Posts tagged: Macro

Kamuflaj

By JustAddWater, August 6, 2010 11:09 am

Hayatta kalabilme becerilerinin en önemlilerinden birisi de gizlenebilme yeteneği sanırım. Kimi canlılar sualtındaki mevcudiyetlerini tamamen buna bağlıyorlar, hayatta kalma savaşında en önemli silahları gizlenmek. Bu ortamda bulunan öğelerin şekil ve dokusunu taklit etmekten bire bir başka canlıları hem görünüm hem de davranış olarak taklite kadar (mimicry) gidebiliyor.

Robust ghost pipe fish - Lembeh - Indonesia

Yukarıdaki fotoğrafta görülen hayalet boru balığı’nı ilk başta farketmek gerçekten beceri istiyor üzerinde yaşadığı yosunun bire bir kopyası neredeyse. Konumunu ve akıntıyla salınmasını da hesaba katarsanız gerçekten başarılı bir kamuflaj örneği olduğunu anlarsınız. Bu familyanın diğer balıkları da aynı başarıyla gizlenebiliyorlar.

Ornate ghost pipe fish - Lembeh - Indonesia

Yaşadıkları veya bulundukları ortam ne kadar canlı ve renkliyse bu balıkların da renk ve dokuları o kadar çarpıcı oluyor. Bu sabahki doğayla başbaşa köşemizin sonuna geliyoruz kapanışı yaparken gereken anlarda sizlerin de görünmez olabilmenizi diliyorum.

Namaste,

Fatboy Slim – I see you baby

Gülümsemeler

By JustAddWater, August 4, 2010 9:39 am
Bazı gülümsemeler insanın hayatında iz bırakıyorlar gerçi aşağıdaki onlardan birisi değil ama olsun. Bazı canlıların yüz ve çene yapıları enteresan hatta korkutucu olabiliyor. Lizard fish (Kertenkele Balıkları) bunlara örnek sıra sıra dişlerin dizili olduğu etkileyici çene ve her taraffından hırtlık akan bir suratla görenler üzerindeki etkisi “Evlat olsa başı okşanmaz!” şeklinde buna en yakın ingilizce deyim “A face only a mother can love” olabilir herhalde.
Lizardfish – Lembeh – Indonesia

Bu sabah eşiniz, patronunuz, oda arkadaşınız, otopark mafyanız veya her kimle karşılaşırsanız onun sizi daha güzel bir gülümsemeyle selamlaması dileğiyle.

Namaste,

Bic Runga – When i see you smile

 

Blenny diye bir balık

By JustAddWater, July 30, 2010 1:07 pm

Horozbina ailesi enteresan. Bizim sularımızda da var çeşitleri güzel de balıklar aslında ürkek olmaları dışında bir kusurları yok. Ürkek olmak için sebep çok tabii bir kere genelde ufak tefek balıklar bunlar. Küçük kovuklarda veya kuma açtıkları yuvalarda yaşıyorlar. Macro fotoğraf çekmek için sualtının en ideal konularından bu balıklar. Bir kere komik bir yüz ifadeleri var ve aradaki tedirginlik engelini kaldırıp biraz olsun balığın merakını uyandırabilirseniz süper fotoğraflar, portreler çekebilmeniz mümkün.

Ecsenius namiyeyi - Namiye's Blenny - Lembeh Indonesia

Mesela yukarıdaki fotoğrafta bulunan Namiye’nin blennysi bir dalış sırasında üzerinden geçtiğim bir mercan kayasındaki kovuğundan gelen geçeni seyreden bir kardeşimiz. Balığı dışarıda tam boy olarak görebilsek ki nadir olarak da olsa bu mümkün kuyruğunun da sarı veya gri olduğunu göreceğiz. Çok sık görünen bir blenny değil ama yüzü ve ifadesi çok güzel.

Bütün blennyler göründükleri gibi savunmasız değiller bu arada mesela çizgili zehirli dişli blennyler var şurada detaylı anlatılan. Bu balıkların alt çenelerinde zehirli iki adet diş var ve avlarını zehirleyerek avlıyorlar. Bunlar da delik – kovuk meraklısı canlılar, Lembeh boğazında sualtında bol bulunan ilaç şişesi, kavanoz, ampul gibi doğal olmayan delikleri mesken tuttukları çok görülüyor.

