Posts tagged: Fish face

Vanitas vanitatum et omnia vanitas

By , June 24, 2008 9:41 pm

Evet, sınav bitti, itiş kakışla dolu günler de sona erdi şimdi yaralarımızı sarıp bir sonraki kavgaya hazırlanma zamanı.
Yorgunluk henüz geçmedi ama kısa süre sonra çıkacağımız tatilde geçeceğini düşünüyorum.
Umuyorum öyle olur, hayat memat durumlarında da sürpriz hadiseler olmakta hayırlısı olur diyelim. Bu arad uzun zaman sonra geçen haftasonu dalışa gitme şansı buldum. Bu fotoğraf oradan, Apogon imberbis yada Kardinal balığı, taş altında 15 metre civarında çekildi. Bodrum da dalış yapmaya fırsatımız olur umarım. Yazıya baktım da ne çok umuyorum bu aralar elimizde patlamasa bari. Yavan yazı için kusura bakmayın, Ankara da bir otel odasında gecenin bir körü ancak bu kadar oluyor.
Kendinize iyi bakın, Namaste

Gece Dalışı

By , July 25, 2007 11:43 am

Gece dalışı, en sevdiğim şeylerden biri, önceden hazırlığını yaparsın, fenerlerin bakımları yapılır, piller şarj edilir, housing bakımı yapılır, flaşlar kontrol edilir.

Sonra tüm malzemeyi toparlar tekneye gelirsin, kakara kikiri muhabbet, herkeste bir heyecan, hava durumuna göre dalış noktası ve güzergah belirlenir, dalış planlaması yapılır, gruplar, dalış eşleri (buddy) belirlenir, dalış brifingi verilir.

Artık hazırsın, dalış eşinle ayrıntıları bir daha gözden geçirirsin. Bu arada tekne dalış noktasına yanaşır, baştan çapa atılır, gruplar bu arada organize olmuştur.

Heyecan iyice artar, gündüz göremeyeceğin bir çok canlı gece aşağıdadır, karavidalar, böcekler, yengeçler, sübyeler, sinaritler. Zifiri karanlık hakimdir aşağıya, alıştığın o derin mavi yoktur bir süreliğine de olsa. Sadece ve sadece senin ve dalış grubundakilerin fenerlerinin aydınlattığı alanı görerek ilerlersin. Fenerlerin ışık huzmeleri karanlığı yırtarak hırsızlama girdiğin bu karanlık bahçenin içini aydınlatmaya çalışır. Dikkatli bakan gözlere ve şansa sahipsen, yuvalarında seni seyreden veya uyuyan mürenleri, onların ağzını temizleyen temizlikçi karidesleri, eriştelerin arasında eski zaman vezirleri gibi duran ve fenerin onu aydınlatınca renkten renge giren ahtapotu görebilirsin.

Kayalıklardaki deliklerinde gün boyu uyuyan bonelyalar (şerit kurdu) nefti yeşil renkleri ve zarif gövdeleriyle metrelerce dibi arşınlamaktadır. Yengeçler taş altlarından ortaya çıkmış gezinmektedirler. Uluorta uyuyan bir sinarit seni görünceye kadar onu doyasıya seyredersin. Hele bir iki kare çekebildiysen senden şanslısı yoktur. Kırmızı daha bir kırmızı, sarı daha bir canlı, fenerinin aydınlatabildiği her köşe gerçek renk ve güzelliğiyle selamlamaktadır seni. Fener huzmelerinin arasında sübyeler bir oraya bir buraya kaçışmaktadır. Gece dalışı 10 metre derinlikten fazlasına yapılmadığı için dalış süren alabildiğine uzun aldığın zevk ise o derece katmerlidir.

Dalışın sonuna doğru teknenin altına gelinir ve yavaş yavaş yükselerek çıkılır cennetten, bir koşu üzerindekilerden kurtulur ve en sevdiğin içecek elinde güverteye yatıp yıldızları seyre dalarsın. Yıldız kayar beş dakika evvel orta suda gördüğün gümüş balıklarını hatırlar gülümsersin.

Namaste,

Haberin yok ölüyorum!

By , June 7, 2007 11:21 am


Haberin yok ölüyorum…..

bakma bana öyle derin
işim olmaz senle benim
hiç bu kadar sevilmedin
gözlerinden okuyorum
haberin yok, ölüyorum

Duman

Bu fotoğrafı çekerken aklımda bu şarkı vardı. Çeşme de 20 metre derinlikte kim bilir kimin attığı bir balık ağının içinde bir çift papağan balığı. İkisi de erkek, sadece bu cins papağan balığı nın , ki ismi european parrot fish (Sparisoma cretense) dişisi erkeğinden renkli olur.

Tabii ağı atanın muhtemelen bundan haberi yok. Bu balıkların eti lezzetli değildir, dolayısıyla ekonomik değeri de yoktur. Ağı atan bunları da bilmiyor, muhtemelen ağı topladığında bu iki balığı da denize atacak yada kedilere verecek.

Bu arada ağlar balıkları sıkıştırıyor, gözlerine solungaçlarına batıyor, balık çıkmak için ırgaladıkça daha çok canı yanıyor. Balık ağı bu nedenle rezil bir icat, ne var ne yoksa yakalıyor. Ayrım yapmadan. Sadece 4 kare çekebildim, sonra yaptığım bıçağı çekip ağı keserek balıkları salıvermek oldu. Vicdanım rahat, ama şarkı hala aklımda “Haberin yok ölüyorum!”

Namaste,

Ikelite DS50S Slave Flaş

By , May 29, 2007 6:49 am

Fotoğraftaki balık bir Symphodus ocellatus erkek bir birey. Sadece bu mevsim yani aganigi mevsiminde bu renkleri alıyor. Yuvasını yapıyor ve çılgın dansları ile etkilediği dişi bu yuvaya yumurtaları bırakınca onları dölleyip başlıyor yuvayı korumaya. Yuva konusunda oldukça hassas kendinden kat kat büyük balıkları bile kovalıyor.
Bu fotoğraf tam yuva yapma olayı sırasında çekildi. Biraz sonra da dans başladı, ama ben fotoğraf çektiğim için pek rahat edemedi garibim beni kovalamaya karar verdi. Ben de bıraktım kendi haline. Çekim değerleri, f22 1/100 at ISO 200. Fotoğrafın çekildiği yer Çeşme, No Name dalış noktası. Yazının başlığı ise 2. el aldığım ama performansından şu ana kadar çok memnun olduğum köle flaş ile ilgili.
Ikelite DS50S hakikaten çok başarılı bir flaş, üzerindeki bir sensör yardımıyla asıl flaş çaktığı anda tetikleniyor. Üzerinde öyle hassas ayarları falan yok. Ya köle modunda yada asıl flaş olarak çalışıyor. Yeniden dolma süresi 4 saniye kadar ve gücü etkileyici. Tabii bir de geniş açıda görmek gerek ama macro da f22 ile az ışıklı ortamlarda çekim imkanı sağlıyor. Üzerinde ayrıca fokus feneri olarak kullanılabilen bir fener de var kola monte edilmiş vaziyette.
Hal böyle iken bir sürü problemi bir anda çözen bir alet oldu benim için. Bu sayede 105 mm Micro Nikkor u daha fazla sever oldum.
Bu kadar baş ağrıtmak yeter aslında ama burada ekipmanla ilgili iki satır yazayım belki birilerine faydası olur dedim.
Namaste,

Yazılı Hani 2

By , May 28, 2007 11:27 am

Daha önce de fotoğrafladığım türlerden biri bu. Serranus scriba yada bizim bildiğimiz adıyla Hanos – Yazılı Hani.

Naçizane blogumun Fish Face adlı etiketinde diğer balık portrelerinin arasında bir örneği var.

Bu karenin özelliği ise F22 diyafram 1/100 enstantane ile ve çift flaşla çekilmiş olması. Tabii makine Nikon D50 olunca ISO200 değerinde çekildiğini söylemenin lüzumu yok. Mübarek makine ISO200 altında çekim yapmıyor çünkü.

Çeşme – No Name adlı dalış noktasında çekildi. Bu aralar en sevdiğim dalış noktalarından biri. Normal şartlar altında sualtı kerbelası dediğimiz ve sadece eğitim dalışlarını yaptırdığımız bu mekan bu aralar yuvalarından pörtlemiş 1.5mt boyunda mürenler, büyük ahtapotlar ve deniz böcekleriyle kaynıyor :-)

Fotoğrafik bereketin tüm sene sürmesi dileğiyle,

Namaste,

Heyecan

By , January 29, 2007 12:52 pm

Muraena helena yada bildiğin Müren işte, ama öyle fazla yabana atmaya gelmez, kördür falan ama tuttu mu koparmadan bırakmaz musibet. Hele kendi ekseni etrafında bir dönüşü vardır ki yeme de yanında yat.

Şimdi bu F14- 1/125 tek flaşla, yaklaşık 10 metre derinlikte bir mağara içinde çekildi. Mekan Çeşme nin meşhuuur yatak Adası.

İyi bir dalıştı, makineyi ilk suya indirişimdi. Çok eğlenceli oldu ama bir yandan da makineye su aldırma korkusu ile tırs babam tırs. Şimdi kuru sezon eski fotoğrafları didiklerken karşıma çıktı. özledim dalmayı. Budur.

Militarist

By , December 28, 2006 8:57 am

Redcoat Squirrelfish, Asker balığı, Sargocentron rubrum, kaya kovuklarında yaşamayı seven çekingen bir balıktır. Ülkemizde ege denizinin güneyi ve akdenizde bulunur. Çok çekingen bir tür olduğu için doğru düzgün fotoğraflamak genellikle mümkün olmaz.

Bu arkadaşı fotoğraflayabilmek için epey mücadele ettim. Yer Kıbrıs, Zephyros Reef, yaklaşık 26-27 metre derinlikte. f/9 , 1/60 ile çektim. Biraz daha sola dönük olsaydı daha iyi olacaktı. Kıfsmet :-)

Yazılı Hani ?

By , December 19, 2006 12:35 pm

Aha burada diyesim var… Bu arkadaş bir “Yazılı Hani” latince karizmatik ismi ile Serranus scriba. Taş altında bana melul melul bakıyordu. Bazıları bu balığa Hanos da diyor gerçi. Kırmızı renk suyun altında ilk kaybolan renktir. Derinlere gittikçe ilk önce kırmızı sonra diğer renkler yavaş yavaş kaybolurlar. 30 metrenin altında ise sadece mavi vardır.
Ancak fener yada flaş kullanarak gerçek renkleri görebilirsiniz. Lezzetli de olur bu keratalar gerçi ama fotoğraflamak daha bir zevkli bence.

Gel pisi pisi pisi

By , December 18, 2006 8:13 am

Var mı senin gibisi? Pisi balığı / Wide eyed flounder / Bothus podas. Çeşme / Yatak Adası dalışın hemen başlarında 5-6 metrelerde flaşsız D50 nin mük-kem-mel kit lensiyle çektim bu kareyi. Su altında bunun kadar az işe yarayan bir objektif nadir bulunur sanırım.

Zaten makinenin 1.5 luk crop faktörü var sensörün 35mm filme göre daha küçük olmasından dolayı. Üzerine bir de suyun ışığı kırmasından kaynaklanan kayıp eklenince 18mm oluyor size 40mm. E sualtında neyleyim 40mm yi diye soruyor insan kendi kendine haliyle. Tabii fakirliğin gözü körolsun şöyle güzelinden bir 10.5 mm fisheye olacak, bir de dome port, vereceksin ayarı vereceksin ayarı o derece :)

Bu tür fantazilerin gerçekleşmesi için yeterli bütçeyi oluşturana kadar geniş açıları compact ile macroları ise D50 ve 105mm Micro Nikkor kombosuyla çekmeye devam edeceğiz. Hazır konu açılmışken (koomik tabii, çünkü konuları ben açıyorum burada) compact makineyi de yeni aldığım Magic Filter lar ile denemeye can atıyorum. Şubat ayında sıcak bir yerlere kaçıp azıcık fotoğraf çeksem Kızıldeniz falan gibi….adios.

Melabaaa !

By , December 14, 2006 8:04 am

Horozbina (Parablennius gattorugine) latince ismini yazarak karizmayı da yaptıktan sonra, elemanı yaklaşık 25 metre derinlikte bir kaya kovuğunda gördüm.
Normalde biraz ürkek olurlar bunlar, neyse 105mm Micro Nikkor takılı F16 1/60 ayarlar, flaş tam güçte yaklaştım.
Balık fotoğraflarında kabul görmüş genel prensipler, balığı tüm yüzgeçleri açık vaziyette ve gözleri net olacak şekilde çekmeyi ön görürler. Eleman bu şartları sağlamamak için su kaçırmak pahasına da olsa g*tünü yırtıyor, bu arada ben kovuğun önünde şekilden şekile girip maymun oluyorum umurunda bile değil. Tam ümidi kesmiş yürekten gelen bir “Hassireleee!” nidasıyla palete kuvvet gidecekken suratında bu ifadeyle bana dönüyor ve klik!.
Post mortem : keşke alt yüzgeçlerini kırpmadan kadraja alabilseydim.

Panorama Theme by Themocracy