Posts tagged: D300

Merhaba Dünya! Merhaba Dünyalı! Ölmen gerek!

By , November 24, 2011 2:42 pm

Sahi merhaba, yazdığım son yazının üzerinden çok uzun zaman geçmiş, seni bu kadar ihmal etmek istemezdim ama şartlar böyle gerektirdi. Şimdi anlatınca bana hak vereceğini biliyorum. Hoş hak vermesen de geçmişi değiştirmenin mümkün olmadığının da farkındayım, farkındayız. 2011 açık ara 45 küsur yıllık hayatımın en acımasız senesi olmaya devam ediyor, az kaldı, gidiyor yavaş yavaş ama gerçeği söylemem gerekirse bayıltıp gidiyor.

Uzun zamandır yazamamışım, iş güç de biraz fazlaydı tabii o da sebep ama daha çok sevdiklerimizin sorunları ve hayatı taksim etmenin dayanılmaz hafifliği yüzünden bunlar. Kanser çok acımasız, çok sinsi bir hastalık, bilmezdim bu yaşa kadar 2011 senesinde anladım. Neyse amacım içinizi karartmak değil, uzun süre yazmadım neler olup bittiğini, nelerin olmakta olduğunu nelerin planlandığını anlatmak istiyorum size. Bu sene çok yolculuk yaptım, uzun yolculuklardı çoğu, 15 sene sonra hayatımın uzunca bir dönemini geçirdiğim Moskova’ya gittim mesela, dibim düştü tanıyamadım. Bir kaç hafta sonra tekrar gideceğim ve bu sefer fotoğraf makinem de yanımda olacak. Kısa bir Amerika seyahati yaptım, eğlenceliydi kısmet olursa 2012 yazına da planlar yapıyoruz. Endonezya Lembeh seyahatim bu güne kadar yaptığım en iyi seyahatti.

 

Let the good times roll

Şuracıkta bir dalış sonrası çekilmiş “Aman sabahlar olmasın güneşler doğmasın!!11″ temalı bir otoportrem var. Laf aramızda bunu bir Gopro kamerayla çektim, süper ufak, süper yetenekli bu kameranın küçük bir kusuru var, sualtında net çekim yapamıyor, önündeki mini dome port yüzünden. Şu aralar procelerim arasında Gopro kamerama bir custom flat port yapmak var. Malzemelerim hazır ilk zaman bulduğumda yapacağım. Neyse evet, Lembeh dedik aklımın şakülü kaydı bir anda. Bu snenin güzel haberlerinden birisi de Brezilya’da yayınlanan Mergulho isimli bir sualtı-dalış dergisinin her ay bir türk sualtı fotoğrafçısının yazı ve fotoğraflarına yer verecek olması. Sevgili Berrin Osmanağaoğlu ve Denizi Seviyorum Proje Grubu’nun bir çalışması bu bir aksilik olmazsa benim de yazı ve fotoğraflarım yer alacak.

Evet devam edelim hikayeyi nakletmeye, uzun zamandır yazmaya ara vermiştim, hızlı bir geri dönüş yaptım, kafamdaki öyküleri yazmaya koyuldum, bakalım sonunda ortaya ne çıkacak? Bir taraftan fazla kişisel olmasından korkuyorum bir taraftan öyle komik detaylar var ki susamıyorum bir türlü. Bu arada antrenmanlarımız hızla devam ediyor, kişisel başarılarımız arasında doğru düzgün Ura mawash geri’ler, Ushiro ura mawashi geri’ler var artık. Kızımın yaptığı Ashi barai, mawashi geri kombinelerini de tarifsiz bir gururla izliyorum.  Şimdi şuracığa bir Lembeh fotoğrafı atayım da şenlensin ortalık birazcık. Bu arkadaşlar Risbescia tyroni isimli deniz tavşanları, nudibranch’ler. Fotoğrafta sosyalleşiyorlar.

Risbescia tyroni - Lembeh - Indonesia

Bu blogu daha önce okuduysanız bilirsiniz muhtemelen, bu canlılar benim kişisel takıntılarımın baş aktör ve aktrisleri. Onları izlemeyi, fotoğraflamayı, araştırmayı ve haklarında yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum. Kimyasal savaş yeteneklerinden değişik yaşama becerileri ve fizyonomilerine kadar bir çok farklı özellikleriyle ilgiyi sonuna kadar hakediyorlar.

Neyse biz konumuza dönelim tekrar, Gopro demiştim ya, şimdi o kameraya elimde bulunan Motormarine II ve Nikonos sistemlerden kalma macro lensleri falan takmayı da deneyeceğim. Neden mi? Beyin bedava da ondan. Tam da sistem açısından tüm eksikliklerimi gidermiş yeni YS110 a flaşlarımla sualtında fırtına gibi esmeye hazırlanırken bilin bakalım ne oldu? Sea & Sea %25 daha fazla güç üreten ve %20 daha küçük ebatlarda yeni bir flaş piyasaya sürdü. Yapılır mı şimdi bu? Neyse video sistemim için bu sene aldığım 2 Ikelite Fener hala canavar ve hala rakipsiz.

