Posts tagged: Hayat Memat

Küçük güzeldir?

By , July 21, 2011 10:52 am

Aslan balıklarını severim. Her ne kadar gece dalışlarında fazlaca samimi olmaya meyilli de olsalar bir kere güzeldir Aslan balığı. Bir çok farklı türü olan bu balıkları gündüz vakti resifin üzerinde tembel tembel dolaşırken gece vakti de avlanırken görürsünüz. Son derece başarılı bir avcıdır ve zehirli dikenlerinden dolayı fazlaca rahatsız edeni de yoktur. Güney kızıldeniz’de bir gece dalışı sırasında fenerlerimizin ışığına gelerek atrafımızı saran aslan balıklarından fenerimi Kanije Müdafaası filminde Dr. Fahrettin Cüreklibatur’un düşmanlara saldırması misali bir gürz gibi sallayarak kurtulmuşluğumuz vakidir.

Ancak, mekan Endonezya – Lembeh olunca neredeyse hiç bir canlı aynı değil her şey evrilmiş ve ortama uymuş ve buna aslan balıkları da dahil. Buradakiler Pterois volitans gibi babaçko değiller.

Shortfin lionfish Dendrochirus brachypterus

Fotoğraftaki gibi daha küçük ve daha şirin buradaki aslanlar. Öyle yüzgeçlerini savura savura eski zaman külhanbeyleri gibi naralanarak gezmekten ziyade küçük ve ekonomik hareketlerle siyah volkanik kumun üzerinde hareket ediyorlar. Fotoğraflaması göreceli olarak daha kolay ve renk- desen olarak da büyük akrabalarından daha güzeller.

Shortfin lionfish Dendrochirus brachypterus

Kırmızı hahverengi çizgili yüzgeçleri flamenko dansçılarının kıyafetlerini andıran bu balık çok renkli ve güzel fotoğraflar verebiliyor. Bana göre fotoğraf çekerken gölgelerden de yararlanmak için bir flaşın gücünü azaltmak ya da konumunu balığın arkasına gelecek şekilde değiştirmek fotoğrafa daha dramatik bir hava katabiliyor.

Bünyemdeki azot yavaş yavaş sistemi terk ederken bayram tatilinde yapacağımız dalışların hayalini kuruyorum.

Namaste,

Mind controlling alien parasites

By , July 13, 2011 5:07 pm

Aziz efendi’nin Lembeh tefrikalarının yeni bir bölümüyle karşınızdayız. “Ayı’nın on tane fıkrası vardır onu da armut üstüne” diye bir çok sevdiğim bir söz vardır, benim de dalış hikayelerimin içinde Lembeh’in ayrı bir yeri var. Kim bilir belki bir gün sadece Lembeh’e özel bir kitap bile yazabilirim. Neyse en son lembeh seferinde gördüğüm ilginç canlılardan birisi bu hikayenin konusu.

Alpheus frontalis with Rhizocephalan

Dalış rehberi yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz karidesi gösterdiğinde “Aaa yumurtaları var” diye düşündüm. Bir kaç kare fotoğrafını çektikten sonra da dalışa devam ettim. Döndükten sonra tür tayini için internet’i araştırırken ümlü sualtı fotoğrafçısı Tony Wu’nun blog‘unda şu yazıyla karşılaştım. yazıyı ve altındaki yorumları okuyunca fotoğrafta görülen karidesin altındakilerin yumurta değil de bir tür parazit organizmanın organları olduğunu anladım ve eldeki kaynakları kullanarak Rhizocephala denilen bu parazit canlıları araştırmaya koyuldum. Bu arada yukarıda linkini verdiğim yazı bir sene önce yazılmıştı.

Etimolojik açıdan bakacak olursak Rhizo kelimesi yunanca kök anlamına gelen Rhiza kelimesiznden geliyor cephala ise yine yunanca kafa anlamına gelen kefalos kelimesinden yani anlamı kök kafa. Konuk olduğu organizmadan suya salındıktan sonra günlerce serbest dolaşan bu tür karından bacaklılardan uygun bir örneğe bulaştığında ilk iş sindirim sistemine yerleşerek kendi hücrelerini enjekte ediyor ve gelişmeye başlıyor. Bulaştığı canlıyı salgıladığı kimyasallar vasıtasıyla kısırlaştırdıktan sonra onun karın kısmından tomurcuklanarak yumurta içeren organlarını dışarıya salıyor. Bu aşamada salgıladığı kimyasallarla kurbanını cinsiyetine bakmaksızın hamile olduğuna inandırıyor ve parazit organlara kendi yumurtaları gibi bakmasını onları korumasını sağlıyor. Erkek organlarla birleşen dişi parazit hücreler yumurtalar olarak suya salınıyorlar ve kurbanın içinden ikinci nesil parazitler ürüyor.

Korku filmi senaryosu gibi ama tümüyle gerçek. Konu ile ilgili şurada güzel bir yazı var ve Wikipedia‘da oldukça detaylı bilgiler içeriyor. Yani bu dünyada yengeç ya da karides olmak da kolay değil sen günlük hayatında business as usual gezip yengeçlik karideslik yaparken başkaları senin hayatını bitirmek için planlar peşindeler hem de öyle böyle değil. Bulaş, kısırlaştır, beynini kontrol et, üre, bırak ölsün gibi basit bir algoritma ama kompleks kimyasal ve fiziksel yöntemlerle. Yazıyı bağlarken aklıma son zamanlarda radyolarda kulağımı tırmalayan Katy Perry ve Kanye West şaheseri olan E.T. isimli şarkı geliyor. Uzaylıları aramak için fazla uzağa gitmemize gerek yok aslında.

Namaste,

PS: Konuyla azıcık ilgisi olduğu için bu tırt şarkıyı buraya koyduğum için pişmanım ama bir yemin ettim ki dönemem.

English Abstract:

Rants and ravings about a photograph that i took in Indonesia – Lembeh Straits. The photo is very similar to a photograph taken by famous underwater photographer Tony Wu in the link provided above. I too was thinking that the shrimp had eggs when i was taking the phot however reading the blog post in Tony Wu’s blog i have realised that it is in fact a shrimp infested by a Rhizocephalan parasite.

It is a small world even in Lembeh Strait.

Namaste,

Banggai Cardinalfish

By , July 8, 2011 9:53 am

Merhaba,

Şu şarkıyı dinleyerek başlıyorum bu yazıya, şarkı Moskva-Odessa Vladimir Vysotsky’nin sevdiğim şarkılarımdan birisi. Vladimir Vystostky sevdiğim rus ozanlarından biri tıpkı Okudzhava gibi Rosenbaum gibi. Bu şarkıları sevmek için rusça bilmenize gerek yok gerçi bilseniz daha da süper olur ama o kadar insani duygularla yazılmış şarkılar ki bunlar anlamasanız da size bir şeyler hissettirirler. Bazı zamanlar hayatımın azımsanmayacak bir kısmını geçirdiğim o soğuk ülkeyi özlüyorum hele şimdi tam da o zamanlar başımdan geçenleri yazmaya başlamışken eski dostları ve anıları hatırlayıp hüzünlenebiliyorum aptalca.

Neyse, Endonezya’dan döneli fazla olmadı sağ elimdeki hydroid yarası daha iyileşmedi dolayısıyla henüz kurumuş sayılmam ve bu gün sualtı konuşmak istiyorum geçmişi yad etmek değil. Bu seyahatte bir çok şaşırtıcı şey gördüm sualtında, bir sürü nadir ve hayranlık verici canlı ile karşılaştım (işte tam bu anda sanki bir kaşif edasıyla yazdığımı farkedip yazıdan nefret ediyorum ama kusuruma bakmayın) daha önceden çekmeyi planladığım canlıların da bir çoğunun iyi kötü fotoğrafını .çekebilme şansım oldu. Mesela geçen seyahatte ilk kez gördüğüm Mantis karidesinin (Peacock Mantis Shrimp – Odontodactylus scyllarus) şu fotoğrafını çekebildim.

Peacock Mantis Shrimp - Odontodactylus scyllarus - Eye detail

Bu canlının öylesine gelişmiş gözleri var ki bakışından kaçabilmek imkansız her iki göz de bağımsız olarak farklı farklı noktalara ve aynı anda birden fazla noktaya odaklanabiliyor. Bu canlının göz yapısı ve polarize ışığı görebilmesini inceleyen bilim insanları bu sayede yeni veri saklama yöntemleri geliştirmeye çalışıyormuş. Bu sefer bu canlıyı hem fotoğraflamayı hem de video görüntülerini çekmeyi başardım bir ara onları da göstereceğim. Ama asıl konumuz bu değil.

Konumuz Banggai Kardinal Balığı – Banggai Cardinalfish – Pterapogon kauderni, akvaryum ticaretinde çok tercih edilen bir cins olan bu balık aslında Endonezya’nın Banggai adasında endemik bir tür olarak yaşamakta iken akvaryum tacirleri tarafından bir şekilde Lembeh boğazı’na salınıyor asıl yaşam alanının 400 mil kuzeyine ve bu hareket sonucunda orada bulunan anemon balıklarını sindirerek kendisine bir yer ediniyor.  Korunması gerekli canlılar listesindeki bu balığı hayatının çeşitli evrelerinde değişik hayatta kalma stratejileri izlerken görmek mümkün örneğin ufak tefek yavrular deniz kestanelerinin dikenleri arasında düşmanlarından korunuyorlar.

Banggai Cardinal Fish Babies among Urchin Spikes

Bu fotoğraf şekil 1 A tadında oldu ama devam edelim, bu balıklar büyüdükçe anemonların arasında yaşayarak hayatlarını sürdürüyorlar. Güzel bir balık ve fotoğraflaması da göreceli olarak kolay. Ama konumuz bu değil, normal şartlar altında daha önceden defalarca fotoğrafladığım bu balık Lembeh gibi türlerin harman olduğu bir yerde çok da ilginç bir konu değil aslında. Ancak şöyle bir durum söz konusu burada sizin değil dalış rehberinizin ne gördüğü söz konusu ve rehberler o kadar tecrübeli ve o derece keskin gözlere sahip ki çoğu zaman gösterdikleri konunun ne olduğunu anlamakta zorladığım oluyor.

Son dalışların birisinde artık dalışın sonlarına doğru emniyet beklemesi yaptığımız sığlıkta rehber bana oradaki Banggai kardinal balıklarını gösteriyor. Ben başlangıçta ne olduğunu anlamıyorum ve bir süre rehberle bakışıyoruz.

Banggai Cardinalfish - Easter Egg Hunt

Evet, fotoğrafta sıradışı olan bir şey var bakalım fark edebilecek misiniz? Bakmakla görmek arasındaki fark tıpkı oyuncu ile oduncu arasındaki rehber ile dalıcı arasındaki fark gibi hepimiz bakıyoruz farkı görebilenlerimiz yaratıyor. Biraz durduktan sonra rehber denge yeleğinin cebinden bir yazı tahtası çıkartıp bir cümle karalıyor ve bana gösteriyor ve ben donup kalıyorum. Sonra bir yarım saat aşağıdaki fotoğrafı çekmeye uğraşıp tüpte 30bar hava kalınca dalışı bitirip çıkıyoruz. Aşağıdaki fotoğrafa bakıp sıradışı olanın ne olduğunu göremezseniz üzülmeyin çünkü fotoğraf hayalimdekinden çok uzak ama o an çekebildiğimin en iyisi ve kusur sizin değil benim.

Banggai Cardinalfish - Surprise surprise

Evet, fotoğrafta sıradışı olanın ne olduğunu hala bulamadıysanız şöyle söyleyeyim yazı tahtasında şu yazıyordu “BABIES IN MOUTH” (ağzında yavruları var) fotoğrafa da dikkatli bakarsanız balığın ağzında yavrularının gözlerini görebilirsiniz. Sualtında bu detayı görebilen fark yaratıyor. Tabii fotoğrafı çekebilmek sadece beceri değil şans da gerektiriyor çünkü balık sürekli hareketli ve ağzındaki yavruları koruyabilmek için sürekli alarm durumunda. Dalış bitiminde teknede havlulara sarınmış sohbet ederken rehberin balığın ağzında kaç yavru olduğunu söylemesi de ayrı bir hayret konusu.

Tabii bu sadece keskin görüş değil rehberin  o bölgede yaptığı 20000+ dalışın birikimlerinin de sonucu. İşte Lembeh bu yüzden güzel iyi bir rehberle daha da güzel. Bakmakla görmek arasındaki farka dair güzel bir yazı ve nefis fotoğraflar için vaktiniz varsa Çiğdem Cooper’ın şu yazısına da bakmanızı salık veririm.

Kendinize iyi bakın

Namaste,

PS: Ben yazı falan okumayayım, bana hikaye anlatma fotoğrafları göster yeter diyenler için fotoğraflar Kahvi Collective müzikleri eşliğinde aşağıda.

Critter Hunting in Lembeh Indonesia

 

There and back again – Lembeh 2011

By , July 5, 2011 8:51 am

Evet, rüya gibi bir Lembeh seyahati ardından bu satırları yazıyorum. Bir sürü şey var yazacak olumsuzlardan başlayayım sonra iyi haberlere geçer ve yazıyı güzel şeylerle bağlarız. Toplam 23 dalış yaptığım ve her günün yaklaşık 4 saatini sualtında geçirdiğim Lembeh’ten 3 kilo vermiş, sol kulak kemiği iltihaplı ve bir flaşını Poseidon’a kurban vermiş olarak döndüm. Uzun yıllar bana hizmet eden YS90 Duo flaşım artık yok, son dalışta su alarak emekliye ayrıldı acımız büyük. Kulak iltihabım ise eşimin anında ve yerinde müdahalesi ile antibiyotik tedavisine cevap vererek iyileşti.

Hippocampus bargibanti - Up close and personal

İyi haberlere gelecek olursak 1600 kare fotoğrafın içinden yaklaşık 300 kare iyi diyebileceğim fotoğraf var ve bir 10 tanesine ise hayatımın fotoğrafı diyebilirim. Diğer seyahatlerime kıyasla bu gerçekten süper bir rakam. Bir saatten fazla da video kaydı var. Yukarıdaki fotoğraf içimde kalan karelerden birisiydi ve sonunda onu çekmeyi başardım. Bu bir pigme denizatı Hippocampus bargibanti 1.5cm boyunda ve hamile olduğundan dolayı da erkek bir birey. Gorgon yelpazesi mercanlarının üzerinde yaşıyor ve mercanın dokusunu taklit ederek hayatta kalmayı başarıyor. Bu türün özelliği fotoğraf çekilirken hop diye sırtını dönüvermesidir ilk defa düzgün bir kare çekmeyi başardığım için mutluyum.

Bunun dışında bir çok farklı canlı türünü gündelik hayat sırasında yer içer avlanır ve ürerken görüntülemeyi başardım ama en heyecan verici olanı son derece nadir ve son derece zehirli olan mototi ahtapotu’nu görüntülemeyi başarmam oldu ve bunun için çok şanslıyım. Bu sene sunumlar çok daha renkli ve eğlenceli olacak bunun sözünü şimdiden verebilirim sanırım.

Şimdi fotoğrafların tasnifi ve videonun montajı bittikten sonra yeni bir flaş sistemine ihtiyaç var sanırım. Artık yeni hedeflerimiz de var onlar da bir başka yazının konusu sanırım. Bu arada süper dalışlar sırasında rehberliği yapan Sn. Liberty Tukunang’a ve KBR a (Yuko Numata Kaj Maney - Barbara Mahonin and the beautiful people of KBR Lembeh) çok teşekkür ediyorum (Thank you very much for everything without you this wonderful trip would not be possible.)

Tekrar görüşene kadar.

Namaste,

Görünen görünmeyen II. Bölüm

By , May 23, 2011 9:31 am

Merhaba,

Yakın zamanda yeni bir Lembeh seyahati planlıyorum. Neden derseniz sebebini şöyle izah edeyim. Geçen sene çektiğim fotoğrafları düzenliyordum yeni 1 TB Samsung diskimin selamsız sabahsız terk-i-dünya etmesinden sonra arşivi tekrar toparlarken eski fotoğrafları da elden geçirdim. O sırada gördüğüm bir fotoğraf Lembeh’te daha çok dalış yapmam gerektiğini bana hatırlattı. Fotoğraf şurada:

The Ghost - Lembeh - Indonesia

 

Bazı fotoğraflara bakıp “Bu ne be?” dediğim çok olmuştur. Eğer makul bir zaman içerisinde konunun ne olduğunu anlamazsam fotoğrafı siler ve bir sonrakine geçerim normal prosedür böyledir. Bu fotoğrafa da bir süre baktım ne olduğunu anlayabilmek için. Fotoğrafı çekerken de ne olduğunu anlamamışım çünkü sadece bir kare var sonra uzaklaşıp başka konulara dalmışım.

Fotoğrafa bir süre baktıktan sonra ne olduğunu ve kaçırdığım fırsatın büyüklüğünü anladım. Alışkanlık gereği canlılara bakarken özellikle de gizlenmiş canlıları ararken gözlerini bulmaya çalışırım. Burada da gözü görünce balığı bulmam da zor olmadı. Fotoğrafta bir Aslan Balığı yavrusu var ve neredeyse tamamen saydam o nedenle deniz tabanındaki çöplerin önünde neredeyse bir hayalet gibi kıpırdamadan duruyor.

Düşmanlar sizi göremeyince hayat daha güzel. Bu tür fırsatları tekrar yakalayıp daha iyi değerlendirebilmek için bir sefer daha yapmam gerektiğine karar verdim. Hafta sonu Novus Port Cleaning & Repair Kit ile Akrilik dome portumdaki çizikleri onardım, oldukça iyi sonuç verdi diyebilirim. Geriye kalan ekipman eksiğimi de tamamlayıp tekniğimi geliştirmem gerek. Kendinize iyi bakın.

Fotoğraf Lembeh boğazı’nda geçen sene çekildi, Nikon D300 , 60mm F2.8D Micronikkor , 2x YS90 Flaş.

F22 1/200 @ISO 200

Namaste,

Görünen, görünmeyen

By , May 13, 2011 9:54 am

Görünen ve görünmeyen. İddialı bir başlık oldu değil mi? Evet, bakmak ile görmek arasındaki fark bir yana görünen ve görünmeyen apayrı şeyler. Çoğu zaman sualtı fotoğrafı çekerken bir kadrajda çekim sırasında fark edemediğim bir şeyi sonradan görür ve sevinirim. Hele hele fotoğraf Lembeh gibi bir yerde çekiliyorsa bu ihtimal o kadar yüksektir ki bazı karelerde ilk seferde göremediğim 3-4 ayrı canlı gördüğümü biliyorum.

Crab or more? - Lembeh - Indonesia

Fotoğrafı Endonezya’nın Sulawesi adasının kuzeyinde Lembeh Boğazı denilen makro fotoğrafçılık cennetinde yaptığım ilk gece dalışında çektim. Hoş, gülümseten bir anı benim için. Yirmi küsur saatlik yorucu bir yolculuğun sonunda bavulları açmadan makineyi kurup o günün son benim ise oradaki ilk dalışım olan gece dalışına kapağı atıvermiştim. Bu yakınlarda o seyahati tekrarlamak niyetindeyim, hem daha tecrübeli ve daha iyi donanmış olarak gitmek hem de şansım yaver giderse daha önce göremediğim canlıları görmek istiyorum.

Bu amaçla kendime ufak bir fokus feneri aldım, wet macro lens için ise çabalarım sonuç vermedi başka bir çözüm aramak niyetindeyim. Dalmak, fotoğraf ve video çekmek, yemek yemek ve uyumak dışında yapılacak hiç bir şeyin olmadığı bu kaçışlar hayatın daha da çekilir olmasını sağlıyor benim için. Bu arada yukarıdaki fotoğrafta saklanan ikinci yengeci hala görmediyseniz yorgun olmanız kuvvetle muhtemel, bir bardak çay alıp derin bir nefes alın ve biraz dolaşın derim.

İskelet karidesleri (Pariambus typicus) diye canlılar var normalde fark edilmeleri oldukça güç, üzerinde yaşadıkları yosunla aynı renk ve dokuya sahipler ve 1-4cm büyüklüğündeler bu nedenle onları görmek çok zor olabiliyor fotoğraflamak için de iyi bir fokus ışığı ve ciddi bir süpermacro ekipmanı gerekiyor.

Skeleton Shrimp - Lembeh - Indonesia

Bu fotoğrafta birden fazla iskelet karidesi var ancak ilk denemeden sonra başarılı bir çekim yapmamın (bu ekipmanla) tesadüflere bağlı olduğunu anlayarak önümüzdeki maçlara bakmak kararını alıp yoluma devam ettim. Ama ikinci seferde canınıza okuyacağım arkadaşlar, iskelet falan dinlemem şakam yoktur.

Evet yazımızın sonuna geldik arkadaşlar bu sefer biraz kısa oldu ama kusura bakmayın, yazdıkça açılacağım ümidindeyim. Kendinize iyi bakın.

Namaste,

Hayat devam ediyor.

By , April 26, 2011 1:25 pm
Umm Arouk

Umm Arouk - Southern Redsea

Evet dalmayalı uzun zaman oldu, o kadar uzun zaman oldu ki güneşte serilmiş dut pestilinden beter vaziyetteyim. Kurudum kaldım, kıpırdanamıyorum. Bir sürü irili ufaklı şey olup bitti ve olup bitmekte. Mesela yakında hazırlandığım bir kuşak sınavı var epey terletiyor bizleri bu aralar. Başlayıp yarım bıraktığım projeler var (LED fener, Ring light, Macro Light projeleri). Ekmek arası Tenoksikam’a mecbur eden sırt ağrıları var, arkadaşlarla başlayıp bitirdiğimiz bir öykü kitabı var “Asla Yalnız Yürümeyeceksin!” adında şurada haberi ve bizlerin bir grup fotoğrafı var.

Planladığım ama kursağımda kalan seyahatler, başlanan ve yarım kalan projeler, kaybettiklerim, yitip gidenler, çıkıp gelenler ve daha bir dolu şeyle birlikte ömrümüzün kum saatinden eksilen kumlar var. Deniz de var ama dalış eksik açığı çok acele kapatmak gerek. Fotoğraf iki yıl önce çıktığımız dalışlı deniz yolculuğundan bir güney kızıldeniz karesi. Kitap uzun zamandır uğraşamadığım ancak belli bir düzen içerisinde kendi kendine ağızdan ağıza yayılan bir konuya dönüştü. Hiç tanımadığım insanlardan çok olumlu geri dönüşler aldım kitapla ilgili ve bu beni çok ama çok fazla mutlu etti.

Kafamda iki yeni proje var bir tanesi küçük bir öykü kitabı; neredeyse doğduğu zamandan bu yana kızım için çeşitli yerlerde yazıp biriktirdiğim kendi hayatıma ve başımdan geçenlere dair kısa öykülerin toplanmasından oluşan Aziz Efendi’nin kısa tarihi. Diğeri ise son zamanlarda aklımda olan bir sergi+kitap projesi (daha fazla efor+para gerektiriyor) sanıyorum bu sene yapılacak seyahatten sonra şekillenecek.

Hayat devam ediyor, deniz uzaklardan sesleniyor ben dalacağım günün hayalini kuruyorum.

Kendinize iyi bakın,

Namaste,

Ayın Tekniği – 2

By , March 14, 2011 2:22 pm

Geniş açı sualtı fotoğraflarında değişik bir şeyler yapmak oldukça zor. Yaratıcılığın sınırlarını gerçekten zorluyor fotoğrafçılar. En son bir dergi kapağı için dağ başında bir rampanın üzerine suni bir havuz inşa edip içine alabalık yerleştirerek half-half tekniğiyne yarısı sualtı yarısı suüstünde çekilen şu fotoğrafları görünce tamam dedim. Scott Serfas çok güzel bir çalışma gerçekleştirmiş, vimeo da kamera arkasının da detaylı bir çekimi var.

Şimdi başkalarının bu yaratıcı işleri insanı kamçılıyor, sezon açılınca yapılacak o kadar çok şey var ki. Geniş açı fotoğraf için sualtında pek çok bilinen teknik var ancak benim bu gün bahsetmek istediğim mağara, kovuk gibi ortamlarda doğal ışıkla ve modelli yapılan çekimler için yaratıcı bir yöntem.

Bedroom Cave - Çeşme - 2010

 Bu karede flaş yok, ortam ışığı var, fotoğraf pozlanırken ışık ölçümü arka plandaki su sütunundan yapılıyor, bu sayede arka plandaki su, renkler , ışık huzmeleri gayet canlı ve doğru pozlanmış olarak çıkıyor. Model de flaş kullanılmadığı için siluet olarak görünüyor. Buraya kadar her şey normal bir siluet fotoğrafı çeker gibi. Bu aşamada modelin elindeki güçlü fener ile (ki fener bir Hartenberger) mağara duvarını aydınlatıyor olması fotoğrafta odaklanılacak ikinci noktayı ve dolayısıyla farklı olan tarafı oluşturuyor.

Bunun bir aşama ilerisi modelin kare içerisinde daha iyi konumlandırılması ya da farklı bir obje/canlı’nın aydınlatılmasının sağlanması ile mümkün olabilir. Bu kareyi flaşlı çekiyor olsaydık ışığı yine arka su sütunundan ölçüp flaş gücü ve konumuyla oynayarak ön planı doğru pozlamaya çalışacaktık. Elbette sualtına farklı canlılar indirmek ya da olmayanı oldurmak gibi über yaratıcı yaklaşımlardan uzak ama pekala da farklı ve göz okşayan fotoğraflar elde etmenizi sağlayacak basit bir teknik.

Sezonun başlamasına az kaldı, Istanbul’da kar yağdı ve bitti. Hayatın süratine yetişme çabalarımız ise sürüyor. Nisan ayında bir hikaye kitabında geçmişten kısacık ama tatlı anıları nakleden küçük bir hikayem yayınlanacak. Detayları belki daha sonra.

Namaste,

Hayata dair..

By , February 27, 2011 10:30 pm

Bir süredir bloga yazı yazmamışım elim değmedi bir türlü. Bu durum genellikle hayatın temposuna zorlukla yetiştiğim zamanlarda oluyor. Sürekli bir koşuşturma, bir yerlere yetişme duygusu, yorgunluk, umut, mutluluk ve diğer bileşenlerden oluşan hayat dediğimiz kompozit olay. Neyse bu geçen süre zarfında antrenmanlar, iş, seyahatler, dostlarla sohbetler, evde geçirilen zamanlar arasında bir de sunum sığdırdık.

Yassıada - Crab - 2006

Dün gece Weekend Divers’ın davetlisi olarak küçük bir sunum yaptım. Güney Kızıldeniz, Maldivler, Bali ve Lembeh konulu. 33 Dakika fotoğraf gösterip bir saat kadar da sohbet ettik. Sonunda bittiğinde o kadar keyifli zaman geçirmiştim ki imkan olsa sabaha kadar devam ederdim. Bu vesileyle Weekend Divers’a konukseverliği ve gelip izleyen dostlarıma da sabır ve hoşgörüleri için teşekkür ediyorum. Sunumdan önce sohbet ederken bir ara Yassıada konusu açıldı ve ben uzun zamandır orada dalmadığımı farkettim.

Yukarıdaki fotoğraf bir Yassıada dalışından, şaşkın bir yengeç. Oldukça zorlayıcı şartlara sahip Yassıada dalışlarını özledim, soğuk, kötü görüş, termokline ve daha bir çok zorluğa rağmen sizi şaşırtacak bir şey her zaman vardır orada. Yakın zamanlarda yeni ve farklı bir kitap ve Sn. Berrin Osmanağaoğlu’nun organize ettiği LÖSEV projesi var. Bir sonraki yazıya kadar kendinize iyi bakın.

 

Namaste,

Kış işleri Düş işleri

By , February 8, 2011 3:17 pm

Kış mevsimini pek sevemedim oldum olası. Şimdi bana “Her mevsim ayrı güzel” gibi argümanlarla gelmeyin lütfen. O size ayrı güzel, ben sevmiyorum. Ancak bu mevsimi çekilir hale getirmek için insanoğlu bir takım aktiviteler icat etmiş, tamamen fuzuli ancak soğuk ve erkenden kararan hava ile depresyonun bini bir para iken ayağı kayarak kış sporlarını icat eden atalar bu dandik mevsimi bir nebze çekilir hale getirdiklerinin bilincinde miydi merak ediyorum.

Snowscape

Neyse, malum mevsim kış dalış yok yarıyıl tatili de gelince soluğu Sarıkamış’ta aldık tekrar, iki yıl aradan sonra bir çok şey değişmiş bir çoğu da aynı kalmış. İlk seyahatimizde oynadığımız yavru köpeklerin tüm oymağını kurtlar götürmüş. Belki anlaşılmamıştır diye KURTLAR GÖTÜRMÜŞ!  Nasıl ya hu? diyecek olduk “E beyim Kurt acıkınca sürüyle geliyor ehin ehin” dediler. 

Sarıkamış gerçekten olağanüstü güzel bir doğaya sahip, sadece inanılmaz incelikteki toz kar ve her biri tornadan çıkmış gibi düzgün kalem gibi çam ağaçları bile hayran olmanız için yeterli. Bu sene yeni pistlerin de açılması kayak merkezinin çekiciliğini arttırmış. Yeni açılan Karanlık Dere isimli pist çok güzel, ismi orta dünya romanlarından çıkmış gibi ancak kendisi pek leziz. Geçen bayram Bali seyahati sırasında çaldırdığımız video kameranın yerine eşimin aldığı Olympus PEN PL1′i deneme fırsatını da bu seyahatte buldum. Çekim süratinin yetersizliği dışında gerek boyut gerekse de çekim kalitesi olarak son derece tatmin edici bir kamera olduğunu gördüm.

Snowscape again - Exciting eh?

Bu seyahat sırasında kış mevsimini sevmediğimin dışında -25 ila -9 arası seyreden sıcaklıkların, buzzzz gibi esen rüzgarların bana göre olmadığını tekrar anımsamanın yanında dalışı ne kadar özlediğimin de farkına vardım. Kısa vadede bir kaç seyahat ve Weekend Divers’da yapılacak bir sualtı sunumu var. Kendinize iyi bakın.

Namaste,

PS: F11 1/1600 @ISO 200 @ 36mm of Olympus M.Zuiko Digital 14-42mm.   f 3.5-5.6

Panorama Theme by Themocracy