
Yer ile gök arasında bir yerlerde geçiyor hayatımız. Kimimiz kimi zaman yere yakın kimi zaman da göğe yakın gidiyoruz.
Kimilerimiz ise daha istikrarlı ya hep yere yakın yada hep göğe, arada yoyo misali salınan bendeniz bu fotoğrafı aynı dalışta çektiğim iki farklı kareden kısıtlı photoshop bilgimle ürettim.
Mekan Adrasan, bazı fotoğraf kareleri bana bazı şarkıları çağrıştırır. Bu kare çok sevdiğim Bijelo Dugme grubunun Hajdemo u Planine şarkısını anımsatıyor. Çoğu insan bu şarkıyı Get the Money olarak bilir Arizona Dream filminden. Hatta bir zamanlar Fatih Erkoç da türkçe bir versiyonunu yapmıştı. İşte bu kare neden bilmem bana “Jer tamo nema zime!” diye bağırıyor çatlak sesiyle.. Da da da …
Yer ile gök arasında vuku bulan debelenmelerimizin tümünün hayat olarak adlandırıldığı bu anın en güzel tarafı her an sona erebilecek olması. Şu an şu satırları yazarken varlığının sona erebileceği, sana ayrılan sürenin sonunda yayında ve yapımda emeği geçenlere teşekkür etme fırsatını bile bulamadan gidebileceğin gerçeğidir anı değerli kılan. Yoksa sonsuza kadar yaşayacağını bilsen bütün bunların değeri bir hiç olurdu.
Hal böyleyken soluk alıp verdiğimiz her anın kıymetini bilmek gerek..tekrarı olmadığını da kabullenmek. Evet, Hajdemo u adrasan , jer tamo , jer tamo , jer tamo nema zime
Kendinize ve sevdiklerinize iyi davranmanız dileğiyle …
Namaste,
Bugün sabah daha karga kahvaltı sofrasına yaklaşmamışken, ortalıkta sokak köpekleri ve çöpçülerden başka hiç kimse yokken yolda dinlediğim eski bir Jethro Tull şarkısı. Too old to rock-n-roll but too young to die.
Bu şarkıyı ne zaman dinlesem gülümsüyorum, aklıma kendi hayatım ve bir sürü şey geliyor fikir uçuşması olarak nitelenebilecek. Ama hep hatırlattığı bir şey var ki hiç değişmez, her seferinde saygı ve hayranlık uyandırır, şaşırtır.
Leni Riefenstahl, 1902 yılında Berlin de doğan bu hanımefendi dans, sinema, fotoğraf gibi pek çok alanda büyük başarıları yaşamış, nazi almanyası devrinin laneti dolayısıyla hak ettiği yeri bir türlü tam manasıyla elde edememiş, bazılarının doğrudan bir nazi olmakla suçlayıp sevmediği birisi.
Benim hayranlığımın sebebi ise karada müthiş bir fotoğrafçı olan Riefenstahl ın 71 yaşında dalış eğitimine başlayıp 101 yaşında hayata veda edene kadar sualtında ve üzerinde fotoğraf çekmeye ve hayatı negatife hapsetmeye devam etmesidir. Bu yaşta bir çok insan hayata olan bağını koparmaya ve yavaş yavaş dünyadan göçmeye hazırlanırken bitmeyen bir enerji ve iradeyle yepyeni bir alana atılmak her babayiğidin harcı değildir elbette. Ama şarkıda da dediği gibi “You are never too old, to rock-n-roll if you are too young to die” önemli olan kafanızın içinin genç olması/kalması.
Kendinize iyi bakın,
Namaste,
PS: Fotoğraf Çeşme 10.5mm fisheye f8 1/200 @ISO200

Bu tekniğin adı half & half yada overunder. Görüntünün yarısı sualtı yarısı su üstü olduğu zaman bu isim veriliyor. Uygulaması oldukça zor.
Kısaca tarif etmek gerekirse, önce malzemeleri sayalım:
-
Tercihan SLR bir kamera, housing, dome port
-
Geniş açı yada balık gözü bir objektif
-
Konu, eğer ayaklarınızın yere basmayacağı bir derinlikteyseniz iyi yüzerlik (sephiye) ayarı.
-
Uygulanışı ise şöyle, dome portun yarısı dışarıda kalacak şekilde kadrajı yapıyoruz, flaşlar sualtında kalan kısmı aydınlatıyor. Flaşları oldukça geniş bir alanı ışıkla boyayacak şekilde ayarlıyoruz. Burada en zor olan dome port un suyun dışında kalan kısmında su damlacıklarının kalmasını önlemek. Bu konuda camsil gibi bazı maddelerin kullanıldığına dair tüyolar var ama ben cesaret edip deneyemedim. Deniz ne kadar çırpıntısız ise başarı şansı da o kadar yüksek. İlk denememdeki yaklaşık 50 kare içinden gözüme bir tek bu düzgün göründü.
Bu arada amca neredeyse salmayı dibe çakacakmış
)
Gereğinden fazla hızlı geçen bir hafta sonu nun ardından yine İzmir deyim.
Namaste,
Nikkor AF DX 10.5mm f/2.8 G ED lens fotoğraf envanterime yeni eklediğim bir lens. Lens ve dome port elime ulaşır ulaşmaz denemek için Foça tarafına şnorkel yapmaya gittim.
Bu lens hakkındaki izlenimlerimi bir kaç bölümde “olaylar gelilştikçe” anlatacağım. İlk izlenim ise “rööh” ünlemi ile özetlenebilir. Bu güne kadar kullandığım nikkor lenslerin en karmaşıklarından biri diyebilirim.
Teknik bilgileri zaten Nikon sitesinde mevcut ama ilk izlenim olarak sualtında ve üstünde insanı bu kadar derli toplu olmaya iten bir lens daha görmedim. Resmen
askeri disiplin ile fotoğraf çekmeniz gerekiyor bunun başlıca sebebi ise
180 derecelik görüş açısı. Kompozisyonla uğraşırken bir de bakıyorsun paletlerinden biri yada flaşın, birinin eli kolu kadraja girivermiş. Ancak bu görüş açışı ve düşük diyafram değerlerinde bile insanı şaşırtacak derecedeki alan derinliği fotoğrafçıyı kendine hayran bırakmaya yetiyor.
Keskinliği son derece tatmin edici özellikle f/8 ve üstü diyafram değerlerinde, bu lenslerin ortak özelliği olan
barrel distortion sualtında suyun ışığı kırması ve küçük sensörlü D-SLR makinelerdeki
crop faktörü sayesinde gözü o kadar rahatsız etmiyor. Barrel distortion aynı zamanda Nikon Capture NX yazılımı ile kolaylıkla (çoğu zaman) düzeltilebiliyor.
Tek problem, 180 derecelik görüş açışını

aydınlatacak flaş bulabilmek. Sualtında Guide Number 22 @ISO100 iki adet flaş kullanmama rağmen pek başarılı görünmüyor netice. Bu soruna ilerleyen günlerde daha fazla değineceğim.
f/16 1/80 @ISO 200
Namaste,