Category: Video

2011

By , December 26, 2011 11:40 am

2011 hayatımda en az sevdiğim sene oldu, pek çok sevdiğimi 2011 de kaybettim, kaybediyorum. Bu nedenledir ki bir an önce bitmesini istiyorum bu annus horribilis‘in.

Yine de gelecek olan yeni yıla yüzümüzde bir gülümsemeyle girebilmek için şuracığa yukarıya en son yaptığım sualtı sunumunda gösterdiğim kısacık bir sualtı filmini koyuyorum. Maldivler, Endonezya, Güney Kızıldeniz ve İzmir’de çekilen görüntülerin kısacık bir kolajı.

Yeni yıl hepinize ve hepimize sağlık ve mutluluk getirsin.

Namaste,

Banggai Cardinalfish

By , July 8, 2011 9:53 am

Merhaba,

Şu şarkıyı dinleyerek başlıyorum bu yazıya, şarkı Moskva-Odessa Vladimir Vysotsky’nin sevdiğim şarkılarımdan birisi. Vladimir Vystostky sevdiğim rus ozanlarından biri tıpkı Okudzhava gibi Rosenbaum gibi. Bu şarkıları sevmek için rusça bilmenize gerek yok gerçi bilseniz daha da süper olur ama o kadar insani duygularla yazılmış şarkılar ki bunlar anlamasanız da size bir şeyler hissettirirler. Bazı zamanlar hayatımın azımsanmayacak bir kısmını geçirdiğim o soğuk ülkeyi özlüyorum hele şimdi tam da o zamanlar başımdan geçenleri yazmaya başlamışken eski dostları ve anıları hatırlayıp hüzünlenebiliyorum aptalca.

Neyse, Endonezya’dan döneli fazla olmadı sağ elimdeki hydroid yarası daha iyileşmedi dolayısıyla henüz kurumuş sayılmam ve bu gün sualtı konuşmak istiyorum geçmişi yad etmek değil. Bu seyahatte bir çok şaşırtıcı şey gördüm sualtında, bir sürü nadir ve hayranlık verici canlı ile karşılaştım (işte tam bu anda sanki bir kaşif edasıyla yazdığımı farkedip yazıdan nefret ediyorum ama kusuruma bakmayın) daha önceden çekmeyi planladığım canlıların da bir çoğunun iyi kötü fotoğrafını .çekebilme şansım oldu. Mesela geçen seyahatte ilk kez gördüğüm Mantis karidesinin (Peacock Mantis Shrimp – Odontodactylus scyllarus) şu fotoğrafını çekebildim.

Peacock Mantis Shrimp - Odontodactylus scyllarus - Eye detail

Bu canlının öylesine gelişmiş gözleri var ki bakışından kaçabilmek imkansız her iki göz de bağımsız olarak farklı farklı noktalara ve aynı anda birden fazla noktaya odaklanabiliyor. Bu canlının göz yapısı ve polarize ışığı görebilmesini inceleyen bilim insanları bu sayede yeni veri saklama yöntemleri geliştirmeye çalışıyormuş. Bu sefer bu canlıyı hem fotoğraflamayı hem de video görüntülerini çekmeyi başardım bir ara onları da göstereceğim. Ama asıl konumuz bu değil.

Konumuz Banggai Kardinal Balığı – Banggai Cardinalfish – Pterapogon kauderni, akvaryum ticaretinde çok tercih edilen bir cins olan bu balık aslında Endonezya’nın Banggai adasında endemik bir tür olarak yaşamakta iken akvaryum tacirleri tarafından bir şekilde Lembeh boğazı’na salınıyor asıl yaşam alanının 400 mil kuzeyine ve bu hareket sonucunda orada bulunan anemon balıklarını sindirerek kendisine bir yer ediniyor.  Korunması gerekli canlılar listesindeki bu balığı hayatının çeşitli evrelerinde değişik hayatta kalma stratejileri izlerken görmek mümkün örneğin ufak tefek yavrular deniz kestanelerinin dikenleri arasında düşmanlarından korunuyorlar.

