Posts tagged: 90 lar

Dostun ardından

By , April 1, 2009 7:50 am

Tanıştığımız günü bu gün gibi hatırlıyorum. Üzerinden tam 20 yıl geçmesine rağmen, hatırlanmayacak gibi de değildi be abi… Bir cuma günüydü, tatil, ciplere doluşup pikniğe çıkmıştık. Ben gözü açılmadık sığırcık yavrusu, sizler bölgede tecrübeli abilerimizdiniz.Bir saatlik bir yolculuktan sonra durmuştuk bir su kıyısında, iki tarafı yüksek bir vadiydi, şimdiki aklım olsa tam pusu atmalık yer derdim abi. Oturup mangalları ayarlamış, nevaleyi çıkarmış inceden demlenmeye başlamıştık. Yanımızda tercüman çocuklar da vardı 15-20 kişilik bir gruptuk.

Etleri yedik rakıları içtik derken gözümüz vadiden aşağı inen taşlara takılmıştı hatırlıyor musun? 8-10 metre ilerleyip duruyorlardı hani, kahverengi şekilsiz kayalar. Taş yığınları, sonra sisin arasından sıyrılınca onların insan olduğunu anlamıştık, ellerinde keleşler vardı.

Tercümanlar aracılığıyla hoş beş etmiştik, buyur etmiştik soframıza, aynı rakıyı yudumlamıştık. Sonra bir tanesi cebinden bir düdük çıkarmıştı, pinpon topuna bağlı 2 adet borudan oluşan garip bir şey. Hep aynı yeknesak melodi ile halay çekmiştik adamlarla. Misafirlerin bizi boğazlaması ve cipleri alıp gitmesi ihtimali silinip gitmişti aklımızdan. Hem devir Saddam devriydi, korku dağları beklerdi.

Sen bir büyük rakıyı devirince halayın iyice tozunu atmış, sonrasında kafa bir dünya köylülerden at satın alıp şantiyeye atla dönmek istemiştin. Zorla ve zorlukla vaz geçirmiştik seni. İnsan canlısı ve korkusuz bir adamdın be abi ..

Sonra kötü günleri görmüştük birlikte, açlığı, susuzluğu, çaresizliği, orman kanunlarını, o kaosta bile duruşun değişmemişti, değişemezdi de zaten.

Toz bulutu dağılıp ortalı sakinleyince bu defa yolumuz Moskova da kesişti, bizler palazlanmıştık , sen hala aynı Okan abi’ydin bizim için. Grev, kargaşa, kavga dövüş vız gelir tırıs giderdi sana. İnsanları o saniyesinde hizaya sokan duruşun değişmemişti, dışardan bir kasap zerafeti ve duyarlılığına sahip gibi görünürdün ama dertlinin derdine ağladığını bilirdik biz.

Delilik karakterinin bir parçasıydı senin, hemen dürüstlüğün yanında. Rüzgar seni Grozni ye atmıştı, ben Moskova da kalmıştım. Hala haberlerin geliyordu, sabah kahvaltısında şantiye bahçesinden topladığın roketleri proje müdürüne götürdüğünü duyup gülüyorduk delicesine.

Sonra bir kopukluk girdi araya senden haber alamaz olduk abi, ta ki 8 sene evvel bir tören hazırlığını beraber yapana kadar, orada baş maraba olarak diğer marabaları idare edişin hala aklımdadır. Bu arada marabalık bize de bulaşmış olacak ki kavgasız gürültüsüz bir günümüz geçmedi senden sonra. Hayat hep, had bildirmek, ayar yapmak, akort etmek fiilleriyle bezeliydi. Yaş da kemale ermişti zaten.

Hasta olduğunu duyduğumda inanamadım, yakıştıramadım dağ gibi adama, hele kanser dediklerinde ağız dolusu hassiktir dediğimi hatırlıyorum. Ara ara telefonla konuşuyorduk, Kozyatağında tedavi oluyordun, şirket de unutmamıştı seni, durumun iyileşince ofiste görünüyor onra kayboluveriyordun.

Geçen Cuma haberin geldi, kurudum kaldım derler ya, işte öyle, konuşamadım bir süre. Yazıyı tekrar okudum. İlahiyat fakültesi camii, ikindi namazından sonra, Türk Eğitim Vakfı, çelenk vs.

O kadar kısa sürede ve beklenmedik olmasına rağmen cenazende tüm dost ve düşmanların bir aradaydık abi, marabalar, süslü abiler, fırsatçı takımı, yalakalar herkes oradaydı. Saf tuttuk, cenaze namazını kıldık, uğurladık seni. Aklımda hala 20 yıl önceki halin olduğundan mıdır nedir? Yakıştıramıyorum sana ölmeyi be abim ..

Hiç beklenmedik bir zamanda çıkacak, O meşhur “Ne diyo lan bu?” sorusunu patlatacakmışsın gibi geliyor hala.

Güle güle Okan abi, mekanın cennet olsun, Tanrı taksiratını affetsin, Bizde olan hakkın helal olsun.

Panorama Theme by Themocracy