Striped poison-fanged blenny - Çizgili zehirli diş Blenny - Lembeh - Indonesia

Mesela yukarıdaki örnek boş bir ilaç şişesinin içinden etrafı kolaçan ediyor, en ufak tehlikede şişenin içine kaçıyor. Şurada bu balığın tam boy süper bir fotoğrafı var. Bazı üyeleri biraz daha büyük olunca sünger ve mercanların üzerinde sere serpe yatacak kadar cesur oluyorlar.

Fine spotted blenny - İnce noktalı blenny - Lembeh - Indonesia

Mesela yukarıdaki blenny gayet rahat süngein üzerinde güneşleniyor, etrafında flaşlar, portlar, objektifler varmış umurunda değil bir duayen edası bir diva coolluğu içerisinde mübarek. Durum böyle olunca fotoğraf çekmek daha kolaylaşıyor tabii. Neyse tabii bunlar başka denizlerin blennyleri, bizim sularımızda isim horozbina oluveriyor. Parablennius gattorugine, Parablennius rouxi gibi sık rastlanan türler var ama bu kadar yakışıklı değiller maalesef.

Evet, bu yazıyı yazarken tembelliğimin tavan yaptığını, döneli 3 ay olmasına rağmen hala Lembeh fotoğraflarındak deniz tavşanlarının tür tespitlerini yapmamış olduğumu farkettim. Bu haftasonu vakit bulabilirsem bu işi aradan çıkarayım bari.

Kendinize iyi bakın,

Namaste,

Tatil demeyin bana!

By JustAddWater, June 4, 2010 9:46 am

Bu tatiller bana yaramıyor. Sabah uyanınca bir süre haftasonunun neden bu kadar kısa sürdüğünü anlamaya çalışıyorum. Uykum açılıp afyonum patlayınca da hayal kırıklığım devam ediyor. En son yaptığım dalışın üzerinden oldukça fazla zaman geçti ama iş güç yüzünden hala o dalışların videolarının renk ayarlarını yapıp montajlayamadım, bu tatilde de bu şansı kullanamamış olmanın dayanılmaz hafifliği içerisindeyim.

Hairy Octopus - Lembeh Straits

Yukarıdaki fotoğraf kaçırdığım fırsatlardan birisine ait, Lembeh seyahati sırasında neredeyse 24 saatlik bir yolculuktan sonra biraz da zorlama (hem kendimi hem fırsatları zorlayarak) yaptığım ilk gece dalışında karşılaştığımız kıllı ahtapot – hairy octopus denilen yaratığın aslında nadir görülen bir tür olduğunu bilseydim o dalışta kendisine daha fazla zaman ayırmaz mıydım? Hayvanı gördük, bir kaç kare fotoğraf çekip evine gönderdik, yakıştı mı bize? Bilseydim onun ne menem nadir bir hayvan olduğunu ardı ardına patlatmaz mıydım flaşları film galasında fotoğraf çeken papparazziler gibi?

Tunicates - Lembeh Straits

 Bazı zamanlar insan konuların kıymetini bilemiyor, yukarıdaki fotoğrafta sol arkada olan tunikatı da ilk başta deniz tavşanı zannetmiştim itiraf ediyorum. Sonra iyiliksever balıkçılar ne olduğunu söyledi de bu utançtan kurtuldum. Bu aralar sürprizler eksik olmuyor maşallah, Kızıldeniz seyahatinde gördüğüm, ahtapotların yuvalarını dekore ettiği bir tür taştan yapılma bir kolye görüp sualtında fellik fellik arayıp bulamadığımı aylar sonra Cağaloğlu’nda yayınevinden dönerken bir kuyumcu vitrininde bulmam son zamanın en şaşırtıcı sürprizi oldu mesela. 

 Kitabı yayınevine teslim ettim, kapak için fotoğraf seçtim ve ön kapağı tasrladık, çok fazla dalışa özel olmayan herkesin sevebileceği albenisi yüksek bir kapak olsun diye oldukça zaman harcadık, kitabın içerisindeki fotoğrafları da tekrar seçip düzenledim  ve ayırdım. Bu arada bundan 6-7 yıl önce çektiğim fotoğraflara tekrar bakma şansım da oldu tabii, bir kısmını hala beğeniyorum ama mertebe olarak oldukça küçük bir kısmını. Çoğu eski fotoğraf bir çok teknik hatayı gösteriyor ve çekildiği dönemde bendeki bilgi eksikliğini ortaya koyuyor, bir cins kişisel tarihçe gibi. Arka kapağı da bir an önce bitirmek gerek, her şey yolunda giderse baskıya girmesi 10-15 gün alacak.

 Onun dışında sezon başladı ve Çeşme, Karaburun, Kemer suları bekliyor bir fırsat yaratıp gitmek gerek. Sonbaharda Kızıldeniz tarafına yeni bir seyahat planı var dostlarla eğer olursa mükemmele yakın olacak umudundayım. Hayat devam ediyor, onun hızına yetişme çabalarımız da nabzımız attıkça devam edecek sanırım.

Namaste,

PS: Yazıyı 19 Mayıs sonrası yazmaya başlayıp anca bitirmişim var halimi sen hesap et.

Dünya halleri..

By JustAddWater, May 14, 2010 8:05 am

Baştan söyleyeyim bu yazı fotoğraf yazısı değil, sonra yanlış olmasın bana verip veriştirmeyin. Bu aralar hayatımda cereyan eden acaip işlerin kısa bir özeti, icmali bu. Bir kere arabam 100.000km yi devirdi, ilk defa bir arabayla bu kadar fazla kilometre yapıyorum çok heyecanlıyım. Bu muhteşem olayı boğaz köprüsünü geçerken idrak ettiğimiz için hemen küçük bir fotoğrafla bu anı ve anıyı ölümsüzleştirdim.

100.000km Yay !

 Bu muhteşem olayın tüm yurt sathında ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gereğince kutlanabilmesi için burada bu fotoğrafa ve yazıya yer vermeye karar verdim. İsteyenler diğer dış temsilciliklerimizde de kutalmalar yapabilir gönlünce coşabilir. Tabii bu kilometrede trigger kayışının değişecek olması da ayrı bir lezzet ve nefaset sebebi bakalım volant ile egzantrik milini birbirine bağlayan bu nadide kayışın arasına ne kadar japon yeni sıkışmış ilerleyen zamanlarda hep birlikte öğreneceğiz.

Öte yandan baharın gelmesiyle ortamlarda artan polenler yüzünden yerlerde sürünüyorum. Doğanın dengesine bir diyeceğim yok, üreyin çoğalın , soyunuzu sürdürün tamam da canım kardeşim şu polenlerinizi uluorta sallamayın atmosfere bak Allahın adını veriyorum. Nefes alamıyorum imansızlar, ölüyorum yahu, antihistaminik manyağı oldum sayenizde. Ya ilaçlardan yarı uykulu geziyorum ya da  ağzı, burnu, gözleri şişmiş, Rocky Balboa ile 12 round bitirmiş masum köylü gibi tıknefes, östaki borusu bile içeriden şişmiş bir şekilde kaderin tecellisini bekliyorum. Yeter, vallahi yeter.

Sonra bir de yapılması gereken işler var, kitabı yayınevine verdim, okunacak , düzeltilecek, kapak için fotoğraf seçmem gerek. Öyle bir fotoğraf olmalı ki sualtıyla ilgisi olmayan birisine bile cazip gelmeli. Neyse, yarışma için seçtiğim fotoğrafları 30x40cm bastırmam gerek, diagonal ile konuşayım diyorum.

Dalışa gitmeyi özledim, işim gereği sınır tanmayan aptallar derneği kurucularıyla olan çalışmalarıma hız verdiğim bu günlerde gittikçe kuruyan solungaçlarım nedeniyle keyifsiz , kara, kuru, tatsız bir adama dönüşmekteyim.

Pigmy Squid - Lembeh Straits

Fotoğraftaki bir pigme sübye, Lembeh boğazı seyahatinde 26 saatlik bir yolculuğun sonunda ayağımın tozuyla yaptığım ilk gece dalışından bir kare, sübyenin boyutunu arkadaki küçük yeşil yaprak ile kıyaslayarak anlayabilirsiniz.  Burada iki flaşı da kendi meşrebimce doğru kullandığım için seviniyorum. Soldaki flaş arkada ve tam güçte (sübyenin arkasında) sağdaki ise sağ üst ve ön tarafta ve yarım güçte. Bu kombinasyonla hem enteresan ışık gölge durumları hem de zaten saydamlığı fazla olan sübye’nin içerden ışımasını sağlayabiliyoruz. Fotoğraf da daha ilginç bir hale geliyor.

Evet, hayatımın son dört senesini yerli rehberlerin artık devam etmek istemediği yerlerde yola katırlarla devam ederek geçirmek gibi abes bir işle iştigal ederek sürdürdüğümden naşi dolayı şu aralar güzel bir haber, ortaya karışık bir güzellikler silsilesi iyi giderdi doğrusu. Artık mani olmuyor halimi takrire hicabım, uluorta söylüyorum. Tez zamanda iyi bir şeyler olması için kuantum olumlama olur, the secret olur ne olursa evrene sallayıp olursa ekime kadar olsun diyorum mesajımın sonunda. Kafiyesini yazmıyorum okuyan çoluk çocuk olur diye. 

Bu günlük bu kadar, ne kadar sürç-i-lisan ettiysek affola.

Namaste,

Kalamar

By JustAddWater, May 8, 2010 12:18 am

Kalamar bildiğimiz mürekkep balığı, lezzetli dostumuz özellikle yaz aylarında biranın vazgeçilmez yancısı. Gece dalışlarının da izlemesi en zevkli aktörlerinden birisidir. Şimdi bu yazı da nereden çıktı? diyecek olursanız, bu aralar başım biraz kalabalık hem kitabı okuyup düzeltiyorum hem de Marmara Festivali‘ne yarışma için fotoğraf seçiyorum dolayısıyla blog hadisesini epeyce boşlamışım hissine kapıldım.

Bigfin reef squid

Bu yüzden fotoğrafların içinden buraya koymak için bu arkadaşı seçtim, Lembeh boğazı’nda bir gece dalışının mahsullerinden. Bu canlıların dalış fenerlerinin ışığı altında renkten renge girerek sizi izlemesinin keyfi çok az şeyde bulunur. Hem renk değiştirerek kamufle olma yeteneği hem sualtında jet itişi ile hareket edebilme özelliği bunlara bir de ortalamanın üzerinde bir zekayı eklerseniz bu hayvanları neyin çekici yaptığını bulursunuz.

Umarım sizlere de bu canlılarla, yanında tarator sosu ve bira olmadan karşılaşmak kısmet olur bir gün.  Uğraştığım şeylere polenlerin de eklenmesi yüzünden bu yazı kısa olacak kusura bakmayın.

Namaste,

PS: 60mm Micro Nikkor f2.8D , F20 1/160th @ISO200 YS90 Auto x2 flaş.

Pazartesi sendromu

By JustAddWater, May 3, 2010 8:48 am

Merhaba, pazartesileri sevmiyorum, ancak kendimde şunu gözledim ki eğer haftasonu iyi geçmişse bu sevmeme hadisesinin dozu düşük oluyor ancak heba edilmiş bir haftasonu durumu söz konusuysa o zaman Pazartesi kendimi ihanete uğramış gibi hissediyorum. Köy çeşmesinin başında gün doğarken kollarımı kaldırıp “Haaaayıııırrrrr!!!” diye bağırasım geliyor.

Bu haftasonu çok güzel geçtiği için pazartesi sabahı karga *okunu yemeden geldiğim ofis daha tahammül edilebilir bir yer, neredeyse keyifli bile denilebilecek dururmumu bozan tek şey ise baharın müjdecisi polenler. Bu mevsimde kendini atmosfere salıveren türümü devam ettireceğim, soyum sürecek hezeyanlarıyla umarsızca polenlerini havaya bırakan bitkileri ve özellikle çam ağaçlarını kınıyorum.

İflahım kesildi imansızlar, siz kazandınız, pes ediyorum, nefesimi kestiniz, bir araba sopa atsanız yıkamayacağınız beni iki toz tanesiyle yerle bir ettiniz, antihistaminikler de olmasa çoktan dört kolluya bindirirdiniz beni ama teknoloji gelişiyor.

Peek-a-boo - Lembeh Straits - See the scar on dorsal fin?

Bu fotoğraf en çok sevdiğim Lembeh fotoğraflarımdan birisi, küçük bir taş parçasının arkasından bakan genç bir müren, Gymnothorax undulatus olabilir ama emin değilim. Sanki kayanın arkasından bakarken cee diyecekmiş gibi duruyor bu arada biraz dikkatli bir göz mürenin sırt yüzegecindeki façayı görebilir. Belli ki genç yaşına rağmen görmüş geçirmiş bir müren kendisi. Sualtı gibi fotoğraflarda ifade yakalamanın zor olduğu ortamlarda bunu başarabildiğim zaman çocuklar gibi seviniyorum. Bu karede ışık ve gölgenin dağılımından da gayet memnunum öte yandan.

Neyse biz haftasonuna dönelim, cuma ve pazar kızımla birlikte yaptığımız antrenmanlar yeterince canımı çıkartmamış gibi pazar sabahı ekstra fiziksel aktivite ve üzerine gelen polen darbesi ile sarsılan narin bedenim (pehhh) pazar gecesi kendimi 22:00 itibarıyle yatağa atmam ve antihistaminik destekli bol rüyalı bir uykuya dalmamdan önce arada geçen zaman diliminde bir film izleyip, 4 farklı köpekle ilgilenip, para verip aldığım için inat edip okumaya çalıştığım ve umduğumdan da kötü çıkan bu nedenle sanki aldığınız karpuz evde kötü çıkınca hissettiğiniz kazıklanma hissini bana yaşatan, son Dan Brown kitabını bızıklayıp, kızımın ödevleriyle ve evin ufak tefek tamir işleriyle ilgilenip, yemek yapmayı araya sıkıştırabilmişim. Kısacası haftasonu güzel geçmiş.

Triple decker - Lembeh Straits

Böyle multitasking animatif zamanlar insana kendini daha iyi hissettiriyor, zamanın nasıl geçtiğini de anlayamıyorsun.  Şimdi yapılması gereken işler şöyle : Kapak fotoğrafı seçilecek, kitabın ismi kesinleşecek, seçtiğim 50-60 adet fotoğraf tekrar gözden geçirilecek, yayıncıya tekrar göndermeden önce kitap bir daha okunacak, yazım hatalarına ve bölümlerin sıralamasına bakılacak.

Yukarıdaki fotoğraf bir çıkar ilişkileri zinciri, öyle çok çok harika bir fotoğraf değil, kötü de değil gerçi ancak en altta taşıyıcı yengeç, onun üstünde uzun dikenli deniz kestanesi, kestanenin dikenleri arasında ise bangai cardinalfish mutlu mesut yaşıyorlar. Yengeç kendini kestane ile savunuyor, kestane yengeç ile hız kazanıp mobilize oluyor ve çağı yakalıyor, bangai cardinalfish ise dikenlerin arasında mutlu ve huzurlu bir yuva kurmuş kendine. Aklıma gelmişken, iş güç fazlalığından Lembeh’te çektiğim videoların renk güzeltmelerini ve montajını yapamadım halbuki çok güzel çekimler var özellikle canlı davranışları açısından.

Kapanış fotoğrafını da şöyle koyayım inceden, bu arada “Arkadaş şu Lembeh’in ne ekmeğiniz yedin yahu!” diyenler için bu daha ne ki? diyeceğim, kesinlikle bir daha gidesim var o taraflara acaip bir yer ve inanılmaz şeyler görebiliyorsunuz sualtında.

Life goes on - Lembeh Straits - Porcelain crab

Bu fotoğraftaki porselen yengeci (Neopetrolistes maculatus) aslında öylesine duruyor gibi, fotoğrafın da fazla albenisi yok ancak dikkatle bakan gözler yengecin karnındaki açıklığın içerisinde kırmızı minik yumurtaları görebilir yakında minik yengeçlerin annesi olacak ablamız. Lembeh ile ilgili söyleyebileceğim tek kesin şey burada çekilen fotoğraflara iki katı dikkatle bakmak gerektiği hiç hesapta olmayan şeyler görebilmek işten değil.

Kendi hesabıma polenlerin gitmesini ve azabımın bitmesini diliyorum, sizler için de her şeyin en iyisini diliyorum.

Herkese iyi haftalar,

Namaste,

 

Yarışmalar

By JustAddWater, May 1, 2010 10:20 am

Yakında yarışmalar var, nedense bir türlü katılmak için gereken hırs/istek her ne ise o şeyi biriktirip organize olamıyorum. Bu sefer firavunun laneti gibi üzerime oturan bu organize olamama olayını aşmaya kararlıyım. Geçen seferki gibi şartnamelerin klasik maddelerine sinirlenip pire için yorgan da yakmayacağım.