Banggai Cardinal Fish Babies among Urchin Spikes

Bu fotoğraf şekil 1 A tadında oldu ama devam edelim, bu balıklar büyüdükçe anemonların arasında yaşayarak hayatlarını sürdürüyorlar. Güzel bir balık ve fotoğraflaması da göreceli olarak kolay. Ama konumuz bu değil, normal şartlar altında daha önceden defalarca fotoğrafladığım bu balık Lembeh gibi türlerin harman olduğu bir yerde çok da ilginç bir konu değil aslında. Ancak şöyle bir durum söz konusu burada sizin değil dalış rehberinizin ne gördüğü söz konusu ve rehberler o kadar tecrübeli ve o derece keskin gözlere sahip ki çoğu zaman gösterdikleri konunun ne olduğunu anlamakta zorladığım oluyor.

Son dalışların birisinde artık dalışın sonlarına doğru emniyet beklemesi yaptığımız sığlıkta rehber bana oradaki Banggai kardinal balıklarını gösteriyor. Ben başlangıçta ne olduğunu anlamıyorum ve bir süre rehberle bakışıyoruz.

Banggai Cardinalfish - Easter Egg Hunt

Evet, fotoğrafta sıradışı olan bir şey var bakalım fark edebilecek misiniz? Bakmakla görmek arasındaki fark tıpkı oyuncu ile oduncu arasındaki rehber ile dalıcı arasındaki fark gibi hepimiz bakıyoruz farkı görebilenlerimiz yaratıyor. Biraz durduktan sonra rehber denge yeleğinin cebinden bir yazı tahtası çıkartıp bir cümle karalıyor ve bana gösteriyor ve ben donup kalıyorum. Sonra bir yarım saat aşağıdaki fotoğrafı çekmeye uğraşıp tüpte 30bar hava kalınca dalışı bitirip çıkıyoruz. Aşağıdaki fotoğrafa bakıp sıradışı olanın ne olduğunu göremezseniz üzülmeyin çünkü fotoğraf hayalimdekinden çok uzak ama o an çekebildiğimin en iyisi ve kusur sizin değil benim.

Banggai Cardinalfish - Surprise surprise

Evet, fotoğrafta sıradışı olanın ne olduğunu hala bulamadıysanız şöyle söyleyeyim yazı tahtasında şu yazıyordu “BABIES IN MOUTH” (ağzında yavruları var) fotoğrafa da dikkatli bakarsanız balığın ağzında yavrularının gözlerini görebilirsiniz. Sualtında bu detayı görebilen fark yaratıyor. Tabii fotoğrafı çekebilmek sadece beceri değil şans da gerektiriyor çünkü balık sürekli hareketli ve ağzındaki yavruları koruyabilmek için sürekli alarm durumunda. Dalış bitiminde teknede havlulara sarınmış sohbet ederken rehberin balığın ağzında kaç yavru olduğunu söylemesi de ayrı bir hayret konusu.

Tabii bu sadece keskin görüş değil rehberin  o bölgede yaptığı 20000+ dalışın birikimlerinin de sonucu. İşte Lembeh bu yüzden güzel iyi bir rehberle daha da güzel. Bakmakla görmek arasındaki farka dair güzel bir yazı ve nefis fotoğraflar için vaktiniz varsa Çiğdem Cooper’ın şu yazısına da bakmanızı salık veririm.

Kendinize iyi bakın

Namaste,

PS: Ben yazı falan okumayayım, bana hikaye anlatma fotoğrafları göster yeter diyenler için fotoğraflar Kahvi Collective müzikleri eşliğinde aşağıda.

Critter Hunting in Lembeh Indonesia

 

Her nefesin kıymetini bilin!

By , November 26, 2010 12:09 pm

USAT Liberty Batığı, Endonezya’nın Bali adasının kuzey doğusunda bulunan Tulamben kasabası sahilinde kıyıdan 30 metre açıkta ve med cezire bağlı olarak 2-5 metre derinlikte kıç kısmı 25-30 metre derinlikte pruvası bulunan amerikan askeri nakliye gemisi batığıdır. Dünyanın en güzel batık dalışlarından birisini bu batıkta yapmak mümkündür, Bali dalış noktalarının çoğundan farklı olarak burada akıntı yok veya son derece azdır ve kıyı dalışı olduğu için her seviyede dalgıca da uygundur, inanılmaz bir canlı çeşitliliği vardır.

1918 yılında New Jersey’de yapılan bu buharlı gemi savaş sırasında amerikan hükümeti tarafından elkonularak silahlandırılmış ve nakliye amacıyla kullanılırken 1942 yılında japon I-166 denizaltısı tarafından torpillenmiştir, batmaktan baştankara edilerek kurtulan bu gemi 1963 yılında yakındaki bir volkanın patlamasıyla denize sürüklenmiş ve şimdiki yerini almıştır.

Tamamen yumuşak mercanlarla kaplanan geminin 5-6 adet bumphead parrotfish, 2-3 potato grouper, yüzlerce genç akya’dan oluşan bir sürü ve 1.5metre boyunda bir baraküda’dan oluşan daimi kadrosu dışında pek çok irili ufaklı ziyaretçisi de vardır. Bu güzide yerde bir dalış 30 dolar, iki dalış 50 dolar olup nitrox bu dalışlar için uygun brövesi olanlara bedavadır.
Dalgıç insana gidip görmesi şiddetle tavsiye olunur. Şimdi gelelim sevgili günlük formatına, bu batığa iki dalış yapabilme şansım oldu, görüş fena değildi, yukarıdaki videoda gördüğünüz ve göremediğiniz bir çok canlıyı ve batığın muhteşem güzelliğini izleme fırsatı buldum. İlk dalıştan çıkıp o sırada kahvaltı sofrasında olan ailem ve arkadaşlarıma “İşte bunun için çalışıyorum!” dedim. Sabah saat 06.35 de başlayan dalış 70 dakika sürmüştü, su sıcaklığı 29 dereceydi vesaire vesaire.

Liberty Wreck – Tulamben from Aziz Saltık on Vimeo.

The wreck of USAT Liberty in Tulamben, Bali, Indonesia. One of the most beautiful dives that i have made in a very long time. Thanks to Liberty Wreck Dive Center Jeff Mullins.

Shot with a Sea&Sea DX1200 HD

Şimdi, bu dalışın üzerinden tam bir hafta geçti, son dalışta braz fazlaca yakınlaştığımız anemonun sağ bacağımda açtığı yaralar iyileşmeye yüz tuttu, ben de bu satırları yazarken bir yandan da çektiğim fotoğrafları ayıklıyorum. Fotoğrafarın bir kısmını Facebook denilen güzide mecraya yükledim.

Bir dahaki maceraya kadar eldekileri derleyip toparlamak üzere sizlere şimdilik veda ediyorum.

Namaste,

Mediterranean Dance

By , February 17, 2010 10:59 am

Kıbrıs sadece dalış yapmak için mükemmel bir yer değildir. Diğer bütün adalar gibi mükemmel bir karakteri vardır. İmkanım elverdiği sürece her sene genellikle bahar veya sonbaharda Girne’de bir kaç dalış yapmaya çalışırım, hem ulaşımın kolaylığı hem sualtı flora ve faunasının inanılmaz zenginliği hem de dostluklarımız bu dalışlara koşa koşa gitmemin sebebidir. Herhangi bir av baskısının olmadığı bu sularda balıklar özellikle de orfoz ve lahozlar cirit atarlar. 

Northern Cyprus Diving from Aziz Saltık on Vimeo.

A brief video of northern cyprus flora & fauna.

Bu videoyu Vimeo linki üzerinden HD olarak da izleyebilirsiniz. Orada göreceğiniz ahtapotlar bu güne kadar ahir ömrümde gördüğüm en büyük bireyler. Renk kalibrasyonu ve beyaz ayarı çok başarılı değil kamerayı yeni aldığım zamanlarda yapılan bir çekim olduğu için ancak bendeki değeri tropikal sularda çektiklerimle kıyas kabul etmez.

Namaste,

Karagöz

By , February 3, 2010 11:10 pm

Diplodus vulgaris, two banded sea bream ve başka dillerde kim bilir hangi garip isimlerle anılan bu güzel balık bu günkü güzellemenin konusu. Ülkemiz sularında balık fotoğraflamaya çalışan yurdum fotoğrafçısının kurtarıcısı, sinek iğneli çocukluk oltalarımızın bir numaralı müşterisi bir garip balık.

Çifte Karagöz - Diplodus vulgaris - Çeşme

Çifte Karagöz - Diplodus vulgaris - Çeşme

Her ne kadar tropik sularda fotoğraf çekmekten çok zevk alsam ve çekilen fotoğrafları gıptayla izlesem de o bol balıklı, yaratıklı zengin fotoğraflar bizim sularımızda fotoğraflanmış türlerin – ne kadar sıradan olurlarsa olsunlar – yerini tutmuyorlar. Tıpkı öğrenciliğimde yediğim ekmek arası helvaların lezzetini hiç bir tatlıda bulamamam gibi bir şey bu. Bilemiyorum belki ben huysuzlaşıyorum gün geçtikçe – arada sırada eşim ve kızımın ifadeleri de bunu doğruluyor – ya da memleketin her şeyinin güzel gelmesi DNA seviyesinde incelenmesi gereken bir şey.

Ancak sualtında kimi zaman ufak kimi zaman büyük sürüler halinde rastladığımız Karagöz efendi’nin ayrı bir yeri var, neden derseniz, bir kere yüz ifadesi ilginç, özellikle gece dalışlarında uyurken yakalarsanız çok güzel portre fotoğrafları çekebiliyorsunuz sonra geniş açı çalışırken özellikle büyük gruplara denk gelebilirseniz ve dalış becerileriniz ortalamanın üzerindeyse oldukça iyi kompozisyonlar yakalayabilirsiniz.

Çeşme’de Makri (Yatak) Adası’nda dalanlar bilirler 5 metreden alçalarak geçilen ve 10 metre civarına inilen bir taş kemer formasyonu vardır, o taş kemerin altı her mevsim irili ufaklı karagöz sürülerine ev sahipliği yapar ve kemerin altından geçmeyi bir zevk haline getiren detaylardan biridir bu. Eskiden o kemeri geçer geçmez sola döndüğünüzde sizi duvarın üzerindeki tahtından seyreden Orfoz amca’dan iki yıldır haber alınamıyor malesef ama kemerin solundaki duvar boyunca dikkatli gözler kumda uyuyan Adabeyi (Lipsoz) irilerini görecektir. Neyse konumuz karagöz dolayısıyla diğer güzellere takılmamak gerek.

Taş Kemer

Taş Kemer - The Stone Arch - Çeşme

Arada sırada kumu eşeleyen irice barbunların yanında yöresinde fırsatçı yancılar olarak görürüz onları kalkan kumların arasında barbunun gözünden kaçacak bir besini kapmak için tetikte beklerler, aşağıda bu davranışa ait bir video var çok başarılı değil ama yinede bir fikir verebiliyor, en fazla 25cm boyunda olan bu tür ortalama 15-20cm boyda olur, etinin lezzetli olması dolayısıyla da tercih edilen bir türdür.

http://www.vimeo.com/6047049

Uzun lafın kısası bu güzel balığı özellikle gece dalışında denk getirirseniz burun kıvırmayın, başından uzaklaşmayın hemen, en az 8-10 kare çekin hakkını vererek, gece dalışıysa zaten f18 1/200 e ayarlıdır makine, objektif en güvendiğiniz macro objektiftir, flaşı ayarlayıp basın deklanşöre, gündüz vaktiyse muhtemelen fazla sokulamazsınız geniş açınız varsa arka planı da ayarlayıp güzel kompozisyonlar yaratmaya çalışın. Balık fotoğraflarında en önemli nokta balığın gözünün net olarak görüntülenmesidir bunu başarır balığın kuyruğunu kafasını kesmeden doğru bir kadraj yapabilirseniz sonuç iyi olacaktır, fotoğrafta aynı türden birden fazla olması, varsa aralarındaki etkileşim ve arka plan da önemlidir tabii. Dedim ya hakkını verin balığın sonunda memnun kalacaksınız bana güvenin.

Namaste,

Sandıktan kareler veya 2009 gidiyor ..!

By , December 22, 2009 9:11 pm
The Three Musketeers

The Three Musketeers

Kimi zaman eski çektiğim fotoğrafları kontrol ediyorum, etiketlemek, incelemek, zaman içerisinde post processing denilen şeye daha vakıf olduğum için fotoğrafı yeniden işlemek veya şu an aklıma gelmeyen gizemli sebeplerden dolayı.

Böyle zamanlarda çektiğim fotoğraflardaki teknik eksiklikler beni güldürüyor, keşke şunu şöyle yapsaymışım dediğim oluyor bazen, anlık fotoğraflarda bunu daha az söylüyorum çünkü bir an o, ayar yapacak vakit yok, kadrajı yapıp deklanşöre basıyoruz, flaşlar dolunca bir kere daha, bir kere daha.