Nudibranch demiştik ya, çıplak solungaçlı demek, bu canlıların arka kısmında görünen tentakül benzeri uzantılar solungaçları, o solungaçlar vasıtasıyla sudan oksijen alıyorlar ve tehlike algılanınca onları kabuklarının içine çekiyorlar. Bir kısmı zehirli alg ve yosunlarla besleniyor, o canlıların zehirini kendi savunmaları için kullanırken bünyelerindeki klorofili de fotosentez yapmak için biriktiriyorlar. Süper verimli ve gelişmiş canlılar yani. Büyüklükleri de bir kaç milimetre ile 40cm arası değişiyor türlerine göre. Yeni bir tür tespit etmek de hala mümkün küçük oldukları için kim istemez mesela kendi ismiyle anılan bir deniz tavşanı bulmayı? Ben isterdim en azından. Evet neyse, konumuza devam edelim. Yazıyorum demiştim ya, hayatımızın son 20 senesinden minik öyküler var yaz yaz bitmiyor. Bir türlü tam olarak kurgulayamadım ama yapacağım azimliyim. Uzun zamandır dalış yapmıyorum, sezon ve sene toplam 26 dalışla bitti.

Yeni sezon ve seneden beklentilerimiz büyük planlarımın içerisinde 10 kilo vermek de var. Hepimize daha güzel bir sene diliyorum ne olur ne olmaz belki başka yazı olmaz bu sene.

Namaste,

Kopi Luwak

By , December 4, 2010 11:52 pm

Bali yazıları tam gaz devam ediyor, daha önce de bahsettiğim gibi Bali’nin sentetik turistik ortamından bir günlüğüne de olsa sıyrılmak, deryaya karışmak, balıklara kolcu, mercanlara dost, anemonlara yem olmak için (sonuncusu hesapta yoktu ama oldu) Nusa Dua’dan arabaya atlayıp geze dolaşa Tulamben’e gittik ya. İşte bu yolculuk sırasında araya bir safari, pirinç teras tarlaları ve Kintamani yanardağı ziyaretini de sıkıştırdık.

Cold is the snake.

Safari biraz fazla turistik bir atraksiyondu, çok sıcak ve yorucu bir parkurda sıcaktan bezmiş hayvanları güvenli bir mesafeden izleyebileceğiniz bir yer. Bir daha gitmeye veya tavsiye etmeye değmez. Aklımda kalanlar ise sıcaktan kendisini su kanalına atmış zavallı bir sibirya kaplanı ve oldukça büyük ve serin yılanlar.

Fruit Vendor

Yol boyunca herkesin yorulup acıktığı bir anda yol kenarında taze meyve satan bir kadının dükkanında durduk, kucağında iki aylık kızıyla çok sevimli görünüyordu. Meyve ikmalinden ve yorulan bacaklarımızı açtıktan sonra devam ettik yolumuza. Bu arada sualtına yoğunlaşmanın genel fotoğraf becerilerimi körelttiğini düşünerek hayıflanmaya başladım. Karada fotoğraf çekerken istediğim kompozisyonları oluşturmak daha zor nedense.

Coffe Plantation Boy

Son durağımız yol üzerindeki bir kahve plantasyonuydu, değişik türde kahveler, kakao, egzotik bitkiler yetiştirilen bu mekana vardığımızda hava kararmak üzereydi. Bize kahve ikram ettiler, kahve kavuran bir adamın oğlu arkasındaki taburede oturmuş elindeki Barong maskesi ile oynuyordu. Bu esnada bu ülkenin tükenmez geyik kaynağı olan Kopi Luwak kahvesinin en önemli üretim aşaması olan Luwak hayvanlarını (ki gelinciğe benzer bir hayvan) kafesler içerisinde görme şansımız oldu.

Herkesin ballandıra ballandıra anlattığı gibi bu Luwak denen canlı kahve çekirdeklerini yiyor ve sindirim sisteminin içerisinden geçirerek çıkarıyor (dışkılıyor) işte Endonezya’nın cevval köylüleri bu hayvanın *okundan bu kahve çekirdeklerinin toplayıp kavurup öğüterek süper aromatik kahve diye satıyorlar. Konunun özü budur. “Abi adamlar maymun *okundan kahve toplayıp içiyor ehe mehe” geyiğinin de aslı budur. Maymun değil Luwak kardeşim, hayvanları rencide etmeyelim.

Bu arada samimiyeti iyice ilerlettiğimiz şoförümüz Wayan Darmawan (Bim Bim) durduğumuz yerlerde yediği yemekleri bana ballandıra ballandıra anlatıyordu “Abi şurada harika köpek etinden satay (şiş) yapıyorlar, bir deniz kaplumbağası yedim parmaklarını yersin abi” bu adamların yemek kültürünün bizimkinden farklı olduğu aşikar ama köpek etinden şiş pek cazip değil.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Tulamben’e vardık ve ertesi gün dalış yapacağımız yere yerleştik, ama bu başka bir hikayedir.

Namaste,

Dünya halleri..

By , May 14, 2010 8:05 am

Baştan söyleyeyim bu yazı fotoğraf yazısı değil, sonra yanlış olmasın bana verip veriştirmeyin. Bu aralar hayatımda cereyan eden acaip işlerin kısa bir özeti, icmali bu. Bir kere arabam 100.000km yi devirdi, ilk defa bir arabayla bu kadar fazla kilometre yapıyorum çok heyecanlıyım. Bu muhteşem olayı boğaz köprüsünü geçerken idrak ettiğimiz için hemen küçük bir fotoğrafla bu anı ve anıyı ölümsüzleştirdim.

100.000km Yay !

 Bu muhteşem olayın tüm yurt sathında ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gereğince kutlanabilmesi için burada bu fotoğrafa ve yazıya yer vermeye karar verdim. İsteyenler diğer dış temsilciliklerimizde de kutalmalar yapabilir gönlünce coşabilir. Tabii bu kilometrede trigger kayışının değişecek olması da ayrı bir lezzet ve nefaset sebebi bakalım volant ile egzantrik milini birbirine bağlayan bu nadide kayışın arasına ne kadar japon yeni sıkışmış ilerleyen zamanlarda hep birlikte öğreneceğiz.

Öte yandan baharın gelmesiyle ortamlarda artan polenler yüzünden yerlerde sürünüyorum. Doğanın dengesine bir diyeceğim yok, üreyin çoğalın , soyunuzu sürdürün tamam da canım kardeşim şu polenlerinizi uluorta sallamayın atmosfere bak Allahın adını veriyorum. Nefes alamıyorum imansızlar, ölüyorum yahu, antihistaminik manyağı oldum sayenizde. Ya ilaçlardan yarı uykulu geziyorum ya da  ağzı, burnu, gözleri şişmiş, Rocky Balboa ile 12 round bitirmiş masum köylü gibi tıknefes, östaki borusu bile içeriden şişmiş bir şekilde kaderin tecellisini bekliyorum. Yeter, vallahi yeter.

Sonra bir de yapılması gereken işler var, kitabı yayınevine verdim, okunacak , düzeltilecek, kapak için fotoğraf seçmem gerek. Öyle bir fotoğraf olmalı ki sualtıyla ilgisi olmayan birisine bile cazip gelmeli. Neyse, yarışma için seçtiğim fotoğrafları 30x40cm bastırmam gerek, diagonal ile konuşayım diyorum.

Dalışa gitmeyi özledim, işim gereği sınır tanmayan aptallar derneği kurucularıyla olan çalışmalarıma hız verdiğim bu günlerde gittikçe kuruyan solungaçlarım nedeniyle keyifsiz , kara, kuru, tatsız bir adama dönüşmekteyim.

Pigmy Squid - Lembeh Straits

Fotoğraftaki bir pigme sübye, Lembeh boğazı seyahatinde 26 saatlik bir yolculuğun sonunda ayağımın tozuyla yaptığım ilk gece dalışından bir kare, sübyenin boyutunu arkadaki küçük yeşil yaprak ile kıyaslayarak anlayabilirsiniz.  Burada iki flaşı da kendi meşrebimce doğru kullandığım için seviniyorum. Soldaki flaş arkada ve tam güçte (sübyenin arkasında) sağdaki ise sağ üst ve ön tarafta ve yarım güçte. Bu kombinasyonla hem enteresan ışık gölge durumları hem de zaten saydamlığı fazla olan sübye’nin içerden ışımasını sağlayabiliyoruz. Fotoğraf da daha ilginç bir hale geliyor.

Evet, hayatımın son dört senesini yerli rehberlerin artık devam etmek istemediği yerlerde yola katırlarla devam ederek geçirmek gibi abes bir işle iştigal ederek sürdürdüğümden naşi dolayı şu aralar güzel bir haber, ortaya karışık bir güzellikler silsilesi iyi giderdi doğrusu. Artık mani olmuyor halimi takrire hicabım, uluorta söylüyorum. Tez zamanda iyi bir şeyler olması için kuantum olumlama olur, the secret olur ne olursa evrene sallayıp olursa ekime kadar olsun diyorum mesajımın sonunda. Kafiyesini yazmıyorum okuyan çoluk çocuk olur diye. 

Bu günlük bu kadar, ne kadar sürç-i-lisan ettiysek affola.

Namaste,

Hic Sunt Dracones – Here be the dragons !

By , April 15, 2010 4:07 pm

Lauriea siagiani - Hairy Squat Lobster - Kıllı Minik Istakoz

Başlık latince, burada ejderhalar var anlamına geliyor, eski zamanlarda yapılan haritaların bilinmeyen boşluk kısımlarına yazılan bir uyarı cümlesi bu. Bir nevi ben uyarayım da sonra kendi düşen ağlamasın durumu söz konusu. Lembeh dalışları sırasında fotoğraf çekerken kaçırdığım fırsatları anlatıyor bana.  Ne kadar yi hazırlanırsanız hazırlanın, ne kadar iyi çalışırsanız çalışın bazı anlar bazı sebeplerden dolayı bir türlü istediğiniz fotoğrafları çekemiyorsunuz. Yorgunluk, dikkatsizlik, plansızlık, talihsizlik buna sebep verebiliyor.

Bubble Coral Shrimp - Stegopontonia commensalis - Kabarcık Mercanı Karidesi

 Bu fotoğraları çekerken uzun zamandır aradığım türleri bulmuş olmanın sevinci gözle görülebiliyordu, ama gözle görülebilen ve hesaba katılmamış bir gerçek daha vardı, konular gereğinden fazla ufak ve cevvaldi. Bu yetmezmiş gibi Kabarcık Mercanı Karidesi olacak yaratık beyaz bir zemin üzerindeydi ve kendisi de mavi beyaz olduğu için vizörden görülmüyor ve her saniye sağa sola yer değiştirerek netlik yapmayı azap haline getiriyordu. Beyaz mercanın ve karidesin üzerinde ışığın patlama riskine ise hiç girmiyorum.

Kıllı ıstakoz ise 1-2cm civarında boyu ve çekingen yapısıyla zaten arkadaş ortamlarından uzak içine kapanık bir birey, kendisiyle çalışmak içindeki güzelliği ortaya dökebilmek deveye kolbastı oynatmak kadar zordur tahmin ediyorum. Hayır denemedim ama parametreler belli sonuç da tahmin edilebiliyor. Bu durumlarda ustalıkla kullanmayı öğrendiğimiz lembeh sopası (Lembeh stick) bile işe yaramıyor.

Lembeh sopası (Lembeh stick) paslanmaz çelikten 30-40cm uzunluğunda bir sopa, hem çok ufak canlıları göstermekte hem kuvvetli akıntıda kuma saplayarak sürüklenmeyi önlemekte hem de fotoğrafçıyla aynı heyecanı paylaşmayan, sanat umurunda olmayan “ben ekmeğime bakarım” düsturunu benimsemiş yaratıklara dokunmadan aba altında göstererek yerinden kıpırdatmaya yarıyor.

A missed opportunity - Kaçan fırsat - Rex spadinus

 Mesela şu fotoğrafta yanımda Lembeh sopası olsaydı o küçük kırmızı balığı karede maça papazı ile birlikte daha iyi bir konuma alabilirdim ve bambaşka bir fotoğraf ortaya çıkabilirdi. Ama olmayınca olmuyor işte. Lembeh seyahati öncesi gerçekten iyi bir planlama yapmıştım ve bu sayede aklımdaki konu ve kompozisyonların çoğunu çektim ama elimizin kolumuzun bağlandığı durumlar da oldu tabii. Bazı dünyaca ünlü fotoğrafçıların objektif kapağını çıkarmadan sualtına indirdikleri kameralarının hikayesini okuyunca bir nebze kızgınlığım yatıştı tabii. Her an herkese olabilir bu tür aksilikler önemli olan şartları iyi değerlendirip elden gelenin en iyisini yapmak.

Bu yazıyı burada noktalıyorum bir sonraki seyahatte daha iyi malzeme ve daha çok hazırlığa ihtiyacım olacak.

Namaste,

A day in Lembeh Straits – Lembeh Boğazı Tefrikası

By , April 6, 2010 8:03 pm

Bu yazı uzun bir yazı şimdiden söyleyeyim sonra sıkıntı olmasın sevgili dostlar. Lembeh boğazı diye diye çocukluğumun Tercüman gazetesinde yayınlanan pehlivan tefrikaları gibi konuyu uzattığımın farkındayım. Yazdıkça iş “Kurtdereli Mehmet Pehlivan rakibini çifte çapraz takarak çayır boyunca sürüdü…” kıvamına geliyor ama yazmasam da olmuyor burası çok mendebur bir yer dostlar.

Lembeh Panorama

Bir kere güneş böyle doğuyor bu güzelim boğazda, bu vakitler tam bizim ilk dalış için evden çıkıp yola koyulduğumuz vakitler, küçük balıkçı kayıkları da vızır vızır geçmekte bu saatlerde. Deniz bazı zamanlar sakin bazı zamanlar ise çocukluğumun boğaz akıntıları gibi yardıra yardıra girdapları çevire çevire akıyor, o zamanlar bilin ki denizin acelesi var bir yerlere yetişme telaşında gözü hiç birimizi görmüyor. Bu arada yukarıdaki fotoğrafın büyük haline bakın buraya bu boyu sığdı ancak ama gerçekten hoş bir yer burası.

Dalış noktaları bir gün önceden belirlenmiş, son dakikada hava veya akıntı gibi sebeplerden bir aksilik olmazsa program saat gibi çalışıyor, önce sabah kahvaltısında taze meyve ve kahve var isteyene tost falan da yapıyorlar ama hafif yemek daha iyi her zaman. Sonra brifing sırasında dalış programı etraflıca anlatılıyor, nerede ne var, dalış süresi, görülebilecek canlılar, giriş çıkış noktaları her şey belirli.

Lembeh Weather Station

Dalış merkezine geldiğimizde sol tarafta meteoroloji merkezi dikkat çekyor, tahminleri şaşırtıcı kesinlikte ve saniye şaşmıyor, saygıyla eğiliyorum. Dalı brifingini dinledikten sonra ilk dalış için tekneye icabet ediliyor bu arada kameralar çoktan tekneye taşındı bile etrafta göze görünmeyen peri taifesinden yardımcılar yok her şeyi rehberler ve tekne personeli yapıyor. Bu arada bir de kamera odası var ki süper bir mekan, herkese kamera ve housing için bir veya iki havlu, şarj aletleri için priz ve temizlik için basınçlı hava sunuyorlar, dalış aralarında objektif değiştirme ve kontrol gibi işlemleri burada yapıyoruz.

Lembeh Camera Room - My Gear

Bu arada yukarıdaki fotoğrafta görülen benim canavar, en üstte de kendi imalatım olan FFF var, yani fakirin fokus feneri, az ışıklı ortamlarda netlik yapmayı ve gece dalışlarında rakibin, kurbanın, konunun aklını almayı sağlıyor, odaklamanın ince ayarını ise o gri kablo bağı parçasını çekiştirerek yapıyorum. Tabii rakiplerimin, diğer yarışmacı arkadaşların deklanşöre basılıp flaş patladığı anda sönen, yükselen burcunuzu ve yıldız haritanızı çıkarabilen, bioritm hesaplayan fokus fenerleri var ama ben onları kıskanmadım hiç büyüyünce benim de olacak biliyorum.

Neyse en uzak dalış noktası 20 dakika mesafede ve 5o den fazla dalış noktası var, genellikle Muck Diving dedikleri çamurda yaratık avlamaca tarzı dalışlar ancak arada mercan ve batık dalışı gibi çeşitler de var, görüş genelde kötü en iyi günde 15metre ancak en kötüsünde dirseğinizi göremiyorsunuz. Akıntı genelde yok ancak bazan öylesine yardırıyor ki Kaş – Flying Fish resifi halt etmiş rüzgarda kuruyan çamaşırlar gibi sallanıyorsunuz suyun altında.

Gelelim dalış kısmına, bu kısım hayli enteresan, dalış liderinizin performansına, şansınıza ve tecrübenize bağlı, iyi bir liderle en acaip ve kötü noktalar bile cennete dönüşüyor, burası bioçeşitliliğin doruk noktası, yaratıkların en divane ve en şahanelerinin toplandığı sualtının agora meyhanesi.

Ribbon Eel - Kurdele Müreni - Rhinomuraena quaesita

Mesela yukarıdaki fotoğrafta görülen kurdele müreninden bol miktarda var, bu birey erkek, gençleri siyah erişkin (dişi) olanları da sarı oluyor bu güzelim hayvanların. Maldivlerde yanılmıyorsam Holi Maru adlı resifte Bob isimli kurdele mürenini görmek için 15 dakika beklemiştim ve önümdeki kuyrukta 8 dalıcı vardı. Burada her kurdele müreni gördüğümde aklıma Bob geldi ve güldüm. Yokluk hayvanlara isim taktırıyor, burada sebil olunca hayvana John, James, Alice, Tayyar diyecek halleri yok, anlamı da yok zaten. Maldivlerin Bob’unun Facebook’ta hayran sayfası var yeminlen.

Ornate ghost pipefish - Süslü hayalet borubalığı - Solenostomus paradoxus

Sonra görülmesi biraz daha zor olan türler var, süslü hayalet borubalığı - Solenostomus paradoxus gibi üzerinde yaşadığı yumuşak mercanın renk ve dokusuna sahip, başaşağı yüzüyor genellikle ve neredeyse tamamen yumuşak mercan gibi görünüyor hem gizlenmek hem de avlanmak için süper bir yöntem doğrusu. Ancak asıl marifet gerçekten kimsenin göremediği, çıplak gözle görmenin çok çok zor olduğu canlıları bulup çıkartmak.

Black coral shrimp - Siyah mercan karidesi - Pontonides unciger

Mesela yukarıdaki karides (Black coral shrimp – Siyah mercan karidesi – Pontonides unciger) kamçı mercanının üzerinde yaşıyor ve 1cm den ufak, bu fotoğrafı 60mm ve 1.4 Telekonvertör ile çektim yaratığı görmek bile mesele aslına bakarsanız ancak çok güzel bir canlı, ismi siyah mercan karidesi ama rengi üzerinde bulunduğu mercanın rengine göre değişiyor. Arka planı siyah olan fotoğraflar f18 ve üzeri diyafram ve 1/200 civarında örtücü hızları ile çekildiği için arka plan öyle karanlık. Ancak bundan daha da ufak ve görmesi gerçekten güç olan canlılar da var mesela şu.

Small clam on Blue Starfish - Mavi Deniz yıldızı üzerinde bir tür midye

Mavi deniz yıldızı (Linckia laevigata) üzerindeki bu küçücük midyeyi rehberin bile görmediğini gururla söyleyebilirim. Evet bu arada inanılmaz canlıların inanılmaz davranışları da bir yandan gözlerimizin önünde cereyan ediyor. Bunlardan biri de Kıllı Kurbağabalığı – Hairy frogfish – Antennarius striatus , diğer bazı kurbağa balıkları gibi ağzının önünde solucana benzeyen bir deri uzantısını yem gibi sallayarak gelen küçük balıklarıbir anda yutuyor. Avlanma stratejisi basit ama dahiyane ve o kadar başarılı ki hayran kalmamak elde değil, görünüşü bir yosun yığınına benzeyen bu balık kendi aleminin krallarından biri.

Hairy frogfish - Antennarius striatus - Kıllı kurbağabalığı

Dalıştan çıkınca hemen kuru bir havlu ve taze meyve veriyorlar, eğer gece dalışıysa veya hava soğuksa sıcak çikolata da oluyor ki tadına doyum olmuyor. Sonra ikinci , üçüncü dalış ve gece dalışı derken bir günde 4 dalış veya fazlasını yapmak işten bile değil. Bu durumda hava ile dalmak hem dip zamanlarını kısaltacağı hem de dekompresyon hastalığı riskini arttıracağı için Nitrox (Karışım gazlar) ile dalmak daha akıllıca oluyor.  Dalışlar arasında yürüyerek bir yerlere yetişmeye çalışırken kafanızı kaldırırsanız tam olarak şunu görebilirsiniz.

Lucy in the sky with diamonds

Biraz dikkatliyseniz etrafta uçuşan pabuç kadar kelebekleri, arıkuşlarını, balıkçıl kartalları da görebilirsiniz. Burası eski bir hindistan cevizi plantasyonu olduğundan ağacı yeşili bol, dolayısıyla yağmur da yağınca bayıltana kadar yağıyor, ama uzun sürmüyor ve genellikle geceleri yağıyor. Böyle yerlere seyahat ede ede kertenkelelere olan saygım da arttı, her türlüsü var burada ve sinek-böcek popülasyonunu dengelemekte önemli bir görevleri var. Özellikle Geckolar çok sevimli ve ürkek hayvancıklar her yere girebilmek gibi bir yetenekleri de var tabii.

Geceleri yapacak şey sıfırın altında, fotoğraflarınızı etiketlemek yemek ve uyumak dışında diğer dalgıçlardan kafa dengi birilerini bulabilirseniz sohbet edebilirsiniz. Genellikle Skype üzerinden evi aramak ve dalışlardan hoşafa dönen bünyenizi dinlendirmek için en ideal zaman bu zaman.

Tabii SPA da var ziyaret edebileceğiniz ancak masaj konusunda küçük bir uyarıda bulunmadan edemeyeceğim benim gibi kalıbınıza güvenip (1.80 boy 100 kilo gövde, Türk egosu, Babayiğit hamuru vs vs.) “Bacım sen Allah ne verdiyse giriş elini korkak alıştırma” diyenlerin çığlıklarını ormanda kimse duymuyor sonra. Sağlam girip sakat çıktım, hayatımda bir kadının bu kadar canımı yaktığı başka bir an hatırlamıyorum. “Bacım o bacağı oraya bükme” diyemedim, bağırmak da yiğitliğe halel getirmek demek, 90 dakika dayak  yedim, azap çektim ve kani oldum ki hakikaten iyi sopa kaldırıyor benim bedenim. Arada göz yaşlarım aşağıda içinde renkli taşlar olan Feng shui çanağına damladı ama ses etmedim.

