Category: Uncategorized

Mind controlling alien parasites

By , July 13, 2011 5:07 pm

Aziz efendi’nin Lembeh tefrikalarının yeni bir bölümüyle karşınızdayız. “Ayı’nın on tane fıkrası vardır onu da armut üstüne” diye bir çok sevdiğim bir söz vardır, benim de dalış hikayelerimin içinde Lembeh’in ayrı bir yeri var. Kim bilir belki bir gün sadece Lembeh’e özel bir kitap bile yazabilirim. Neyse en son lembeh seferinde gördüğüm ilginç canlılardan birisi bu hikayenin konusu.

Alpheus frontalis with Rhizocephalan

Dalış rehberi yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz karidesi gösterdiğinde “Aaa yumurtaları var” diye düşündüm. Bir kaç kare fotoğrafını çektikten sonra da dalışa devam ettim. Döndükten sonra tür tayini için internet’i araştırırken ümlü sualtı fotoğrafçısı Tony Wu’nun blog‘unda şu yazıyla karşılaştım. yazıyı ve altındaki yorumları okuyunca fotoğrafta görülen karidesin altındakilerin yumurta değil de bir tür parazit organizmanın organları olduğunu anladım ve eldeki kaynakları kullanarak Rhizocephala denilen bu parazit canlıları araştırmaya koyuldum. Bu arada yukarıda linkini verdiğim yazı bir sene önce yazılmıştı.

Etimolojik açıdan bakacak olursak Rhizo kelimesi yunanca kök anlamına gelen Rhiza kelimesiznden geliyor cephala ise yine yunanca kafa anlamına gelen kefalos kelimesinden yani anlamı kök kafa. Konuk olduğu organizmadan suya salındıktan sonra günlerce serbest dolaşan bu tür karından bacaklılardan uygun bir örneğe bulaştığında ilk iş sindirim sistemine yerleşerek kendi hücrelerini enjekte ediyor ve gelişmeye başlıyor. Bulaştığı canlıyı salgıladığı kimyasallar vasıtasıyla kısırlaştırdıktan sonra onun karın kısmından tomurcuklanarak yumurta içeren organlarını dışarıya salıyor. Bu aşamada salgıladığı kimyasallarla kurbanını cinsiyetine bakmaksızın hamile olduğuna inandırıyor ve parazit organlara kendi yumurtaları gibi bakmasını onları korumasını sağlıyor. Erkek organlarla birleşen dişi parazit hücreler yumurtalar olarak suya salınıyorlar ve kurbanın içinden ikinci nesil parazitler ürüyor.

Korku filmi senaryosu gibi ama tümüyle gerçek. Konu ile ilgili şurada güzel bir yazı var ve Wikipedia‘da oldukça detaylı bilgiler içeriyor. Yani bu dünyada yengeç ya da karides olmak da kolay değil sen günlük hayatında business as usual gezip yengeçlik karideslik yaparken başkaları senin hayatını bitirmek için planlar peşindeler hem de öyle böyle değil. Bulaş, kısırlaştır, beynini kontrol et, üre, bırak ölsün gibi basit bir algoritma ama kompleks kimyasal ve fiziksel yöntemlerle. Yazıyı bağlarken aklıma son zamanlarda radyolarda kulağımı tırmalayan Katy Perry ve Kanye West şaheseri olan E.T. isimli şarkı geliyor. Uzaylıları aramak için fazla uzağa gitmemize gerek yok aslında.

Namaste,

PS: Konuyla azıcık ilgisi olduğu için bu tırt şarkıyı buraya koyduğum için pişmanım ama bir yemin ettim ki dönemem.

English Abstract:

Rants and ravings about a photograph that i took in Indonesia – Lembeh Straits. The photo is very similar to a photograph taken by famous underwater photographer Tony Wu in the link provided above. I too was thinking that the shrimp had eggs when i was taking the phot however reading the blog post in Tony Wu’s blog i have realised that it is in fact a shrimp infested by a Rhizocephalan parasite.

It is a small world even in Lembeh Strait.

Namaste,

Görünen görünmeyen II. Bölüm

By , May 23, 2011 9:31 am

Merhaba,

Yakın zamanda yeni bir Lembeh seyahati planlıyorum. Neden derseniz sebebini şöyle izah edeyim. Geçen sene çektiğim fotoğrafları düzenliyordum yeni 1 TB Samsung diskimin selamsız sabahsız terk-i-dünya etmesinden sonra arşivi tekrar toparlarken eski fotoğrafları da elden geçirdim. O sırada gördüğüm bir fotoğraf Lembeh’te daha çok dalış yapmam gerektiğini bana hatırlattı. Fotoğraf şurada:

The Ghost - Lembeh - Indonesia

 

Bazı fotoğraflara bakıp “Bu ne be?” dediğim çok olmuştur. Eğer makul bir zaman içerisinde konunun ne olduğunu anlamazsam fotoğrafı siler ve bir sonrakine geçerim normal prosedür böyledir. Bu fotoğrafa da bir süre baktım ne olduğunu anlayabilmek için. Fotoğrafı çekerken de ne olduğunu anlamamışım çünkü sadece bir kare var sonra uzaklaşıp başka konulara dalmışım.

Fotoğrafa bir süre baktıktan sonra ne olduğunu ve kaçırdığım fırsatın büyüklüğünü anladım. Alışkanlık gereği canlılara bakarken özellikle de gizlenmiş canlıları ararken gözlerini bulmaya çalışırım. Burada da gözü görünce balığı bulmam da zor olmadı. Fotoğrafta bir Aslan Balığı yavrusu var ve neredeyse tamamen saydam o nedenle deniz tabanındaki çöplerin önünde neredeyse bir hayalet gibi kıpırdamadan duruyor.

Düşmanlar sizi göremeyince hayat daha güzel. Bu tür fırsatları tekrar yakalayıp daha iyi değerlendirebilmek için bir sefer daha yapmam gerektiğine karar verdim. Hafta sonu Novus Port Cleaning & Repair Kit ile Akrilik dome portumdaki çizikleri onardım, oldukça iyi sonuç verdi diyebilirim. Geriye kalan ekipman eksiğimi de tamamlayıp tekniğimi geliştirmem gerek. Kendinize iyi bakın.

Fotoğraf Lembeh boğazı’nda geçen sene çekildi, Nikon D300 , 60mm F2.8D Micronikkor , 2x YS90 Flaş.

F22 1/200 @ISO 200

Namaste,

Ararım seni her yerde!

By , January 21, 2011 5:15 pm

The Look- Fred's Reef - North Cyprus

2006 yılından beri yazdığım bu blogda arada sırada arama motorlarından gelen ilginç sorgu cümlelerini yayınlıyorum. Bu yazı da onlardan birisi aşağıda sorgu ve yorumları ile “Arayan bulur 2010″, peşinen belirteyim ki yazım hataları benim değil arama yapanların :

Tüm Zamanların Birincisi:Memeti ve muhteşem hareketi eve dalışı” sanırım aranan Kurtlar Vadisi Pusu – Memati karakterinin bir eve dalışı gelinen nokta ise bir dalış ve sualtı fotoğraf blogu umarım bu yüzden fazla küfür yememişimdir.

Birincilik Ödülü: Kurdeleli Mehmet pehlivan hayatı” şeker kardeşim, Kurdeleli Mehmet Pehlivan‘ın güreş kariyeri çok kısa sürmüş onu burada bulamazsın maalesef Kurtdereli Mehmet Pehlivan için ise çok yanlış gelmişsin ama Kurdele Müreni var istersen!

İkincilik Ödülü : “Peri suya dalarken dalgıç kıyafeti kullanmış mıdır?” gelinen yer malum, maalesef sorunun cevabı burada yok ama soruyu soran Canımsın. Bir kere soru eki ayrı yazıldığı için başlangıçtan on puan aldın, ikincisi Peri dalış elbisesi kullanmaz bence, Sence?

Üçüncülük Ödülü: Yatak adaları gizli kamera çekimleri” aranan malum, Çeşme’nin meşhur Yatak adası yüzünden bloga gelen lakin amacı başka tür çekimler izlemek olan dostum türkçe öğren aradığına daha kolay ulaş.

Mansiyon: “Aslan fotoğraf çeken adama muck yapıyor videosu” maalesef bu da okur memnuniyeti açısından kaçırılan bir fırsat, eli boş dönen okur, hayal kırıklığı, hüsran. Bu arada abi videoyu merak ettim var mı öyle bir aslan?

Sergilemeye değer:Ahtapot hangi renk olur resim defterinde” , bu soruyu soran kişi sen de canımsın  umarım fotoğraflar sana bir fikir vermiştir (ilköğretim öğrencisi değil mi? nasıl düzgün imla!) , “The Scar kimi pes ettirme hareketiydi?” şimdi bu soru sanırım Smackdown benzeri bir güreş programıyla ilgili söz konusu hareket de Matt Hardy diye bir güreşçinin sanki, biraz daha iyi bir google araması öyle diyor, “komada yatan insanin aletlerin kablosunu cekmek caiz midir?” şimdi bunun cevabı kesinlikle burada değil canım kardeşim. Sen çok yanlış gelmişsin!!!, “havada yaşayan canlılar isimleri ve türleri nasıl nesli tükendi bunun kompozisyon şeklinde yazımı” bu soruyu soran öğrenci arkadaşım, emin ol google bu soruyu hop diye cevapladığı gün dünya bambaşka bir yer olacak, tembel teneke seni!, “Deniz Akya Porno Su” arkadaşım yazdıklarının hepsini bir arada veya ayrı ayrı nasıl arıyorsan ara çok yanlış gelmişsin çok! Akya var tamam ama Deniz Akya yok burada.

Bu günlük bu kadar,

Namaste,

PS: Aramaların doğrudan küfür kıyamet olanlarını buraya almadım ama onlar da ayrı bir alem ayrı bir lezzet. Fotoğraf Kıbrıs Fred’s Reef dalış noktasında 2000 yılında çekildi.

Kızgınım ve sana laflar hazırladım !

By , July 27, 2010 1:18 pm

Bilenler bilir, bu yazı bilmeyenler bilsin diyedir. Çeşme’de 2004 yılında bir kaza eseri batan Monem, mükemmel bir dalış noktası ve yapay resiftir. Büyük bir talih eseri 18 metre derinlikte batan ve dibe oturan bu güzel gemi geçmiş günlerini geride bırakmış, traş bıçağı olmak gibi karaktersiz bir kaderden denizin sularına gömülerek kurtulmuştur.

Monem Wreck - Upper Deck - Starboard Side

Daha önce bu batık hakkında bir çok yazı yazdım, blogda Monem etiketiyle arayarak bulabilirsiniz. Son derece güzel bir batık ve keyifli bir dalış tecrübesi olması bir yana son yıllarda büyük balık sürülerine de ev sahipliği yapan pelajik balıkların avlandığı bentik balıkların yuva kurup ürediği mükemmel bir resiftir Monem.

Peki durup dururken neden bu konuda yazmak gerekti? Bu sene daha Monem’e dalamadım ama çekilen fotoğrafları izliyorum ancak sebep bu değil. Sualtı haber gruplarına bu sabah düşen bir e-posta mesajında bir şirketin Monem’i parçalayarak hurda olarak değerlendirmek için talepte bulunduğu yazıyordu.

Monem Wreck - Upper Deck- Captain's Quarters

Bu habere o kadar sinirlendim ki bir süre sağlıklı düşünemedim. Her sene nereden baksan 4-5 bin dalıcı ziyaret ediyor bu batığı, fazlası vardır eksiği yok. Altı yıldır suda olduğundan artık gözle görülebilir mükemmellikte bir flora ve fauna oluştu üzerinde, Alicia mirabilis‘ten tutun yerleşik Müren ve Lipsozlara, akya sürülerine ve küçük balıklara kadar bir çok canlının evi artık o. Bu devirde sadece para için bu gemiyi parçalayıp satmak abesle iştigaldir beyim.