Kitabı da bir türlü elim değip bitiremiyorum, 100 sayfa A4 oldu bir yerde birilerinin dur demesi gerek sanırım, okuyorum “süper oldu” diyorum, bir daha okuyorum “bu ne be” diyorum, bir yerde bitti deyip biçim üzerine çalışmak ve birirlerinden fiyat almak gerek ayağımın suya ermesi için.

Home Sweet Home - Hermit Crab & Anemones - Lembeh 2010

Bu arada çok enteresan yazılara denk geliyorum canlı davranışları hakkında bir şekilde o linkleri kaybetmemem gerek diyorum, durumum yukarıdaki fotoğraftaki arkadaş gibi, kendimize uygun kabuğu bulmuşuz, kapıya da bir iki anemon sallamışız ne olur ne olmaz diye her şeye hazır pir-ü-pak bir durumdayız, durumdayız da bir süre sonra kabuk küçük gelmeye başlayınca ortamlarda yumoş yaratığı gibi kabuksuz savunmasız kalma ihtimali de aklımızdan çıkmıyor.

Böyle bir sahte güven hissi, küşayiş, asudelik içinde fırtınadan önceki sessizliği massetmekte, saldırının yeni dalgasını beklemekteyiz. Hep böyle değil midir zaten? Geçen gün kızımın bir ödevi ile ilgili okuduğum Wilfred Owen’ın Exposure isimli şiiri geldi aklıma nedense. İşte öyle bir ruh hali var bu aralar.

Her şey tekrar normale dönse gibi naif isteklerim de var tabii, insanın kendine ait bir günlüğünün olmasının iyi tarafı yazarken her türlü fikir uçuşmasına yer verebilme özgürlüğünün olması değil de nedir?

Neyse , böyledir halim, yukarıdadır halimi tasvirim. Sizlere sağlıklı günler dileyip çekilmektir son dileğim.

Namaste,

PS: Kitap için yayıncıyla konuştum A5 formatında karar kıldık sanki, 2 ay kadar sürecek basılması , haydi hayırlısı .. :)

Aslında ben bugün

By JustAddWater, April 26, 2010 9:49 pm

Aslında bugün hiç yazı yazasım yoktu ama haksızlığa dayanamıyorum. Kahvaltı ederken gördüğüm süper Hürriyet.com haberi algımın ayarlarıyla oynayıncaya kadar böyleydi vaziyet. The Onion tarzı sitelerin haberleri gibi bir başlıkla sağdan soldan bir yerlerden aparılmış bir “haber” üstünkörü tercüme edilerek ısıtılıp tüketiciye sunuluyor. Bu formül basit, efektif, vurucu bir şey.

“400 milyon yıllık evrim sürecine sahip bu karidesler DAİRESEL POLARİZE FİLTRE olarak bilinen IŞIĞI ALGILAYABİLİYORLAR”

Bu cümleyi okuyunca ayarım kaçtı, dağıldım, darmadağın oldum, gülsem bir yana ağlasam bir yana yazının konusu gerçekten ilginç, mantis (peygamber devesi) karidesleri gerçekten çok güzel ve ilginç canlılar ancak Hayyam Pasajı’nda malzeme peşinde koşan fotoğrafçılar gibi Dairesel Polarize Filtre adı verilen ışığı algılamıyorlar. Dairesel Polarize Filtre diye ışık mı olur yahu! Polarize ışık’tır o, bu arkadaşlarımızın görüş yetenekleri mükemmelin ötesinde, bu konuda kısa bir internet araması sonucu şu yada şu gibi ilginç bilgilere ulaşmak mümkün. Şurada daha magazinsel şeyler de mevcut tabii. Ancak en son Lembeh seyahatimde gördüğüm bu güzel yaratıklar, en tepede verdiğim gazete haberindeki gibi zırhlı dokunaçlarını kalbime saklamaktan çok bulundukları alanı korumaya meyilli mutedil yaratıklar.

