüyü istediğim gibi manipüle edemediğim için kafamdaki kompozisyonu yapamadım.
Oriental Sweetlips özellikle sürü halindeyken kolay kolay ürkmeyen ve fotoğraflaması kolay bir tür, estetik olarak da çok güzel, ancak dalışın sonunda ve sığ suda karşılaşmamız ve akıntı yüzünden bir oraya bir buraya sallanmamız kadraj yapmayı veya sürüyü yönlendirmeyi engelledi.
Bir sonraki seyahatte bu seyahatin tecrübelerini değerlendirip ona göre adımlar atmak gerek, lessons learned denilen şey bu. Şimdiden mazleme listemi hazırlıyorum. Şarjlı piller, yedek o-ringler, hafıza kartları, flaşlar ve senkron kabloları. Yine ağırlık sorunu yüzünden bu seyahate sadece tek flaş götürmüş onu da sadece gece dalışı sırasında macro çekim yaparken kullanmıştım. Bütün geniş açı çekimleri magic filter ve manual white balance ile yapmıştım, bu sefer tüm malzemelerimi götüreceğim.
Haftasonu video kurgu ile ilgili kısa bir kaynak okudum ve video kurgulama işini tamamen yanlış yaptığımı anladım. Okuduklarıma göre kurguladığım maldivler dalış videosunu şurada görebilirsiniz:
Sanırım bu versiyon daha iyi oldu. Şimdilik bu kadar tekrar görüşene kadar ….
Namaste,
f4.5 1/500 @ISO 200  Manual White Balance

DX1200 HD Review – Part One

By , April 2, 2009 8:16 am

This will be my first blog post for the Sea & Sea DX1200 HD camera. I have purchased this set with the wideangle and close-up convertors to shoot 720p HD video underwater.

Normally i use a housed Nikon D300 for underwater photography and specific lenses for the dive. That is 105 or 60mm Micro Nikkors for the macro dives and 10.5mm fisheye for the wreck dives etc.

During those dives i usually suffered from being limited to the lens at hand having a turtle show up during a macro dive or finding a huge school of jacks, barracudas with a 60mm attached.

DX1200 HD is a very compact system certified upto 45mt depth with wideangle and close-up lenses that can be attached/detached underwater, providing the possibility to shoot macro and wideangle in the same dive. The camera is a relabelled Ukrainian ERGO digital, with 12MP packed for photography and 720p HD video at 30fps.

Sea&Sea usually uses Ricoh cameras for its compact range, thus the ERGO choice is somewhat a surprise in this regard. But the camera offers great bang for the buck at a price range of 600 $ for the body & housing.

So, having said all these i also have to say that there are not many reviews for this gear on the net. You can fish out some information at the scubaboard forums. I will test the housing underwater on April 12th in Çeşme in the exploration dives for a new wreck which will be a new artificial reef for the fish and other lifeforms (divers) to breed on :)

Underwater photos and experiences will constitute the second part of the review, bu i had some chance to try out the camera on land and here are the issues that i have faced in my trials and tribulations :

  1. The camera supports SDHC cards upto 8GB capacity which is enough for an hour of 720p HD video at 30fps at the superfine resolution. Reducing this resolution to normal will increase the duration to 75 minutes. However, the SDHC card is very important here, when shooting video with a Toshiba 8GB SDHC card, the video jerked every 10 seconds and the on high quality settings the jerking was intolerable. I tried a normal Noname SD card and the video was flawless, thus, try before you buy for some cards are incompatible.
  2. There is no manual mode in photography, you can use the program mode and apply some sort of exposure compensation between -2 and +2 EV with 0.5 EV steps, change the white balance and ISO settings.
  3. Sea & Sea Mode is mainly for the underwater photography and arranges the white alance to compensate for the loss of colors.
  4. Battery life is good for video and normal photography but as soon as you switch the strobe on the battery life decreases drastically. I would recommend to have 2 batteries and 3 SDHC cards for every trip since the battery will last only one dive and so as the SD card.
  5. The strobe is fired without the fiber optic card in the macro mode with the accessory shoe arm, which can also support a small video light. I recommend to use the magic filter with this combo to travel lightly though.
  6. The housing is very well designed , compact and provides access to all the necessary functions underwater, the red latch locking buttons are a little bit irritating since it is possible to press them accidentally underwater and flood the camera.
  7. High ISO performance on land is acceptable, will review it underwater with the magic filter combination.
  8. The thread on the close-up lens will probably provide some filters and future additions which is a good sign.

This is so far what i have seen, underwater performance and using tips will hopefully follow in the next posts after the dives.

Take care, Namaste.

Panorama Theme by Themocracy