Posts tagged: Doğal ışık

Balıkağzı

By , September 28, 2007 12:30 pm

“bu bir kılıç balığının öyküsü
yazılmasa da olurdu.
ama bizi yeni sulara götürecek akıntı durdu
uskumrunun arkasından gidiyorduk
sürünün içinde ben de vardım
sırtımda bir zıpkın yarası
mutlu olmasına mutluydum
nedense gitmiyordu kulağımdan
bir türlü o “ağ var!” sesleri
deniz kızı girmiş düşünceme
ben iflah olmam
dalyanları birbirine katmak orkinosların harcı
dolanınca ağa çok geçmeden küserim
bir çocuk bile çeker sandala beni
bu kadar ağır olmasam
beni böyle koşturan yaşama sevinci
kanal boyunca bir o yana bir bu yana
siz yok musunuz, siz derya kuzuları
kestim kılıcımla karanlığını dibin
yakamoz içinde bıraktım suları
ah aysız gecelerde olur ne olursa
sırtımda bir zıpkın yarası
alın beni mor kuşaklı bir takaya götürün
iri gözlerimde keder
kılıcımda hüzün
satın beni, satın beni
rakı için”
Halim Şefik Güzelson

Maviden…sayıklamalar

By , September 12, 2007 6:28 am

Mavide.. derin mavilikte bir yerlerde. Güzel bir dalış sırasında çekilmiş. Bu aralar pek olmayan keyfimi yerine getiren karelerden biri. Teknik açıdan çok başarılı değil ama önemli olan hatırlatıp hissettirdikleri.

Uluslararası Marmara Festivali sona erdi. Sonuçlar burada bu sene hakikaten çok başarılı kareler var. İmrendim, darısı başıma diye söyleniyorum.

Bu arada bayramda da TÜDAV ın sualtı görüntüleme yarışması var, Hatay / Samandağ da eğer başka bir aksiyon çıkmazsa belki katılırım. Samandağ lessepsian (kızıldeniz göçmeni) türlerin bizim sularımızda en fazla göründüğü yerlerden birisi.

Bu seferki yazı fikir uçuşmaları şeklinde seyrediyor ama kimse kusura bakmasın. Bu sabah aklıma geldi, bu aralar günde ortalama 2-4 adet spam mail geliyor. Daha fazla geliyor da 2-4 tanesi online lottery, online draw, “abi paranın gözüne vurdun“, “benim bir 40 milyon $ var bir el atsan da falanistan dan çıkarsak sana da bir sakal atarız” kabilinden. Yaş itibarıyle bu maillerin gerçekten mail olduğu yani postayla geldiği dönemleri bildiğim için gülüp geçiyorum. 20 yıldır bu işten hala ekmek yiyenlerin varlığı beni her saniye bir aptalın doğduğu gerçeğine ikna ediyor sanırım.
Grip aşısı oldum, ne halta yarayacak bilmiyorum. Sporu abarttım bu aralar her yerim ağrıyor. Öff ne kötü bir yazı oldu ama yazasım var yeteneğim yok.
Kendinize iyi bakın, On behalf of the DHARMA initiative, Hanso Foundation and all of us in İzmir,
Good luck and Namaste,

Manic Monday

By , September 3, 2007 8:59 am
Bu tekniğin adı half & half yada overunder. Görüntünün yarısı sualtı yarısı su üstü olduğu zaman bu isim veriliyor. Uygulaması oldukça zor.
Kısaca tarif etmek gerekirse, önce malzemeleri sayalım:
  1. Tercihan SLR bir kamera, housing, dome port
  2. Geniş açı yada balık gözü bir objektif
  3. Konu, eğer ayaklarınızın yere basmayacağı bir derinlikteyseniz iyi yüzerlik (sephiye) ayarı.

Uygulanışı ise şöyle, dome portun yarısı dışarıda kalacak şekilde kadrajı yapıyoruz, flaşlar sualtında kalan kısmı aydınlatıyor. Flaşları oldukça geniş bir alanı ışıkla boyayacak şekilde ayarlıyoruz. Burada en zor olan dome port un suyun dışında kalan kısmında su damlacıklarının kalmasını önlemek. Bu konuda camsil gibi bazı maddelerin kullanıldığına dair tüyolar var ama ben cesaret edip deneyemedim. Deniz ne kadar çırpıntısız ise başarı şansı da o kadar yüksek. İlk denememdeki yaklaşık 50 kare içinden gözüme bir tek bu düzgün göründü.

Bu arada amca neredeyse salmayı dibe çakacakmış :) )

Gereğinden fazla hızlı geçen bir hafta sonu nun ardından yine İzmir deyim.

Namaste,

The evil that man do …

By , August 27, 2007 11:49 am

Öncelikle, “Geri döndüm…”
Tatil kısa bile olsa iyi geldi. Daldım, çıktım, fotoğraf ve video çektim. Sevdiğim insanlarla sevdiğim işi yaptım. Darısı yapamayanların başına. Bu arada tatilin göbeğinde bir günlüğüne de olsa işe çağırılmam gerçek hayatı hatırlatan tek nadide parça oldu.
Bu arada dalış olmayan bir gün kızımın sörf sevdasına alaçatıya gittim. Sörf ayrı bir alt kültür, bir sürü karayağız genç, şişen yelkenler, atraktif hareketler, birbirinin aynısı, aynı tornadan çıkmış fantastik ablalar, Aynı nal kadar marrrrka güneş gözlükleri, topuz saçlar, kayış gibi yanık ten, mayokini, pareomsu şeyler ve aynı literatüre haiz bu kuşlar genelde bir arada duruyorlar. Sörf yapan abiler de bu ablaların önünde fantastik hareketler yaparak bir nevi çiftleşme dansı icra ediyorlar.
Neyse fotoğrafa gelelim, bu vahşi dansların arasında sörf yapan kızımı fotoğraflamak için suya girdim, bir kaç kare çektikten sonra suyun altına bakayım dedim. Şeytan dürttü derler ya…
kafamı suya sokunca önce bir kaç sinarit palazı gördüm, sonra gözüme bu zavallı takıldı, sörflerin altında salma denilen ve dengeyi sağlayan bir parça vardır. Bu parça atraktif hareketler sırasında bir şekilde kuma vurmuş ve gariban deniz yıldızını ikiye biçmişti.
Bir kaç kare çektim, sonra düşündüm, ne olacak bunun hali diye. Muhtemelen merkezi daha büyük parçasının kaldığı kısım hayatına devam edecek diğer iki kol ölecek. İşte böyleyken böyle.. Kendinize iyi bakın….
f/8 1/250 @ ISO 200
Namaste,

Kısa bir süre …

By , August 7, 2007 8:32 am

Yokum. Evet kısa bir süre buralarda olamayacağım. Uzun bir zamandır beklediğim, son saniyesine kadar hak ettiğime inandığım yaz tatili hikayesini gerçekleştirmek üzere gidiyorum.
Yorgunum, bir sürü aksiliğin ve modern tabiriyle negatif enerjinin biriktiği bir cendereden kısa bir süre bile olsa çıkmanın iyi olacağını düşünüyorum.
Kendinize iyi bakın, yokluğumda dünya size emanet.
Çeşme / Topuk 10.5mm Fisheye Nikkor f/10 1/100 @ISO200
Namaste,

Fisheye-I

By , August 1, 2007 12:29 pm

Nikkor AF DX 10.5mm f/2.8 G ED lens fotoğraf envanterime yeni eklediğim bir lens. Lens ve dome port elime ulaşır ulaşmaz denemek için Foça tarafına şnorkel yapmaya gittim.
Bu lens hakkındaki izlenimlerimi bir kaç bölümde “olaylar gelilştikçe” anlatacağım. İlk izlenim ise “rööh” ünlemi ile özetlenebilir. Bu güne kadar kullandığım nikkor lenslerin en karmaşıklarından biri diyebilirim. Teknik bilgileri zaten Nikon sitesinde mevcut ama ilk izlenim olarak sualtında ve üstünde insanı bu kadar derli toplu olmaya iten bir lens daha görmedim. Resmen askeri disiplin ile fotoğraf çekmeniz gerekiyor bunun başlıca sebebi ise 180 derecelik görüş açısı. Kompozisyonla uğraşırken bir de bakıyorsun paletlerinden biri yada flaşın, birinin eli kolu kadraja girivermiş. Ancak bu görüş açışı ve düşük diyafram değerlerinde bile insanı şaşırtacak derecedeki alan derinliği fotoğrafçıyı kendine hayran bırakmaya yetiyor.
Keskinliği son derece tatmin edici özellikle f/8 ve üstü diyafram değerlerinde, bu lenslerin ortak özelliği olan barrel distortion sualtında suyun ışığı kırması ve küçük sensörlü D-SLR makinelerdeki crop faktörü sayesinde gözü o kadar rahatsız etmiyor. Barrel distortion aynı zamanda Nikon Capture NX yazılımı ile kolaylıkla (çoğu zaman) düzeltilebiliyor.
Tek problem, 180 derecelik görüş açışını :) aydınlatacak flaş bulabilmek. Sualtında Guide Number 22 @ISO100 iki adet flaş kullanmama rağmen pek başarılı görünmüyor netice. Bu soruna ilerleyen günlerde daha fazla değineceğim.
f/16 1/80 @ISO 200
Namaste,

Tepe taklak hayat

By , July 16, 2007 2:19 pm

Hayat bir acaip a dostlar. Her şey yolunda giderken bir anda bir şeyler oluveriyor, hooop tepe taklak olmuşsun. Alıştığın düzenin esamesi okunmuyor. Sanki birileri bir yerlerde bazı düğmelere basıyor, ipleri çekiyor falan derken bir anda ortalık toz duman.
Ondan sonra bir süre neler olup bittiğini anlamakla geçiyor, buna idrak ve intibak süresi diyelim (yaşı 40 ın altında olanlar için algılama ve uyum süresi de diyebiliriz) Bu sürenin kısalığı tamamen kişiye göre değişiyor kimi hemececik uyum sağlıyor kimi ne olduğunu hazmedene kadar asırlar geçiyor.
Sonra tepki evresi var, duruma uygun bir tepki verebilmek için durup düşünüyorsun. Kimileri düşünmeden tepki veriyor ama allahtan ben onlardan değilim :) Planla, uygula, kontrol et döngüsü nün planlama safhası bu, sonra uygun anı beklemek var (punduna getirmek de denebilir) yada beklememek. Bu tamamen ortama, kaosun şiddetine ve kısa, orta, uzun vadeli planlara bağlı. Sonra uyguluyorsun, hoop sen de düğmeye bastın işte, top karşı sahaya geçiyor şimdi düşünme sırası onlarda. Bu arada zamanını senaryolar üreterek geçirebilirsin. Hiç bir şey düşünmemek te mümkün tabii. Ama şimdi onlar bunu yapacak ve ben de şöyle karşılık vereceğim diye düşünmek daha zevkli.
Karşındakiler ne kadar zorluysa o kadar zevkli oluyor, kazara bir şekilde hırpalanırsan geri çekilip toplanıp tekrar planlar yapıyorsun. Birileri bıkana kadar sürebiliyor bazen. Ama radikal değişiklikler, ölüm, sağlık problemleri, ayrılık vesaire bambaşka algoritmalar gerektiriyor.
Radikal değişikliklerden uzak huzurlu bir hayat diliyorum herkese,
Namaste,
Fotoğraf: Çeşme , 88 Taşları, Magic Filter 1/60 – f/2.5 @ISO 200

Rai podvodny..

By , July 5, 2007 7:27 am

Derinde bir an, takılmışsın papaz balıklarının peşine, deniz çayırlarının üzerinden süzülen hafif akıntıya bırakmışsın kendini… akıntıyla, denizle, balıklarla bir olmuşsun. Süzülüyorsun, sargozlar seni süzüyorlar, ileride bir sinarit görüyorsun. Yüz vermiyor sana pek, süzülüyorsun, her taşın, her yosunun, her kaya parçasının altından hayat seni selamlıyor.

50 dakikalık bir dalış boyunca bile olsa, gamsız, tasasız, ağırlıksız olmanın, kuş gibi değilse de balık gibi özgür olmanın tadını çıkarıyorsun. Burada egenin kalbinde bir süreliğine bile olsa zamanı durdurmanın, eninde sonunda seni sollayacak ölüme bir burun fark atmanın, yaşarken bu kubbeye bir hoş seda dan fazlasını bırakabilmek için bir şeyler yapmanın tadına varıyorsun.

Sevdiği işi yapan herkes gibi huzurlusun. Bu huzurun her farklı coğrafyada farklı bir tadı var üstelik. Akdenizde farklı, kuzey ege farklı, güneyi farklı, kızıldeniz hepten bambaşka. Kim bilir arada gitmeyi hayal ettiğin coğrafyalarda, endonezya, hint okyanusu, bali, filipinlerde nasıl bu huzur, nasıl bir lezzeti var?

Süzülüyorsun.. etrafında balıklari, deniz şakayıkları, en kırmızısından deniz yıldızları, kestaneler, süngerler. Seni karşılamaya çıkan balıklar. Hepsiyle bir sonraki kaçamak buluşmaya kadar vedalaşıp, ait olduğun dünyaya doğru yavaş yavaş palet vurarak yükseliyorsun..

Çeşme / No Name dalış noktası, derinlik 14 metre, DX5000G ile f2.5 @ 1/200 @ISO200 Auto magic Filter.

Dalın sağlıcakla,

Why we dive ?

By , June 25, 2007 11:43 am

Why do we dive? Why take a course, get certified, carry an additional weight of 20-25kg on yourself and take the jump into the blue ?

Because it is a new world out there. The kingdom of poseidon. Because once you see the blue and the creatures that dwell in it, big and small, beautiful and ugly, brave and chicken s**t.

You will understand that the world that we know is incomplete without the blue kingdom.

Diving and shooting photographs underwater is completely another issue. Not only you need to be at the peak of your diving skills, but you also need to have a keen eye to find subjects, knowledge of composition and exposure, s**tloads of expensive equipment plus time and money :) So why worry? Just dive and get over with it if you wish to do so.. why, what is the drive that motivates you to document what you see and show it to the others. Is it some kind of an illness that drives one to perform such an exhibition?

Why oh why …

Namaste,

Magic Filter II

By , June 18, 2007 12:57 pm

Magic filter ile yaptığım dalışlardan edindiğim deneyimlerin kısa özeti:

Compact bir makine kullandığınız için Auto magic i kullandığınızı var sayıyorum. Bu durumda önerilerim şunlar:

1- Güneşi kesinlikle arkanıza alın

2- hafif yukarıya doğru bir açıyla çekim yapmayı deneyin.

3- Enstantane hızları özellikle derinde ve karanlıkta oldukça düşeceği için tripod ve yüksek ISO değerleri kullanılmalı, makineniz kabul edilebilir gürültü oranlarıyla en yüksek hangi ISO değerlerinde çekim yapıyorsa onu kullanın.

4- Macro çekim konusunda şu ana kadar başarılı olamadım. Umudumu da neredeyse yitirdim. Ama geniş açı da sonuçlar gayet olumlu, geniş açı çalışmanızı tavsiye ederim.

5- Digital çekim de fotoğrafın karakterini değiştirmeyecek kadar müdahale yapılmasından yanayım. Aksi taktirde digitalin bir anlamı yok neredeyse. Magic filter ın tıpkı RAW çekimler gibi bir workflow u var.Benim kullandığım workflow ise kabaca şöyle: Noise temizliği (eğer yüksek ISO kullandıysam) + Levels + Kontrast ayarı ve gereken durumlarda sharpening (USM) Dalıştan sonra sileceğiniz fotoğrafların sayısı bu sayede azalacaktır.

6- Hareketli konularda netlik kaybı sıkıntısını var, diyafram açıklığını en açık konumda tutun, zaten geniş açı konvertör gerekli alan derinliğiniz sağlıyor. f/2.5 ile f/8 yada 11 arasında kayda değer bir fark olmadığı gibi 8 ve 11 de çekim yapabilmek için tripodu kurup makineyi de zaman ayarına almanız gerek.

Sonuç olarak flaş yükünden kurtarıyor ve 11-14 metreye kadar başarılı çekimler yapılabiliyor. Yani her derde deva değil ama vaat ettiğini de yapıyor :)

Umarım başınızı ağrıtmamışımdır.
Namaste

Panorama Theme by Themocracy