Mantis Shrimp-Lembeh Straits 2010

Yazıya bir fotoğraf da koyayım da konumuz anlam kazansın, hem gazetedeki gibi sağdan soldan apartılma da değil, özümün çektiği el emeği göz nuru bir Lembeh karesi. Şimdi bu hayvanla ilgili haber yapmak son derece doğal bunu anlıyorum ama işini bu kadar kötü yapma lüksüne sahip insanların basın sektöründe nasıl çalışabilidiğini anlayamıyorum. Dairesel Polarize Filtre denen ışığı görüyor ne demek yahu?  Kalbine zırhlı dokunaçlarını saplayarak parçalayarak öldürüyor ne demek? Canavar avcısı tadında tercüme edilmiş baştansavma bir yazı.

Arada da “Seksi fotoğrafları için tıklayınız” lezzetinde bir fotogaleri kısmı var. Kim Kardashian değil ki bu birader, Mantis Shrimp galerisini ne koyarsın araya merak eden google image search ile bulur aradığını?  Fotoğrafların kime ait olduğu belli değil, kim bilir kimin emeği sömürülen?  Haberin tamamını da neredeyse şuradan tercüme ederek kullanmışsınız :P

Pes doğrusu sevgili dostlar,  sizler de içinde olduğumuz zaman diliminden başlayacak 400milyon yıllık bir evrim süreciyle böyle abuk sabuk işler yapmamak üzere evrimleşecek misiniz bilmiyorum bilemiyorum.

Namaste,

Haftasonu Projeleri – Akıllar Fikirler

By JustAddWater, April 25, 2010 12:24 am

Bu haftasonu epeydir yapmak istediğim bir şeyi yaptım, kendime dairesel bir flaş dağıtıcı (diffüzör) yapmaya karar verdim. Internette benden önce bu salakça fikre kapılan bir sürü insan olduğunu ve havayollarında dağıtılan kusmuk torbalarından tutun da plastik bardaklara veya sigara paketlerine kadar bir sürü değişik tasarım ve fikir gördüm. Benim kafamdaki fikir ise daha sofistike ama yapması 20 dakikadan az sürecek bir şeydi. Benzerini Alex Mustard’ın sualtı için yaptığı ring flaş tasarımında görmüş ve aslında en başta malzemeleri de kendi kendime flaş filtresi (snoot) yapmak için almıştım, snoot daha sonra yapılacak elbet ama şimdi diffüzör yapma zamanı.

Superior Engineering of Aziz Efendi

Yukarıdaki kolajda malzemelerin hepsi ve yapım evreleri sırasıyla görülüyor, plastik saklama kabı (3TL), seloteyp (25kr), Alumiyum Folyo (öğlen yenilen kebaptan apartılma = beleş), beyaz kağıt, cerrahi makas, sağlam bir bıçak, permanent marker. Sağ alt köşede Diffuser Mark I in bitmiş halini görüyorsunuz, içinde yansıtıcı olarak kullanılar aluminyum folyo ve ön yüzeyindeki beyaz kağıt ışığı daha lezzetle dağıtıyor. Hal böyleyken bir kaç deneme fotoğrafı çekmek de farz oldu tabii onlar da şurada:

Paper Tulips - Shot One - 50mm F1.8 @ 1/125th ISO 200

Bu kağıt laleleri çok sevdiğim 50mm f1.8 D ile çektim diyafram tam olarak açık ve yerden tavana doğru flaş kullanılarak pozlandı. Sonuç fena değildi flaşın pozlamasını arttırıp azaltarak daha iyi sonuçlar da elde edebiliyordum. O nedenle bir sonraki aşamaya geçmeye karar verdim.

Attack of the Plasma Clones - 18-55mm @ 30mm F22 1/10th

Evet bana göre pek şugar bir soyut kare olmuştu bu ama nedense kafamda canlandırdığım “Uzaylıların Şile Yolunu İşgali” konseptinden uzaktı henüz bir kaç deneme daha yapmaya karar verdim.

Aliens Invading Şile Highway - 18-55mm @ 30mm F4.5 1/10th

Sonunda istediğim kareyi çekmiş olmanın huzuru içinde bu yazıyı yazmak üzere bilgisayar başına oturdum. Bu arada bu baloncukları yapan çin malı ışık ve köpük tabancasına da verdiğim 7TL yi sayarsak projenin toplam malzeme maliyeti 10.5TL sağladığı tatmin ise pırasylıs :)

Hayatın sizlere iyi davranması dileğiyle,

Namaste,

PS: Fotoğrafları biraz büyük yükledim büyütüp bakarsanız daha güzel olabiliyorlar.

Panorama Theme by Themocracy