Son yaptığım yurtdışı dalışlarından sonra genelde çevremden gelen tepki “Artık Türkiye’de dalmazsın herhalde” oldu. Bunun sebebi yurtdışına kıyasla canlı popülasyonunun azlığı, mevcut canlıların da av baskısı yüzünden fazla ürkek olması tabii. Ancak bu fikre katıldığımı söylemem mümkün değil henüz. Canlının az olduğu bir yerde bakılacak, fotoğraflanacak, dalış lideriyseniz gruba gösterecek bir şeyler bulmak gerçekten beceri işidir. Balığı böceği sopayla kovaladığınız tropik sularda bu işi babam da yapar, marifet bizim sularımda bu becerileri gösterebilmektedir.

2009 senesini bitiriyoruz, iş açısından yorucu dalış ve fotoğraf açısından ise son derece tatmin edici bir sene olmuş benim için, gelecek senelerin hepimiz için daha da iyi olmasını diliyorum. Kıbrıs dahil 3 yurdışı dalış seyahati ile kırdığım rekoru daha da ilerletmem gerek 2010 da :) .  Hep hayalimde olan bir türlü işte bitti diyemediğim kitabımı da bu sene bitirmek azim ve kararlılığındayım. İnsanın kendi yazdıklarını bir türlü beğenememesi ne acıklı bir şey, altı sayfa yazıp ondan sonra bu ne yahu demek kadar acısı yok sanırım.

Şimdi bir baktım da blog yazmaya başlayalı 3 sene olmuş, önceleri blogspot da başladığım macera kendi domain’im ve wordpress altyapısı ile devam ediyor, çektiğim fotoğrafları da insanlarla paylaşabileceğim bir sitem oldu bu sene, bu açıdan da kayda değer bir yıl benim için. Bunları yazarken bir sonraki yazımın da konusunu buldum.

Son seyahatten bu yana çektiğim fotoğraflardan seçtiklerimi birer foto-kitap haline getirip saklamaya başlamıştım, bu iş için de patates baskı‘nın hizmetlerinden yararlanıyordum. Her ne kadar siteleri pek kullanıcı dostu olmasa da baskı alanında hem fiyatları hem de hizmet kaliteleri oldukça iyi. St. John’s Reef seyahatinin kitabını baskıdan bekliyorum ve bu sefer 3 kopya istedim ne olur ne olmaz diye.

Bu yazıya dün başlamış ve gece de bitirmeyi planlamıştım ama mümkün olmadı ve bu güne kaldı, sabah yazmaya başladığımda – ki saat 07.30 sularıydı- Bratsch’ın Armenian Waltz isimli parçası çalıyordu. Bu arada kaşınmatif sendromum hala sürmekte ki Sevda Şahin’in diğer turlarına bakıp hayal kuruyorum sürekli, yılbaşı vesilesiyle milli piyango, sayısal loto gibi araçlar ve umudun fakirin ekmeği olması durumundan, kuzey buz denizi dalışları, sardalya göçü, lembeh boğazı gibi turlara kasap vitrinini kesen kediler gibi yalanarak bakıyorum.

Bu arada Akyalar bana sevgili dostum, buddy Julian Vilkoşevski’yi ve onunla yaptığımız bir dalışta ortasında kaldığımız sürüyü hatırlattı. İzmir , Ekim sonları oldukça soğuk bir havada, makinede macro lens takılı, dalışın ortalarında bir yerlerde bir anda bir akya sürüsü peydahlanıyor maviden, etrafımızda dakikalarca dönüyorlar. Makinenin biten pili ve uygun olmayan objektif yüzünden bu dansı sadece seyredebiliyorum, Julain ise makinesinin video modundan faydalanarak bu anıyı kayda geçiriyor.

http://www.vimeo.com/8333055

Bu Akyalar daha küçük ama sayıları daha fazla ve oldukça sokulganlar. Seneyi bitirirken 2009 da çektiğim en iyi karelerle ilgili bir yazı hazırlıyorum, senenin kapanışını onunla yapacağım.

Namaste,

St. John’s Reef Video Wildlife Edition :)

By , December 8, 2009 4:09 pm

St. John’s Resifi videolarının yeni bir derlemesi, bu seferkinde dalgıçlar yok, sadece karşılaştığımız güzellikler var.

Müzikler de biraz daha farklı, yakın çekimlerde Sea & Sea DX1200 HD’nin close-up ataşmanını kullandım ama netliği sağlamak çok çok zor. 

St. John’s Reef Wildlife Edition from Aziz Saltık on Vimeo.

A short film of my recent adventures :)))

By , December 2, 2009 1:35 pm

St. John’s Reef / Red Sea from Aziz Saltık on Vimeo.

Malzeme

By , October 5, 2009 9:11 am
A school of oriental sweetlips in maldives

A school of oriental sweetlips in maldives

Dalış sporunun en önemli unsurlarından biridir malzeme. Belli sayıda dalışı ardınızda bıraktığınızda artık kendi malzemelerinizle dalmak istemeniz kaçınılmazdır. Bu malzemeler hem size özel ve tam anlamıyla size göredir, çünkü seçerek, deneyerek almışsınızdır hem de bakım ve servisinin zamanında ve ehil ellerce yapıldığından eminsinizdir.
Kiralık malzemeyle dalmak ise bunun tam tersidir, malzeme sizden önce yüzlerce, binlerce dalgıcın elinden geçmiştir, bakımının ve servisinin yapaılıp yapılmadığını, dünyanın neresinde dalarsanız dalın, kiminle dalarsanız dalın, asla bilemezsiniz.
Son seyahatimiz sırasında havayollarının bagaj kısıtlamaları yüzünden kendi denge yeleğimi (buoyancy compensator) ve regülatörümü fazla ağırlık yapmaması için evde bırakmayı yeğlemiştim. Bunun nasıl büyük bir hata olduğunu dalışlarım sırasında başımdan geçen 2 ayrı olay ile anladım. Fotoğraf veya video çekmek gibi zaten ayrıca dikkat isteyen bir işle meşgul olduğunuz dalışlarda ekipman sizi yarı yolda bırakmamalı. Dalış öncesi kontrollerini yaptığım ve çalıştığından emin olduğum kiralık regülatör aşağıda tüpte henüz 40-50 bar hava varken birden havayı kesti, derinlik fazla değildi ve buddy ile olan mesafe de yakın sayılırdı, dolayısıyla bozuk regülatörden son soluğu çektikten sonra buddy ye ulaşıp onun yedek regülatörüne (ahtapot) yapışmam saniyeler aldı diyebilirim. Dalış sonrası debriefing de hava göstergesinin arıza yaptığı ve 50 bar da takılı kaldığını anladık. Bir başka dalışta da benzeri bir hikaye regülatörde meydana geldi, bunlar tecrübesiz ve tecrübeli dalıcılar için çok tehlikeli kazalara sebebiyet verebilecek şeyler.
Bu nedenle bundan sonraki dalışlara kendi malzemelerimi ne olursa olsun götürmeye karar verdim. Bu fotoğraf Holi Maru resifinde yaptığımız bir dalıştan, maalesef sürüyü istediğim gibi manipüle edemediğim için kafamdaki kompozisyonu yapamadım.
Oriental Sweetlips özellikle sürü halindeyken kolay kolay ürkmeyen ve fotoğraflaması kolay bir tür, estetik olarak da çok güzel, ancak dalışın sonunda ve sığ suda karşılaşmamız ve akıntı yüzünden bir oraya bir buraya sallanmamız kadraj yapmayı veya sürüyü yönlendirmeyi engelledi.
Bir sonraki seyahatte bu seyahatin tecrübelerini değerlendirip ona göre adımlar atmak gerek, lessons learned denilen şey bu. Şimdiden mazleme listemi hazırlıyorum. Şarjlı piller, yedek o-ringler, hafıza kartları, flaşlar ve senkron kabloları. Yine ağırlık sorunu yüzünden bu seyahate sadece tek flaş götürmüş onu da sadece gece dalışı sırasında macro çekim yaparken kullanmıştım. Bütün geniş açı çekimleri magic filter ve manual white balance ile yapmıştım, bu sefer tüm malzemelerimi götüreceğim.
Haftasonu video kurgu ile ilgili kısa bir kaynak okudum ve video kurgulama işini tamamen yanlış yaptığımı anladım. Okuduklarıma göre kurguladığım maldivler dalış videosunu şurada görebilirsiniz:
Sanırım bu versiyon daha iyi oldu. Şimdilik bu kadar tekrar görüşene kadar ….
Namaste,
f4.5 1/500 @ISO 200  Manual White Balance

Kısa videolar

By , August 11, 2009 4:44 pm

Bu aralar dalışlarda çektiğim ufak videoları elden geçiriyorum. Bunlardan birini aşağıda bulabilirsiniz.

Çeşme / Yatak Adası 16 metre derinlik, el ile beyaz ayarı, baraküda taşından önceki son kovuk…

Cardinal Fish / Apogon imberbis

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy