Sandıktaki fotoğrafları karıştırmaya devam ediyorum bu aralar, yedek disklerimi yeni aldığım daha büyük br diske aktarırken uzun zaman önce çektiğim fethiye fotoğraflarına denk geldim. Seyahat hafızamda güzel anılar bırakmış çektiğim fotoğrafların çoğunu da elimi sürmeden bırakmışım bir yerlerde.

Fethiye - Sarıyarlar
Seyahatin ilk dalışının ilk dakikaları, Sarıyarlar dalış noktasında grup dibe inmiş dalış lideri dalışa devam etmeden son bir defa gruba bakıyor. Güzel bir dip yapısı ve büyük kayalar var. Maviliği seviyorum, insanda değişik bir dinginlik ve huzur hissi uyandırıyor. Sessiz ve huzur dolu bir ortamda mavide kaybolmak mümkün.

Balık Pazarı - Fethiye
İkinci fotoğraf ise aynı günün ikinci dalışı olan Akvaryum’dan. Etrafta yüzlerce balık var, melanur, sarpa, papaz, izmarit, karagöz hatta bir ara heyecanlı bir baraküda bile geçiyor kalabalığın içinden. Dakikalarca süren bir gösteri bu balıklar yemleri kapabilmek için seri hareketlerle bir oraya bir buraya geçip suyu gümüş bıçaklar gibi kesiyorlar.
Dalışa gitmemize çok az zaman kaldığı şu günlerde bu kareler biraz olsun sıcağı ve sevimsizliği unutturuyor bana.
Namaste,

Orfoz tozu , Sinarit tozu, Barbun veya Kılıç tozu gibi herhangi bir balığın tozudur. Bir besin maddesi olmadığı gibi herhangi bir gizemli değeri de yoktur.
Davul tozu veya minare gölgesi gibi kerameti kendinden menkul sihirli müstahzarlardan değildir. Bilakis , sualtında X tozu , herhangi bir dalışta sadece bir-iki kişinin görebildiği gizemli X in dalış grubunun diğer üyelerine kalan kısmıdır.
Yurdumda sualtı canlılarının yüksek yapılı olanları , muhatap oldukları dalıcıların sevecen davranışları yüzünden inanılmaz bir ürkeklik geliştirmiştir. Gerçi her sabah işe yada alışverişe giderken bizleri de birileri gözümüze fener tutarak sersemletip şişe geçirmeye kalksa veyahut geçtiğimiz güzergahlara dinamit atıp pörtleyen bizleri toplasalar , ağlar serip yakalasalar biz de biraz ürkek olurduk sanırım. Av baskısının olduğu her yerde canlılar normalden daha fazla ürkek ve tedbirli olur.
Bu nedenledir ki , herhangi bir dalışta karşılaşılan X hayvanını genellikle grubun önünde giden dalış lideri ve hemen yakınında sotelenebilen bir kaç şanslı görür, geride kalanlara da X tozu düşer haliyle. Haa av baskısı şöyle dursun dalışlarda bıçak ve eldiven kullanmanın bile yasak olduğu kızıldeniz gibi yerlerde balıkları siz kovalarsınız gitsinler diye
)
Yukarıdaki 2 fotoğraf aynı dalışta , aynı yerde 2 dakika arayla çekildi (EXIF ten baktım yalan yok) birinci karede sağda kırmızı süngerin önünde yavru bir orfoz var, ikinci karede ise aynı yerde yetişen diğer dalıcılara servis edilen sıcak ve gevrek orfoz tozu görülüyor.
Mekan Fethiye, Sarıyarlar , Nikon D50 + 10.5mm Fisheye Lens
F1/11 1/200 @ISO 200 Çift YS90 Flaş
Kendinize iyi bakın, gülümsemeniz eksik olmasın…
Namaste,
Bayramdan önce son kare, bu seferki bana ait değil, Sn. Mehmet Huz hocam tarafından çekildi ama konu mankeni benim
Mekan Fethiye , Sarıyarlar dalış noktası, sığ suda ufak bir kalamar sürüsü görmüşüz elimdeki 10,5mm fisheye lens ile kalamarların sinek pisliği gibi görünmediği bir kadraj yapmaya uğraşıyorum ama nafile.
Bu kareyi yüklememin sebebi sualtı fotoğrafçısı neye benzer diye düşünen birileri olabilir diyedir. Normal bir dalgıç ile ayrıldıkları nokta sualtı fotoğrafçısının sadece balığı, böcüğü yani konuyu tanımak ve alışkanlıklarını bilmekten başka dalış becerilerinin de üst düzeyde olması gerektiğidir. Yani yüzerlik, hava tüketimi, farkındalık hepsi iyi olmak zorunda. Bu karede sergilediğim palet ucu duruşu nu yaptığımın farkında bile değildim
))
Güzel bir dalış seyahatiydi daha güzellerini yeni yılda tüm sevdiklerimle birlikte yapmayı diliyorum. Bu arada kişisel bir not olarak bir dahaki sefere yılbaşı ağacı kurmadan evvel köpeğimi emniyete almayı unutmamayı yazıyorum bir kenara. Eleman sadece süsleri yemekle kalmıyor yılbaşı ağacının altına da işiyor fütursuzca
) Ağaç plastik falan ama fark etmiyor. Herkese iyi bayramlar, iyi yıllar diliyorum.
Namaste,