Posts tagged: D300

Titan Triggerfish

By , September 14, 2009 8:05 am
Titan Triggerfish

Titan Triggerfish

Titan triggerfish, üç yıl kadar önce bir Ras Gozlani dalışında gördüğüm ve hal tavır olarak problem çıkaracağını saniyesinde anladığım bir balığın kuzeni bu fotoğraftaki. Bilinen en kalıplı örneği 75 cm boyunda olarak kayıtlara geçmiş 50 metreye kadar olan bentik sularda ve dahi tropik denizlerde yaşayan Titan Triggerfish, üreme mevsimlerinde bu balıkların olduğu bölgelerde verilen dalış brifinglerini ismiyle renklendirmekte..

Paletlerden koparılan parçalar, 5-7mm neopren elbiseyi delen dişler, iki hafta önce alman dalıcı teyzenin kopan kulağı gibi manidar hikayeler havalarda uçuşur bu brifinglerde.. 

Hayvanı sualtında görünce bahsedilen şeyler kafanıza daha bir dank eder. aniden yön değiştirişinin, yataydan dikeye geçişinin, hayvani dişleriyle mercanları parça pinçik ederken pörtlek gözleriyle size attığı bakışların hastası olursunuz.

Bu efsaneyle ikinci karşılaşmamız Maldivlerde olacakmış. Bu sefer balığın şöhretini bildiğimizden tedbirliyiz tabii, bacak mesafesinden yakına girmesine izin vermeden karşılıklı bir kollama durumu söz konusu o bizi “acaba ekmek çıkar mı? ” diye süzüyor, ben , eşim ve kızım da kim daha iyi bir kare yakalayacak telaşı içindeyiz.

Balık etrafımızda daireler çizerek yüzüyor, arada sırada kumları didiklerken bir gözü hep üzerimizde, bazen aramızdan olanca hızıyla akyalar veya devasa kefaller geçiyor. Onlar bile tarafların konsantrasyonunu bozamıyor karşılıklı bir saygı çerçevesi içinde sadece deklanşör sesi çıkararak bir eski zaman dansını icra eder gibi birbirimizin etrafında dönüyoruz.

Karşılaşma, daha sonraki günlerde de aynı saatte tekrarlanmak üzere sona eriyor. Sabah evimin önünden denize girip balıklarla sosyalleşmek ne güzel diye düşünüyorum gülümseyerek.

Herkese iyi haftalar diliyorum….

Namaste,

f5 1/60 @ISO 200 D300 + 10.5mm Fisheye

Doğa yürüyüşü

By , June 2, 2009 8:22 am
Tepemanayırı-Hacıllı Parkuru 2009

Tepemanayırı-Hacıllı Parkuru 2009

Bu doğa yürüyüşü denilen aktivite acaip bir şey. Sevdim diyemeyeceğim çünkü en kötü dalış bile fayda/maliyet açısından doğa yürüyüşü denilen şeye fark atar. Bir kere aktivite en başta yürümek, dolayısıyla 12 kilometrelik bir parkuru “Legion Etrangere” e arka kapıdan duhul etmiş mağribiler gibi bir “march or die” yürü yada öl teması ile geçmek söz konusu. Başka bir deyişle ilgini çeken bir konunun başında azıcık oyalanacak olsan birileri gelip kaldırıp götürüyor.

 
Dalış öyle mi be mirim?  Hele sualtında konu bulmuşsun, alemin kralı gelse kalkmazsın başından, daha geçen deprem oldu sallanıp savrulduk, tanrı seni inandırsın yine geri dönüp aynı balığı bızıkladık 2-3 kare daha alalım diye.
 
Durum böyleyken aslında hiç heves edip de makine, tripod, remote deklanşör, ND filtreler, objektifler gibi saçmalıkları yüklenmenin de anlamı yok, sonra ne oluyor herkesin 2 litre su ve yedek t-shirt taşıdığı sırt çantasında sen MG-3 ağır makineli tüfek taşır gibi 7-8 kilo ağırlıkla geziyorsun. Hoş MG-3 aklımda daha ağır olarak kalmış ama teşbihte hata olmaz olursa da burada olmaz.
 
Evet dolayısıyla, hal böyle iken,  yokuşlarda derelerde, tepelere herkes ceylan gibi sekerken sen kömüş gibi deviniyorsun, zaten sigaraya veda ettim edeli “o eski halimden eser yok şimdi” zarafetim mücessem oldu diyelim. Sıcak ve arazi şartları yürüyüşü iyice zorlaştırıyor, bu arada adım başı börtü böcek var, her birinin başında en az yarım saat oyalanabilirim ama olmuyor olamıyor maalesef.
Neyse parkurun sonunda bir şelale var, amaç orayı görmek, dere tepe aşarak oraya doğru ilerliyoruz, yaptığım insanüstü kahvaltı çoktan ter olup binayı terk etti bile. 3 saatlik yürüyüşün sonunda amaca ulaşıyoruz, pek de görkemli olmayan şelaleyi fotoğraflıyorum, sohbet , hoş beş derken toparlanıp dönüyoruz.

Güzel tarafı, hala böyle bir parkuru yürüyebilecek kondisyonum var, düşüp dizimi incitmeme rağmen.

Dostlarla böyle bir aktiviteyi paylaşmak güzel

Açıkhava insana yarıyor

Kötü tarafı, o kadar konu arasında hiç bir şeye vakit ayırıp fotoğraf çekemiyorsun gönlünce…

f29 1.3 sec @ ISO 100

Namaste,

 

Şehir becerileri

By , May 6, 2009 6:18 am

Şehir becerileri, hepimizin sahip olduğu beceriler aslında, hayatta kalmak için hata yapmamak üzerine kurulmuş ve kazanılmış yetiler bütünü.
Karşıdan karşıya geçerken, karanlık bir sokakta yürürken veya yeni birisiyle tanıştığımızda uyguladığımız sekansların bir yekunu.
Bu aralar, dalamıyorum iş güç ve hayat memat yüzünden, burukluğum ve tatsızlığım bu yüzden, bahar sonunda balıkçı tezgahında dile gelen levrek gibi, “Abi tadım tuzum yok” dememin, gözlerimin ferinin kaçıp yuvasına çökmesinin, en sevdiklerim dahil tüm insanlık alemine tahammülsüzlüğümün ve dahi haza hıyar olarak nitelenebilecek kıvama gelmemin sebebi de budur. Dalamıyorum, üretemiyorum. Boş beleş oturup zamanın geçişini seyrediyorum parmaklarımın arasından.
Geçen haftasonu, Ankara’dan ziyarete gelen bir arkadaş sayesinde boğazı ve civarını uzun zamandır ilk defa dolaştım. Bir kaç kare fotoğraf çektim. Bu da onlardan biri, bir anda aklıma gelen ve insiyaki olarak uygulanan bir kompozisyon. Mekan ise Bebek-Starbucks. 400 kareden fazla fotoğraf çektiğim bir günde en çok beğendiğim karelerden biri bu oldu.
Minik bir serçe, Şehir becerileri konusunda ustalaşmış, kendisine verilen yemi kapıp kaçmadan önce kaçamak bir bakışla teşekkür ederken.
f5.6 1/200 @ISO 400

Dreams

By , September 19, 2008 12:14 pm

Bu fotoğrafın ismi “Regina” , konusu bir Anthias anthias, daha çok tropik resifleri süsleyen bu nadide varlık, şüveyş kanalının açılması ve akdeniz ile kızıldenizin kavuşması sonucunda akdenize gelen türlerden biridir.
Sularımızda ege ve akdeniz kıyılarında bulunur, ege de maalesef 35 metrenin altında bulunduğu için bu güne kadar adam gibi bir fotoğrafını çekmek kısmet olmamıştı.
Bu kare içimde kalan uktelerden birini iyi kötü gerçekleştirdiğim bir anı belgeliyor. Çeşme Kumbara dalış noktasında 40 metrenin altında karşılaştığımız bu güzellik dekoya girmeden sadece 2 kare çekebilsem de planladıklarımın bir kısmını yapabilmeme imkan tanıdı.
Uzun ve az dalışlı bir sezonun neredeyse sonunda arka arkaya 2 gün dalıp fotoğraf çekme şansı bulduğum için kendimi iyi hissediyorum ama yakında geçeceğinden eminim.
Kendime not, bir dahaki sefere 105mm micro nikkor ile deneyeceğim.
Namaste,
Kaptanın seyir defterine düzeltme: Balık tropik değil suveyş ve lessepsian göçle de alakası yok. Sait Özgür Gedikoğlu sağolsun. Bu arada onun da bir köpekbalığı blogu var gidile görüle ..

How low can you go?

By , July 19, 2008 11:06 am

Merhaba,

Bodrum da az dalışlı çok eğlenceli kısacık bir tatil yapma fırsatım oldu. Tatilimin büyük kısmı dalamasam da suda geçti tabii. İskele altında bulduğum karidesler ile karşılıklı saygıya dayanan seviyeli bir beraberlik geliştirmemiz uzun sürmedi.

Kocaman bir adamın elinde farklı farklı fotoğraf makineleri ile alles inklusiv bir tatilin büyük kısmını iskele altında geçirmesinden farklı anlamlar çıkaranlar, hatta doğrudan bu adam kafayı kırmış diyenler olabilir.

Ancak, Athos, Portos, aramis ve D’artagnan ile geçirdiğim dakikalar hatta tek bir kare için 110 dakika suda kalmam çektiğim kareler ve edindiğim tecrübe yanında solda sıfır.

İnsanın 40 derece sıcakta gündüz, gece, akşam üzeri günün farklı saatlerinde 1.5 cm boyundaki yaratıkları fotoğraflamak için saatlerce suda kalması ciddi bir beyin hasarının emaresi de olabilir inanılmaz bir arnavut inadının da, ama tatil bitip kürkçü dükkanına rücudan sonra 200 den fazla kareye baktığımda Büyük Reef te çektiğim orfozların bile beni bu kadar mutlu etmediğini görüyorum.

Hoşçakalın çocuklar, seneye kısmetse tekrar görüşürüz soldan 11. yada 13. direğin üzerinde :)

Namaste

Panorama Theme by Themocracy