Bu arada her gün görülen nadir ve ilginç yaratıklar dalış merkezinde bir tabelaya yazılıyor, şunlar şurada şunu gördü diye, biz de mimic octopus, wonderpus, hairy octopus, long arm octopus ve hairy frogfish’i listeye yazdırdık. Mavi halkalı ahtapot, Rhinopias ve diğer bazı türler ise bir başka bahara kaldı ancak gece dalışları dahil 6 güne sığdırılan toplam 22 dalışta gördüklerim gerçekten anlatmakla bitecek gibi değil.

Emperor shrimp - İmparator karidesi - Periclemenes imperator

Uzun bir yazı oldu ve buraya kadar sıkılmadan okuduysanız ne mutlu bana, kapanış için yukarıdaki imparator karidesi’ni seçtim, deniz hıyarı, deniz yıldızları ve büyük boy deniz tavşanları üzerinde genellikle çiftler halinde yaşayan bu dünya güzeli üzerinde yaşadığı canlının sekresyonları ve parazitleriyle beslenir (nerede kaldı imparator ismi demeyin bu hayatta imparatorun da *ok yiyeni oluyormuş)  bu fotoğrafta ise bir deniz hıyarının ki kendisi 45cm boyu ile tam bir hıyar, tam mabad kısmında rastgeldiğimiz bir imparator karidesiyle göz gözeyiz. Bu sualtı fotoğrafçılığı işte böyle melun bir tuzak sevgili okurlar, insanı deniz hıyarlarının mabadına bile bakmaya mecbur eden bir illet bu sakın ola ki bu hain oyuna gelmeyin sizin de hayatınız kararmasın.

Friedrich Nietzsche ne demiş “When you look into an abyss remember that the abyss also looks into you” bu durumda “When you look into the sea cucumber’s ass remember that the sea cucumber’s ass also looks into you” yani durumumuz eyvah eyvah sınırını aşmış vaziyette ve bu tür şeylere uzunca bir süre bakmak yavaş yavaş da olsa onlara dönüşmemize sebep olacaksa ben bu işi bırakmalıyım galiba.

Herkese sevdikleriyle birlikte mutlu günler diliyorum.

Namaste,

Uğraşılar

By , February 26, 2010 11:35 pm

Bu aralar işten arta kalan zamanımı yazılarımı toparlamak alıyor, sabahın erken saatlerinde yıllardır yazdıklarımı anlamlı bir bütün haline getirmeye çalışarak geçiriyorum, araya hafızamda iz bırakan ancak kaleme alma fırsatı bulamadığım dalışlar da girdi mi epey bir uğraşacak şey oluyor sözün kısası.

Diğer yandan bu aralar iş ortamı da hareketlendi biraz, bunun verdiği bir vakit darlığı da söz konusu elbette. Bu arada yazılacak şeyler de birikiyor, yapılması gereken işler bir yanda, oldukça sıkıcı bir durum söz konusu. İşlerin çokluğundan fotoğraf çekmeye de gidemiyorum halbüki ormana veya kuş peşine gitmek istiyorum bir yandan. Dolayısıyla uzun lafın kısası organize olamıyorum, her şey oragnizasyona bağlı oysa.

Bu arada fırsat buldukça sualtı fotoğrafçılığı ile ilgili başkalarının yazdıklarını, ustaların bilgilerini paylaştığı on-line mecraları da gözden geçiriyorum. Bunlardan bir tanesi de www.uwphotographyguide.com oldukça farklı ve zengin içeriğiyle bu işe gönül veren herkesin bir şeyler bulabileceği bir yer.

Özellikle şu yazı bu güne kadar okuduğum en doyurucu yazılardan birisi, sadece sualtı değil genelde fotoğrafla ilgilenen herkesin faydalanabileceği bir kaynak, şiddetle tavsiye ediyorum.

Yeni seyahate ruhen hazırım, fiziken de hazırlanmak için elimden geleni yapıyorum, o zamana kadar ara sıra bir şeyler yazmaya devam edeceğim.

Kendinize iyi bakın.

Namaste,

Wadi Gimal - St. John's Reef

Fotoğraf: Wadi Gimal – St.John Resifleri – Güney Kızıldeniz.  F11 1/60th @ISO 200

Tropical Sunsets

By , February 13, 2010 10:29 pm

Gün batımı, iyi geçirilmiş bir günün en güzel saati. Havalar soğuyup kar kendini gösterdi göstereli her boş anımda aklıma sıcak denizler, gün doğumu, gün batımı, dalış sonraları geliyor. Aşerme gibi bir şey bu tarif edecek sözcük bulmakta zorlanıyorum. Kış mevsimini de seviyorum aslında ama yılın geri kalanına kıyasla bu sevgi eser miktarda, ne yakın zamanda yapılacak kayak tatili ne de kışın getirdiği diğer eğlenceler avutuyor beni.

The sky is on fire - North Ari Atoll - Maldives

The sky is on fire - North Ari Atoll - Maldives

İyi geçirilmiş bir günün akşamı henüz dalışta kana karışan azot vücudu terk etmemişken elinizde en sevdiğiniz içkiden bir kadeh, yanınızda sevdiceğiniz, eğer yoksa en azından iyi arkadaşlarınız ile paylaşacağınız gün batımının tadı hiç bir şeyde yok. Günün en güzel zamanı bunlar, gün doğumundan önceki hareketlilik ve gün batımının sükuneti ikisi de ayrı güzel.

Sun sets - North Ari Atoll - Maldives

Sun sets - North Ari Atoll - Maldives

Yazının bir yerinde mühendislik terbiyesine uygun olarak ortalama bir insan ömrü boyunca kaç gün batımı görebileceğimizi hesaplamıştım ancak sonra o hesabı kaldırıp attım fazla moral bozucu olduğu için. Ancak sayı ne kadar büyük olursa olun asla yeterli olmayacak mantık da bunu gerektiriyor, sonsuza kadar yaşayacak olsak hiç bir şeyin kıymeti kalmazdı zaten.

Uzun lafın kısası, Starship Troopers filminde Jean Razscak’in (Michael Ironside) dediği gibi “Never pass up a good thing” çünkü ne kadar zamanımız kaldığını asla bilemeyeceğiz. Fotoğraflar Maldivler Kuzey Ari Atolünde bulunan ufak bir adada iki farklı makine ile çekildi, burada olmalarının sebebi süper fotoğraflar olmaları değil bu yazıyı yazarken hissettiklerimi iyi ifade etmeleri, yine de ilk fotoğrafta Cokin Natural Density filtre kullandığımı ikincisinde ise kompakt bir kamera ile yüksek ISO değeri kullanarak elde pozladığımı söylemem faydalı olabilir.

Namaste,

Giderayak …

By , November 20, 2009 11:42 pm

Uzun zamandır planladığımız ve iple çektiğimiz bir seyahate çıkmaya saatler kala, daha bavulları ve malzemeleri bile toplamamışken, 20 kiloluk hakkımı geçip fazla bagaj cezası ödememenin planları aklımın köşesinde istenmeyen misafirler gibi eğreti ve sevimsiz dururken.

Göz göze

Göz göze

Çekeceğim yeni fotoğrafları daha kafamda kurmadım, hangi objektifleri alacağımı bile bilmiyorum, bu güne kadar hazırlandığım en kara düzen seyahat bu olmuştur sanırım. Hal böyleyken, gerçi sanılmasın ki aylarca sürecek bir seyahat bu, sadece güney kızıldeniz tarafına bir haftalık bir tekne seyahati, buraya bir şeyler bırakayım dedim ben yokken dursun göstermelik kabilinden diye.
Raises his brows :)

Raises his brows :)

Üstteki fotoğraflar ve en son ekleyeceğim fotoğraf aynı dalışta ve aynı malzeme kombinasyonu ile çekildi. 105mm f2.8D Micro Nikkor ve +4Diopter Close-up lens, tek YS90 Auto Flaş Manuel kontrol ve manuel netlik yapılarak. Özellikle en son fotoğrafı çok seviyorum bütün kusurlarına rağmen. Çünkü o kare şu üstte gördüğünüz karenin 10 saniye öncesi arada sadece flaşların dolması için geçen 8-10 saniye var.
O ifade, ahtapotun yüzündeki önleyemediği merak sualtında görmekten çok hoşlandığım şeylerden birisi. Seyahat sırasında gece dalışı yapabilirsek belki makro çekme fırsatım da olur, yoksa ağırlıklı olarak geniş açı, filtre, video kullanılacak sanırım. Geçen seferki seyahatin acı tecrübeleri sayesinde bu sefer endi dalış malzememi de götürüyorum. Böylelikle olabilecek arızaları da en aza indirmeyi planlıyorum. Divers Alert Network (DAN) üzerinden dalış sigortamı da yaptırdım.
I've got my eye on you !

I've got my eye on you !

Flaşın patlattığı bir kaç küçük planktona ve alt kısımdaki kısmi aşırı pozlamaya rağmen bu kareyi seviyorum. Balık ve diğer kafadan bacaklılar gibi türlerin portre diye nitelenebilecek fotoğraflarını çekmek , konunun “yüzünde” bir ifade yakalamanın zor olması nedeniyle ayrıca maharet ister, bu fotoğraftaki merak ifadesini seviyorum o nedenle.
Kimilerinin neredeyse bir kedi kadar akıllı olduğunu iddia ettiği ahtapotlar duygularını renk değiştirerek ve vücut dokularındaki kabarmalarla ifade ederler rengi bir anda bembeyaz olan bir ahtapot kızmış demektir. Yuvalarının girişini yediği midyelerin kabuklarıyla dekore eder, bu sayede alışkın gözler onu daha rahat bulabilir. İyi kamufle olmuş bir ahtapotu ise orada olduğunu bilmiyorsanız görebilmeniz neredeyse imkansızdır.
Neyse bu fuzuli bilgileri de serpiştirdikten sonra yavaş yavaş dükkanı kapatma vakti geliyor. Yapılması gereken çok iş var, bir süre buralarda olamayacağım, döndüğümde tüm sevdiklerimle birlikte herkesi bıraktığımdan daha iyi bulmayı diliyorum.
Namaste,
PS:  Horozbina F22 1/60 @ ISO 200 ahtapotlar ise f8 1/60 @ ISO 200

Yerli malı yurdun malı

By , October 19, 2009 1:27 pm
Up close and personal ...

Up close and personal ...

Uzun zamandır tropik sularda çekilmiş fotoğraflar yükleyip onlar için bir şeyler yazıyorum.  Eski çektiğim fotoğraflar ise sandık dediğimiz dijital arşivde tozlanıyor.
Küsüyorlar size bir süre sonra, dijitalin kötü tarafı bu işte, eskisi gibi banyo ettir, çerçevele, bas vesaire gibi aşamalar ortadan kalktığı için fotoğraf ile olan ilişkimiz daha bir sentetik.
Sınıflandır, isimlendir, etiketle, arşivle, bitti. Sonra unut, ta ki aklına esene veya o etiketle ilgili bir kare gerekene kadar.
Lahoz, Ephinephelus aeneus, White grouper, Grida, Plaka, Kaya hanisi, Kum Lahozu ve daha kim bilir ne çok değişik yöresel adı vardır benim bilmediğim. Lezzetli bir balıktır bu, zıpkınla avı yasaktır ama akdeniz de sübye ile yemlenen paraketalardan eksik olmazdı eskiden.
Yiğit bir balıktır en az yakışıklı olduğu kadar, geçen yaz bodrum küçük reef te yaptığımız bir kafa dalışı sırasında iki adet orfozu önüne katmış sürüyordu resifin altından yukarıya doğru. Av baskısı olmayan yerlerde umursamaz da sizi pek, selamsız sabahsız zıpkını alnına yemediği yerlerde meraklıdır bekler sizin sokulmanızı.
Ve siz elinizde kamera, nefesinizi tutup sokulursunuz, sonra biraz daha, biraz daha, kadraj tamamen dolunca basarsınız deklanşöre, klik, fotoğrafı izle, histograma bak, ayarları düzelt, klik, diyaframı kıs arka planı karart, klik, bir de dik kadraj çekeyim derken dakikalar akar gider, sizin balıkla yakınlaşmanız kişisel bir andır. En az tango kadar ustalık ister ve en az tango kadar güzeldir bence. Karşılıklı sabır ve tahammül vardır bu dans sırasında, siz onu kaçıracak regülatör sesini çıkartmamak için özen gösterirsiniz o da size meraklı gözleriyle poz verir.
Sonra dans biter ve ayrılırsınız onun mekanından, istediğiniz kareleri aldıysanız huzur ve mutluluk vardır içinizde. Başka bir konu bulmak için ilerlersiniz mavi cennetin katlarında. Balıklar daha az ve dalış daha zor olduğundan mıdır nedir? Bizim sularımızda çekilen fotoğrafların ayrı bir değeri var bence. Her tarafın konu kaynadığı coğrafyalar, verimlilik ve dalıştan alınan zevk düşünülünce elbette daha cazip, ancak bizim vatanımızın da saklı hazineleri, güzellikleri var görmesini bilen gözlere. Sanırım özlemişim buz gibi suda derin maviye süzülmeyi, yassıadayı, sivriyi, yatak adasını, bin bir zorlukla fotoğrafladığımız ürkek lahozları, orfozları, eşkinaları.
Evet, bu fotoğraf dört yıl öncesinin Kıbrıs karelerinden, 23.10.2005 tarihinde saat 10:49 da çekmişim bu fotoğrafı, Zephyros dalış noktasında, f16 1/80 @ISO 200 Spot metering, 105mm f2.8 D micro nikkor ile çekilmiş. Bu arada geçen zamanda Capture NX programını kullanmayı daha iyi öğrendiğim için NEF olarak çektiğim dosyayı önce Capture NX ile işleyip sonra Adobe Photoshop ile düzenlemek üzere TIFF olarak export ediyorum.
Bu arada şaşırtıcı bir sürpriz de Capture NX in D300 için olan picture control özelliği D50 için de çalışıyor. Kasım ayında yapacağım son dalışları iple çekiyorum, sezonu kapatıp bir sonrakine hazırlanacağımız dalışlar olacak bunlar.
Kendinize iyi bakın, Namaste.

Gidenin ardından …

By , September 30, 2009 8:52 am
İki dakika dur kardeşim ....

Puffer chase ..

Uzun yıllar boyu bana sadakatle hizmet eden , sualtı fotoğrafçılığı için ilk satın aldığım ve çok şey öğrendiğim DX5000 G artık yok. Son seyahatte bavulları düzgün toplamamamın sonucu olarak bir kazaya kurban verdik kendisini.
Oldukça iyi bir kameraydı ve bu blogda kendisi ile ilgili yazılmış sayfalarca şey bulabilirsiniz. Gerek ve yeter şartlar sağlandığında son derece iyi fotoğraflar çekebilirdi. Bu karede bir pufferfish’i kadraja almaya çalışan kızımın elinde son görevlerinden birinde görülüyor.
Bu kayıptan 2 ders çıkardım, birincisi ve en önemlisi makineleri bavula koymadan pillerini çıkartmak gerek. Aksi taktirde basınçtan makine açılıp objektif çıkabiliyor ve üzerine baskı yapılınca kırılması an meselesi oluyor. İkincisi, bavuk kapatmak gerçekten bir sanat ve ekipmanın birbiriyle etkileşimini de düşünmek gerekiyor. Kabin bagajında asıl MDX 300 housing ile birlikte sırt çantama aldığım DX5000 G yi öldüren MDX 300 ün alüminyum kolu oldu..
Şimdi elimde boş bir housing kaldığına göre yeni bir görev de var tabii, boş housing’e yeni bir kamera bulmak gerek. DX5000 G housingine Ricoh Caplio GX ve bir üst 8MP modeli zaten sığıyor dolayısıyla 2. el bir Ricoh bu sorunu çözer zannediyorum.
E-bay ve diğer online kaynakları bu amaçla yoklamaya başlamak gerek. Kurban bayramında bir güney kızıldeniz liveaboard seyahati yapma ihtimali şu an hayallerimi süslüyor. Ekipmanları ona göre toparlamalıyım. Sene bitmeden görmek istediğim ve fotoğraflamayı hayal ettiğim o kadar çok tür ve yer var ki :)
Namaste,
10.5mm f2.8 DX fisheye,  f7.1    1/250 @ISO 200 +0.3EV Exposure Correction
Post processing: Crop , White Balance Tuning

Panorama Theme by Themocracy