Category: Tutorials and Reviews

Haftasonu Projeleri – Akıllar Fikirler

By , April 25, 2010 12:24 am

Bu haftasonu epeydir yapmak istediğim bir şeyi yaptım, kendime dairesel bir flaş dağıtıcı (diffüzör) yapmaya karar verdim. Internette benden önce bu salakça fikre kapılan bir sürü insan olduğunu ve havayollarında dağıtılan kusmuk torbalarından tutun da plastik bardaklara veya sigara paketlerine kadar bir sürü değişik tasarım ve fikir gördüm. Benim kafamdaki fikir ise daha sofistike ama yapması 20 dakikadan az sürecek bir şeydi. Benzerini Alex Mustard’ın sualtı için yaptığı ring flaş tasarımında görmüş ve aslında en başta malzemeleri de kendi kendime flaş filtresi (snoot) yapmak için almıştım, snoot daha sonra yapılacak elbet ama şimdi diffüzör yapma zamanı.

Superior Engineering of Aziz Efendi

Yukarıdaki kolajda malzemelerin hepsi ve yapım evreleri sırasıyla görülüyor, plastik saklama kabı (3TL), seloteyp (25kr), Alumiyum Folyo (öğlen yenilen kebaptan apartılma = beleş), beyaz kağıt, cerrahi makas, sağlam bir bıçak, permanent marker. Sağ alt köşede Diffuser Mark I in bitmiş halini görüyorsunuz, içinde yansıtıcı olarak kullanılar aluminyum folyo ve ön yüzeyindeki beyaz kağıt ışığı daha lezzetle dağıtıyor. Hal böyleyken bir kaç deneme fotoğrafı çekmek de farz oldu tabii onlar da şurada:

Paper Tulips - Shot One - 50mm F1.8 @ 1/125th ISO 200

Bu kağıt laleleri çok sevdiğim 50mm f1.8 D ile çektim diyafram tam olarak açık ve yerden tavana doğru flaş kullanılarak pozlandı. Sonuç fena değildi flaşın pozlamasını arttırıp azaltarak daha iyi sonuçlar da elde edebiliyordum. O nedenle bir sonraki aşamaya geçmeye karar verdim.

Attack of the Plasma Clones - 18-55mm @ 30mm F22 1/10th

Evet bana göre pek şugar bir soyut kare olmuştu bu ama nedense kafamda canlandırdığım “Uzaylıların Şile Yolunu İşgali” konseptinden uzaktı henüz bir kaç deneme daha yapmaya karar verdim.

Aliens Invading Şile Highway - 18-55mm @ 30mm F4.5 1/10th

Sonunda istediğim kareyi çekmiş olmanın huzuru içinde bu yazıyı yazmak üzere bilgisayar başına oturdum. Bu arada bu baloncukları yapan çin malı ışık ve köpük tabancasına da verdiğim 7TL yi sayarsak projenin toplam malzeme maliyeti 10.5TL sağladığı tatmin ise pırasylıs :)

Hayatın sizlere iyi davranması dileğiyle,

Namaste,

PS: Fotoğrafları biraz büyük yükledim büyütüp bakarsanız daha güzel olabiliyorlar.

İfade

By , January 13, 2010 8:34 pm

Kara fotoğrafçılığı bilgilerim ancak temel fotoğraf tekniğini kapsadığından (ki onu bile tam olarak bildiğim söylenemez) güzel çekilmiş portrelere imrenirim oldum olası. Neredeyse fotoğrafın başlangıcından beri insanlar portre çekiyorlar, oldukça değişik yaklaşımlar ve ışıklandırma teknikleri kullanarak bir insanın ruh hali, ifadesi, dış görünüşü, hayatı ve kişiliğiyle ilgili bilgileri izleyene aktarıyorlar ve bir kısmı bunu çok çok başarılı yapıyor. Sualtında yüzü olan konuların fotoğraflanması da kendi içinde ayrı bir ustalık gerektiren bir uğraş.

Çekilen fotoğrafın basit bir tür tespit fotoğrafı olmaktan çıkıp bir ifadeyi yansıtabilmesi sualtının alıştığımız zorluklarına bir yenisini ekleyen çetin bir meydan okuma.

Horozbina Portresi (Parablennius gattorugine)

Horozbina Portresi (Parablennius gattorugine)

Portre fotoğrafçılığının sualtında da belirli kuralları var, kısaca söylemek gerekirse konuyu arka plandan soyutlamak, arka planı mümkün mertebe sade hale getirmek, özellikle gözleri ana netlik (odaklama) noktası olarak seçmek, kareyi konu ile mümkün mertebe doldurmak, konuda türe özel bir davranış ve/veya ifade yakalayabilmek.

İfade için Türk Dil Kurumu Sözlüğü şöyle demiş :

Bir duyguyu, yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü.

Balık portrelerinde bir ifade yakalayabilmek gerçekten çok zor, bunun için hem sabırlı olmak, hem iyi bir zamanlama hem de balık davranışlarını tahmin edebilecek tecrübe gerekiyor. Böyle bir anı yakaladığınızda eğer ilk fotoğraftaki gibi konuyu paralel olarak aldıysanız ve netlik göz çevresine olacak şekilde odak noktasını seçtiyseniz objektifinizin bokeh etkisinden yararlanabilmek ve konuyu öne çıkarıp arka planı soyutlamak için diyaframı açabilirsiniz, flaş gücünü ona göre ayarlarsanız dengeli aydınlatılmış bir portre ortaya çıkar.

Bir diğer teknik ise arka planı karartmak ve konuyu bu şekilde ortaya çıkartmak olabilir, bunu sağlayabilmek için diyaframı iyice kısmış olmanız (f16 ve üzeri) ve konuyu arka planı boş olan bir yerde veya açıkta yakalamanız gerekir bu diyafram ve 1/250-1/200 civarı bir enstantane değeri size siyah bir arka plan sağlayacak ve konunuz yeterince renkliyse fotoğrafın etkisini arttıracaktır.

Sad Lisa -- Apogon imberbis

Sad Lisa -- Apogon imberbis -- Cardinal fish

Kardinal balığı (Apogon imberbis) gibi kovuklarda yaşayan ve orta suda yakalaması zor balıklar için bu tekniği uygulamak flaş ışığı kovuk duvarlarından yansıyacağı için oldukça olacaktır. Böyle bir durumda en kısık diyafram ve idare edebileceğiniz en düşük flaş gücü kullanılabilir.

Konu seçimi de oldukça zor ancak bazı basit ipuçları vermek gerekirse korku eşiği yüksek olan kolay kolay ürkmeyen konular 60mm Macro objektif için uygundur, örnek olarak Horozbina verilebilir, istediğiniz kadar sokulabilir ani hareketler yapmadığınız sürece ürkütmeden bu meraklı ufaklıkları fotoğraflayabilirsiniz. Tropik sularda ise anemon balıkları bu türlere örnektir. Yüz yapıları dolayısıyla komik , naif ifadeler yakalamak mümkündür.

Daha ürkek konular için 150mm lik veya daha üzeri Macro objektifler kullanmak gerekecektir, bu konuları gündüz dalışlarında ürkütmeden fotoğraflamak ancak bu objektiflerin sağlayacağı uzaktan odaklama imkanı ile mümkün olur gece dalışlarında ise gece avlananlar hariç tüm balıklar uykuda olacağı için sokulmak ve fotoğraflamak konuları görebildiğiniz sürece daha kolaydır. Bazı konuları ise değil fotoğraflamak dalış lideri olarak fark edip grubunuza göstermeniz bile zordur, küçük kovuklarda yaşayan blenny balıkları, gobiler buna örnek olabilirler.

Full Frontal

Full Frontal -- Yazılı Hani -- Serranus scriba

Yukarıdaki fotoğrafta yer alan yazılı hani, bizim sularımızda bulunabilecek en renkli simalardan birisi ve oldukça güzel fotoğraflar verebiliyor. Bu yazıdaki fotoğrafları özellikle İzmir-Çeşme de yaptığım eski dalışlarda çektiklerimden seçtim, elimde bu konuyu örneklemek için oldukça fazla fotoğraf olmasına ve bunların bir kısmının tropik sularda yaşayan daha sıradışı canlılar olmasına rağmen bu seçimi yapmamın sebebi modern çağın gereği olan kavanoz dipli dünyanın küçülmesi sonucunda zaten iyice gözden düşmeye yüz tutan bizim denizlerimize vefa borcundan diyebilirim. Dünyanın bu küçülmesi ve ülkemizin ekonomik durumu Kızıldenize yapılacak mütevazı bir seyahati bizim sularımızda yapılacak bir dalış seyahatinden neredeyse daha ucuz hale getirmişken bizlerin, gözümüzü açtığımız, yüzmeyi öğrendiğimiz, balıklarını seyredip avlayıp yediğimiz denizleri unutmamamız gerek.

Bu yazıdaki bütün fotoğraflar Nikon D50 kamera, 105mm F2.8 D Micro nikkor objektif ile çekildi (2006 ve 2007 yıllarında), çekim değerleri sırasıyla   f14 1/60 @ISO 200  ,  f18 1/200 @ ISO 200 ,  f18 1 /200 @ ISO 200.

Namaste,

Batık Fotoğrafçılığı

By , January 7, 2010 10:11 pm

İsimsiz Batık / Unknown Wreck

Batıkları hep sevmişimdir. Bazılarında korku veya endişe gibi tepkileri tetiklese de benim için hep serüveni temsil etmiştir onlar. Nedendir bilmiyorum, belki de Open Water brövemi aldıktan hemen sonra 7. dalışımı Kemer de Paris batığına yapmamın bunda etkisi olabilir. Tabii o zamanlar şimdiki gibi Kemer kanalizasyonu Paris batığının üzerine akmıyordu, dalması ve izlemesi gerçekten mükemmel olan karakterli bir batıktı. Bu tarz hikayesi olan batıklara dalmak ayrıca heyecanlı, insanın merakını kamçılıyor.

Çok çeşitli olabiliyor bu batıklar her birinin de sunduğu güzellikler farklı oluyor tabii, ülkemizdeki batıkların en güzellerinden birisi bana göre Monem. Portfolyomda bu batığa ait yüzlerce kare var, planını gözüm kapalı çizebilirim. Bodrum’da batırılan C-47 Dakota uçağı da çok çok güzel aynısından Kaş’ta da var. Çeşme’de bir yeni batık da SG-114 numaralı sahil güvenlik botu, batırılacağı yere karar verilir ve idari sorunlar aşılırsa belki bu sezona yetişebilir.

