Posts tagged: Çeşme

Citius, altius, fortius

By JustAddWater, September 3, 2010 1:46 pm

The Bedroom Cave - Çeşme - İzmir

Daha iyisini yapabilmek her konuda önemli sanırım. Çeşme’nin günün ikinci dalışları için en iyi yerlerinden birisi Yatak Odası isimli dalış noktasıdır. Yatak Odası, Makri adasında bulunan bir sualtı mağarasıdır. Dalışa başladığımdan beri, buraya belki de elliden fazla dalış yapmışımdır, akdeniz foku’ndan böceğe, lipsozdan büyük balık sürülerine ve orfozlara kadar değişik ziyaretçilerini de hayranlıkla izlemişimdir.

Burada çektiğim yüzler hatta binlerce kare fotoğraftan hiç birisini yukarıdaki kare kadar sevmedim. Bu kare Yatak Odası Mağarası’nın benim kafamdaki görüntüsüne en yakın olan hali. Bu fotoğrafta modelliğimi yapan sayın hocam Mehmet Huz’a çok teşekkür borçluyum. Her zaman söylenir, çekeceğiniz fotoğrafı modelinizle konuşup kararlaştırın, sualtında modelinizle iletişiminizi koruyun, rastgele fotoğraf çekmeyin. Bu kare için öyle uzun uzadıya konuşmadık, hatta hiç konuşmadık neredeyse, kendisi de sualtı fotoğrafçısı olan Mehmet hoca zaten hiç bir söze gerek kalmadan durması gereken şekilde durması gereken yerde duruyordu.

Epeyce bir kare çektikten sonra mağaranın dibine çekilip flaşımı kapattım, kareyi arka plan ışığına göre pozladım ve Mehmet hocanın Hartenberger fenerinin mağara duvarını aydınlatmasını bekledim. Bu fotoğrafı çok seviyorum, arka tarafın soğuk maviliği ile mağara duvarının tek noktasının sıcak aydınlığı bana farklı duygular veriyor. Bu fotoğraf bana dalmayı neden çok sevdiğimi hatırlatıyor.

O nedenle, hazır yeri gelmişken bu fotoğrafa kadar olan süre içinde benimle birlikte dalan, dalmayan, fotoğraf konuşan , konuşmayan, bana bir şeyler öğreten, beni dinleyen, dinliyormuş gibi yapıp bildiğini okuyan, benimle gülen, söyleyen, ağlayan herkese teşekkür ederim.

Namaste,

The Feast – Ziyafet

By JustAddWater, March 17, 2010 9:07 am

Ahtapotlar sualtının en akıllı canlıları arasındadır, bana inanmadıysanız wiki amca’da aynı şeyi söylüyor. Daha önce defalarca akıllı davranışlarına şahit olduğum bu canlılar aynı zamanda son derece başarılı avcılar arasındadır. Hem kamuflaj yeteneği hem de çevikliği sayesinde kabukluları rahatlıkla avlayabilmektedirler. İnsanlar dışında müren familyasıyla da pek iyi geçinemedikleri bilinir.

Fotoğraf sandığını karıştırırken aşağıdaki kareyi buldum, fotoğraf açısından pek önemli bir kare değil hatta alışık olmayan bir göz tarafından ne olduğunun anlaşılması da pek mümkün değil.

The Feast - Ziyafet

The Feast - Ziyafet

 Aslında cereyan eden şey şu, ahtapot (Octopus vulgaris) bulduğu bir yengeci midesine indirmiş, ziyafet sona ermek üzere sağ tarafta ahtapotun kırmızı-siyah gözünde boş bir bakış var, üzerindeki beyaz şeyler yengecin kabuğundan arta kalanlar, bu arada yayılan kokuya güneş balıkları (gelin balığı da deniyor bunlara) teşrif etmişler (Coris julis) “acaba bize de bir parça düşer mi?” derdindeler, sol köşede bir adet deniz çıyanı (Hermodice carunculata) kalan artıkları sıyırmak üzere ahtapotun yuvasına girmiş bile.

Ahtapot ise yemeği rehavetini bırakmış fotoğrafı çeken beni süzüp ne olduğumu anlamaya çalışıyor, dost mu? düşman mı? av mı? avcı mı? yenir mi? yenmez mi? en ufak bir tehlike işaretinde ya yuvanın derinliklerine çekilecek ya da dışarıya doğru huruç harekatıyla mürekkep bulutları saçarak son sürat uzaklaşacak.

Yengecin parçaları tamamen tükenince bu ziyafet sofrası da bir sonrakine kadar dağılacak herkes kendi köşesine ekmek peşine düşmek üzere çekilecek hayatın temel amaçlarının, “ye, iç, hayatta kal, soyunu sürdür” den ibaret olduğu sualtında sıradan bir anın kayda geçirilmesinden ibaret bu kare.

Çeşme, 88 Taşları.

Namaste,

PS: f13 1/160 @ISO 200 – 60mm F2.8D Micro nikkor-YS90 Auto flaş.

Gizli ayrıntılar

By JustAddWater, March 14, 2010 9:30 pm

Pinalar (Pinna nobilis) Akdeniz’e endemik canlılarmış, çocukluğumdan beri onları görmeme hatta bir aralar sevdiklerim için dalıp çıkartmama rağmen bu durumu bilmezdim. Dalış sporuna başladıktan sonra türlerinin tehdit altında olduğunu ve çıkartılmalarının yasak olduğunu öğrendim. O gün bu gündür elimi sürmem, etrafımdakilerin de bu canlılara dokunmamalarını rica ederim. Tarım ve Köy işleri Bakanlığı sirkülerlerinde de bu tür avlanması kesinlikle yasak olarak koruma altına alınmıştır.

Pinna nobilis - Noble Sea Pen - Pina
Pinna nobilis – Noble Sea Pen – Pina

Bütün bunlara rağmen dalışlarda deniz çayırlarının arasında oldukça büyük pinaların kırılmış olarak yattığını sıklıkla görürüz. Çoğunlukla bunun sebebi zaten kırılgan olan bu canlıların demir atan teknelerin zincir ve çapa darbelerine, dibe serilen balık ağlarının takılması ve zorlamasına  maruz kalmasıdır. Bu arada engin bilgi kaynağı wikipedia‘ya göre bu canlının deniz tabanına tutunmak için salgıladığı lifler deniz ipeği denen bir tür kumaş dokunması için kullanılırmış eskiden.

İnsan garip bir canlı etrafndaki her şeyi kendi çıkarı için kullanabiliyor. Neyse fotoğraf  çok kaliteli bir kare değil, peşinen özür dilerim flaşları ayarlarken ne yaparsam yapayım bulanık sudaki partiküllerin patlamasını (backscatter) önleyemedim. Ancak bu canlının deniz suyundan planktonları süzerek beslenmek için kullandığı iç organlarının detaylarını göstermek istemiştim o açıdan başarılı bulduğum içindir ki buraya koyuyorum.

Küçük bir detaydır belki de hiç görmediğiniz, iyi bir dalıcı değilseniz uzun süre göremezsiniz zaten, ışık değişimi, basınç veya çevrede yaratacağınız başka bir rahatsızlığı sezen pina hemen kapanır ve uzun süre açılmaz. Lembeh seyahati öncesi makro detaylarla uğraşıyorum sürekli önümüzdeki günlerde de bir süre yazamayacağım, kusura bakmayın.

Namaste,

PS:  F18 1/160 @ISO 200 Nikon 60mm F2.8D Micronikkor lens, YS90 Flaş

Dünya Kadınlar Günü – 8 Mart

By JustAddWater, March 8, 2010 12:37 pm

Dünya Kadınlar Günü, hayatının bir döneminde eski Sovyetler Birliği’nde veya başka bir demirperde ülkesinde, glasnost, perestroika, vahşi kapitalizm, oligark, yeni ruslar tanımları henüz ortaya çıkmamışken bulunmuş her insan Kadınlar Günü denilen günün önemini bilir. Bizim hayatımıza yeni yeni giren bu gün oralarda yıllar boyu en önemli günlerden biri olarak kutlanmış ve kutlanmaktadır.

Tabii yanlış anlamalara mahal vermek istemem, 8 Mart günü karısına, sevgilisine, her ikisine veya iş yerindeki yavuklusuna çiçek alan mujik iki gün sonra alkol komasına ramak kala sevdiceğini öldüresiye dövebilir. Yani gün daha bir iştiyakle, şevkle kutlanmakla beraber kadınlara olan genel davranış hal ve gidiş orada da burada da aynıdır.

Neyse, bu gün benim için önemli dolayısıyla hayatımdaki en sessiz kadın’dan başlayarak tüm kadınların dünya kadınlar gününü kutluyorum. Tüm mutluluklar sizlerin olsun.

Ayşe in the sea with barnacles

Ayşe in the sea with barnacles

 Hayatımdaki en sessiz kadın, Ayşe, Çeşme’de Makri adasında sualtında bir mağarada 16 metre derinlikte genellikle ayakta duruyor çok fazla fırtına olmuşsa yatıyor, şikayet etmiyor halinden memnun bir göz ancak deniz manzaralı (leb-i-derya) bir evi var.

Polyesterden mamul olduğu için fazla derdi tasası da yok, korozyonla falan işi olmuyor, rahat yani, sezonun başlamasıyla her gün günün ikinci dalışını yapmak için mağaraya gelen dalıcıları selamlamakla görevli kendisi. Yol, yemek, SSK falan yok ama gerek te yok tabii dalış sezonu bitiminde tüm kış boyunca süper ziyaretçileri de oluyor sıklıkla.

Ayşe, kadınlar günün kutlu olsun ablacım, hayatımdaki diğer tüm kadınlar, sizlerin de  kadınlar günü kutlu olsun, sağlıklı ve mutlu olun, eksik olmayın.

Namaste,

PS: F9 1/200 @ISO 200  Tek YS90 flaş soldan

Shrimp cocktail

By JustAddWater, March 6, 2010 7:09 pm

Lembeh Endonezya’nın Sulawesi adasının kuzeyinde bir boğaz, anladığım kadarıyla oldukça işlek bir deniz ticaret rotasının da üzerinde, yakınında Bitung kasabası var.

Burayı biz dalıcılar için özel yapan şey ise sualtındaki inanılmaz canlıları. Sualtı Macro fotoğrafçılığın Mekke’si olarak adlandırılan Lembeh boğazı yeni dalış seyahatimin de son durağı aynı zamanda, iş güçten kalan zamanımı çekeceğim fotoğraflara ve fotoğraflamayı planladığım türlere ayırdığım şu günlerde eski fotoğraflara bakarken Çeşme Jandarma Koyu’nda tam anlamıyla bir karış suda çektiğim şu fotoğraf elime geçti.

Shrimp anyone?

Shrimp anyone?

Fotoğrafın konusu sıradan bir Karides, bazılarımız Teke derler bazıları da ÇimÇim diyorlar. Çekildiği yer ise bir ayrı alem, Jandarma koyu kum zemini ve sığ suyu ile hem eğitim dalışlarını eda etmek isteyen dalış teknelerinin hem de Çeşme’den kalkan gezi teknelerinin bir numaralı uğrak noktasıdır. Korunaklı bir koy olması hasebiyle özellikle yaz mevsiminde ziyaretçisi oldukça bol olur.

Özellikle sualtındayken gezi teknelerinin geldiğini hemen anlarsınız çaldıkları yüksek volümlü müzik suyun altında bile duyulur, tekne daha demirlemeden insanlar kendilerini suya atmaya başlarlar, suyun üzeri mahşer yeri gibi olur. Bu tekneler çok büyük olduğu ve yurdum insanı da eğlenceye bayıldığı için insanlar tekneye çıkıp çıkıp suya atlarlar. Bir nevi yerli malı sardalya göçü gibi birşey sürüp gitmektedir. Su üzerinde de bu tekneleri ve özellikle zenne fenomeni’ni izlemeniz mümkündür, bu konu ayrıca o kadar ilginç ki kendi başına bir yazıyı hakediyor.

Burada zemin kumluk olduğu için arada sırada Tiryaki balığı-Stargazer gibi nispeten ilginç canlıları, dil balıklarını, yavru ahtapotları görme şansınız olur, amacınız macro çekmekse o zaman kıyıya yakın taşların aralarındaki küçük tekelerin peşine düşersiniz benim yaptığım gibi.

Bu fotoğrafı 105mm F2.8D Micro Nikkor + 4D diopter + Tek YS90 Auto flaşla çektim, netleme noktası karidesin gözleri ve netliği elle yaptım, çekim değerleri F20 1/80 @ISO 200 15 Mayıs 2008 tarihinde saat 14:20 de çekilmiş, çekerken güneşin ensemi maymun mabadı kıvamında kızarttığını hatırlıyorum. Karidesin gerçek büyüklüğü 1.5-2cm kadar.

Lembeh’de çok çok daha başarılı macrolar çekebilmeyi umut ediyorum. Son olarak her zamanki gibi ahkam kesme vazifemizi de ifa edelim tam olsun diyerek, hayallerinizin peşinden gidin siz kararınızı verene kadar yetişemeyeceğiniz kadar uzağa gitmiş olabilirler.

Namaste,

PS: Bu arada şöyle bir baktım da ben bu karidesleri fazlaca seviyorum galiba, daha önce onlarla ilgili yazdığım şeyleri ve çektiğim fotoğrafları karides etiketini aratarak bulabilirsiniz.

Karagöz

By JustAddWater, February 3, 2010 11:10 pm

Diplodus vulgaris, two banded sea bream ve başka dillerde kim bilir hangi garip isimlerle anılan bu güzel balık bu günkü güzellemenin konusu. Ülkemiz sularında balık fotoğraflamaya çalışan yurdum fotoğrafçısının kurtarıcısı, sinek iğneli çocukluk oltalarımızın bir numaralı müşterisi bir garip balık.

Çifte Karagöz - Diplodus vulgaris - Çeşme

Çifte Karagöz - Diplodus vulgaris - Çeşme

Her ne kadar tropik sularda fotoğraf çekmekten çok zevk alsam ve çekilen fotoğrafları gıptayla izlesem de o bol balıklı, yaratıklı zengin fotoğraflar bizim sularımızda fotoğraflanmış türlerin – ne kadar sıradan olurlarsa olsunlar – yerini tutmuyorlar. Tıpkı öğrenciliğimde yediğim ekmek arası helvaların lezzetini hiç bir tatlıda bulamamam gibi bir şey bu. Bilemiyorum belki ben huysuzlaşıyorum gün geçtikçe – arada sırada eşim ve kızımın ifadeleri de bunu doğruluyor – ya da memleketin her şeyinin güzel gelmesi DNA seviyesinde incelenmesi gereken bir şey.

Ancak sualtında kimi zaman ufak kimi zaman büyük sürüler halinde rastladığımız Karagöz efendi’nin ayrı bir yeri var, neden derseniz, bir kere yüz ifadesi ilginç, özellikle gece dalışlarında uyurken yakalarsanız çok güzel portre fotoğrafları çekebiliyorsunuz sonra geniş açı çalışırken özellikle büyük gruplara denk gelebilirseniz ve dalış becerileriniz ortalamanın üzerindeyse oldukça iyi kompozisyonlar yakalayabilirsiniz.

Çeşme’de Makri (Yatak) Adası’nda dalanlar bilirler 5 metreden alçalarak geçilen ve 10 metre civarına inilen bir taş kemer formasyonu vardır, o taş kemerin altı her mevsim irili ufaklı karagöz sürülerine ev sahipliği yapar ve kemerin altından geçmeyi bir zevk haline getiren detaylardan biridir bu. Eskiden o kemeri geçer geçmez sola döndüğünüzde sizi duvarın üzerindeki tahtından seyreden Orfoz amca’dan iki yıldır haber alınamıyor malesef ama kemerin solundaki duvar boyunca dikkatli gözler kumda uyuyan Adabeyi (Lipsoz) irilerini görecektir. Neyse konumuz karagöz dolayısıyla diğer güzellere takılmamak gerek.

Taş Kemer

Taş Kemer - The Stone Arch - Çeşme

Arada sırada kumu eşeleyen irice barbunların yanında yöresinde fırsatçı yancılar olarak görürüz onları kalkan kumların arasında barbunun gözünden kaçacak bir besini kapmak için tetikte beklerler, aşağıda bu davranışa ait bir video var çok başarılı değil ama yinede bir fikir verebiliyor, en fazla 25cm boyunda olan bu tür ortalama 15-20cm boyda olur, etinin lezzetli olması dolayısıyla da tercih edilen bir türdür.

http://www.vimeo.com/6047049

Uzun lafın kısası bu güzel balığı özellikle gece dalışında denk getirirseniz burun kıvırmayın, başından uzaklaşmayın hemen, en az 8-10 kare çekin hakkını vererek, gece dalışıysa zaten f18 1/200 e ayarlıdır makine, objektif en güvendiğiniz macro objektiftir, flaşı ayarlayıp basın deklanşöre, gündüz vaktiyse muhtemelen fazla sokulamazsınız geniş açınız varsa arka planı da ayarlayıp güzel kompozisyonlar yaratmaya çalışın. Balık fotoğraflarında en önemli nokta balığın gözünün net olarak görüntülenmesidir bunu başarır balığın kuyruğunu kafasını kesmeden doğru bir kadraj yapabilirseniz sonuç iyi olacaktır, fotoğrafta aynı türden birden fazla olması, varsa aralarındaki etkileşim ve arka plan da önemlidir tabii. Dedim ya hakkını verin balığın sonunda memnun kalacaksınız bana güvenin.

Namaste,

İfade

By JustAddWater, January 13, 2010 8:34 pm

Kara fotoğrafçılığı bilgilerim ancak temel fotoğraf tekniğini kapsadığından (ki onu bile tam olarak bildiğim söylenemez) güzel çekilmiş portrelere imrenirim oldum olası. Neredeyse fotoğrafın başlangıcından beri insanlar portre çekiyorlar, oldukça değişik yaklaşımlar ve ışıklandırma teknikleri kullanarak bir insanın ruh hali, ifadesi, dış görünüşü, hayatı ve kişiliğiyle ilgili bilgileri izleyene aktarıyorlar ve bir kısmı bunu çok çok başarılı yapıyor. Sualtında yüzü olan konuların fotoğraflanması da kendi içinde ayrı bir ustalık gerektiren bir uğraş.

Çekilen fotoğrafın basit bir tür tespit fotoğrafı olmaktan çıkıp bir ifadeyi yansıtabilmesi sualtının alıştığımız zorluklarına bir yenisini ekleyen çetin bir meydan okuma.

Horozbina Portresi (Parablennius gattorugine)

Horozbina Portresi (Parablennius gattorugine)

Portre fotoğrafçılığının sualtında da belirli kuralları var, kısaca söylemek gerekirse konuyu arka plandan soyutlamak, arka planı mümkün mertebe sade hale getirmek, özellikle gözleri ana netlik (odaklama) noktası olarak seçmek, kareyi konu ile mümkün mertebe doldurmak, konuda türe özel bir davranış ve/veya ifade yakalayabilmek.

İfade için Türk Dil Kurumu Sözlüğü şöyle demiş :

Bir duyguyu, yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü.

Balık portrelerinde bir ifade yakalayabilmek gerçekten çok zor, bunun için hem sabırlı olmak, hem iyi bir zamanlama hem de balık davranışlarını tahmin edebilecek tecrübe gerekiyor. Böyle bir anı yakaladığınızda eğer ilk fotoğraftaki gibi konuyu paralel olarak aldıysanız ve netlik göz çevresine olacak şekilde odak noktasını seçtiyseniz objektifinizin bokeh etkisinden yararlanabilmek ve konuyu öne çıkarıp arka planı soyutlamak için diyaframı açabilirsiniz, flaş gücünü ona göre ayarlarsanız dengeli aydınlatılmış bir portre ortaya çıkar.

Bir diğer teknik ise arka planı karartmak ve konuyu bu şekilde ortaya çıkartmak olabilir, bunu sağlayabilmek için diyaframı iyice kısmış olmanız (f16 ve üzeri) ve konuyu arka planı boş olan bir yerde veya açıkta yakalamanız gerekir bu diyafram ve 1/250-1/200 civarı bir enstantane değeri size siyah bir arka plan sağlayacak ve konunuz yeterince renkliyse fotoğrafın etkisini arttıracaktır.

Sad Lisa -- Apogon imberbis

Sad Lisa -- Apogon imberbis -- Cardinal fish

Kardinal balığı (Apogon imberbis) gibi kovuklarda yaşayan ve orta suda yakalaması zor balıklar için bu tekniği uygulamak flaş ışığı kovuk duvarlarından yansıyacağı için oldukça olacaktır. Böyle bir durumda en kısık diyafram ve idare edebileceğiniz en düşük flaş gücü kullanılabilir.

Konu seçimi de oldukça zor ancak bazı basit ipuçları vermek gerekirse korku eşiği yüksek olan kolay kolay ürkmeyen konular 60mm Macro objektif için uygundur, örnek olarak Horozbina verilebilir, istediğiniz kadar sokulabilir ani hareketler yapmadığınız sürece ürkütmeden bu meraklı ufaklıkları fotoğraflayabilirsiniz. Tropik sularda ise anemon balıkları bu türlere örnektir. Yüz yapıları dolayısıyla komik , naif ifadeler yakalamak mümkündür.

Daha ürkek konular için 150mm lik veya daha üzeri Macro objektifler kullanmak gerekecektir, bu konuları gündüz dalışlarında ürkütmeden fotoğraflamak ancak bu objektiflerin sağlayacağı uzaktan odaklama imkanı ile mümkün olur gece dalışlarında ise gece avlananlar hariç tüm balıklar uykuda olacağı için sokulmak ve fotoğraflamak konuları görebildiğiniz sürece daha kolaydır. Bazı konuları ise değil fotoğraflamak dalış lideri olarak fark edip grubunuza göstermeniz bile zordur, küçük kovuklarda yaşayan blenny balıkları, gobiler buna örnek olabilirler.

Full Frontal

Full Frontal -- Yazılı Hani -- Serranus scriba

Yukarıdaki fotoğrafta yer alan yazılı hani, bizim sularımızda bulunabilecek en renkli simalardan birisi ve oldukça güzel fotoğraflar verebiliyor. Bu yazıdaki fotoğrafları özellikle İzmir-Çeşme de yaptığım eski dalışlarda çektiklerimden seçtim, elimde bu konuyu örneklemek için oldukça fazla fotoğraf olmasına ve bunların bir kısmının tropik sularda yaşayan daha sıradışı canlılar olmasına rağmen bu seçimi yapmamın sebebi modern çağın gereği olan kavanoz dipli dünyanın küçülmesi sonucunda zaten iyice gözden düşmeye yüz tutan bizim denizlerimize vefa borcundan diyebilirim. Dünyanın bu küçülmesi ve ülkemizin ekonomik durumu Kızıldenize yapılacak mütevazı bir seyahati bizim sularımızda yapılacak bir dalış seyahatinden neredeyse daha ucuz hale getirmişken bizlerin, gözümüzü açtığımız, yüzmeyi öğrendiğimiz, balıklarını seyredip avlayıp yediğimiz denizleri unutmamamız gerek.

Bu yazıdaki bütün fotoğraflar Nikon D50 kamera, 105mm F2.8 D Micro nikkor objektif ile çekildi (2006 ve 2007 yıllarında), çekim değerleri sırasıyla   f14 1/60 @ISO 200  ,  f18 1/200 @ ISO 200 ,  f18 1 /200 @ ISO 200.

Namaste,

Çekirdek Aile …

By JustAddWater, August 24, 2009 10:24 am
Cave walls are fabulous ...

Cave walls are fabulous ...

Mağara duvarları bazen çok güzel küçük detayları saklarlar. Fotoğraftaki anemonlar gibi, küçücük mücevherler karanlık duvarlarda üzerlerine düşecek flaş ışığını beklerler.
Uzunca bir süreyi dalıştan uzak ama evimde sevdiklerime yakın geçirdim. Yıllardır hayalini kurduğum sıcak denizlere inme emelimi gerçekleştirmeme ise bugün itibarıyle bir hafta kaldı. Dün gece hazırladığım malzeme listesini tekrar gözden geçirdim.
Sonunda dalış malzemelerinden sadece ABC ve 3.5mm shorty gidecek, Mares Nemo, Mares M1, D300, 60mm Micro Nikkor, 10.5mm Fisheye, 18-55mm ve focus gear, YS90Auto çift flaş, 28-200mm kara fotoğrafları için, DX1200 HD, WA conversion lens, Magic Filter ve yedek kamera olarak DX5000-G alacağım yanıma.
Havayolları kilo sınırlamalarına takılmamak için bavulların geri kalanının oldukça hafif olması gerekiyor, dolayısıyla BC, regülatör vs gibi ağır malzemeleri almıyorum.
Fotoğraflamayı umduğum canlıların arasında manta, whale shark, white tip, black tip, hammer head shark gibi köpekbalığı ailesinin güzide üyeleri ve gece dalışları için bol miktarda nudibranch ve balık portresi var.
Kafamda fotoğraflamak istediğim kompozisyonlar bile belli, uzun zamandır yazdığım kitabımın son bölümü olacak bu seyahat. Yıllar önce Antalya’da bir tatil köyünün dandik havuzunda yapılan bir deneme dalışıyla (ki yemin ediyorum neredeyse ilk seks deneyimi ile aynıydı, çok çabuk bitti ve hiç bir halt anlamadım :D ) başlayan aletli dalış maceramın birinci bölümünün bitişi olacak.
Uzun zamandır dalamadım ama hazırlıklar tamam, yarın ekipmanlaımı toparlayıp İzmir’den Istanbul’a getireceğim. Ondan sonra bakımlar, yedek o-ring setleri, adaptörler, bataryalar, şarj aletleri hazırlanacak ve ver elini macera…
Hayallerimin bir kısmını gerçekleştireceğim kısmetse, sizlerin de hayallerinizin hepsinin gerçek olması umuduyla.
Namaste,
PS: Fotoğraf , Çeşme de bir mağarada çekildi, f22 1/200 @ISO 200 , 105mm Micro Nikkor + 4d diopter, manuel netleme.

Burnt by the sun …

By JustAddWater, August 11, 2009 4:48 pm
Burnt by the sun

Burnt by the sun

Burnt by the sun, Sophie Solomon, Utomlyonnoye solntsem. Çağrışımın sonunda aklımda kalan şeyler.
Geçen haftasonu iki gün arka arkaya yaptığımız çeşme dalışlarından sonra fotoğraflara bakarken aklıma bunlar geliverdi nedense.
Oldukça güzel bir haftasonuydu diyebilirim, cumartesi ve pazar sabahı insaflı olan deniz pazar öğleden sonra yavaş yavaş kudurmaya başlamıştı ki bizler Makri adasından palamarı çözmüş Dalyan limanına doğru yol alıyorduk.
Dalışlar bitmiş başüstünde rüzgara karşı kuruyan saçlarımız ve denizin tuzu ile sohbetlere dalmıştık.  Konular muhtelif, görülenler, görülemeyenler, sohbet canlı. Şimdi yavaş yavaş kurumaya başlamışken ve bir sonraki seyahatin planlarını yapıyorken aklıma geliverdi birden.
Kendinize iyi bakın, dalmak için Çeşme tarafına gelecekler mutlaka Monem’i görün, o kadar güzel ki emin olun değecek ..
Namaste,

Kısa videolar

By JustAddWater, August 11, 2009 4:44 pm

Bu aralar dalışlarda çektiğim ufak videoları elden geçiriyorum. Bunlardan birini aşağıda bulabilirsiniz.

Çeşme / Yatak Adası 16 metre derinlik, el ile beyaz ayarı, baraküda taşından önceki son kovuk…

Cardinal Fish / Apogon imberbis

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy