Posts tagged: Doğa

Denizler Çöplüğünüz Değildir!

By , March 9, 2011 11:41 am

Underwater Junk - Indian Ocean

Denizler çöplüğünüz değildir. İçtiğiniz sigaranın izmaritini, kavga ettiğiniz arkadaşınızın yüzüğünü, evdeki atık pilleri, yediğiniz içtiğinizin çöpünü, afiyetle götürdüğünüz biranın şişesini hoyratça savuracağınız devasa mavi bir çöplük değildir deniz. Adına sanayileşme denilen illete tutulduğumuzdan beridir doğayla bağını koparma telaşına düşen insan çevresini yakıp yıkıp tüketerek yolculuğuna devam ediyor. Ne canlıların genetiğiyle oynamadığımız kaldı artık ne de mevsimler ve doğanın bazı temel kurallarıyla.

Bilim bir yandan yolculuğuna devam ederken onunla atbaşı gitmesi gerekirken geriye düşen vicdan çevreyi katletme derecesinde kirleten insanoğlunun frenleyicisi olmaktan neredeyse çıktı artık. Etrafımızda ne varsa feryad etmekte, denizler, hava, su, toprak, hayvanlar hatta ve hatta diğer insanlar bile. Tek yapmanız gereken durup onların sesini dinlemek.

O zaman sorumluluğunuzun farkına varmaya başlayıp bir takım ufak adımlar atmaya başlıyorsunuz, o zaman naylon poşetler gözünüze batmaya başlıyor, kağıdı, metali, plastiği atıklarınızda ayrıştırmaya ve belki bir nebze geri dönüşümlü malzemeler kullanmaya yöneliyorsunuz. Pilleri gelişi güzel çöpe savurmuyor, aküleri, otomobil lastiklerini, plastik poşet ve şişeleri denizlere vicdansızca atmıyorsunuz. Çarşıda pazarda satılan balıkların boylarına dikkat etmeye başlıyorsunuz yavru balığı tüketmiyor tüketeni ve satanı kendi meşrebinizce uyarıp bilgilendiriyorsunuz.  Arada sırada bir dalışta denk geldiğiniz çöpler vicdanınızı rahatsız ediyor, dalışlardan kucağınızda çöplerle çıkıyorsunuz.

Zamanla sizin gibi düşünen insanlarla karşılaşıp organize olmaya çalışıyorsunuz, sesinizi duyurmaya, siyaset yapanlara, kanun koyuculara bu konunun önemini anlatmaya çalışıyorsunuz. Bu uzun ve yorucu bir uğraş, elinize gelen çöpü denize fırlatmaktan kat be kat zor, kısa vadede bir getirisi ve ödülü de yok. 

Ancak bizler küçük de olsa çabalar göstermez, etrafımızdakilerin bilinçlenmesi için çabalamazsak sonraki kuşaklara ancak fotoğraflar ve görüntüler kalacak, levrek, lüfer fosilleri gösterilecek, koskoca bir ekosistem ve onun bağlı sistemlerinin de hayatımızdan silinmesiyle bizim bu gezegendeki varlığımız da son bulacak.

Merak edenler için:

Sualtı Temizlik ve Bilinçlendirme Hareketi

Sizin Balık Kaç Santim

Fikir Sahibi Damaklar

Protecting the World’s Oceans

Kar, kış, kıyamet bir Istanbul gününden zahmet edip bu satırları okuyan herkese sevgilerle,

Namaste

Doğa yürüyüşü

By , June 2, 2009 8:22 am
Tepemanayırı-Hacıllı Parkuru 2009

Tepemanayırı-Hacıllı Parkuru 2009

Bu doğa yürüyüşü denilen aktivite acaip bir şey. Sevdim diyemeyeceğim çünkü en kötü dalış bile fayda/maliyet açısından doğa yürüyüşü denilen şeye fark atar. Bir kere aktivite en başta yürümek, dolayısıyla 12 kilometrelik bir parkuru “Legion Etrangere” e arka kapıdan duhul etmiş mağribiler gibi bir “march or die” yürü yada öl teması ile geçmek söz konusu. Başka bir deyişle ilgini çeken bir konunun başında azıcık oyalanacak olsan birileri gelip kaldırıp götürüyor.

 
Dalış öyle mi be mirim?  Hele sualtında konu bulmuşsun, alemin kralı gelse kalkmazsın başından, daha geçen deprem oldu sallanıp savrulduk, tanrı seni inandırsın yine geri dönüp aynı balığı bızıkladık 2-3 kare daha alalım diye.
 
Durum böyleyken aslında hiç heves edip de makine, tripod, remote deklanşör, ND filtreler, objektifler gibi saçmalıkları yüklenmenin de anlamı yok, sonra ne oluyor herkesin 2 litre su ve yedek t-shirt taşıdığı sırt çantasında sen MG-3 ağır makineli tüfek taşır gibi 7-8 kilo ağırlıkla geziyorsun. Hoş MG-3 aklımda daha ağır olarak kalmış ama teşbihte hata olmaz olursa da burada olmaz.
 
Evet dolayısıyla, hal böyle iken,  yokuşlarda derelerde, tepelere herkes ceylan gibi sekerken sen kömüş gibi deviniyorsun, zaten sigaraya veda ettim edeli “o eski halimden eser yok şimdi” zarafetim mücessem oldu diyelim. Sıcak ve arazi şartları yürüyüşü iyice zorlaştırıyor, bu arada adım başı börtü böcek var, her birinin başında en az yarım saat oyalanabilirim ama olmuyor olamıyor maalesef.
Neyse parkurun sonunda bir şelale var, amaç orayı görmek, dere tepe aşarak oraya doğru ilerliyoruz, yaptığım insanüstü kahvaltı çoktan ter olup binayı terk etti bile. 3 saatlik yürüyüşün sonunda amaca ulaşıyoruz, pek de görkemli olmayan şelaleyi fotoğraflıyorum, sohbet , hoş beş derken toparlanıp dönüyoruz.

Güzel tarafı, hala böyle bir parkuru yürüyebilecek kondisyonum var, düşüp dizimi incitmeme rağmen.

Dostlarla böyle bir aktiviteyi paylaşmak güzel

Açıkhava insana yarıyor

Kötü tarafı, o kadar konu arasında hiç bir şeye vakit ayırıp fotoğraf çekemiyorsun gönlünce…

f29 1.3 sec @ ISO 100

Namaste,

 

Panorama Theme by Themocracy