Batık fotoğrafı çekebilmek için sadece özel donanım değil biraz tecrübe de gerekiyor. D-SLR makinelerle bir batığı kadraja sığdırabilmek için mutlaka balık gözü bir objektif kullanmanız gerek. Ben Nikon 10.5mm Fisheye DX 2.8D kullanıyorum ve küçük sensörlü bir D-SLR de performansından oldukça memnunum. Kullanmanız gereken flaşlar da güçlü ve uzun flaş kollarına sahip olmalı. Compact bir makine ile çekim yapacaksanız mutlaka bir geniş açı dönüştürücü ve yine güçlü flaşlar kullanmanız gerek. INON firmasının imalatı olan balık gözü dönüştürücüler oldukça güzel işler çıkartıyorlar.

Bu iki sistemle de sualtında filtre kullanarak fotoğraf çekmek mümkün, bunun tekniklerinden daha önce bahsetmiştim. Uygun derinlik ve ışık -görüş koşullarında filtre kullanımı konvansiyonel bir sistemle alamayacağınız neticeler almanızı sağlayabilir. Flaş kullanmamanın getirdiği hafiflik ve hareket kabiliyeti de bu yöntemin bir başka artısıdır.

C-47 Dakota - Bodrum

Batıklarda çok çeşitli kompozisyonlarla çok farklı kareler çekmek olasıdır, sadece kalıplaşmış karelere sıkışıp kalmamak hayal gücünü zorlamak gerekir, silüetler, batığın ırgat, bucurgat, demir, vinç, baca, manika gibi aksamları farklı kompozisyonlar için kullanılabilir, batığın içerisinden dışarı doğru, yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya modelli veya modelsiz geniş açı ile çok farklı anlar yakalanabilir. Batıklar konusunda bu blogda daha önce yazdıklarıma ulaşmak için Batık , Monem, Bodrum anahtar kelimeleriyle arayabilirsiniz.

Batık dalışlarında özellikle penetrasyon planlanıyorsa, yani dalgıç jargonuyla söylenenin türkçesi ile batığın kapalı kısımlarına, ambar, kamaralar, makine dairesi gibi yerlerine girilmesi düşünülüyorsa hem dalış ona göre planlanmalı, hem dalıcıların bröve seviyeleri ve tecrübeleri hem de kullandıkları ekipman ona göre olmalıdır. Aksi durumda sonu ölüme varabilecek kazalar mümkündür ve kulunuza inanmıyorsanız google efendide yapılacak basit bir aramanın getireceği sonuçları ibretle okuyabilirsiniz.

Monem - Çeşme

Batıkların siyah beyaz karelerinin de ayrı bir lezzeti var benim için, her ne kadar bazılarında klostrofobi gibi tepkileri tetiklese de batıkların içerisinde doğal ışık kullanılarak çekilmiş kareleri de çok seviyorum. Genel olarak eğer pencere lomboz gibi bir kaynaktan doğal ışık geliyorsa flaşları kapatıp ölçümü dış ortam ışığına göre yaparak pozlamak çok iyi neticeler veriyor. Ortamda bu tür bir ışık kaynağı yok veya yetersiz ise içeride bulunan su büyük ihtimalle partiküllerle dolu olacağı için flaşları dışarıya doğru hafifçe açılandırmak flaş ışığının bu partiküllerden sekerek parlamasını (ki ecnebiler buna backscatter diyorlar) önlemeyi deneyebilirsiniz.

Monem - Çeşme

Modelli çalışırken genel bazı noktalara dikkat etmekte yarar var, fotoğrafı modelin nefes verdiği anda pozlamak ve kabarcıkları kareye dahil etmek hem estetik olarak daha güzel hem de izleyende gayrı ihtiyari oluşan soluksuz kalma hissini ortadan kaldırıyor, mümkün mertebe modelin kameraya bakmamasını kare içinde başka bir noktaya bakmasını sağlamalısınız, modelin elinde bir ışık kaynağı varsa o da kare içinde kamera haricinde başka bir noktaya yönlendirilmiş olmalı, model bir dalıcı olarak da iyi görünmeli kendisi ve malzemesi salkım saçak olmamalı (eğer hala konağa damat seçtiğimiz hissine kapılmadıysanız devam edelim) fotoğraflamak istediğiniz kompozisyon ve planlarınızı bilmeli, dalış öncesinde bunları konuşup kararlaştırmalı ve dalış sırasında da iletişimi sürdürüp modelin konumlanmasına yardımcı olmalısınız. Tabii bütün bunlar hem tüm modelli sualtı fotoğraflrrı için geçerli kurallar hem de eğer bir modelle dalıyorsanız yapılmalılar ama yanınızdaki eğer model değil de buddy’niz ise (dalış eşi) modellikle alakası olmayacağından bu maddelerin bazıları da otomatik olarak uygulanamayacak. Bu yazıya eşlik eden fotoğrafların hiçbirinde model yok hep dalış eşi ya da tesadüfen orada olan dalıcılar var bu da kompozisyonu oldukça zorlaştırıyor.

Her ne kadar dalışımızın amacı fotoğraf çekmek de olsa emniyeti asla elden bırakmamalı, emniyetli dalış limitlerini ve kendinizin ve buddy’nizin  kişisel limitlerini ASLA zorlamamalısınız, o batık hep orada olacak ama siz olamayabilirsiniz.

Yılın bu zamanı sezonu bitirip yeni sezonu iple çektiğimiz zamanlar. Herkese sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Namaste,

Digital Workflow (Short Version)

By , December 18, 2009 6:00 pm
This post was initially in turkish, here i will try to explain the workflow that i have developed the habit of using for processing the digital files that we produce during underwater photography. Before we begin, All brand names are trademarked by their lawful owners including but not limited to ADOBE, NIKON, Photoshop, GIMP, Capture NX , View NX, Bridge, Lightroom and others that i forget to mention here.
After every dive there is a ritual of downloading the photographs to the pc, bagging and tagging, discarding the bad shots and labelling the keepers. This ritual is best done with a fast interface like USB-2 or Firewire and a cataloging/viewing software like View NX or Adobe Bridge or Lightroom or whatever you like to use. I use View NX due to simplicity and efficiency it provides.
After downloading, i catalog , tag and classify, this is very important as the number of photographs that you take increases, it becomes difficult to find how many loggerhead turtle photographs that you have.
 
