Posts tagged: Deniz Tavşanı

Kıbrıs – Cyprus 2012

By , September 4, 2012 9:09 am

 

 Uzunca bir zamandır ihmal ettiğimiz Kıbrıs’a kısacık bir seyahat yaptık, fotoğraflar çektik, dostları gördük, orfozları, lahozları, züberleri, karagöz sürülerini, trompet balıklarını, asker balıklarını ve deniz tavşanarını sevdik. Av baskısı olmayınca denizin nasıl da canlı ve canlıların nasıl naif olduklarını gördük.

Çok sevdik tekrar gideceğiz. Gördüklerimizin kısa özeti aşağıda,

Namaste,

Cyprus 2012 from Aziz Saltık on Vimeo.

Kimyasal Savaş .. Sex Drugs & Rock’n Roll

By , January 18, 2010 9:28 pm

Nisan-Mayıs aylarında, baharın gelmesi ve akabinde gerçekleşen gönül yayları gevşemesine maruz kalanlar sadece biz insanlar değiliz. Sualtında da bu mevsim artan üreme faaliyetlerinin görüldüğü çiftleşerek türünün devamını sağlama dürtüsüyle bilumum canlı mahlukatın sığlıklarda toplaştığı bir zaman dilimidir bu.

Fotoğrafta görülen canlılar deniz tavşanları familyasından, tür isimleri Bursatella leachii ama alemde Tüylü Deniz Tavşanı ( Hairy Sea Hare-Ragged Sea Hare) olarak adlandırılıyorlar, geniş sayılabilecek yayılımları içerisinde Hint-Pasifik denizleri, Karaipler ve Akdeniz var. Arkada istemdışı da olsa kadraja giren Karagöz balığı deniz tavşanlarının büyüklüğü konusunda bir fikir sahibi olmanızı sağlayabilir.

Bursatella leachii

Bursatella leachii mating in progress

Normalde daha derin sularda yaşayan bu deniz tavşanları (kabuksuz salyangozlar) mevsimin gelip suların ısınması ile birlikte sığ sulara gelip birbirlerini buluyor ve çiftleşiyorlar. Bu canlıların davranışları ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar davranışlarının bir ritmi olduğunu, akşam vakti bir araya gelen bireylerin sabahları tek tek görüldüğünü belirtiyor. Diğer çalışmalarda ise bu canlıların geceleri üremek için toplanıp gündüzleri dağılarak beslenmeye çıktığından bahsediliyor, bu davranış hem laboratuvar ortamında hem de doğada aynı olarak gözlemlenmiş.

Bizim dalış sırasında karşılaştığımız bu tüy yumakları hemen ilgimizi çekti elbette, amacımın bu konuda bir bilimsel makale yazmak olmadığını, ayrıca bu konuda yetkin de olmadığımı bu arada belirteyim. Ancak sualtında karşılaştığım ilginç olayları yazmaktan hoşlanıyorum ve bu da onlardan biri, fotoğraflar tür tespiti ve davranış belgeleme dışında bir değer ifade etmiyor bunu da yazmadan olmaz.

Take that

Bursatella leachii -- Chemical Warfare

Bir süre incelediğimiz bu canlılar etraflarında bulunmamızı bir tehlike olarak algılamış olmalılar ki kendilerini savunmak amacıyla bir sıvı salgılamaya başladılar. Deniz tavşanları değişik kimyasal savunma mekanizmalarına sahipler, bir kısmı yedikleri zehirli deniz yosunlarındaki toxinleri (Caulerpenin vs.) özümseyerek kendi bünyelerini zehirli hale getiriyor ve düşmanlardan korunuyorlar, bir kısmı düşmanları felç eden veya öldüren kimyasallar salgılıyor,  şurada bununla ilgili oldukça enteresan bir bilimsel makale var. Neyse biz konumuza dönecek olursak fotoğrafta koyu mor-lacivert şekilde görülen salgı deniz tavşanının kimyasal silahı, bu konuda sadece yurt dışında değil ülkemizde de yapılmış yayınlar var. Bu hayvanların ilgi çekici savunma mekanizmaları tabiatın gücüne hayranlık duymamı sağlıyor, her tür varlığını sürdürüp soyunu devam ettirebilmek için yeni ve dahiyane mekanizmalar geliştiriyor.

Bu tür bir davranışa, Porto Rico veya başka bir tropik denizde değil de İzmir-Çeşme’de şahit olmak ise ayrıca güzel.

Hayatın küçük sürprizlerinin etrafınızdan eksik olmaması dileğiyle,

Namaste,

PS:Adet olduğu üzere çekim bilgilerini de ekleyeyim, 60mm F2.8D Micro nikkor objektif ile f 16  1/160 @ISO 200 ,  YS90 Auto harici flaş ile çekildiler.

Down the memory lane

By , May 11, 2008 5:22 pm

Uzun zamandır yazamadığım için ihmal ettiğim blog. Beni affetmen için bu satırları yazıyorum. Istanbul dayım yarın sabah İzmir e dönüyorum. Yorgunum.
Eski bilgisayarımdaki fotoğraflara bakarken bu kareyi buldum. Bu benim sualtında ilk çektiğim kare. Kıbrıs ta bundan tam 4 sene önce 3 megapixel lik bir sea&sea DX3000 ile çekildi. Bu kareden sonra ilk kameram olan DX5000G yi aldım.
Sonra ilk kameramı bir Nikon D50 ile aldattım, D-SLR a geçiş yapmak kaçınılmaz olmuştu ne de olsa :-) Uzun zaman D50 ile uğraştım tam macro ve geniş açı ayarlarını sökmüş ve işe yarar kareler çekmeye başlamıştım ki hayatıma D300 denilen afet girdi :) Daha önce gördüğüm hiç bir şeye benzemiyordu. Kaprisli, soğuk ama doğru ayarlarla tavına getirildiğinde ölümcül bir aletti bu. Her yeni kamerayla kısa da olsa yeni bir öğrenme süreci bir cilveleşme dönemi başlıyor. Ama siz ustalaştıkça makineden aldığınız randıman ve zevk te artıyor.
D300 ü uzun bir süre aldatmayacağımı gerçekten ümit ediyorum. Şimdi bavul toplamam gerek, kendinize iyi bakın ve sevdiklerinize, zevklerinize şu darı dünyada zaman ayırmayı unutmayın.
Namaste,

Dulce et decorum est pro patria mori

By , March 7, 2008 8:48 am

Ege ye bahar geldi. Dün kapının önünde gördüğüm küçük yılan bu gerçeği tescil etti sanıyorum. Ağaçlarda açan bahar çiçekleri ve kımıldanan börtü böcek inanasım gelmese de bunu kafama kakmaya devam ediyor.
Dalış sezonunu da açacağız yakında, son dalışın üzerinden neredeyse 3 ay geçmiş, kendimi kuru erik gibi hissetmemin sebeplerinden birisi de bu olsa gerek.
Son zamanlarda oldukça hareketlenen iş-güç bu kuruluğu pek hissettirmiyor ama dalışsız hayat yavan be kardeşim. Sıkıntılar üst üste gelince insan hangi birine yanacağını da şaşırıyor, özlediklerime mi yanayım, ailemden geçtim kendime bile faydam dokunmamasına mı içerleyeyim, memleketi dingo nun ahırına çevirenlere mi kızayım, elalem ay-feza derken namusu bir bez parçasında bulacağına inananlara mı güleyim bilemiyorum.
Bu gün itibarıyle Ege nin bu güzide köşesinde yaşadığım 10m2 de tam bir yılım geçti, kavga, gürültü, laf, güzaf, kan, ter, gözyaşı ile dolu 365 koca gün ve gece. 43 senelik ömrümün ve 20 senelik çalışma hayatımın da önemli anlarını içeriyor bu süre. 18 sene önce şantiyeye ilk adımı atmamla ismimin önüne Proje Müdürü titrinin eklenmesi arasında kalan sürede feleğin çemberinde serbest ve zorunlu hareketlerden oluşan uzuuuuun bir program var.
Bu uzun sürede ayırdına vardığım şeylerin en önemlilerinden birisi de insanların biraz cesaretlendirme ve doğru motivasyon ile dağları devirebilecekleri. Gençler buna gaz vermek, dolduruşa getirmek gibi yaratıcı tanımlar yapabiliyor ama işin özü insanoğlu tarih boyunca hep bu özelliği kullanmış. Yazının başlığı da bunun güzel bir örneği.
Dulce i decorum est ……………………….. boşluğu doldurmak size kalmış.
Fotoğraf geçen sezon Çeşme Mengene Sığlığı dalış noktasında 18 metrede çekildi.
Konu Cratena peregrina isimli 1.5cm lik bir deniz tavşanı, f22 1/125 @ISO200.
Namaste,

Asinus asinum fricat

By , November 16, 2007 11:13 am

Bu günkü yazının başlığı latince … ev ödevi gibi ama çok güzel bir anlamı var. Kısa bir süre için bile olsa soğuk ve yağmur durmuş gibi. Rüzgar lodos yönünden kuvvetli esiyor ve tüm lodoslu günlerde olduğu gibi korkunç bir koku ve dayanılmaz bir gürültüyü beraberinde getiriyor.
Havada olmaması gereken her türlü nane var. Kokusu koku değil tadı bir acaip, meğer ne önemliymiş şu meret. Tabii son 7 aydır 24 saat boyunca sürekli gürültüye maruz kalmanın lezzeti gayrı kabili tarif. Sessizlikte uyuyamıyorum artık.
Neden asinus asinum fricat peki? Yani bu hikaye taa roma devrinden beri mi böyledir? Herhalde, başka açıklaması olamaz. Evet, taa milattan beridir bu düzen.
Cahiller eder sohbet-i-nadan dan telezzüz
Divanelerin hemdemi divane gerektir.
Fazla edebi oldu ama anlam açık ikisindede. Şimdi bu öğretilerin ışığında bakınca şirket sınırlarında birbirinin kulağını yalayan insanların ast/üst ilişkisi daha bir anlam kazanıyor. Çünkü düzen böyle kurulmuş böyle gider kıyamete kadar. Dalış sezonu bitmek üzere, en azından bizim hudutlar dahilinde mart ayına kadar ekipmanları asıp kadırmak ve kuru günlere alışmak gerek. Bu fotoğraf yakın zamanda Çeşme / Mengene sığlığı adlı dalış noktasında çekildi. Noktanın ismi Mengene sığlığı ama haritada bu isimle bulamazsınız.
Çünkü orayı biz keşfettik ve adını o gün cereyan eden bir olaydan esinlenip Mengene Sığlığı koyduk. Nefis bir dalış noktasıdır. Deniz tavşanları kolkola girip halay çeker etrafınızda :)
Bu karedeki arkadaş bir Flabellina affinis. Derinlik 15 mt f/22 , 1/100 @ISO 200. Arka planın karartılması ise benim geliştirdiğim Saltık/Leitz tekniği ile ..
Namaste,

Micro cosmos un tillahı

By , September 21, 2007 11:53 am
Flabellina affinis isimli afili deniz tavşanı. Kıbrıs ta çektiğim geçen yıl karelerinden bir tanesi, yaklaşık 1.5-2cm boyunda ve evet gerçekten bu renk.
Şimdi tillah olayına gelirsek, dalışa başlamadan evvel bu mahlukatlardan hiç haberim yoktu. İlk brövemi almam ile ilk deniz tavşanımı görmem arasında da neredeyse 6 ay var.
Sualtında üstün başın ile uğraşmadan etrafı farkedip zevk alabilmek belli bir tecrübe ile oluyor. Sonra başlıyorsun o maviliklerin içerisinde hidroid çayırlarının üzerinde otlayan yada siyah süngerleri geveleyen, birbiriyle savaşan deniz tavşanlarını fark etmeye. Bir dalışta ismi lazım olmayan bir alman arkadaşa 8-10 tane deniz tavşanı (2-3 farklı tür) gösterdim. Dalıştan sonra adam bana yahu sen bana bir şeyler gösterdin ama neydi o otlar dedi almanca. Adam zaten azotu yemiş bir de alman genlerine sahip bir türlü idrak edemedi. Neden sonra fotoğraflarını gösterdim de ikna oldu.
Bu hayvancıklar sualtının gerçek mücevherleri bence. Keşke bizim sularımızda da tropik sulardaki gibi rengarenk olanları bulunsa, hayat bayram olsa. Deniz tavşanları ile ilgili güzel bir link Bu hafta sonu Fethiye de dalışta olacağım bir aksilik olmazsa.
On behalf of hede hödö… Namaste,

Life is a box of chocolates

By , February 20, 2007 12:44 pm

Flabellina affinis, türkçe ismiyle deniz tavşanı, sade ve gösterişsiz bir isim. Bu mahluk 1-1.5cm boyunda, genellikle deniz çayırları üzerinde beslenirken görebilirsiniz. Parlak renkleri zehirli olduğunun göstergesidir balıklar ve diğer predatörler için.

Ege ve Akdeniz dalışlarının tamamında görülebilir. Çok sevimli bir hayvandır ve ideal bir makro konusudur. Bu kare Kıbrıs / Zephyros reef te çekildi, f/18 1/100 enstantane ve diyafram değerleri ile ve tabii ki 105mm Micro Nikkor ile, ki kendisi muhteşem bir makro lensidir. Belki arka planı biraz daha karartabilsem daha da iyi bir kare olacaktı ama kıfsmet .

Havaların ısınmasıyla yeni dalış sezonunun yaklaşmaya başladığı yönündeki hislerim örümcek içgüdülerimin de alttan alttan gaz vermesiyle depreşiyor. Yeterin gari kuruduk kaldık diyorum.

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy