Posts tagged: Macro

Shrimp cocktail

By JustAddWater, March 6, 2010 7:09 pm

Lembeh Endonezya’nın Sulawesi adasının kuzeyinde bir boğaz, anladığım kadarıyla oldukça işlek bir deniz ticaret rotasının da üzerinde, yakınında Bitung kasabası var.

Burayı biz dalıcılar için özel yapan şey ise sualtındaki inanılmaz canlıları. Sualtı Macro fotoğrafçılığın Mekke’si olarak adlandırılan Lembeh boğazı yeni dalış seyahatimin de son durağı aynı zamanda, iş güçten kalan zamanımı çekeceğim fotoğraflara ve fotoğraflamayı planladığım türlere ayırdığım şu günlerde eski fotoğraflara bakarken Çeşme Jandarma Koyu’nda tam anlamıyla bir karış suda çektiğim şu fotoğraf elime geçti.

Shrimp anyone?

Shrimp anyone?

Fotoğrafın konusu sıradan bir Karides, bazılarımız Teke derler bazıları da ÇimÇim diyorlar. Çekildiği yer ise bir ayrı alem, Jandarma koyu kum zemini ve sığ suyu ile hem eğitim dalışlarını eda etmek isteyen dalış teknelerinin hem de Çeşme’den kalkan gezi teknelerinin bir numaralı uğrak noktasıdır. Korunaklı bir koy olması hasebiyle özellikle yaz mevsiminde ziyaretçisi oldukça bol olur.

Özellikle sualtındayken gezi teknelerinin geldiğini hemen anlarsınız çaldıkları yüksek volümlü müzik suyun altında bile duyulur, tekne daha demirlemeden insanlar kendilerini suya atmaya başlarlar, suyun üzeri mahşer yeri gibi olur. Bu tekneler çok büyük olduğu ve yurdum insanı da eğlenceye bayıldığı için insanlar tekneye çıkıp çıkıp suya atlarlar. Bir nevi yerli malı sardalya göçü gibi birşey sürüp gitmektedir. Su üzerinde de bu tekneleri ve özellikle zenne fenomeni’ni izlemeniz mümkündür, bu konu ayrıca o kadar ilginç ki kendi başına bir yazıyı hakediyor.

Burada zemin kumluk olduğu için arada sırada Tiryaki balığı-Stargazer gibi nispeten ilginç canlıları, dil balıklarını, yavru ahtapotları görme şansınız olur, amacınız macro çekmekse o zaman kıyıya yakın taşların aralarındaki küçük tekelerin peşine düşersiniz benim yaptığım gibi.

Bu fotoğrafı 105mm F2.8D Micro Nikkor + 4D diopter + Tek YS90 Auto flaşla çektim, netleme noktası karidesin gözleri ve netliği elle yaptım, çekim değerleri F20 1/80 @ISO 200 15 Mayıs 2008 tarihinde saat 14:20 de çekilmiş, çekerken güneşin ensemi maymun mabadı kıvamında kızarttığını hatırlıyorum. Karidesin gerçek büyüklüğü 1.5-2cm kadar.

Lembeh’de çok çok daha başarılı macrolar çekebilmeyi umut ediyorum. Son olarak her zamanki gibi ahkam kesme vazifemizi de ifa edelim tam olsun diyerek, hayallerinizin peşinden gidin siz kararınızı verene kadar yetişemeyeceğiniz kadar uzağa gitmiş olabilirler.

Namaste,

PS: Bu arada şöyle bir baktım da ben bu karidesleri fazlaca seviyorum galiba, daha önce onlarla ilgili yazdığım şeyleri ve çektiğim fotoğrafları karides etiketini aratarak bulabilirsiniz.

Karagöz

By JustAddWater, February 3, 2010 11:10 pm

Diplodus vulgaris, two banded sea bream ve başka dillerde kim bilir hangi garip isimlerle anılan bu güzel balık bu günkü güzellemenin konusu. Ülkemiz sularında balık fotoğraflamaya çalışan yurdum fotoğrafçısının kurtarıcısı, sinek iğneli çocukluk oltalarımızın bir numaralı müşterisi bir garip balık.

Çifte Karagöz - Diplodus vulgaris - Çeşme

Çifte Karagöz - Diplodus vulgaris - Çeşme

Her ne kadar tropik sularda fotoğraf çekmekten çok zevk alsam ve çekilen fotoğrafları gıptayla izlesem de o bol balıklı, yaratıklı zengin fotoğraflar bizim sularımızda fotoğraflanmış türlerin – ne kadar sıradan olurlarsa olsunlar – yerini tutmuyorlar. Tıpkı öğrenciliğimde yediğim ekmek arası helvaların lezzetini hiç bir tatlıda bulamamam gibi bir şey bu. Bilemiyorum belki ben huysuzlaşıyorum gün geçtikçe – arada sırada eşim ve kızımın ifadeleri de bunu doğruluyor – ya da memleketin her şeyinin güzel gelmesi DNA seviyesinde incelenmesi gereken bir şey.

Ancak sualtında kimi zaman ufak kimi zaman büyük sürüler halinde rastladığımız Karagöz efendi’nin ayrı bir yeri var, neden derseniz, bir kere yüz ifadesi ilginç, özellikle gece dalışlarında uyurken yakalarsanız çok güzel portre fotoğrafları çekebiliyorsunuz sonra geniş açı çalışırken özellikle büyük gruplara denk gelebilirseniz ve dalış becerileriniz ortalamanın üzerindeyse oldukça iyi kompozisyonlar yakalayabilirsiniz.

Çeşme’de Makri (Yatak) Adası’nda dalanlar bilirler 5 metreden alçalarak geçilen ve 10 metre civarına inilen bir taş kemer formasyonu vardır, o taş kemerin altı her mevsim irili ufaklı karagöz sürülerine ev sahipliği yapar ve kemerin altından geçmeyi bir zevk haline getiren detaylardan biridir bu. Eskiden o kemeri geçer geçmez sola döndüğünüzde sizi duvarın üzerindeki tahtından seyreden Orfoz amca’dan iki yıldır haber alınamıyor malesef ama kemerin solundaki duvar boyunca dikkatli gözler kumda uyuyan Adabeyi (Lipsoz) irilerini görecektir. Neyse konumuz karagöz dolayısıyla diğer güzellere takılmamak gerek.

Taş Kemer

Taş Kemer - The Stone Arch - Çeşme

Arada sırada kumu eşeleyen irice barbunların yanında yöresinde fırsatçı yancılar olarak görürüz onları kalkan kumların arasında barbunun gözünden kaçacak bir besini kapmak için tetikte beklerler, aşağıda bu davranışa ait bir video var çok başarılı değil ama yinede bir fikir verebiliyor, en fazla 25cm boyunda olan bu tür ortalama 15-20cm boyda olur, etinin lezzetli olması dolayısıyla da tercih edilen bir türdür.

http://www.vimeo.com/6047049

Uzun lafın kısası bu güzel balığı özellikle gece dalışında denk getirirseniz burun kıvırmayın, başından uzaklaşmayın hemen, en az 8-10 kare çekin hakkını vererek, gece dalışıysa zaten f18 1/200 e ayarlıdır makine, objektif en güvendiğiniz macro objektiftir, flaşı ayarlayıp basın deklanşöre, gündüz vaktiyse muhtemelen fazla sokulamazsınız geniş açınız varsa arka planı da ayarlayıp güzel kompozisyonlar yaratmaya çalışın. Balık fotoğraflarında en önemli nokta balığın gözünün net olarak görüntülenmesidir bunu başarır balığın kuyruğunu kafasını kesmeden doğru bir kadraj yapabilirseniz sonuç iyi olacaktır, fotoğrafta aynı türden birden fazla olması, varsa aralarındaki etkileşim ve arka plan da önemlidir tabii. Dedim ya hakkını verin balığın sonunda memnun kalacaksınız bana güvenin.

Namaste,

Kimyasal Savaş .. Sex Drugs & Rock’n Roll

By JustAddWater, January 18, 2010 9:28 pm

Nisan-Mayıs aylarında, baharın gelmesi ve akabinde gerçekleşen gönül yayları gevşemesine maruz kalanlar sadece biz insanlar değiliz. Sualtında da bu mevsim artan üreme faaliyetlerinin görüldüğü çiftleşerek türünün devamını sağlama dürtüsüyle bilumum canlı mahlukatın sığlıklarda toplaştığı bir zaman dilimidir bu.

Fotoğrafta görülen canlılar deniz tavşanları familyasından, tür isimleri Bursatella leachii ama alemde Tüylü Deniz Tavşanı ( Hairy Sea Hare-Ragged Sea Hare) olarak adlandırılıyorlar, geniş sayılabilecek yayılımları içerisinde Hint-Pasifik denizleri, Karaipler ve Akdeniz var. Arkada istemdışı da olsa kadraja giren Karagöz balığı deniz tavşanlarının büyüklüğü konusunda bir fikir sahibi olmanızı sağlayabilir.

Bursatella leachii

Bursatella leachii mating in progress

Normalde daha derin sularda yaşayan bu deniz tavşanları (kabuksuz salyangozlar) mevsimin gelip suların ısınması ile birlikte sığ sulara gelip birbirlerini buluyor ve çiftleşiyorlar. Bu canlıların davranışları ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar davranışlarının bir ritmi olduğunu, akşam vakti bir araya gelen bireylerin sabahları tek tek görüldüğünü belirtiyor. Diğer çalışmalarda ise bu canlıların geceleri üremek için toplanıp gündüzleri dağılarak beslenmeye çıktığından bahsediliyor, bu davranış hem laboratuvar ortamında hem de doğada aynı olarak gözlemlenmiş.

Bizim dalış sırasında karşılaştığımız bu tüy yumakları hemen ilgimizi çekti elbette, amacımın bu konuda bir bilimsel makale yazmak olmadığını, ayrıca bu konuda yetkin de olmadığımı bu arada belirteyim. Ancak sualtında karşılaştığım ilginç olayları yazmaktan hoşlanıyorum ve bu da onlardan biri, fotoğraflar tür tespiti ve davranış belgeleme dışında bir değer ifade etmiyor bunu da yazmadan olmaz.

Take that

Bursatella leachii -- Chemical Warfare

Bir süre incelediğimiz bu canlılar etraflarında bulunmamızı bir tehlike olarak algılamış olmalılar ki kendilerini savunmak amacıyla bir sıvı salgılamaya başladılar. Deniz tavşanları değişik kimyasal savunma mekanizmalarına sahipler, bir kısmı yedikleri zehirli deniz yosunlarındaki toxinleri (Caulerpenin vs.) özümseyerek kendi bünyelerini zehirli hale getiriyor ve düşmanlardan korunuyorlar, bir kısmı düşmanları felç eden veya öldüren kimyasallar salgılıyor,  şurada bununla ilgili oldukça enteresan bir bilimsel makale var. Neyse biz konumuza dönecek olursak fotoğrafta koyu mor-lacivert şekilde görülen salgı deniz tavşanının kimyasal silahı, bu konuda sadece yurt dışında değil ülkemizde de yapılmış yayınlar var. Bu hayvanların ilgi çekici savunma mekanizmaları tabiatın gücüne hayranlık duymamı sağlıyor, her tür varlığını sürdürüp soyunu devam ettirebilmek için yeni ve dahiyane mekanizmalar geliştiriyor.

Bu tür bir davranışa, Porto Rico veya başka bir tropik denizde değil de İzmir-Çeşme’de şahit olmak ise ayrıca güzel.

Hayatın küçük sürprizlerinin etrafınızdan eksik olmaması dileğiyle,

Namaste,

PS:Adet olduğu üzere çekim bilgilerini de ekleyeyim, 60mm F2.8D Micro nikkor objektif ile f 16  1/160 @ISO 200 ,  YS90 Auto harici flaş ile çekildiler.

İfade

By JustAddWater, January 13, 2010 8:34 pm

Kara fotoğrafçılığı bilgilerim ancak temel fotoğraf tekniğini kapsadığından (ki onu bile tam olarak bildiğim söylenemez) güzel çekilmiş portrelere imrenirim oldum olası. Neredeyse fotoğrafın başlangıcından beri insanlar portre çekiyorlar, oldukça değişik yaklaşımlar ve ışıklandırma teknikleri kullanarak bir insanın ruh hali, ifadesi, dış görünüşü, hayatı ve kişiliğiyle ilgili bilgileri izleyene aktarıyorlar ve bir kısmı bunu çok çok başarılı yapıyor. Sualtında yüzü olan konuların fotoğraflanması da kendi içinde ayrı bir ustalık gerektiren bir uğraş.

Çekilen fotoğrafın basit bir tür tespit fotoğrafı olmaktan çıkıp bir ifadeyi yansıtabilmesi sualtının alıştığımız zorluklarına bir yenisini ekleyen çetin bir meydan okuma.

Horozbina Portresi (Parablennius gattorugine)

Horozbina Portresi (Parablennius gattorugine)

Portre fotoğrafçılığının sualtında da belirli kuralları var, kısaca söylemek gerekirse konuyu arka plandan soyutlamak, arka planı mümkün mertebe sade hale getirmek, özellikle gözleri ana netlik (odaklama) noktası olarak seçmek, kareyi konu ile mümkün mertebe doldurmak, konuda türe özel bir davranış ve/veya ifade yakalayabilmek.

İfade için Türk Dil Kurumu Sözlüğü şöyle demiş :

Bir duyguyu, yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü.

Balık portrelerinde bir ifade yakalayabilmek gerçekten çok zor, bunun için hem sabırlı olmak, hem iyi bir zamanlama hem de balık davranışlarını tahmin edebilecek tecrübe gerekiyor. Böyle bir anı yakaladığınızda eğer ilk fotoğraftaki gibi konuyu paralel olarak aldıysanız ve netlik göz çevresine olacak şekilde odak noktasını seçtiyseniz objektifinizin bokeh etkisinden yararlanabilmek ve konuyu öne çıkarıp arka planı soyutlamak için diyaframı açabilirsiniz, flaş gücünü ona göre ayarlarsanız dengeli aydınlatılmış bir portre ortaya çıkar.

Bir diğer teknik ise arka planı karartmak ve konuyu bu şekilde ortaya çıkartmak olabilir, bunu sağlayabilmek için diyaframı iyice kısmış olmanız (f16 ve üzeri) ve konuyu arka planı boş olan bir yerde veya açıkta yakalamanız gerekir bu diyafram ve 1/250-1/200 civarı bir enstantane değeri size siyah bir arka plan sağlayacak ve konunuz yeterince renkliyse fotoğrafın etkisini arttıracaktır.

Sad Lisa -- Apogon imberbis

Sad Lisa -- Apogon imberbis -- Cardinal fish

Kardinal balığı (Apogon imberbis) gibi kovuklarda yaşayan ve orta suda yakalaması zor balıklar için bu tekniği uygulamak flaş ışığı kovuk duvarlarından yansıyacağı için oldukça olacaktır. Böyle bir durumda en kısık diyafram ve idare edebileceğiniz en düşük flaş gücü kullanılabilir.

Konu seçimi de oldukça zor ancak bazı basit ipuçları vermek gerekirse korku eşiği yüksek olan kolay kolay ürkmeyen konular 60mm Macro objektif için uygundur, örnek olarak Horozbina verilebilir, istediğiniz kadar sokulabilir ani hareketler yapmadığınız sürece ürkütmeden bu meraklı ufaklıkları fotoğraflayabilirsiniz. Tropik sularda ise anemon balıkları bu türlere örnektir. Yüz yapıları dolayısıyla komik , naif ifadeler yakalamak mümkündür.

Daha ürkek konular için 150mm lik veya daha üzeri Macro objektifler kullanmak gerekecektir, bu konuları gündüz dalışlarında ürkütmeden fotoğraflamak ancak bu objektiflerin sağlayacağı uzaktan odaklama imkanı ile mümkün olur gece dalışlarında ise gece avlananlar hariç tüm balıklar uykuda olacağı için sokulmak ve fotoğraflamak konuları görebildiğiniz sürece daha kolaydır. Bazı konuları ise değil fotoğraflamak dalış lideri olarak fark edip grubunuza göstermeniz bile zordur, küçük kovuklarda yaşayan blenny balıkları, gobiler buna örnek olabilirler.

Full Frontal

Full Frontal -- Yazılı Hani -- Serranus scriba

Yukarıdaki fotoğrafta yer alan yazılı hani, bizim sularımızda bulunabilecek en renkli simalardan birisi ve oldukça güzel fotoğraflar verebiliyor. Bu yazıdaki fotoğrafları özellikle İzmir-Çeşme de yaptığım eski dalışlarda çektiklerimden seçtim, elimde bu konuyu örneklemek için oldukça fazla fotoğraf olmasına ve bunların bir kısmının tropik sularda yaşayan daha sıradışı canlılar olmasına rağmen bu seçimi yapmamın sebebi modern çağın gereği olan kavanoz dipli dünyanın küçülmesi sonucunda zaten iyice gözden düşmeye yüz tutan bizim denizlerimize vefa borcundan diyebilirim. Dünyanın bu küçülmesi ve ülkemizin ekonomik durumu Kızıldenize yapılacak mütevazı bir seyahati bizim sularımızda yapılacak bir dalış seyahatinden neredeyse daha ucuz hale getirmişken bizlerin, gözümüzü açtığımız, yüzmeyi öğrendiğimiz, balıklarını seyredip avlayıp yediğimiz denizleri unutmamamız gerek.

Bu yazıdaki bütün fotoğraflar Nikon D50 kamera, 105mm F2.8 D Micro nikkor objektif ile çekildi (2006 ve 2007 yıllarında), çekim değerleri sırasıyla   f14 1/60 @ISO 200  ,  f18 1/200 @ ISO 200 ,  f18 1 /200 @ ISO 200.

Namaste,

Giderayak …

By JustAddWater, November 20, 2009 11:42 pm

Uzun zamandır planladığımız ve iple çektiğimiz bir seyahate çıkmaya saatler kala, daha bavulları ve malzemeleri bile toplamamışken, 20 kiloluk hakkımı geçip fazla bagaj cezası ödememenin planları aklımın köşesinde istenmeyen misafirler gibi eğreti ve sevimsiz dururken.

Göz göze

Göz göze

Çekeceğim yeni fotoğrafları daha kafamda kurmadım, hangi objektifleri alacağımı bile bilmiyorum, bu güne kadar hazırlandığım en kara düzen seyahat bu olmuştur sanırım. Hal böyleyken, gerçi sanılmasın ki aylarca sürecek bir seyahat bu, sadece güney kızıldeniz tarafına bir haftalık bir tekne seyahati, buraya bir şeyler bırakayım dedim ben yokken dursun göstermelik kabilinden diye.
Raises his brows :)

Raises his brows :)

Üstteki fotoğraflar ve en son ekleyeceğim fotoğraf aynı dalışta ve aynı malzeme kombinasyonu ile çekildi. 105mm f2.8D Micro Nikkor ve +4Diopter Close-up lens, tek YS90 Auto Flaş Manuel kontrol ve manuel netlik yapılarak. Özellikle en son fotoğrafı çok seviyorum bütün kusurlarına rağmen. Çünkü o kare şu üstte gördüğünüz karenin 10 saniye öncesi arada sadece flaşların dolması için geçen 8-10 saniye var.
O ifade, ahtapotun yüzündeki önleyemediği merak sualtında görmekten çok hoşlandığım şeylerden birisi. Seyahat sırasında gece dalışı yapabilirsek belki makro çekme fırsatım da olur, yoksa ağırlıklı olarak geniş açı, filtre, video kullanılacak sanırım. Geçen seferki seyahatin acı tecrübeleri sayesinde bu sefer endi dalış malzememi de götürüyorum. Böylelikle olabilecek arızaları da en aza indirmeyi planlıyorum. Divers Alert Network (DAN) üzerinden dalış sigortamı da yaptırdım.
I've got my eye on you !

I've got my eye on you !

Flaşın patlattığı bir kaç küçük planktona ve alt kısımdaki kısmi aşırı pozlamaya rağmen bu kareyi seviyorum. Balık ve diğer kafadan bacaklılar gibi türlerin portre diye nitelenebilecek fotoğraflarını çekmek , konunun “yüzünde” bir ifade yakalamanın zor olması nedeniyle ayrıca maharet ister, bu fotoğraftaki merak ifadesini seviyorum o nedenle.
Kimilerinin neredeyse bir kedi kadar akıllı olduğunu iddia ettiği ahtapotlar duygularını renk değiştirerek ve vücut dokularındaki kabarmalarla ifade ederler rengi bir anda bembeyaz olan bir ahtapot kızmış demektir. Yuvalarının girişini yediği midyelerin kabuklarıyla dekore eder, bu sayede alışkın gözler onu daha rahat bulabilir. İyi kamufle olmuş bir ahtapotu ise orada olduğunu bilmiyorsanız görebilmeniz neredeyse imkansızdır.
Neyse bu fuzuli bilgileri de serpiştirdikten sonra yavaş yavaş dükkanı kapatma vakti geliyor. Yapılması gereken çok iş var, bir süre buralarda olamayacağım, döndüğümde tüm sevdiklerimle birlikte herkesi bıraktığımdan daha iyi bulmayı diliyorum.
Namaste,
PS:  Horozbina F22 1/60 @ ISO 200 ahtapotlar ise f8 1/60 @ ISO 200

Saklambaç !

By JustAddWater, September 23, 2009 5:33 pm
Allogalathea elegans

Allogalathea elegans

Bir gece dalışı sırasında karşılaştığım bir crinoid üzerinde hayatını sürdüren Allogalathea elegans ilk bakışta mükemmel kamuflajı ile neredeyse fark edilmesi imkansız bir konuydu.
60mm micro nikkor f 2.8 D ve tek YS90 Auto flaş ile indiğim bu dalışta daha ilk dakika içinde inanılmaz fırsatlarla karşılaşmış ve elbette onların yalan olmasını hüzünle izlemiştim. Dakika bir içerisinde yumruğum kadar bir keşiş yengeci ben 60mm yi netlemeye ikna edene kadar kayaların arasında kayboldu.
Ben talihime övgüler, methiyeler düzerken karanlığın içerisinde uyuyan bir balığı henüz çarpmış ve mideye indirmek üzere olan bir elektrik balığı (torpedo ray) iş üzerinde yakalanmanın verdiği rahatsızlıkla ölü balığı bırakıp karanlığa doğru fenerlerimizden kaçarken ben şaşkınlıktan değil fotoğraf çekmek regülatörün mapsını ağzımda tutmaya çalışıyordum. Netice itibarıyle sadece arkadan bir kare alabilmiştim çarpan vatozdan. Ancak dalışın daha henüz başındaydık, su 29 dereceydi ve hava henüz kararmıştı Maldivlerin kuzeyindeki bu küçük adada.
Başlangıçta rastladığımız ve normalde başında koca bir dalışı bitirebileceğim konular dalış eşim Mark için nedense fazla sıradan şeylerdi herhalde, tabii insan hayatının son dokuz senesini Maldivlerde o ada senin bu ada benim binlerce dalış yaparak geçirince gerçekten şaşırabilmesi için çok ama çok sıradışı bir şey görmesi gerekiyor. Dalış devam ederken kumlukta tek başına uyuyan balıkları fotoğraflıyor bir yandan da o “mükemmel fotoğraf” için gereken müstakbel konuyu arıyordum.
Bir gün önce burada elimizden kaçırdığımız pegasus balığı için tetikteydik ama zaten bir serçe büyüklüğüne olan bu canlıyı gündüz zor bela bulmuşken gece bulacağımızdan yana hiç umudum yoktu. İkinci resifin başına geldiğimzde 14 metre derinlikte Mark ile işaretleştik ben konu aramaya başladım o da pegasus’un peşinden karanlığa karıştı, balığı bulabilirse bana ulaşacak bulamazsa aynı resifin başında buluşacaktık.
Ben resifi turalarken o karanlıkta kaybolmuş sadece hayal meyal görünen fenerinin ışığı ile gece dalışının ürkütücü bir detayı haline gelmişti bile. resif küçük bir kayalıktı, bir iki braincoral ve elkhorn coral ile arada kalmış table coral denilen mercanlar ve deliklerde kıyıda köşede uyuyan balıklar, temizlikçi karidesler, mürenler, anemonlar, tüm kollarını açmış suyu süzen crinoidler (tüy yıldızları). Resifin solunda güzel renkli bir tüy yıldızı buldum, önce biraz uzaktan tüm kolları açılmış görüntüsünü aldım, sonra biraz video çektim. Oldukça estetik bir canlı olan tüy yıldızlarının üzerinde genellikle hayatını orada geçiren küçük yengeç, karides taifesinden kiracılar olur.
Detay fotoğraflarından sonra onları aramaya koyuldum, bir süre sonra yıldızın ağzına  yakın bir noktada aradığımı buldum.
Uzunca bir süre bu ürkek canlıyı düzgün fotoğraflayabilmek için uğraştım, sonuçta elimde 8-10 tane işe yarar kare oldu. Bu arada dip zamanı azalıyordu ve Mark’dan ses seda yoktu uzaktan fenerinin ışığı hayal meyal görünüyordu. Karidesi bırakıp oracıkta bir kovukta uyumakta olan bir papağan balığına yöneldim. Onun da üzerinde iki temizlikçi karides mesai yapıyordu ve oldukça güzel kareler almak mümkündü. Bir süre sonra Mark yenilgiyi kabullenerek geri geldi, ve yavaş yavaş yükselmeye başladık, dalışı EAN36 ile yapıyor olmamız bu göreceli olarak sığ sayılabilecek derinlikte dip süremizi oldukça uzatmıştı.
Dönüş yolunda küçük bir ahtapot, 2 keşiş yengeci ve uyuyan diğer zevatın ardından yavaşça yükselerek dalışı kıyıda noktaladık. Yukarıda nefis bir dolunay vardı ve açlık iyice kendisini hissettiriyordu, ekipman alelacele yıkandı ve yemeğe doğru yola çıkıldı.
Bu güzel türle olan karşılaşmamın kolay unutulmayacak bir gece dalışı sırasında olması benim için ayrıca hatırlanacak bir artı, bu arada değil gece gündüz dalışlarında bile badinizi bırakıp balık aramaya gitmezsiniz ancak dalışı yapanların biri eğitmen diğeri divemaster olunca kurallar esnetilebiliyor.
Bayram sonrasında herkese sağlık ve esenlikler diliyorum.
Namaste,
f18 1/200 @ISO 400 +0.3 poz telafisi ve tek YS90 Auto flaş.

Çekirdek Aile …

By JustAddWater, August 24, 2009 10:24 am
Cave walls are fabulous ...

Cave walls are fabulous ...

Mağara duvarları bazen çok güzel küçük detayları saklarlar. Fotoğraftaki anemonlar gibi, küçücük mücevherler karanlık duvarlarda üzerlerine düşecek flaş ışığını beklerler.
Uzunca bir süreyi dalıştan uzak ama evimde sevdiklerime yakın geçirdim. Yıllardır hayalini kurduğum sıcak denizlere inme emelimi gerçekleştirmeme ise bugün itibarıyle bir hafta kaldı. Dün gece hazırladığım malzeme listesini tekrar gözden geçirdim.
Sonunda dalış malzemelerinden sadece ABC ve 3.5mm shorty gidecek, Mares Nemo, Mares M1, D300, 60mm Micro Nikkor, 10.5mm Fisheye, 18-55mm ve focus gear, YS90Auto çift flaş, 28-200mm kara fotoğrafları için, DX1200 HD, WA conversion lens, Magic Filter ve yedek kamera olarak DX5000-G alacağım yanıma.
Havayolları kilo sınırlamalarına takılmamak için bavulların geri kalanının oldukça hafif olması gerekiyor, dolayısıyla BC, regülatör vs gibi ağır malzemeleri almıyorum.
Fotoğraflamayı umduğum canlıların arasında manta, whale shark, white tip, black tip, hammer head shark gibi köpekbalığı ailesinin güzide üyeleri ve gece dalışları için bol miktarda nudibranch ve balık portresi var.
Kafamda fotoğraflamak istediğim kompozisyonlar bile belli, uzun zamandır yazdığım kitabımın son bölümü olacak bu seyahat. Yıllar önce Antalya’da bir tatil köyünün dandik havuzunda yapılan bir deneme dalışıyla (ki yemin ediyorum neredeyse ilk seks deneyimi ile aynıydı, çok çabuk bitti ve hiç bir halt anlamadım :D ) başlayan aletli dalış maceramın birinci bölümünün bitişi olacak.
Uzun zamandır dalamadım ama hazırlıklar tamam, yarın ekipmanlaımı toparlayıp İzmir’den Istanbul’a getireceğim. Ondan sonra bakımlar, yedek o-ring setleri, adaptörler, bataryalar, şarj aletleri hazırlanacak ve ver elini macera…
Hayallerimin bir kısmını gerçekleştireceğim kısmetse, sizlerin de hayallerinizin hepsinin gerçek olması umuduyla.
Namaste,
PS: Fotoğraf , Çeşme de bir mağarada çekildi, f22 1/200 @ISO 200 , 105mm Micro Nikkor + 4d diopter, manuel netleme.

May the force be with you … !!!

By JustAddWater, June 8, 2009 1:10 pm
Octopus vulgaris

Octopus vulgaris

 
Bu aralar Wii de “Starwars Force Unleashed” oynuyorum. İddia ediyorum eğer imkanınız varsa, can sıkıntısına, karı koca kavgasına, aşk yarasına, kaynana dırdırına, kara sevdaya çare bu oyundur.
Yaş 43, Commodore 64 ü geç bir kalem, bilgisayar ile tanışıklığına Vic 20 ile başlamış bir inasanoğluyum ben.  Fortran 77 yi kart elicili sistemlerde çalıştırmış, bubble sort algoritmalarımla canlar yakmış, C64 için nice tekst based adventure oyunlarını programlamış, en son noktayı C64 ile robot kolu programlayarak koymuşum. Bu kadar böbürlenme ne için ey okuyucu, bilesin ki bu oyundan etkilenen yeniyetme sivilceli ergen değil. Yılların kart oyuncusu, yüreği kemik bağlamış, acımasız, nice ahir zaman harikasını elinin tersiyle itmiş zalım bir birey. Neyse uzatmayayım, bu oyundan önce Tenchu ile vakit geçiriyor kah uzaktan attığım shuriken lerle nice yiğidoların daimyo ların hayatını karartıyor, kah tavan kirişlerinden yılan gibi sarkarak alemden bihaber nice ninja nın boynunu kibrit çöpü gibi kırıyordum. Keyfim gıcır, moralim ise full + full yerindeydi.
Sonra raflarda onu gördüm, önce omuz silktim, tepkim fiyatını görünce hoşt şerefsizler olarak belirginleşti. Sonra epeyce bir zaman etrafında dolandım, tereddüt ettim. Bir kaç review okudum. En sonunda bir cumartesi günü aldım bu muhteşem eseri. İlk bölümü Darth Vader olarak oynarken gözlerimden yaşlar süzülüyordu, işte olmuştu sonunda, ne ararsam vardı bu oyunda, etrafta dolanan gariban isyancıların boyunlarını force choke ile kütürdetir, force push ile insanları helak ederken ışın kılıcımla geleni gideni ikiye biçiyordum. Ben dark side dım, dark side ise benden mürekkepti.  Sonra kendime çelimsiz bir çırak yaptım. Şimdi onu yetiştirmekle, force un karanlık tarafını öğretmekle meşgulüm.
Gündelik hayatla ilgili tüm dertlerim bitti artık, arada canımı sıkan birileri olursa onlara da force choke yapmayı hayal etmiyor değilim tabii. Wii veya başka bir platformda bu oyunu benim gibi starwars fanatiklerine şiddetle tavsiye ediyorum.
Yield to the dark side we have free beer diyerek sözlerimi bitiriyorum.
Bu arada bu fotoğraf 2 hafta önce Çeşme de çekildi. Nikon 105mm Micro nikkor f2.8D + 4D close-up lens ile f22 1/200 @ISO 200.
Namaste,

Cardinal Fish / Apogon imberbis / Kardinal balığı

By JustAddWater, March 24, 2009 2:59 pm

Şarkılardaki “küçük kırmızı balık” budur sanırım. Apogon imberbis yada en az o kadar fiyakalı türkçe ismiyle Kardinal balığı, taş altlarını seven ışıktan, şöhret ve paparazzi taifesinden zerrece haz etmeyen mazbut bir aile balığıdır.
Genelde uysal tabiatıyla bilinse de ırkın genel özelliği tam fotoğraf çekileceği anda zırt diye dönmesiyle meşhur ve maruftur.
Gözlerindeki paralel beyaz çizgiler (rastık/sürme) alamet-i-farikasıdır. Havalıdır, küçüktür, cilvelidir, can yakar. Bu güne kadar 100 kare çekmişsem bunların 97 tanesinde ya kuyruk yüzgeci yada boşluk çıkmıştır. Bir nevi Nikolai Hel gibi yaptığı ninja numaraları ile fotoğrafı çektirmemeyi kendine şiar edinmiştir bu küçük serseri. Tamam ben de acemiydim, kabul ediyorum, zamanla daha iyi kareler elde ettik bir birimize alıştık bir nevi elektrik aldık bir birimizden. Neyse denizlerimizdeki canlı yaşamın tropik denizlerle rekabet edecek seviyeden geçtim, her geçen gün çevre kirliliği, balık katliamı, küresel ısınma gibi sebeplerle iyiden iyiye çölleştiği günümüzde bakıp da görmesini bilenlere mücevher gibidir haspam.
Bu yazıyı eşim okusa 18 yıldır evliyiz bana bu methiyelerin onda birini yazmadın der ve haklıdır da ama bu başka bir konu tabii. Sezonun açılışını 11 Nisan da yapacağız sanırım. O zamana kadar sandıktaki karelere bakarak iç geçirmekten başka yapacak pek bir şey yok.
Kendinize iyi bakın, Namaste
f16 1/125 @ISO 200

Karanlığın bekçisi

By JustAddWater, January 30, 2009 7:19 am

Karanlık korkutur, korkmamak elde değil .. Bilemezsin yürürken el yordamıyla , Ne bekliyor seni bir adım sonra yada beş.
Karanlığın sevilecek tek tarafı ise insanın içine açılan kapıları sadece karanlıkta aralayabilecek olmasıdır.
Sadece karanlıkta iç muhasebenizi yapabilirsiniz. Belki de budur karanlıktan korkmanın sebeplerinden biri.
Dalarken karanlığı gece dalışlarında veya kapalı havada derin sularda yaşayabilir insan, ayrı bir heyecanı ve atmosferi vardır bu dalışların.
Bu kare bir yassıada gündüz dalışından, 37 metre civarında çekildi sanırım, su oldukça soğuktu fotoğrafın siyah beyaza çevrilmesi dışında bir müdahale yok, arka planın kararması f18 1/200 de flaşla çekim yaparken arka planı boş bıraktığımdan. Bu sualtı macro çekimlerde kullanılan ve istenen bir tekniktir. Suyun neredeyse dayanılmaz derecede soğuk olduğunu hatırlıyorum.
Karanlığa açılan yüzlerce minik ağız binlerce minik kolun fotoğrafı bu, yumuşak mercan sudaki planktonları süzerek besleniyor. 25-30 metreden sonra akıntıyla salınırken zerafetin tanımını yapar gibiler.
Bu derinlikte ve bu şartlarda azot narkozuna girmeden, dekoya kalmadan, buddy nizi gözünüzden kaçırmadan, havayı ve kendinizi tüketmeden fotoğraf çekebilmek için fazla vaktiniz yok. Muhasebeye de vakit kalmıyor dolayısıyla…
Bir an önce yaz gelsin, dalmayı ve fotoğraf çekmeyi özledim. Kendinize iyi bakın ve
Namaste,

Panorama Theme by Themocracy