Aslan kuşatması / Surrounded by lions
Aslan balıkları‘nı oldum olası severdim, ağırbaşlı kendi halinde balıklardı onlar benim için. Resifte etliye sütlüye bulaşmadan dolaşmaları hep hoşuma giderdi. Tabii bu sevginin temelinde daha önce kızıldeniz’de gece dalışı yapmamış olmam da büyük bir etken teşkil ediyordu. Liveaboard denilen dalışlı mavi yolculuklar sualtı fotoğrafçılığı için biçilmiş kaftan. Günde dört dalış yapabilmeniz bir dalışta yaptığınız hataları bir sonrakinde telafi edebilmenizi sağladığı gibi, hatalarınızdan ders almanızı da kolaylaştırıyor.
Böyle bir dalış seyahatinde gün sabah saat 6.00 da başlıyor ve ilk dalış için 6.30 da sudasınız, sonraki dalışlar ise 2-3 saatlik aralarla yapılıyor bu durumda günün son dalışı da bir gece dalışı oluyor tabii. Bu tür dalışlarda kolay parkurlar ve sığ dalış planları tercih ediliyor, dalıcının ise en önemli ekipmanı feneri çünkü fener olmadan dalış yapmanız ve bir şeyler görmeniz imkansız.
Bu giriş bilgilerinden sonra esas konuya geçecek olursak, Aldebaran teknesi ile yaptığımız güney kızıldeniz rotalı seyahatin 2. gününde Habili Ali dalış noktasında bir gece dalışı yapmaya hazırlanıyorduk. Tüm ekipman kontrol edildi, 60mm f2.8 D micro nikkor objektif ve tek YS90 flaştan kurulu sistemin son kontrolleri yapıldı, bu tür dalışlarda su sıcaklığı 20 derecenin üzerindeyse shorty denilen kısa elbiseyi hareket kabiliyetini kısıtlamadığı için tercih ederim eskiden beri, başka bir deyişle doğuştan fazla sıkıntıya gelemediğimden ve üşüme eşiğim yüksek olduğu için tek parça elbiseleri tercih etmiyorum genelde.
Dalış öncesi dalış lideri Andrea efendi uyarısını yaptı, fotoğraf ekerken kuma yatmayın bu bölge çok aslan balığı yapar, başka şeyler de olabilir tedbirli olun. Aslan balığı hem görüntü olarak güzel hem de son derece zehirli bir balık, yüzgeçlerinin ucundaki dikenler çok ama çok acı veren bir zehir salgılıyorlar, bu zehir sadece savunma amaçlı da olsa balığı çok tehlikeli konumuna getiriyor. Buraya kadar okuyup balığın neye benzediğini merak ettiyseniz aşağıda bir fotoğrafı var.

Pterois volitans
Evet hikayemizin aktörlerinden bir tanesi bu arkadaşın akrabaları
. Andrea efendi’nin uyarısını aklımızın bir köşesine yazmışken telaşlı telaşlı gelip teknelerin sol tarafında ileride oldukça büyük (2 mt +) bir oceanic whitetip shark (charcharinus longimanus) var o tarafa gitmeyin diye bizi uyaran divemaster Ahmed efendi de dalış öncesi adrenaline tavan yaptırmıştı. O tarafa gitmeyin demenin anlamını düşünürken platformda yerimizi almış ve dalışa hazırdık. Peki o da bu tarafa gelmeyecek miydi? Liveaboard’un raconu böyle miydi? Arada sözlü bir anlaşma mı vardı? Bütün bu soruları düşünürken son kontrollerimizi de yapmış ve kendimizi sıcak suya bırakmıştık.
Dalış 10 metre civarında kumluk zeminde başlamıştı ve ilk on dakika normal seyrüsefer ile geçmişti bile, sonra kumların üzerinde gezinen ilk aslan balığını gördüm, ilk düşüncem onun ne kadar sevimli olduğunuydu. Bu arada fenerlerimizin ışıkları uyuyan küçük balıkları aydınlattıkça aslan balığı o balıkları midesine indirerek kendine bir ziyafet ortamı yaratıyordu ufak ufak. Yaklaşık beş dakika sonra ikinci ve üçüncü aslan teşrif buyurdular, bir tanesi abartısız bir kuzu büyüklüğündeydi ve aynı şekilde etrafımızda gezinerek fenerlerin aydınlattığı balıkları yemekteydiler. Bu arada konu arayışım sürüyor karides, deniz yıldızı, uyuyan balıklar gibi favori makro konularının peşinden koşturuyordum. Zaman ilerledikçe etrafımızdaki aslan sayısı da artıyor ve yakınlıkları da azalıyordu. Bir ara 8 tane kadar gördüm sanıyorum. O sırada gece avlanmak için kovuğundan çıkmış bir yeşil başlı müren (Gymnothorax undulatus) konu sıkıntısını ortadan kaldırmıştı ancak sayıları 14 olan aslanlar hem samimiyeti taciz boyutuna taşıyor hem de fenerlere ve olnarın aydınlattığı balıklara doğru her seferinde daha da yakına geliyorlardı.
Bu arada kısa elbiseyle dalan tek talihsiz bedevi olan kulunuzu yapışkan aslan balıklarının şerrinden bir kaç defa buddy bir defa da Dördüncü Murat’ın gürzü gibi savurduğum fenerim kurtarmıştı. Resmen Alfred Hitchcock’un Kuşlar filmi gibi bir ortam oluşmuştu, ne kadraj yapmak ne fotoğraf çekmek mümkündü artık.
Dalışı bitirmeden önce son bir gayretle müreni kadraja alıp deklanşöre bastım ve aşağıdaki fotoğraf ortaya çıktı.

Action !
Bu seyahat boyunca en az fotoğraf çekebildiğim gece dalışı bu oldu. Daha fazla ısrar etmenin anlamsız olduğuna karar verip yükselerek tekneye geri dönmeye başladık. Aslan balıklarının korkusu Ahmed’in bahsettiği longimanus’u unutturmuştu bizlere. Bir saatlik dalışın sonunda beş metrede üç dakika zorunlu emniyet beklemesini yapıp teknenin kıçındaki platforma tekrar ayak bastığımızda biraz ötemizdeki teknede bulunan rus abi ve ablalar longimanus’u göre göre yüzüp kahkahalar atıyorlardı.
Hayat ne tuhaf vapurlar felan tarzı bir durum, bir alternatif evren, gerçeklik söz konusuydu. Havluya sarınıp projektör ışıklarında bir sağa bir sola yüzen longimanus’a baktım. Karnım acıkmıştı.
Habili Ali – St. John’s Reef / Kızıldeniz 2009
PS: 1. fotoğraf - 18-55mm kit lens in 18mm si f7.1 1/400 @ISO 200 , 2.fotoğraf – 60mm f2.8D micro nikkor f29 1/160 @ISO 500

