Posts tagged: Doğal ışık

Ayın Tekniği – 2

By , March 14, 2011 2:22 pm

Geniş açı sualtı fotoğraflarında değişik bir şeyler yapmak oldukça zor. Yaratıcılığın sınırlarını gerçekten zorluyor fotoğrafçılar. En son bir dergi kapağı için dağ başında bir rampanın üzerine suni bir havuz inşa edip içine alabalık yerleştirerek half-half tekniğiyne yarısı sualtı yarısı suüstünde çekilen şu fotoğrafları görünce tamam dedim. Scott Serfas çok güzel bir çalışma gerçekleştirmiş, vimeo da kamera arkasının da detaylı bir çekimi var.

Şimdi başkalarının bu yaratıcı işleri insanı kamçılıyor, sezon açılınca yapılacak o kadar çok şey var ki. Geniş açı fotoğraf için sualtında pek çok bilinen teknik var ancak benim bu gün bahsetmek istediğim mağara, kovuk gibi ortamlarda doğal ışıkla ve modelli yapılan çekimler için yaratıcı bir yöntem.

Bedroom Cave - Çeşme - 2010

 Bu karede flaş yok, ortam ışığı var, fotoğraf pozlanırken ışık ölçümü arka plandaki su sütunundan yapılıyor, bu sayede arka plandaki su, renkler , ışık huzmeleri gayet canlı ve doğru pozlanmış olarak çıkıyor. Model de flaş kullanılmadığı için siluet olarak görünüyor. Buraya kadar her şey normal bir siluet fotoğrafı çeker gibi. Bu aşamada modelin elindeki güçlü fener ile (ki fener bir Hartenberger) mağara duvarını aydınlatıyor olması fotoğrafta odaklanılacak ikinci noktayı ve dolayısıyla farklı olan tarafı oluşturuyor.

Bunun bir aşama ilerisi modelin kare içerisinde daha iyi konumlandırılması ya da farklı bir obje/canlı’nın aydınlatılmasının sağlanması ile mümkün olabilir. Bu kareyi flaşlı çekiyor olsaydık ışığı yine arka su sütunundan ölçüp flaş gücü ve konumuyla oynayarak ön planı doğru pozlamaya çalışacaktık. Elbette sualtına farklı canlılar indirmek ya da olmayanı oldurmak gibi über yaratıcı yaklaşımlardan uzak ama pekala da farklı ve göz okşayan fotoğraflar elde etmenizi sağlayacak basit bir teknik.

Sezonun başlamasına az kaldı, Istanbul’da kar yağdı ve bitti. Hayatın süratine yetişme çabalarımız ise sürüyor. Nisan ayında bir hikaye kitabında geçmişten kısacık ama tatlı anıları nakleden küçük bir hikayem yayınlanacak. Detayları belki daha sonra.

Namaste,

Denizler Çöplüğünüz Değildir!

By , March 9, 2011 11:41 am

Underwater Junk - Indian Ocean

Denizler çöplüğünüz değildir. İçtiğiniz sigaranın izmaritini, kavga ettiğiniz arkadaşınızın yüzüğünü, evdeki atık pilleri, yediğiniz içtiğinizin çöpünü, afiyetle götürdüğünüz biranın şişesini hoyratça savuracağınız devasa mavi bir çöplük değildir deniz. Adına sanayileşme denilen illete tutulduğumuzdan beridir doğayla bağını koparma telaşına düşen insan çevresini yakıp yıkıp tüketerek yolculuğuna devam ediyor. Ne canlıların genetiğiyle oynamadığımız kaldı artık ne de mevsimler ve doğanın bazı temel kurallarıyla.

Bilim bir yandan yolculuğuna devam ederken onunla atbaşı gitmesi gerekirken geriye düşen vicdan çevreyi katletme derecesinde kirleten insanoğlunun frenleyicisi olmaktan neredeyse çıktı artık. Etrafımızda ne varsa feryad etmekte, denizler, hava, su, toprak, hayvanlar hatta ve hatta diğer insanlar bile. Tek yapmanız gereken durup onların sesini dinlemek.

O zaman sorumluluğunuzun farkına varmaya başlayıp bir takım ufak adımlar atmaya başlıyorsunuz, o zaman naylon poşetler gözünüze batmaya başlıyor, kağıdı, metali, plastiği atıklarınızda ayrıştırmaya ve belki bir nebze geri dönüşümlü malzemeler kullanmaya yöneliyorsunuz. Pilleri gelişi güzel çöpe savurmuyor, aküleri, otomobil lastiklerini, plastik poşet ve şişeleri denizlere vicdansızca atmıyorsunuz. Çarşıda pazarda satılan balıkların boylarına dikkat etmeye başlıyorsunuz yavru balığı tüketmiyor tüketeni ve satanı kendi meşrebinizce uyarıp bilgilendiriyorsunuz.  Arada sırada bir dalışta denk geldiğiniz çöpler vicdanınızı rahatsız ediyor, dalışlardan kucağınızda çöplerle çıkıyorsunuz.

Zamanla sizin gibi düşünen insanlarla karşılaşıp organize olmaya çalışıyorsunuz, sesinizi duyurmaya, siyaset yapanlara, kanun koyuculara bu konunun önemini anlatmaya çalışıyorsunuz. Bu uzun ve yorucu bir uğraş, elinize gelen çöpü denize fırlatmaktan kat be kat zor, kısa vadede bir getirisi ve ödülü de yok. 

Ancak bizler küçük de olsa çabalar göstermez, etrafımızdakilerin bilinçlenmesi için çabalamazsak sonraki kuşaklara ancak fotoğraflar ve görüntüler kalacak, levrek, lüfer fosilleri gösterilecek, koskoca bir ekosistem ve onun bağlı sistemlerinin de hayatımızdan silinmesiyle bizim bu gezegendeki varlığımız da son bulacak.

Merak edenler için:

Sualtı Temizlik ve Bilinçlendirme Hareketi

Sizin Balık Kaç Santim

Fikir Sahibi Damaklar

Protecting the World’s Oceans

Kar, kış, kıyamet bir Istanbul gününden zahmet edip bu satırları okuyan herkese sevgilerle,

Namaste

Kış işleri Düş işleri

By , February 8, 2011 3:17 pm

Kış mevsimini pek sevemedim oldum olası. Şimdi bana “Her mevsim ayrı güzel” gibi argümanlarla gelmeyin lütfen. O size ayrı güzel, ben sevmiyorum. Ancak bu mevsimi çekilir hale getirmek için insanoğlu bir takım aktiviteler icat etmiş, tamamen fuzuli ancak soğuk ve erkenden kararan hava ile depresyonun bini bir para iken ayağı kayarak kış sporlarını icat eden atalar bu dandik mevsimi bir nebze çekilir hale getirdiklerinin bilincinde miydi merak ediyorum.

Snowscape

Neyse, malum mevsim kış dalış yok yarıyıl tatili de gelince soluğu Sarıkamış’ta aldık tekrar, iki yıl aradan sonra bir çok şey değişmiş bir çoğu da aynı kalmış. İlk seyahatimizde oynadığımız yavru köpeklerin tüm oymağını kurtlar götürmüş. Belki anlaşılmamıştır diye KURTLAR GÖTÜRMÜŞ!  Nasıl ya hu? diyecek olduk “E beyim Kurt acıkınca sürüyle geliyor ehin ehin” dediler. 

Sarıkamış gerçekten olağanüstü güzel bir doğaya sahip, sadece inanılmaz incelikteki toz kar ve her biri tornadan çıkmış gibi düzgün kalem gibi çam ağaçları bile hayran olmanız için yeterli. Bu sene yeni pistlerin de açılması kayak merkezinin çekiciliğini arttırmış. Yeni açılan Karanlık Dere isimli pist çok güzel, ismi orta dünya romanlarından çıkmış gibi ancak kendisi pek leziz. Geçen bayram Bali seyahati sırasında çaldırdığımız video kameranın yerine eşimin aldığı Olympus PEN PL1′i deneme fırsatını da bu seyahatte buldum. Çekim süratinin yetersizliği dışında gerek boyut gerekse de çekim kalitesi olarak son derece tatmin edici bir kamera olduğunu gördüm.

Snowscape again - Exciting eh?

Bu seyahat sırasında kış mevsimini sevmediğimin dışında -25 ila -9 arası seyreden sıcaklıkların, buzzzz gibi esen rüzgarların bana göre olmadığını tekrar anımsamanın yanında dalışı ne kadar özlediğimin de farkına vardım. Kısa vadede bir kaç seyahat ve Weekend Divers’da yapılacak bir sualtı sunumu var. Kendinize iyi bakın.

Namaste,

PS: F11 1/1600 @ISO 200 @ 36mm of Olympus M.Zuiko Digital 14-42mm.   f 3.5-5.6

Uluwatu

By , December 8, 2010 1:06 pm

Uluwatu - Monkey Temple

 Evet, Bali yazılarının bir yenisi burada. Başlangıç Uluwatu diğer ismiyle Pura Luhur, maymunlu tapınak. Kuta civarında denizin hemen kıyısında yüksek bir yarın üzerinde kurulmuş ve isminin de anlattığı gibi irili ufaklı bir çok maymuna ev sahipliği yapıyor. Yukarıdaki de bu maymunlardan birisi. 15 saatlik uykusuz bir uçuşun ardından gittiğimiz ilk tapınak olması nedeniyle beni en az etkileyen Bali tapınağı Uluwatu oldu.

Maymunların yarattığı gerginlik daha girişte başlıyor güneş gözlüğü, şapka gibi bu haydutların kapıp kaçabileceği şeyleri uzaklaştırmanızı ve maymunlara dokunmamanızı, beslerken dikkat etmenizi salık veren koca koca tabelalar var. Çok ucuza maymun beslemek için muz, karpuz vs gibi şeyleri torbalarla satıyorlar. Neredeyse tüm Bali tapınaklarına giriş için gereken sarong ve kemeri de kapıdan alıyor ve bacaklarınızı örtüyorsunuz bu hem erkek hem de kadınlar için gerekli.

Sonrası tapınak, her yaş, boy ve cinsten maymun. Bir süre sonra maymunlar ve çocuklar arasında gizli bir pakt olduğunu seziyorsunuz, ortalık çığlıklarla çınlarken çocuklar hemen fırlıyor japon kızın gözlüğünü kaçıran maymunu kıstırıp emaneti alıyorlar ve bahşişi kapıyorlar haliyle. Bu mizansen bir kaç kere tekrar ediyor. Sıcak ve yorgunluktan perişan olan bizler gün batımını beklemeden Jimbaran’a deniz kenarında kurulu masalarda deniz ürünleri ve buzzzz gibi Bintang birasına kaçıyoruz.

Fishing Boys at Jimbaran Beach

 Bir süre sonra amacımıza ulaşıyoruz, denizin kenarındaki masaların üzeri buzzz gibi Bintang Pilsner ile donanıyor, balık da seçilmiş söylenmiş bu arada güneş yavaştan batmakla meşgul, ortalık kızıllığa teslim olmakta. O sırada denizde balık avlayan çocukları görünce makineyi çantadan çıkarıp bir kaç kare daha çekiyorum.

Burasının Kuşadası Davutlar plajından çok fazla bir farkı yok, oldukça ucuz fiyata yediğimiz balıklar hariç. Akvaryumda canlı satılan minik orfozlar biraz yüreğimi burkuyor. Plajda mısırcı dahil her cins insan var, akşam koşusu yapanlar, köpek gezdirenler, yemek yiyenler bir nümayiştir gidiyor.

Jimbaran Beach - Dusk

 Masanın kenarına makinemi yerleştirerek bir kaç uzun pozlama çekiyorum, mısırcı amca klasik bir anadolu duruşunda ve neredeyse hiç kımıldamıyor ama gelip geçenler hayaletler gibi. Bu geceyi noktalamadan otele kadar 45 dakikalık bir yolculuk ve sonrasında bu güne kadar gördüğüm en iyi SPA ziyareti var.

Şimdilik bu kadar,

Namaste,

Take good care while i’m gone !

By , March 18, 2010 11:42 am

Evet, bir süre buralarda olmayacağım, uzun zamandır planladığım bir dalış seyahatine çıkıyorum. Endonezya’nın Kuzey Sulawesi adasının (eyaletinin) Bitung limanı yakınlarındaki Lembeh Boğazında türlü çeşitli, acaip yaratıkları kovalarken geçireceğim bir hafta boyunca internet erişimim olacak mı bilmiyorum.

Karagöz sever misiniz? Balık olanı değil, onu herkes sever, gölge oyunu olan Karagöz’den bahsediyorum, Hacivat, Beberuhi, Zenne, Çelebi gibi karakterleri olan hani. Çocukken çok severdim, bir iki sefer oynatmışlığım da vardır evde.

İşte Karagöz oyunları sırasında, oyun başlamadan önce perdeye yansıtılan izleyicinin ilgisini perdeye toplamaya yarayan modern tabiriyle görsel malzemelere göstermelik denir. Ben de yeni seyahatin fotoğraf ve hikayelerine geçmeden aşağıdaki fotoğrafı sizlere göstermelik olarak bırakıyorum. Her şey gönlünüzce olsun.

Silhouette of a Diver

Silhouette - Adrasan

Namaste,

Tropical Sunsets

By , February 13, 2010 10:29 pm

Gün batımı, iyi geçirilmiş bir günün en güzel saati. Havalar soğuyup kar kendini gösterdi göstereli her boş anımda aklıma sıcak denizler, gün doğumu, gün batımı, dalış sonraları geliyor. Aşerme gibi bir şey bu tarif edecek sözcük bulmakta zorlanıyorum. Kış mevsimini de seviyorum aslında ama yılın geri kalanına kıyasla bu sevgi eser miktarda, ne yakın zamanda yapılacak kayak tatili ne de kışın getirdiği diğer eğlenceler avutuyor beni.

The sky is on fire - North Ari Atoll - Maldives

The sky is on fire - North Ari Atoll - Maldives

İyi geçirilmiş bir günün akşamı henüz dalışta kana karışan azot vücudu terk etmemişken elinizde en sevdiğiniz içkiden bir kadeh, yanınızda sevdiceğiniz, eğer yoksa en azından iyi arkadaşlarınız ile paylaşacağınız gün batımının tadı hiç bir şeyde yok. Günün en güzel zamanı bunlar, gün doğumundan önceki hareketlilik ve gün batımının sükuneti ikisi de ayrı güzel.

Sun sets - North Ari Atoll - Maldives

Sun sets - North Ari Atoll - Maldives

Yazının bir yerinde mühendislik terbiyesine uygun olarak ortalama bir insan ömrü boyunca kaç gün batımı görebileceğimizi hesaplamıştım ancak sonra o hesabı kaldırıp attım fazla moral bozucu olduğu için. Ancak sayı ne kadar büyük olursa olun asla yeterli olmayacak mantık da bunu gerektiriyor, sonsuza kadar yaşayacak olsak hiç bir şeyin kıymeti kalmazdı zaten.

Uzun lafın kısası, Starship Troopers filminde Jean Razscak’in (Michael Ironside) dediği gibi “Never pass up a good thing” çünkü ne kadar zamanımız kaldığını asla bilemeyeceğiz. Fotoğraflar Maldivler Kuzey Ari Atolünde bulunan ufak bir adada iki farklı makine ile çekildi, burada olmalarının sebebi süper fotoğraflar olmaları değil bu yazıyı yazarken hissettiklerimi iyi ifade etmeleri, yine de ilk fotoğrafta Cokin Natural Density filtre kullandığımı ikincisinde ise kompakt bir kamera ile yüksek ISO değeri kullanarak elde pozladığımı söylemem faydalı olabilir.

Namaste,

Gidenin ardından …

By , September 30, 2009 8:52 am
İki dakika dur kardeşim ....

Puffer chase ..

Uzun yıllar boyu bana sadakatle hizmet eden , sualtı fotoğrafçılığı için ilk satın aldığım ve çok şey öğrendiğim DX5000 G artık yok. Son seyahatte bavulları düzgün toplamamamın sonucu olarak bir kazaya kurban verdik kendisini.
Oldukça iyi bir kameraydı ve bu blogda kendisi ile ilgili yazılmış sayfalarca şey bulabilirsiniz. Gerek ve yeter şartlar sağlandığında son derece iyi fotoğraflar çekebilirdi. Bu karede bir pufferfish’i kadraja almaya çalışan kızımın elinde son görevlerinden birinde görülüyor.
Bu kayıptan 2 ders çıkardım, birincisi ve en önemlisi makineleri bavula koymadan pillerini çıkartmak gerek. Aksi taktirde basınçtan makine açılıp objektif çıkabiliyor ve üzerine baskı yapılınca kırılması an meselesi oluyor. İkincisi, bavuk kapatmak gerçekten bir sanat ve ekipmanın birbiriyle etkileşimini de düşünmek gerekiyor. Kabin bagajında asıl MDX 300 housing ile birlikte sırt çantama aldığım DX5000 G yi öldüren MDX 300 ün alüminyum kolu oldu..
Şimdi elimde boş bir housing kaldığına göre yeni bir görev de var tabii, boş housing’e yeni bir kamera bulmak gerek. DX5000 G housingine Ricoh Caplio GX ve bir üst 8MP modeli zaten sığıyor dolayısıyla 2. el bir Ricoh bu sorunu çözer zannediyorum.
E-bay ve diğer online kaynakları bu amaçla yoklamaya başlamak gerek. Kurban bayramında bir güney kızıldeniz liveaboard seyahati yapma ihtimali şu an hayallerimi süslüyor. Ekipmanları ona göre toparlamalıyım. Sene bitmeden görmek istediğim ve fotoğraflamayı hayal ettiğim o kadar çok tür ve yer var ki :)
Namaste,
10.5mm f2.8 DX fisheye,  f7.1    1/250 @ISO 200 +0.3EV Exposure Correction
Post processing: Crop , White Balance Tuning

Su altında kompakt kameralar ve bilgisayarda işleme (Workflow)

By , September 17, 2009 12:08 pm

Kompakt kameraların sualtında D-SLR kameralara göre belirgin avantajları vardır. Bunların başında öncelikle maliyetleri gelir, sualtı için bir kompakt sistem D-SLR sisteme göre oldukça ucuzdur, küçük boyutları dolayısıyla dalış sırasında kolaylık sağlarlar, gerek hava tüketimi ve dalış rahatlığı olsun gerekse dar alanlarda çalışılması gerektiğinde (kovuk, oyuk gibi) boyutları dolayısıyla avantaj sağlarlar. Gerekli dönüştürücü lensleri kullanarak aynı dalışta hem geniş açı hem de makro çekim yapabilirsiniz, D-SLR sistemlerde ise bu mümkün değildir makinede 10.5mm Fisheye takılıyken dünyanın en güzel deniz tavşanına rastlarsanız talihinize söver ve yolunuza devam edersiniz.

Dezavantajlarına değinecek olursak, bulanık su ve planktonlu ortamlarda, az ışık olduğunda performansları iyi değildir. Yüksek ISO performansı genellikle çok kötüdür. Fotoğraf kalitesi D-SLR makinelerinkinden oldukça uzaktır. Housing derinlik limitleri genellikle daha azdır.

Yinede bence sualtı fotoğrafçılığına başlangıç yapmanın en iyi yoludur ve elinizde dünyanın en gelişmiş D-SLR makinesi bile olsa yanınızda back-up kamera olarak taşımanız gereklidir.

Kompakt kameralar ile çekim yapmanın bir kaç püf noktası var, sualtında derinlik arttıkça renkler kırmızı ile başlayarak kaybolur, ve derinde sadece mavi ile başbaşa kalırsınız. Renkleri geri getirebilmek için iyi bir sualtı flaşı kullanmanız veya sığ suda filtre ile çekim yapmanız gerekir. Bu konulardan daha önce bahsettiğim için tekrar değinmeyeceğim. Ancak diyelim ki flaşınız yok veya su çok bulanık olduğu için flaş kullanamıyorsunuz. Makinenize filtre de takılı değil. Bu durumda neler yapılabilir?

School of snappers original image

School of snappers original image

 

Yandaki fotoğraf böyle bir dalıştan, asıl kameranın bataryası bitmiş, yedek kameraya kalmışız, çok güzel bir snapper sürüsü var ve kızım da gayet hoş bir poz vermiş. Bu anın fotoğrafını çekmek gerek ve eldeki ekipman belli.

DX5000G sea&sea housing içerisinde bir Ricoh Caplio GX kameradır, 5MP çözünürlüklü bu kameranın en güzel özelliği TIFF modunda çekim yapabilmesidir. Dolayısıyla neredeyse sıkıştırma yapmadan bilgiyi saklayan bu modu JPG sıkıştırması ve kayıplara maruz kalmamak için tercih ettim.

Sizin de kompakt kameranızda bu tür bir sıkıştırılmamış mod varsa onu kullanmanızı tavsiye ederim. Kompozisyon ve diğer konulara girmeyeceğim ancak fotoğraf kapalı bir havada ve 18 metre derinlikte çekildi dolayısıyla renklerin kaybolması normal. Hava açık olsaydı güneşi arkama alıp böyle bir çekim yapmayı tercih ederdim.

EXIF ten bakınca çekim değerleri şöyle, f2.5 1/440 @ISO 64 Spot metering. Burada Metering mode ve düşük ISO benim seçimim , f2.5 de öyle, deklanşör hızı ise makinenin uygun gördüğü hız. Sürü her an dağılabileceği için acele etmek gerek. Bu arada dalıcının konumuna, sürüye ve kompozisyona dikkat etmeli, ön plan arka plan konularını dengelemeli ve dalıcının kabarcık bıraktığı anda deklanşöre basmalı. Sualtı fotoğraflarında dalıcının kabarcıklarının görünmemesi bazı insanları rahatsız edebiliyor.

Evet fotoğrafı çektik ve dalış devam etti, makinenin ekranından bakarken karenin fazla yeşil/mavi olduğu dikkatimi çekmişti. Bu durumda çekim sırasında beyaz ayarını elle yaparak bunu önlemek mümkün olabilirdi ancak dalışlarda kullandığım beyaz ayarı eldivenim (içi gri dışı beyaz) yasak olduğu gerekçesiyle dalış dolabında bıraktırıldı ne yaptıysam da divemaster’ı ikna edemedim. Dolayısıyla el ile beyaz ayarı da mümkün olmadı. Böyle bir durumda benim genel seçimim makinenin beyaz ayarını bulutlu havaya göre ayarlamaktır, bu sayede daha sıcak bir beyaz ayarı otomatik olarak kullanılacaktır. Makinenizin bir underwater (sualtı) modu varsa o mod da beyaz ayarı ve yazılım düzenlemesiyle sualtı renk kayıplarını gidermeye çalışan bir moddur eğer hoşnutsanız kullanmanızda sakınca yok.  

Dalıştan sonra fotoğrafları aktarırken bu kareyi çok beğendim ancak çekim sırasındaki yetersizlikler yüzünden renklerinden ve tonlamalarından hoşnut olmadım ve Photoshop ile bu kareyi işlemeye karar verdim. Hala da devam ediyorum dolayısıyla birazdan aşağıya koyacağım versiyon son hali değil. Öncelikle photoshop için başkalarının yazdığı bir takım aksiyonlar var ve arka planın derin mavi olmadığı durumlarda bazen oldukça iyi sonuçlar verebiliyorlar. Yeterli PS bilginiz yoksa ya bu action lardan birini kullanın veya fotoğrafınızı doğrudan siyah beyaza çevirip şansınızı öyle deneyin. PS ile şansını denemek isteyenler için ise workflow dediğimiz kısmı başlıyor bu yazının:

Öncelikle, fotoğrafı %100 e büyütüp netliğini ve gürültü (noise) durumunu kontrol ediyorum eğer fotoğraf %100 de net değilse kesinlikle uğraşmaya değmezPS bir çok şeyi yapabilir ama net olmayan bir fotoğrafı net yapamaz (ne kadar sharpen ederseniz edin). Sonra yaptığım ise histogramı incelemek, önce tamamını sonra tek tek renk kanallarını. İyi bir histogram çan eğrisi şeklinde olmalı ve ne sağa (aşırı pozlanmış) ne de sol tarafa (eksik pozlanmış) yaslanmamalı.

Burada eğer pozlamada bir problem yoksa Image/Adjustmets/ Selective Color/ Neutrals da Magenta +10% ve Yellow +14 değerlerini girip biraz renk sıcaklığını arttırıyorum. Sonra yine aynı yerde snapper sürülerini vurgulamak için Yellows kanalını seçip sarı rengin içerisinden Cyan rengini -62% uzaklaştırıp magenta ve yellow u 46% ve 59% arrtırıyorum. Sarı snapper lar ortaya çıkıyor. Cyan ve Blue kanallarında da sarıyı uzaklaştırıp maviyi ve siyahı arttırıyorum. Sonuçta renkler fotoğrafı çektiğim an olan gerçek renklere benzemeye başladı. Bu ayarları saklayıp aynı dalış ve derinlikte çektiğim diğer fotoğraflar için de kullanmak mümkün. Eğer renkleri bunlarla düzeltemezseniz başka yöntemler (Color fill layers ve blending modes ile kırmızı ile yeni bir color fill layer açıp blending mode unu multiply olraka seçip opacity ile oynayarak) kullanmak da mümkün tabii. 

Renklerle olan sorunun hallettikten sonra kontrast ve keskinliği de curves ve unsharp mask ile çözüyorum. Curves de tipik bir ”S” eğrisi kullanıyorum yeterli oluyor, en son yaptığım işlem ise sharpening (USM) bütün bunlar bittikten sonra ortaya

Snapper school stands out ...

Snapper school stands out ...

 bu fotoğraf çıkıyor, eskisine göre daha iyi bence en azından balıklar ve paletlerin renkleri olması gerektiği gibi. Fotoğrafa hakim olan yeşil ton gitmiş ve daha dengeli olmuş. Eminim ki bu fotoğrafı daha iyi işlemenin yüzlarce farklı yolu vardır ancak ben burada kendi uyguladığım ve görece basit bir yöntemi paylaşmak istedim. Bu fotoğrafı manuel beyaz ayarı yaparak ve gün ışığının daha fazla olduğu bir havada çekseydim sonuç belki biraz daha iyi olabilirdi.

Burada kompakt makinelerin avantajlarına tekrar değinmek istiyorum, en kaliteli D-SLR ile bile dalsanız karşınıza çıkabilecek beklenmedik bir şeyi fotoğraflamak için yanınızda mutlaka bir kompakt makineyi yedek olarak bulundurun. Ne zaman ne ile karşılaşacağınız hakikaten belli olmuyor.

Bu dalış sırasında gördüğümüz Pegasus Fish (Eurypegasus draconis) in elimde tek kare düzgün fotoğrafının olmaması da ayrı bir ironi tabii, bu deree nadir bir balığa rastlamışken asıl kameranın bataryasının bitmesi ve DX5000G nin de bir türlü netlememesi, ışık azlığından kapris üzerine kapris yapması ayrı bir tad bıraktı bende.

Oldukça uzun tuttuğum bu yazıyı birilerine faydalı olması dileğiyle bitiriyor, herkese sağlıklı, güvenli ve bol balıklı/bol fotoğraflı dalışlar diliyorum. 

Veligandu House Reef, North Ari Atoll, Maldivler, f2.5 1/440 @ISO 64

Namaste,

Burnt by the sun …

By , August 11, 2009 4:48 pm
Burnt by the sun

Burnt by the sun

Burnt by the sun, Sophie Solomon, Utomlyonnoye solntsem. Çağrışımın sonunda aklımda kalan şeyler.
Geçen haftasonu iki gün arka arkaya yaptığımız çeşme dalışlarından sonra fotoğraflara bakarken aklıma bunlar geliverdi nedense.
Oldukça güzel bir haftasonuydu diyebilirim, cumartesi ve pazar sabahı insaflı olan deniz pazar öğleden sonra yavaş yavaş kudurmaya başlamıştı ki bizler Makri adasından palamarı çözmüş Dalyan limanına doğru yol alıyorduk.
Dalışlar bitmiş başüstünde rüzgara karşı kuruyan saçlarımız ve denizin tuzu ile sohbetlere dalmıştık.  Konular muhtelif, görülenler, görülemeyenler, sohbet canlı. Şimdi yavaş yavaş kurumaya başlamışken ve bir sonraki seyahatin planlarını yapıyorken aklıma geliverdi birden.
Kendinize iyi bakın, dalmak için Çeşme tarafına gelecekler mutlaka Monem’i görün, o kadar güzel ki emin olun değecek ..
Namaste,

Kısa videolar

By , August 11, 2009 4:44 pm

Bu aralar dalışlarda çektiğim ufak videoları elden geçiriyorum. Bunlardan birini aşağıda bulabilirsiniz.

Çeşme / Yatak Adası 16 metre derinlik, el ile beyaz ayarı, baraküda taşından önceki son kovuk…

Cardinal Fish / Apogon imberbis

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy