Lembeh Blues
Lembeh seyahati öncesinde almayı çok istediğim TTL konvertörü maalesef alamamıştım. Artık burnumu sıksanız ekipman fışkıracak kadar çoluk çocuğun nafakasını bu “hobiye” gömdüğümden dolayı son zamanlarda tüm heveslerimi baskılamak gibi bir refleks geliştirdim. Ama Lembeh gibi hayatın macro fotoğraf düzleminde geçtiği bir cennette TTL olmadan işler zor oluyordu tabii. Klasik ayarlar bu acaip memleketin bulanık sularında her zaman iş yapmıyor yaptığı zaman da sonuçlar kestirilemez olabiliyor. Son gece bavul toplama öncesinde tüm ekipmanı banyoya yaymış kuruturken aşağıdaki görüntü ortaya çıktı.
Şimdi fotoğrafta sol üstten sağa doğru MDX-D300 housing, Macro Port, 2 adet YS90 Auto flaş, flaş kolları, bir adet DX1200-HD housing, geniş açı ve close-up ataşmanları, çeşitli ıvır zıvır ve paslanmaz çelikten mamul bir adet Lembeh Stick var. Bu Lembeh Stick enteresan bir şey, ilk gördüğümde burun kıvırdığım bu metal parçası buralarda hayati bir ekipman özellikle de Muck Dive denilen volkanik siyah kum üzerindeki dalışlarda konuyu bulmak, destek sağlamak veya akıntıda ankraj vazifesi görerek tutunmanızı sağlamak gibi işlevleri başarıyla yerine getiriyor. Bu arada ekipmanlar karesinde dome port (geniş açı çekimlerde balık gözü lensi koruyan akrilik kubbe) yok, tecrübeli arkadaşların boşuna yanına alma uyarılarına rağmen o kadar yol taşıyıp sualtında tek kare için kullanmadığım 10.5mm Fisheye DX lens ancak su üstünde aşağıdaki kareyi çekerken kullanıldı.
Bu kareyide sırf lensi taşıdı da tek kare çekmedi ehe mehe demesinler diye inattan çektim. Kareyi çekerken o palmiyeye tırmanan bir tembel hayvan olduğumu hayal ettim ama sonra tembel hayvan olduğum için hayali yarım bıraktım (külliyen yalan). Neyse TTL olmayınca her ayarın üzerine flaş ayarı elle yapıldığı için bazı durumlarda ne kadar tsırpınsam da ayarı tutturamadığım zamanlar da oluyordu tabii. Ancak TTL olsada olmasada bu seyahat bu güne kadar yaptıklarımın içerisinde en fazla olmuş dediğim fotoğrafı çektiğim seyahat oldu. Özellikle detay-doku çekimleri son derece içime sindi. Aşağıdaki kareyi de böyle bir dalışta ne hoş bir geometri ve renk uyumu diye düşünerek çektim.
Bu kareyi çekerken denizyıldızının altının muhteşem renk ve simetrisine tav oldum, orada yaşayan yengeci de karede güzel bir yere denk getirmeye çalıştım ancak sol üst köşede son saniyede araya giren zenci rapçi tadındaki kommensal karides hiç hesapta yoktu. “Sorun çıkartmak istemiyorum adamım, işini bitir ve sessizce uzaklaş” dercesine bakıyordu, deniz yıldızını bulduğum yere bırakıp yavaşça uzaklaştım. Cuma akşamı 2. el bir TTL konvertörü oldukça iyi bir fiyata cephaneliğime kattım artık rahat uyuyabilirim sanıyorum ama emin değilim.
Namaste,
PS: 1. Fotoğrafta WC aynasından yansıyan doğa üstü (supernatural) göbeğim crop edildi nedendir bilemediğim bir sebepten fotoğrafa crossprocessing ve desatürasyon yapıldı, 2. fotoğraf değişik pozlamalarla çekilen 5 kareden HDR haline getirildi (bunun sebebi belli hem ağacı hem gökyüzünü doğru pozlayabilmek için) 3. fotoğraf makineden çıktığı gibi ne çektiysem o, f29 1/200 @ISO 200 60mm Micro nikkor f2.8D