I use a general setup file for tags and add delete as necessary. After this operation digital editing or the workflow commences. I have experimented with lots of software products for this challenge including GIMP (a very good open source alternative), Lightroom, Adobe Photoshop CS3 etc. You can select the one which suits your needs and budget but i decideed to use Adobe Photoshop CS3 and Capture NX and the workflow is based on that. The image below is directly out of the camera without modifications.
 

Wadi Gimal Reef Scene (Before)

Wadi Gimal Reef Scene (Before)

 
  
First step is to make a copy of the original file and work on the copy, always keep the original intact, this will give you more creative freedom without ruining your shot. I shoot in Nikon RAW format which is called NEF and open my files in Capture NX first. I always start with checking the histogram of the image, the histogram must be evenly distributed bell shaped curve. If the histogram is close to the left the photograph is underexposed and if it is leaned to the right that shows the opposite situation, making the photograph overexposed. The exposure problem can be fixed up to -1 or +1 f-stop but there is a price to pay (noise).
We can deal with the noise using noise elimination software later.
After correcting the exposure, we take a quick look at the White Balance, shooting in RAW gives you the flexibility to change the WB to your liking without destroying the image. I usually use the method of sampling a well lit portion of the reef for the white balance with the WB correction tool. If you have a white surface like a slate or some piece of equipment you can use it as well. After changing the white balance i save the file as NEF and convert to TIFF to switch to Photoshop.
I open the TIFF file in photoshop, if necessary i crop the picture by using a cropping tool and then check and do a quick corner burn if necessary. Corner Burning is a neat trick, i perform it by duplicating the background layer, selecting a fair sized rectangle inside the photograph, using Feather command for rounding the edges of the selection, changing the blending mode of the layer to Multiply and flattening the layers. This burns the corners and pops-out the main subject.
After this step i perform some color balancing magic, by using selective color and adjusting the sliders for the channels REDS, YELLOWS and NEUTRALS. In these channels i usually increase the lost red colour, yellows and blacks until i obtain the colors that i have seen underwater.  As the last step i perform the sharpening, here i use either a sharpening mask and selectively sharpen or a general unsharp mask.
Here we almost have the final image. Save the TIFF file and convert to JPG if it is suitable for your purpose.
Wadi Gimal (After)

Wadi Gimal (After)

As you see it is a fairly short procedure when you have an image which is correctly exposed. If you have other problems like backscatter, bad exposure, improper white balance etc. the time needs to be dedicated to post processing increases exponentially and comes the point at which you have to ask yourself the dreaded question “How bad do i need this photograph?” and act according to your answer.
The photo is a reef scene shot in Wadi Gimal – St. John’s Reef – Red Sea, 10.5mm Fisheye F2.8DX , F13 1/60 @ISO 200
Namaste,

News and Curiosities

By , November 13, 2009 9:42 am
Surgeon fish / Sharm el Sheikh / 2006

Surgeon fish / Sharm el Sheikh / 2006

Yeni şeyler yazmak geldi içimden, şimdi bu alemde tek sualtı fotoğrafı çeken ben değilim elbette. Nice başarılı hatta ekmeğini bu işten kazanan insan evladı var. Kıskançlıktan yeşererek izlediğim, fotoğrafları üzerine kafa patlatıp bu adam bunu nasıl yapmış diye düşündüğüm bir çok usta fotoğrafçı var.
Değerli basınımız  Amos Nachoum‘u keşfetmiş mesela son günlerde, onun fotoğrafları “gülümseyen köpekbalığı fotoğraflandı” , “ölüm anını işte böyle yakaladı”  ve buna benzer catch phrase’lerle son kullanıcıya servis ediliyor.
Neye yanayım bilemedim, adamın ve buna benzer diğer fotoğrafçıların bin bir emek ve özveriyle çektiği ve gerçekten hem fotoğraf hem belgesel değeri çok çok yüksek olan bu fotoğrafların çerez misali ve eksik bilgiyle tüketilmesine mi yanayım, zaten adı çıkmış seksen’e inmez yetmiş’e durumunda soyu tükendi tükenecek diye soluğumuzu tuttuğumuz köpek balıkları hakkında yalan yanlış yazılanlara mı yanayım bilemiyorum.
Tabii bunlar da hayatın gerçekleri, tek teselli belki birilerinin aklında bir merak oluşur da bu adam kimdir ? nedir ? ne yapar ? diye biraz daha derinlemesine araştırır diye umut ediyoruz. Bu alemde takip ettiğim bir kaç yayın var, konudan konuya zıplıyorum ama önemi yok, ülkemizde Sualtı Dünyası / Marine Photo dergisi vardı, hala var gerçi ama artık varlığını internet ortamında sürdürüyor. 
Yurtdışında da bir çok güzel derginin arasında Underwater Photography Magazine var, geçenlerde 51. sayısı yayınlanan bu derginin içinde çok sevdiğim ama uygulamaya yeterince zaman ayıramadığım Close Focus Wide angle yani Yakın Odaklı Geniş Açı çekimler ile ilgili bir yazı var. Yazıyı başarılı bir sualtı fotoğrafçısı ve Magic Filtre’nin geliştiricilerinden olan Alex Mustard yazmış. Hem görselleri son derece başarılı hem de gerek içerdiği bilgiler ve fotoğrafların çekim bilgilerinin sakladığı küçük ip uçları ile okunması gereken bir yazı olmuş, tavsiye olunur. Fotoğrafın konu ile ilgisi yok, tamamen düzenleme faaliyetleri sırasında elime gelen ve bir anıyı tetiklediği için atmaya kıyamadığım bir kare.
Fotoğraftaki bir cerrah balığı, Acanthurus sohal veya diğer adıyla Sohal surgeonfish. Bu balıklara surgeonfish denmesinin sebebi kuyruğuna yakın kısımda neşter gibi keskin yatay bir çıkıntının olması. Fotoğraftaki balığın bendeki yeri ayrı, çünkü kendisiyle şnorkel yaparken beni didiklemeye niyetlenmesi vasıtasıyla tanıştık. Daha önce dalışlarda regülatörden çıkan hava kabarcıklarına dalıp dalıp çıktığını görmüşümdür bu balığın ama ilk tanışmamız şnorkel yaparken gelip maskeme çarpmasıyla olmuştu, sanırım belli bir bölgeyi koruma durumu vardı beni uzaklaştırana kadar defalarca saldırdı. Küçücük balığın cesaretine hayran kalıyorsunuz bir yerde.
Cesaret uğraştığımız her işte gerekli bir şey, sizi bir adım ileriye götüren şeyin ta kendisi cesaret. Amos Nachoum’u o kafesten çıkartıp o büyük beyaz’la dans ettiren şey cesaret, bende büyüyünce o kadar cesur olmayı diliyorum bir gün :)
Haftanın son gününde hayatlarımızın her gününde  her şeyin istediğimiz gibi olması dileğiyle.
Namaste,
Fotoğraf: Sea & Sea DX5000-G  f3.5 1/400 @ ISO 100
Namaste, 

Kaza Geliyorum Demez mi?

By , October 30, 2009 6:42 pm
No place like home

No place like home

Uzun zamandır ihmal etmişim blogu, en son yazının üzerinden 10 gün geçmiş. Sürekli oradan oraya uçuyor olmamın bunda dahli çok tabii ama yinede vakit ayırmak gerek.
Yeni seyahat öncesi ekipmanları gözden geçirirken aklıma sualtında bir şekilde kaybettiğim ekipmanlarım geldi, uzunca bir süreyi hiç kayıp vermeden geçirmiş, etrafımdakilerin su alan housingleri , elden çıkan flaşlarını izlerken artık tüm kontrolleri rutine bindirmiş olmanın da verdiği güven duygusuyla bedelini daha sonradan çok ağır ödeyeceğim bir rehavet duygusunun kollarına kendimi bırakıvermiştim.
Çok tecrübeliydim ben, dalışa daha yeni başlamamıştım ki, detaycıydım, her ayrıntıya dikkat ederdim, dim dim dim derken özgüvene indirilen ilk darbe emektar makinem DX5000-G nin geniş açı dönüştürücü lensini Çeşme / Patlayan Kayalar’ da suyun altında bırakmam oldu. Sert bir havada elimde housing teknenin demirini dipte bir noktaya takmaya çalışırken compact kamerada takılı olan geniş açı dönüştürücü kendini ege denizinin maviliklerine bırakmış ve benim ruhum bile duymamıştı. Bu ayrıntının maliyeti 500TL civarı olması bir yana özgüvenin sarsılması parayla da ölçülemezdi. Böylece ilk altın dersi almış olduk : Düşebilecek her şeyi bağlayın. 3TL lik bir bağ yeri gelir 1000TL lik malzemeyi kurtarır.
Bu olayın üzerinden çok geçmemişti ki o zaman kullandığım D-SLR housing bir dalışta 10-15mt derinlikte cayır cayır ötmeye ve kırmızı su ikaz lambasını gözüme gözüme yakmaya başladı, kısa bir incelemeyle housing’in su aldığını farkettim ve dalışı makine/objektif kaybetmeden sonlandırdım. Housing’in ikaz sistemi olmasa kamera ve takılı olan 105mm f2.8D micro nikkor lens çöpe gidecekti. Bütün bu problemin sebebi ise macro portun macro port tabanı ile birleştiği yerde daha önceden varlığından bile haberdar olmadığım (dolayısıyla bakımını yapmadığım/yaptırmadığım) bir o-ring – ki kendisi 10 dolarlık bir malzemedir- ömrünü tamamlamış ve su geçirmeye başlamıştı. Bu ikinci altın dersin alındığı hadise olarak kayda geçti: Bütün o-ring leri kontrol edin/ettirin. 10 TL lik bir o-ring size binlerce liralık zarar verebilir.
Bu iki olayın üzerinden yıllar geçmiş ve yüzden fazla dalış kaza ve kayıpsız bitrilmiş, hesapsız özgüven denilen başderdi hastalık tekrar nüksetmişti ki, bir haftasonu dalışa gitmeden önce, cuma gecesi hazırlıklarımı tamamlamış ve housingleri gece geç bir saatte kapatarak yatmıştım. Ertesi gün çarşaf gibi bir havada en sevdiğim batıklardan biri olan Monem’e doğru alçalıyorduk ki DX1200-HD kameramın housing içerisinde yüzmekte olduğunu gördüm, satın alalı daha 2 ay olmamıştı, kısacık bir bakış makinenin çöpe gittiğini anlamama yetti ve dalışı kesme gereği bile duymadım. Sonradan o makinenin sadece hafıza kartını kurtarabildim. Dalışı bitirip tekneye çıktığımızda LCD ekranı gövdeye bağlayan ince ipin housing arka kapağı kapanırken araya sıkıştığını ve suyun buradan içeriye girdiğini anladım. Altın ders numero tri en pahalısydı şu ana kadar olanların : Asla yorgunken veya uykusuzken sisteminizi kurmayın, teknede dikkatinizi vererek yapın bu işi. Bu hayat dersinin maliyeti 1000TL civarında oldu. Ama gereksiz özgüven denilen hastalıktan da eser kalmadı tabii.
Artık dalış öncesi dikkat ettiğim şeyleri iki defa kontrol ediyorum, sizlere de bunu yapmanızı tavsiye ediyorum.
Fotoğraf Maldivler Kuzey Ari Atolü / Veligandu Adası, gece dalışı f18 1/200 @ISO 400
Sezonun sonuna geldiğimiz şu günlerde herkese kazasız ve sağlıklı dalışlar diliyorum.
Namaste,

I see you baby

By , October 6, 2009 2:48 pm
A typical Magic Filter Shot

A typical Magic Filter Shot

Bu kare tipik bir magic filtre karesi, daha önce bu magic filtre denilen harika icadın sualtı fotoğrafçısı için ne kadar önemli bir şey olduğunu yazmıştım. Bu filtrelerle olan deneyimim auto-magic denilen kompakt makine filtresi ile sınırlıydı.
Son seyahat sırasında D-SLR makineler için olan blue water magic filtresini kullanma şansım oldu. Bu filtre eğer doğru ortamda kullanılırsa flaş kullanmadan son derece güzel renkler elde etmenizi sağlıyor.
Kullanım yöntemi basit, sığ suda (tercihan 14-16mt ve daha sığ) güneşi arkanıza alarak ve beyaz ayarını elle yaptıktan sonra, makineye hafif aşağıya doğru bir açı vererek çekim yapıyorsunuz.
Arka fondaki bu mavi renk, bu filtrenin alamet-i-farikası, diğer tüm renkler gayet güzel çıkarken mavi inanılmaz tonlar alıyor. Beyaz ayarını derinliğiniz +/-2 metre değişirse yeniden yapmanız gerekiyor. Flaşları almadan dalmak büyük bir özgürlük ama macro çekim için bu teknik ve filtre kullanılamıyor.
Resif manzaraları, geniş açı ve yakın odaklı geniş açı fotoğraflarında çok başarılı sonuçlar alabilirsiniz. Filtre, derinlik ve hava durumuna bağlı olarak enstantane değerlerinin uzamasına sebep olabilir, özellikle diyafram ağırlıklı çekim yapıyorsanız.
Bu durumda, ISO değerini arttırarak sorunu çözebilirsiniz. Görüşün iyi olmadığı plankton ve parçacıkların fazla olduğu sularda flaş kullanmak back scatter denilen plankton patlamalarına ve fotoğrafın rezil olmasına sebep olur. Bu gibi durumlarda da filtre iyi bir çözüm sunuyor.  Fotoğraf Maldivler-Kuzey Ari Atolü-Holi Maru resifinde çekildi, derinlik 5-6 metre arası , hava oldukça bulutlu, çekim değerleri f8 1/50 @ISO 200.
Namaste, 

Su altında kompakt kameralar ve bilgisayarda işleme (Workflow)

By , September 17, 2009 12:08 pm

Kompakt kameraların sualtında D-SLR kameralara göre belirgin avantajları vardır. Bunların başında öncelikle maliyetleri gelir, sualtı için bir kompakt sistem D-SLR sisteme göre oldukça ucuzdur, küçük boyutları dolayısıyla dalış sırasında kolaylık sağlarlar, gerek hava tüketimi ve dalış rahatlığı olsun gerekse dar alanlarda çalışılması gerektiğinde (kovuk, oyuk gibi) boyutları dolayısıyla avantaj sağlarlar. Gerekli dönüştürücü lensleri kullanarak aynı dalışta hem geniş açı hem de makro çekim yapabilirsiniz, D-SLR sistemlerde ise bu mümkün değildir makinede 10.5mm Fisheye takılıyken dünyanın en güzel deniz tavşanına rastlarsanız talihinize söver ve yolunuza devam edersiniz.

Dezavantajlarına değinecek olursak, bulanık su ve planktonlu ortamlarda, az ışık olduğunda performansları iyi değildir. Yüksek ISO performansı genellikle çok kötüdür. Fotoğraf kalitesi D-SLR makinelerinkinden oldukça uzaktır. Housing derinlik limitleri genellikle daha azdır.

Yinede bence sualtı fotoğrafçılığına başlangıç yapmanın en iyi yoludur ve elinizde dünyanın en gelişmiş D-SLR makinesi bile olsa yanınızda back-up kamera olarak taşımanız gereklidir.

Kompakt kameralar ile çekim yapmanın bir kaç püf noktası var, sualtında derinlik arttıkça renkler kırmızı ile başlayarak kaybolur, ve derinde sadece mavi ile başbaşa kalırsınız. Renkleri geri getirebilmek için iyi bir sualtı flaşı kullanmanız veya sığ suda filtre ile çekim yapmanız gerekir. Bu konulardan daha önce bahsettiğim için tekrar değinmeyeceğim. Ancak diyelim ki flaşınız yok veya su çok bulanık olduğu için flaş kullanamıyorsunuz. Makinenize filtre de takılı değil. Bu durumda neler yapılabilir?

School of snappers original image

School of snappers original image

 

Yandaki fotoğraf böyle bir dalıştan, asıl kameranın bataryası bitmiş, yedek kameraya kalmışız, çok güzel bir snapper sürüsü var ve kızım da gayet hoş bir poz vermiş. Bu anın fotoğrafını çekmek gerek ve eldeki ekipman belli.

DX5000G sea&sea housing içerisinde bir Ricoh Caplio GX kameradır, 5MP çözünürlüklü bu kameranın en güzel özelliği TIFF modunda çekim yapabilmesidir. Dolayısıyla neredeyse sıkıştırma yapmadan bilgiyi saklayan bu modu JPG sıkıştırması ve kayıplara maruz kalmamak için tercih ettim.

Sizin de kompakt kameranızda bu tür bir sıkıştırılmamış mod varsa onu kullanmanızı tavsiye ederim. Kompozisyon ve diğer konulara girmeyeceğim ancak fotoğraf kapalı bir havada ve 18 metre derinlikte çekildi dolayısıyla renklerin kaybolması normal. Hava açık olsaydı güneşi arkama alıp böyle bir çekim yapmayı tercih ederdim.

EXIF ten bakınca çekim değerleri şöyle, f2.5 1/440 @ISO 64 Spot metering. Burada Metering mode ve düşük ISO benim seçimim , f2.5 de öyle, deklanşör hızı ise makinenin uygun gördüğü hız. Sürü her an dağılabileceği için acele etmek gerek. Bu arada dalıcının konumuna, sürüye ve kompozisyona dikkat etmeli, ön plan arka plan konularını dengelemeli ve dalıcının kabarcık bıraktığı anda deklanşöre basmalı. Sualtı fotoğraflarında dalıcının kabarcıklarının görünmemesi bazı insanları rahatsız edebiliyor.

Evet fotoğrafı çektik ve dalış devam etti, makinenin ekranından bakarken karenin fazla yeşil/mavi olduğu dikkatimi çekmişti. Bu durumda çekim sırasında beyaz ayarını elle yaparak bunu önlemek mümkün olabilirdi ancak dalışlarda kullandığım beyaz ayarı eldivenim (içi gri dışı beyaz) yasak olduğu gerekçesiyle dalış dolabında bıraktırıldı ne yaptıysam da divemaster’ı ikna edemedim. Dolayısıyla el ile beyaz ayarı da mümkün olmadı. Böyle bir durumda benim genel seçimim makinenin beyaz ayarını bulutlu havaya göre ayarlamaktır, bu sayede daha sıcak bir beyaz ayarı otomatik olarak kullanılacaktır. Makinenizin bir underwater (sualtı) modu varsa o mod da beyaz ayarı ve yazılım düzenlemesiyle sualtı renk kayıplarını gidermeye çalışan bir moddur eğer hoşnutsanız kullanmanızda sakınca yok.  

Dalıştan sonra fotoğrafları aktarırken bu kareyi çok beğendim ancak çekim sırasındaki yetersizlikler yüzünden renklerinden ve tonlamalarından hoşnut olmadım ve Photoshop ile bu kareyi işlemeye karar verdim. Hala da devam ediyorum dolayısıyla birazdan aşağıya koyacağım versiyon son hali değil. Öncelikle photoshop için başkalarının yazdığı bir takım aksiyonlar var ve arka planın derin mavi olmadığı durumlarda bazen oldukça iyi sonuçlar verebiliyorlar. Yeterli PS bilginiz yoksa ya bu action lardan birini kullanın veya fotoğrafınızı doğrudan siyah beyaza çevirip şansınızı öyle deneyin. PS ile şansını denemek isteyenler için ise workflow dediğimiz kısmı başlıyor bu yazının:

Öncelikle, fotoğrafı %100 e büyütüp netliğini ve gürültü (noise) durumunu kontrol ediyorum eğer fotoğraf %100 de net değilse kesinlikle uğraşmaya değmezPS bir çok şeyi yapabilir ama net olmayan bir fotoğrafı net yapamaz (ne kadar sharpen ederseniz edin). Sonra yaptığım ise histogramı incelemek, önce tamamını sonra tek tek renk kanallarını. İyi bir histogram çan eğrisi şeklinde olmalı ve ne sağa (aşırı pozlanmış) ne de sol tarafa (eksik pozlanmış) yaslanmamalı.

Burada eğer pozlamada bir problem yoksa Image/Adjustmets/ Selective Color/ Neutrals da Magenta +10% ve Yellow +14 değerlerini girip biraz renk sıcaklığını arttırıyorum. Sonra yine aynı yerde snapper sürülerini vurgulamak için Yellows kanalını seçip sarı rengin içerisinden Cyan rengini -62% uzaklaştırıp magenta ve yellow u 46% ve 59% arrtırıyorum. Sarı snapper lar ortaya çıkıyor. Cyan ve Blue kanallarında da sarıyı uzaklaştırıp maviyi ve siyahı arttırıyorum. Sonuçta renkler fotoğrafı çektiğim an olan gerçek renklere benzemeye başladı. Bu ayarları saklayıp aynı dalış ve derinlikte çektiğim diğer fotoğraflar için de kullanmak mümkün. Eğer renkleri bunlarla düzeltemezseniz başka yöntemler (Color fill layers ve blending modes ile kırmızı ile yeni bir color fill layer açıp blending mode unu multiply olraka seçip opacity ile oynayarak) kullanmak da mümkün tabii. 

Renklerle olan sorunun hallettikten sonra kontrast ve keskinliği de curves ve unsharp mask ile çözüyorum. Curves de tipik bir ”S” eğrisi kullanıyorum yeterli oluyor, en son yaptığım işlem ise sharpening (USM) bütün bunlar bittikten sonra ortaya

Snapper school stands out ...

Snapper school stands out ...

 bu fotoğraf çıkıyor, eskisine göre daha iyi bence en azından balıklar ve paletlerin renkleri olması gerektiği gibi. Fotoğrafa hakim olan yeşil ton gitmiş ve daha dengeli olmuş. Eminim ki bu fotoğrafı daha iyi işlemenin yüzlarce farklı yolu vardır ancak ben burada kendi uyguladığım ve görece basit bir yöntemi paylaşmak istedim. Bu fotoğrafı manuel beyaz ayarı yaparak ve gün ışığının daha fazla olduğu bir havada çekseydim sonuç belki biraz daha iyi olabilirdi.

Burada kompakt makinelerin avantajlarına tekrar değinmek istiyorum, en kaliteli D-SLR ile bile dalsanız karşınıza çıkabilecek beklenmedik bir şeyi fotoğraflamak için yanınızda mutlaka bir kompakt makineyi yedek olarak bulundurun. Ne zaman ne ile karşılaşacağınız hakikaten belli olmuyor.

Bu dalış sırasında gördüğümüz Pegasus Fish (Eurypegasus draconis) in elimde tek kare düzgün fotoğrafının olmaması da ayrı bir ironi tabii, bu deree nadir bir balığa rastlamışken asıl kameranın bataryasının bitmesi ve DX5000G nin de bir türlü netlememesi, ışık azlığından kapris üzerine kapris yapması ayrı bir tad bıraktı bende.

Oldukça uzun tuttuğum bu yazıyı birilerine faydalı olması dileğiyle bitiriyor, herkese sağlıklı, güvenli ve bol balıklı/bol fotoğraflı dalışlar diliyorum. 

Veligandu House Reef, North Ari Atoll, Maldivler, f2.5 1/440 @ISO 64

Namaste,

Sea & Sea DX1200-HD Review Part Four

By , April 29, 2009 5:41 am

Well, this is the fourth part of my review for the DX1200-HD. I have concluded 6 dives with this setup and now have a certain feeling of the camera. My best settings for photography are as follows:

Program Mode (P) with -1 EV correction since the camera tends to overexpose +1EV generally. ISO 100, normal sharpness, absolutely MANUAL WHITE BALANCE.

Speaking of manual white balancing, it is very easy to perform underwater (takes to press 3 buttons) and gives very good results. This photograph was taken at a depth of 68 feet in Cyprus, without strobes using a magic filter and manual white balancing. The wide angle converter lens was used as well. The photograph is not doctored in Photoshop or other software and is like this straight out of the camera.

White balancing is done by pressing the change button on the lower left, selecting the white balance mode and going to the funny icon on the left, after pressing ok, pressing the shutter button to measure white balance value and ok button to record it. It is good practice to change white balance if you change your depth by more than 6 feet.

Video mode is impressive as well, the same white balancing method works in the video mode too. The camera generates too much noise after ISO 400 and has focusing problems in low light, a focus light attached to the housing top helps fixing this problem. The close-up lens kit was not impressive as the wideangle, i had focusing problems with that and finding suitable subjects was a real challenge.

Due to enormous amounts of data being written during video shoots, a very fast SD-HC card is required, otherwise the recording is not successfull and shakes, stutters occur in the video. I have selected a SanDisk Ultra III of 8 GB capacity. A funny thing here is, the maximum single file size for a video file is 4GB so if you shoot continuously, an 8GB card will hold 2x4GB , thus two files. This causes some confusion in calculating the remaining storage space since the camera shows the remaining space in minutes and it tends to remain the same.

Ergo, this is a very capable camera for a beginner/intermediate underwater photographer and in my case a very nice second gear / back-up camera during diving to accompany my D300.

This concludes my humble review, which is available in four parts in this blog, if you read it and leave feedback somehow i would be glad.

f2.8 1/60th @ ISO 100 Manual WB + Magic Filter

Namaste,

Sea & Sea DX1200-HD Review Part Three

By , April 12, 2009 12:21 pm

So the long wait is over, i had three dives with the DX1200-HD yesterday. The weather was cloudy, the sea was calm and cold (16 C) , i had to put on a full wet suit and a shorty on top of it :)

First the good news :

-The video capabilities are quite satisfactory. The compact size enabling easy handholding and shooting, auto w/b is very good and the wideangle lens has enough coverage.

-The battery survived 3 dives of totalling 90 minutes. Shooting over 20 minutes of video and some 76 photos.

-Used magic-filter and manual white balancing for most of the shots.

-The photographs and videos were shot not in the most favorable conditions, the light was very scarce especially during the 2nd and 3rd dives. White balancing underwater is very easy. The housing is very robust.

Now the bad news:

- ISO 400 has visible noise, ISO 800 is even worse and not to be tried.

- The power button can be mistaken as the shutter release especially in the heat of the moment, when you are shooting something very rare or interesting (a tribute to Murphy)

- Close-up lens is not easy to get used to, it is not easy to correctly focus.

The video that i have shot can be seen here. I have the feeling that with the magic filter and in shallow tropical waters this combination will be a bliss to use.

Namaste,

Photo : ISO 400 , F2.8 1/95 th sec, Multi Metering , Manual W/B

Panorama Theme by Themocracy