Size olacağı söyleyeyim, geminin parçalanarak çıkarılması kolay olan kısımları paramparça edilip sökülecek, sökülmesi zor olan, para etmeyecek, daha çok emek isteyecek kısımları ise çöp olarak suyun içerisinde bırakılacak. Üç kuruş para için bu güzelim batık çöpe tahvil edilecek, dalıcılar dalış noktasından, Çeşme kendisine değer katan bir yapay resiften, balık ve diğer canlılar ise evlerinden olacaklar. Bütün bunlar üç kuruş para kazanmak için yapılacak. İnsaf diyorum efendiler, pes diyorum. Dokunmayın Monem’e çekin ellerinizi bu batıktan çünkü o sahipsiz değil çünkü yapmayı düşündüğünüz şey yanlış. Bu konuya razı olmayanlar, sessiz kalmak istemeyenler lütfen yapılmak istenenin yanlış olduğunu, yasal sınırlar içerisinde kalarak, yazıp Çeşme Liman Başkanlığı’na fax veya e-mail ile gönderin. İletişim bilgilerini şurada bulabilirsiniz.

Namaste,

PS: Fotoğraflar 16 Mayıs 2009 tarihinde ortam ışığıyla çekildi.

Ne diyorduk?

By , April 22, 2010 7:34 am

Birisi hayvan mı demişti? Söylenecek söz kaldı mı? Allah bunu yapanları kahretsin.

http://www9.gazetevatan.com/caniler-kursun-yagdirmis/301252/1/Manset

So tell the girls that i am back in town :)

By , December 1, 2009 9:28 pm
St John's Reef / Red Sea / Gorgonian Fan

St John's Reef / Red Sea / Gorgonian Fan

Binbir macera ile dolu bir St John’s Reef seyahatinden tek parça, sağ salim dönmüş olmanın rehaveti içindeyim.
Oldukça zor ama bir o kadar da zevkli bir seyahat oldu, grup son derece uyumluydu. Hava sıcak, su süperdi (28 derece).
Şimdi çektiğim binlerce kareyi etiketleyip sınıflamak ve işlemek gibi bir iş var yapılması gereken.
Bu fotoğrafın konusu bir gorgonian fan model ise sevgili arkadaşım Nilgün Özoğuz, aradaki balıklar ise Anthias anthias’lar.
Fotoğraf Habili Ali resifinde yaklaşık 40 metre derinlikte çekildi. 18-55mm f3.5-5.6 G kit lens ve tek YS90 Auto flaş kullanıldı. Odak uzaklığı 19mm , f5 1/100 @ISO 200.
Bu büyüklükte ve canlı mercanların hala olması gerçekten çok sevindirici.
Fotoğraf ve videolar toparlanana kadar kendinize iyi bakın.
Namaste,

Look for smaller things in life … !

By , November 11, 2009 11:43 am

Daha önce şurada yazmıştım bu konuda, keşiş yengeçleri enteresan hayvanlar. Kendilerine ait bir kabukları olmaması ve yumuşak vücutlarını savunabilmek için kabuk değiştirme zamanı gelince çaresiz bir şekilde oradan oraya koşturmaları değil onları ilginç yapan. Doğal seleksiyon denilen acımasız düzenin içerisinde türünü bu güne kadar devam ettirebilme becerisini gösterebilmesi de değil.

A hermit crab desperately seeking a new shell !

A hermit crab desperately seeking a new shell !

Onu ilginç yapan şeylerden biri değişik alt türlerinin karada veya suda yaşayabilmesi, hayvanlar için uzun sayılabilecek (30 yıl) bir ömre sahip olabilmesi de değil. Kendi kısıtlı gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki bu hayvanı özel yapan şey en çaresiz zamanında bile dayılanmayı elden bırakmaması, mahalle aralarındaki çelimsiz bıçkın abiler gibi iki adım geri atıp diklenmesi, kaçmadan geri çekilmesi (tactical retreat) yani kısaca yiğitliğe *ok sürdürmemesidir.
Sanırım bu da türün devamı sırasında öğrenilen bir davranış biçimi, yengeçlerde savunma mekanizması düşmanla karşılaşınca kolları iki yana açıp efelenmek ve kendini olduğundan büyük göstererek “başka kapıya canım” mesajını veremektir. Keşiş yengeçleri ise arkalarını dönmeden tehlikeyi karşılamaya çalışıyorlar.
Bu hayvanların karada ağaçlara tırmanan türleri de var, hindistan cevizi kabuğunu dolduracak kadar büyük olanları da :)
Hermit on the bark of a tree

Hermit on the bark of a tree

Bazıları hayatta kalabilmek için sırtlarındaki kabuğa anemonlar iliştirerek kimyasal savaş yoluna gidiyor, ortak yaşam açısından ilginç anemon mobilize oluyor, yengeç de daha iyi bir savunmayla saldırganlara karşı koyuyor.
Yeni Zelanda’da bilim insanları yaptıkları camdan kabuklara yerleşen keşiş yengeçlerini inceliyorlarmış, şurada detayları görülebiliyor. Dahiyane bir fikir, keşke bizim insanlarımız da sudan kabuk toplamak gibi hatıra edinme çalışmalarının bu yaratıkları evsiz bıraktığını anlayabilseler.
Bu iki fotoğraf arasında 2 yıl zaman binlerce kilometre mesafe var. Ancak değişen çok fazla bir şey yok. Son seyahatten önce eski fotoğraflarımı karıştırırken birden aklıma geliverdi keşiş yengeçleri.
Deli gibi yağmur yağan bir İzmir gecesinin sonuna gelirken yayında ve yapımda emeği geçen ben, siz değerli okuyuculara selamı bir borç bilir, dünyadaki en değerli şey olan zamanı asla boşa harcamamanızı hatırlatarak huzurlarınızdan ayrılırım.
Bir sonraki foto-tabiat köşemizde buluşmak üzere hoşça kalın.
Namaste,
PS: 1. Fotoğraf f5 1/400 @ISO 200 D50 & 150mm Micro Nikkor, 2. Fotoğraf f3.3 1/50 @ISO 100 Ricoh Caplio DX

Su altında kompakt kameralar ve bilgisayarda işleme (Workflow)

By , September 17, 2009 12:08 pm

Kompakt kameraların sualtında D-SLR kameralara göre belirgin avantajları vardır. Bunların başında öncelikle maliyetleri gelir, sualtı için bir kompakt sistem D-SLR sisteme göre oldukça ucuzdur, küçük boyutları dolayısıyla dalış sırasında kolaylık sağlarlar, gerek hava tüketimi ve dalış rahatlığı olsun gerekse dar alanlarda çalışılması gerektiğinde (kovuk, oyuk gibi) boyutları dolayısıyla avantaj sağlarlar. Gerekli dönüştürücü lensleri kullanarak aynı dalışta hem geniş açı hem de makro çekim yapabilirsiniz, D-SLR sistemlerde ise bu mümkün değildir makinede 10.5mm Fisheye takılıyken dünyanın en güzel deniz tavşanına rastlarsanız talihinize söver ve yolunuza devam edersiniz.

Dezavantajlarına değinecek olursak, bulanık su ve planktonlu ortamlarda, az ışık olduğunda performansları iyi değildir. Yüksek ISO performansı genellikle çok kötüdür. Fotoğraf kalitesi D-SLR makinelerinkinden oldukça uzaktır. Housing derinlik limitleri genellikle daha azdır.

Yinede bence sualtı fotoğrafçılığına başlangıç yapmanın en iyi yoludur ve elinizde dünyanın en gelişmiş D-SLR makinesi bile olsa yanınızda back-up kamera olarak taşımanız gereklidir.

Kompakt kameralar ile çekim yapmanın bir kaç püf noktası var, sualtında derinlik arttıkça renkler kırmızı ile başlayarak kaybolur, ve derinde sadece mavi ile başbaşa kalırsınız. Renkleri geri getirebilmek için iyi bir sualtı flaşı kullanmanız veya sığ suda filtre ile çekim yapmanız gerekir. Bu konulardan daha önce bahsettiğim için tekrar değinmeyeceğim. Ancak diyelim ki flaşınız yok veya su çok bulanık olduğu için flaş kullanamıyorsunuz. Makinenize filtre de takılı değil. Bu durumda neler yapılabilir?

School of snappers original image

School of snappers original image

 

Yandaki fotoğraf böyle bir dalıştan, asıl kameranın bataryası bitmiş, yedek kameraya kalmışız, çok güzel bir snapper sürüsü var ve kızım da gayet hoş bir poz vermiş. Bu anın fotoğrafını çekmek gerek ve eldeki ekipman belli.

DX5000G sea&sea housing içerisinde bir Ricoh Caplio GX kameradır, 5MP çözünürlüklü bu kameranın en güzel özelliği TIFF modunda çekim yapabilmesidir. Dolayısıyla neredeyse sıkıştırma yapmadan bilgiyi saklayan bu modu JPG sıkıştırması ve kayıplara maruz kalmamak için tercih ettim.

Sizin de kompakt kameranızda bu tür bir sıkıştırılmamış mod varsa onu kullanmanızı tavsiye ederim. Kompozisyon ve diğer konulara girmeyeceğim ancak fotoğraf kapalı bir havada ve 18 metre derinlikte çekildi dolayısıyla renklerin kaybolması normal. Hava açık olsaydı güneşi arkama alıp böyle bir çekim yapmayı tercih ederdim.

EXIF ten bakınca çekim değerleri şöyle, f2.5 1/440 @ISO 64 Spot metering. Burada Metering mode ve düşük ISO benim seçimim , f2.5 de öyle, deklanşör hızı ise makinenin uygun gördüğü hız. Sürü her an dağılabileceği için acele etmek gerek. Bu arada dalıcının konumuna, sürüye ve kompozisyona dikkat etmeli, ön plan arka plan konularını dengelemeli ve dalıcının kabarcık bıraktığı anda deklanşöre basmalı. Sualtı fotoğraflarında dalıcının kabarcıklarının görünmemesi bazı insanları rahatsız edebiliyor.

Evet fotoğrafı çektik ve dalış devam etti, makinenin ekranından bakarken karenin fazla yeşil/mavi olduğu dikkatimi çekmişti. Bu durumda çekim sırasında beyaz ayarını elle yaparak bunu önlemek mümkün olabilirdi ancak dalışlarda kullandığım beyaz ayarı eldivenim (içi gri dışı beyaz) yasak olduğu gerekçesiyle dalış dolabında bıraktırıldı ne yaptıysam da divemaster’ı ikna edemedim. Dolayısıyla el ile beyaz ayarı da mümkün olmadı. Böyle bir durumda benim genel seçimim makinenin beyaz ayarını bulutlu havaya göre ayarlamaktır, bu sayede daha sıcak bir beyaz ayarı otomatik olarak kullanılacaktır. Makinenizin bir underwater (sualtı) modu varsa o mod da beyaz ayarı ve yazılım düzenlemesiyle sualtı renk kayıplarını gidermeye çalışan bir moddur eğer hoşnutsanız kullanmanızda sakınca yok.  

Dalıştan sonra fotoğrafları aktarırken bu kareyi çok beğendim ancak çekim sırasındaki yetersizlikler yüzünden renklerinden ve tonlamalarından hoşnut olmadım ve Photoshop ile bu kareyi işlemeye karar verdim. Hala da devam ediyorum dolayısıyla birazdan aşağıya koyacağım versiyon son hali değil. Öncelikle photoshop için başkalarının yazdığı bir takım aksiyonlar var ve arka planın derin mavi olmadığı durumlarda bazen oldukça iyi sonuçlar verebiliyorlar. Yeterli PS bilginiz yoksa ya bu action lardan birini kullanın veya fotoğrafınızı doğrudan siyah beyaza çevirip şansınızı öyle deneyin. PS ile şansını denemek isteyenler için ise workflow dediğimiz kısmı başlıyor bu yazının:

Öncelikle, fotoğrafı %100 e büyütüp netliğini ve gürültü (noise) durumunu kontrol ediyorum eğer fotoğraf %100 de net değilse kesinlikle uğraşmaya değmezPS bir çok şeyi yapabilir ama net olmayan bir fotoğrafı net yapamaz (ne kadar sharpen ederseniz edin). Sonra yaptığım ise histogramı incelemek, önce tamamını sonra tek tek renk kanallarını. İyi bir histogram çan eğrisi şeklinde olmalı ve ne sağa (aşırı pozlanmış) ne de sol tarafa (eksik pozlanmış) yaslanmamalı.

Burada eğer pozlamada bir problem yoksa Image/Adjustmets/ Selective Color/ Neutrals da Magenta +10% ve Yellow +14 değerlerini girip biraz renk sıcaklığını arttırıyorum. Sonra yine aynı yerde snapper sürülerini vurgulamak için Yellows kanalını seçip sarı rengin içerisinden Cyan rengini -62% uzaklaştırıp magenta ve yellow u 46% ve 59% arrtırıyorum. Sarı snapper lar ortaya çıkıyor. Cyan ve Blue kanallarında da sarıyı uzaklaştırıp maviyi ve siyahı arttırıyorum. Sonuçta renkler fotoğrafı çektiğim an olan gerçek renklere benzemeye başladı. Bu ayarları saklayıp aynı dalış ve derinlikte çektiğim diğer fotoğraflar için de kullanmak mümkün. Eğer renkleri bunlarla düzeltemezseniz başka yöntemler (Color fill layers ve blending modes ile kırmızı ile yeni bir color fill layer açıp blending mode unu multiply olraka seçip opacity ile oynayarak) kullanmak da mümkün tabii. 

Renklerle olan sorunun hallettikten sonra kontrast ve keskinliği de curves ve unsharp mask ile çözüyorum. Curves de tipik bir ”S” eğrisi kullanıyorum yeterli oluyor, en son yaptığım işlem ise sharpening (USM) bütün bunlar bittikten sonra ortaya

Snapper school stands out ...

Snapper school stands out ...

 bu fotoğraf çıkıyor, eskisine göre daha iyi bence en azından balıklar ve paletlerin renkleri olması gerektiği gibi. Fotoğrafa hakim olan yeşil ton gitmiş ve daha dengeli olmuş. Eminim ki bu fotoğrafı daha iyi işlemenin yüzlarce farklı yolu vardır ancak ben burada kendi uyguladığım ve görece basit bir yöntemi paylaşmak istedim. Bu fotoğrafı manuel beyaz ayarı yaparak ve gün ışığının daha fazla olduğu bir havada çekseydim sonuç belki biraz daha iyi olabilirdi.

Burada kompakt makinelerin avantajlarına tekrar değinmek istiyorum, en kaliteli D-SLR ile bile dalsanız karşınıza çıkabilecek beklenmedik bir şeyi fotoğraflamak için yanınızda mutlaka bir kompakt makineyi yedek olarak bulundurun. Ne zaman ne ile karşılaşacağınız hakikaten belli olmuyor.

Bu dalış sırasında gördüğümüz Pegasus Fish (Eurypegasus draconis) in elimde tek kare düzgün fotoğrafının olmaması da ayrı bir ironi tabii, bu deree nadir bir balığa rastlamışken asıl kameranın bataryasının bitmesi ve DX5000G nin de bir türlü netlememesi, ışık azlığından kapris üzerine kapris yapması ayrı bir tad bıraktı bende.

Oldukça uzun tuttuğum bu yazıyı birilerine faydalı olması dileğiyle bitiriyor, herkese sağlıklı, güvenli ve bol balıklı/bol fotoğraflı dalışlar diliyorum. 

Veligandu House Reef, North Ari Atoll, Maldivler, f2.5 1/440 @ISO 64

Namaste,

Madivaru Corner – Fish Soup

By , September 10, 2009 12:15 pm

Madivaru Corner – Maldives from Aziz Saltık on Vimeo.

Çok keyifli bir dalış, bulanık su = bol balık teorisinin ispatı.

Bodrum Bodrum …

By , August 27, 2009 9:43 am

Bodrum Dakota Wreck & Unknown Boat Wreck from Aziz Saltık on Vimeo.

Dün gece seyahat öncesi bavulları toplamaya çalışırken sıkıntıdan yaptığım bir kısa video. Bodrum, Karaada, geçen sene yapay resif oluşturmak için batırılan Dakota uçağının batığı ve bu batığın dönüş parkurunda bulunan isimsiz bir tekne kalıntısı. Manuel beyaz ayarı ve magic filtre kullanılarak DX1200-HD ile çekildi.

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy