Posts tagged: Fish face
Gece Dalışı
Gece dalışı, en sevdiğim şeylerden biri, önceden hazırlığını yaparsın, fenerlerin bakımları yapılır, piller şarj edilir, housing bakımı yapılır, flaşlar kontrol edilir.
Sonra tüm malzemeyi toparlar tekneye gelirsin, kakara kikiri muhabbet, herkeste bir heyecan, hava durumuna göre dalış noktası ve güzergah belirlenir, dalış planlaması yapılır, gruplar, dalış eşleri (buddy) belirlenir, dalış brifingi verilir.
Artık hazırsın, dalış eşinle ayrıntıları bir daha gözden geçirirsin. Bu arada tekne dalış noktasına yanaşır, baştan çapa atılır, gruplar bu arada organize olmuştur.
Heyecan iyice artar, gündüz göremeyeceğin bir çok canlı gece aşağıdadır, karavidalar, böcekler, yengeçler, sübyeler, sinaritler. Zifiri karanlık hakimdir aşağıya, alıştığın o derin mavi yoktur bir süreliğine de olsa. Sadece ve sadece senin ve dalış grubundakilerin fenerlerinin aydınlattığı alanı görerek ilerlersin. Fenerlerin ışık huzmeleri karanlığı yırtarak hırsızlama girdiğin bu karanlık bahçenin içini aydınlatmaya çalışır. Dikkatli bakan gözlere ve şansa sahipsen, yuvalarında seni seyreden veya uyuyan mürenleri, onların ağzını temizleyen temizlikçi karidesleri, eriştelerin arasında eski zaman vezirleri gibi duran ve fenerin onu aydınlatınca renkten renge giren ahtapotu görebilirsin.
Kayalıklardaki deliklerinde gün boyu uyuyan bonelyalar (şerit kurdu) nefti yeşil renkleri ve zarif gövdeleriyle metrelerce dibi arşınlamaktadır. Yengeçler taş altlarından ortaya çıkmış gezinmektedirler. Uluorta uyuyan bir sinarit seni görünceye kadar onu doyasıya seyredersin. Hele bir iki kare çekebildiysen senden şanslısı yoktur. Kırmızı daha bir kırmızı, sarı daha bir canlı, fenerinin aydınlatabildiği her köşe gerçek renk ve güzelliğiyle selamlamaktadır seni. Fener huzmelerinin arasında sübyeler bir oraya bir buraya kaçışmaktadır. Gece dalışı 10 metre derinlikten fazlasına yapılmadığı için dalış süren alabildiğine uzun aldığın zevk ise o derece katmerlidir.
Dalışın sonuna doğru teknenin altına gelinir ve yavaş yavaş yükselerek çıkılır cennetten, bir koşu üzerindekilerden kurtulur ve en sevdiğin içecek elinde güverteye yatıp yıldızları seyre dalarsın. Yıldız kayar beş dakika evvel orta suda gördüğün gümüş balıklarını hatırlar gülümsersin.
Namaste,
Haberin yok ölüyorum!
bakma bana öyle derin
işim olmaz senle benim
hiç bu kadar sevilmedin
gözlerinden okuyorum
haberin yok, ölüyorum
Duman
Bu fotoğrafı çekerken aklımda bu şarkı vardı. Çeşme de 20 metre derinlikte kim bilir kimin attığı bir balık ağının içinde bir çift papağan balığı. İkisi de erkek, sadece bu cins papağan balığı nın , ki ismi european parrot fish (Sparisoma cretense) dişisi erkeğinden renkli olur.
Tabii ağı atanın muhtemelen bundan haberi yok. Bu balıkların eti lezzetli değildir, dolayısıyla ekonomik değeri de yoktur. Ağı atan bunları da bilmiyor, muhtemelen ağı topladığında bu iki balığı da denize atacak yada kedilere verecek.
Bu arada ağlar balıkları sıkıştırıyor, gözlerine solungaçlarına batıyor, balık çıkmak için ırgaladıkça daha çok canı yanıyor. Balık ağı bu nedenle rezil bir icat, ne var ne yoksa yakalıyor. Ayrım yapmadan. Sadece 4 kare çekebildim, sonra yaptığım bıçağı çekip ağı keserek balıkları salıvermek oldu. Vicdanım rahat, ama şarkı hala aklımda “Haberin yok ölüyorum!”
Namaste,
Ikelite DS50S Slave Flaş
Yazılı Hani 2
Daha önce de fotoğrafladığım türlerden biri bu. Serranus scriba yada bizim bildiğimiz adıyla Hanos – Yazılı Hani.
Naçizane blogumun Fish Face adlı etiketinde diğer balık portrelerinin arasında bir örneği var.
Bu karenin özelliği ise F22 diyafram 1/100 enstantane ile ve çift flaşla çekilmiş olması. Tabii makine Nikon D50 olunca ISO200 değerinde çekildiğini söylemenin lüzumu yok. Mübarek makine ISO200 altında çekim yapmıyor çünkü.
Çeşme – No Name adlı dalış noktasında çekildi. Bu aralar en sevdiğim dalış noktalarından biri. Normal şartlar altında sualtı kerbelası dediğimiz ve sadece eğitim dalışlarını yaptırdığımız bu mekan bu aralar yuvalarından pörtlemiş 1.5mt boyunda mürenler, büyük ahtapotlar ve deniz böcekleriyle kaynıyor
Fotoğrafik bereketin tüm sene sürmesi dileğiyle,
Namaste,
Heyecan
Muraena helena yada bildiğin Müren işte, ama öyle fazla yabana atmaya gelmez, kördür falan ama tuttu mu koparmadan bırakmaz musibet. Hele kendi ekseni etrafında bir dönüşü vardır ki yeme de yanında yat.
Şimdi bu F14- 1/125 tek flaşla, yaklaşık 10 metre derinlikte bir mağara içinde çekildi. Mekan Çeşme nin meşhuuur yatak Adası.
İyi bir dalıştı, makineyi ilk suya indirişimdi. Çok eğlenceli oldu ama bir yandan da makineye su aldırma korkusu ile tırs babam tırs. Şimdi kuru sezon eski fotoğrafları didiklerken karşıma çıktı. özledim dalmayı. Budur.
Militarist
Bu arkadaşı fotoğraflayabilmek için epey mücadele ettim. Yer Kıbrıs, Zephyros Reef, yaklaşık 26-27 metre derinlikte. f/9 , 1/60 ile çektim. Biraz daha sola dönük olsaydı daha iyi olacaktı. Kıfsmet
Yazılı Hani ?
Gel pisi pisi pisi
Var mı senin gibisi? Pisi balığı / Wide eyed flounder / Bothus podas. Çeşme / Yatak Adası dalışın hemen başlarında 5-6 metrelerde flaşsız D50 nin mük-kem-mel kit lensiyle çektim bu kareyi. Su altında bunun kadar az işe yarayan bir objektif nadir bulunur sanırım.
Zaten makinenin 1.5 luk crop faktörü var sensörün 35mm filme göre daha küçük olmasından dolayı. Üzerine bir de suyun ışığı kırmasından kaynaklanan kayıp eklenince 18mm oluyor size 40mm. E sualtında neyleyim 40mm yi diye soruyor insan kendi kendine haliyle. Tabii fakirliğin gözü körolsun şöyle güzelinden bir 10.5 mm fisheye olacak, bir de dome port, vereceksin ayarı vereceksin ayarı o derece
Bu tür fantazilerin gerçekleşmesi için yeterli bütçeyi oluşturana kadar geniş açıları compact ile macroları ise D50 ve 105mm Micro Nikkor kombosuyla çekmeye devam edeceğiz. Hazır konu açılmışken (koomik tabii, çünkü konuları ben açıyorum burada) compact makineyi de yeni aldığım Magic Filter lar ile denemeye can atıyorum. Şubat ayında sıcak bir yerlere kaçıp azıcık fotoğraf çeksem Kızıldeniz falan gibi….adios.










