Category: Short

Bilim

By , January 18, 2012 11:51 am

Sualtı fotoğraflarının kullanılması ve fotoğrafçının emeğinin karşılığı ile ilgili Tony Wu’nun şurada güzel bir yazısı vardı hatta başka fotoğrafçılar tarafından başka dillere de çevirisi yapılmıştı. Profesyonel fotoğrafçı denilen ve hayatını bu işten kazanan insanların karşılaştığı en önemli sorunlardan birisidir bu. Basit bir fotoğraf karesi gibi görünen bir eserin (eser diyorum farkındaysanız) fotoğrafçıya olan maliyeti konusunda bir fikriniz olmayabilir. Olmak zorunda da değil ancak bir fotoğrafı ticari bir üründe kullanmak size gelir kazandıracaksa bu fotoğrafın kullanım bedeli asla bedava olamaz olmamalıdır.

 

Thunnus thynnus - Blue fin tuna

 
Bunun bir çok sebebi var ama ilk akla gelenler fotoğraf için yaptığımız ekipman yatırımı, o fotoğrafı çekmek için yapılan çalışma, okuma, öğrenme sürecinin maliyeti, fotoğrafın çekildiği yere yapılan seyahat ve yapılan dalışların maliyeti ve hepsinden önemlisi fotoğrafçının emeği söz konusu. Dünyanın öbür ucuna saatler bazen günler süren ve oldukça maliyetli seyahatler yapıp suyun metrelerce altında bazı durumlarda saatler süren çalışma sonucu çektiğiniz, çekebilmek için binlerce dolar ekipman yatırımı yaptığınız bir fotoğrafın birileri tarafından bedava kullanılmak istenmesi ya da bir adım ileri giderek utanmazca kullanılması insanı üzüyor.
 

Thaumoctopus mimicus - The mimic octopus - Indonesia

 Bu bilimsel yayın ya da doğa koruma – konservasyon organizasyonları için geçerli değil elbette ancak geri kalanlar için durum budur.

Dün Barcelona Üniversitesi’nden gelen bir fotoğraf talebi üzerine aklıma geliverdi bu okuduklarınız. Büyük predatörlerin trace elementler kullanılarak takip edilmesi ile ilgili bir makale için bir fotoğrafımı kullanmak istemişler, mutluluk duydum.

Namaste, 

2011

By , December 26, 2011 11:40 am

2011 hayatımda en az sevdiğim sene oldu, pek çok sevdiğimi 2011 de kaybettim, kaybediyorum. Bu nedenledir ki bir an önce bitmesini istiyorum bu annus horribilis‘in.

Yine de gelecek olan yeni yıla yüzümüzde bir gülümsemeyle girebilmek için şuracığa yukarıya en son yaptığım sualtı sunumunda gösterdiğim kısacık bir sualtı filmini koyuyorum. Maldivler, Endonezya, Güney Kızıldeniz ve İzmir’de çekilen görüntülerin kısacık bir kolajı.

Yeni yıl hepinize ve hepimize sağlık ve mutluluk getirsin.

Namaste,

Lüfer Hatırası

By , October 17, 2011 9:51 am

Haftasonu oldukça hareketli geçti, Istanbul hudutları içerisinde “Nereden baksan 50000 fersah” kıvamında bir gündü benim için. Her haftasonu gerçekleşen rutin işlerimin dışında bir de bayram kutlaması vardı. Lüfer Bayramı, yıllar yılı sofralarımızın süsü olan Lüfer balığının avlanma boyunun 14cm den 20cm ye çıkarılması ile neticelenen uzun Istanbul Lüfer’e Hasret Kalmasın Kampanyası sonucunda kazanılmış bir bayram.

Lüfer o kadar güzel bir balıktır ki hem avlaması hem yemesi bu kadar zevkli olan balık neredeyse az bulunur. Istanbullu bilir Lüfer’in nasıl avlanacağını ve tadını, bundan bir kaç yıl önce Ekşi Sözlük bünyesinde Çocukken Lüfer Tarafından Isırılmak diye bir başlık görmüş tüm. Daha sonra bu konuyu Kıpırdama Çekiyorum‘da da ele almıştım. Lüfer çocukluğumuzun bir parçası ve bilinçsiz avlanma, çevre kirliliği ve sanayileşme yüzünden soyu tükeniyor.

Lüfer Bayramı - Bluefish Holiday - 15.10.2011

Lüfer Bayramı oldukça başarılı oldu diyebilirim. Bu bayram kapsamında Istanbul’un eski efendileri eski avları ve balıkları anlattılar, çocuklar lüfer resimleri çizdiler ve boğazın en baba lüferi’ni avlamak için bir yarışma yapıldı. Fındıklı parkı sahilinde yapılan yarışmaya basının da ilgisi büyüktü. Tabii balık avı yarışması aslında sembolik bir olaydı, azıcık balıktan ve balıkçılıktan anlayan herkes bu mevsimde balığın kanal suyu denilen boğazın akıntılarının karıştığı derin sularda olduğunu ve kıyıdan lüfer tutmak için henüz erken olduğunu bilir.

Boğazın En Baba Lüferi Yarışması

Ancak, amaç gerçekten balık avlamak değil Lüfer’e ve onun soyunun tükenmekte olduğuna dikkat çekmekti. Bu sırada bir gün önce gırgır teknesiyle yakaladığı kocaman kofana’yı yarışmaya sunan gırgır teknesi sahibi dostumuz da feveran etmesine rağmen haksızdı. Amaç gırgırcıları engelleyip avı yasaklamak değil, bilimsel araştırmalar sonucu üreme boyu 24cm olan Lüferin daha yumurta dökmeden avlanarak soyunun kurutulmasını engellemek, insanları bilinçlendirmek.

Bu kapsamda yolu bir şekilde denizle kesişen herkesin olduğu gibi internet üzerinde deniz ve balık sevdalılarının oluşturduğu deniz sözlük tarafından bir Lüfer Hatırası programı organize edildi, çok sanatkar bir grafikerin tasarladığı nostaljik bir lüfer hatırası panosu önünde insanlar gelecek nesillere kalacak hatıra fotoğrafları çektirdiler. Lüfer sadece fotoğraflarda ve hatıralarda kalmasın diye avlanma boyunun balığın üreme sınırına çekilmesi gerektiğinden söz ettiler. Bir çok genç insan buz gibi soğuğa ve yağan yağmura rağmen lüferin yanında olmak için oradaydılar.

Lüfer Hatırası – Deniz Sözlük

Sonunda Lüfer Hatırası’etkinliği ve Lüfer Bayramı amacına ulaştı, ana haber bültenlerinde bir süre de olsa insanlara gereken mesaj ulaştırıldı.

Bu arada şunun da belirtilmesinde fayda var, balığın ölçümü kuyruk yayının ortasından yapılmalı, en uzun kuyruk ışınının ucundan başının sonuna kadar değil.

Eğer başarılı olursak artık balıkçı tezgahlarında defne yaprağı, çinekop, sarıkanat göremeyeceksiniz. Sadece Lüfer ve Kofana olacak olması gerektiği gibi.

Sonuçta bu etkinliği düzenleyen Fikir Sahibi Damaklar’a ve Deniz Sözlük oluşumuna çok teşekkür ediyorum.

Darısı, Orfoz’un Orkinos’un başına.

Namaste,

Bir Macro Müptelasının İtirafları

By , October 5, 2011 3:48 pm

Bu gün yazmak istemiyorum, bir kaç fotoğraf karesi koyup gideceğim. Bir nevi “Bir arkadaşa bakıp çıkacağım” durumu yani. Aslında yazmak istiyorum da nedense gücüm yok kusuruma bakmayın. Hayat bu aralar çok dinamik, yetişme çabam sürüyor, durmayalım düşeriz modunda kürek çekmeye devam ediyorum.

Hermit Crab - Lembeh - Indonesia

 

Keşiş yengeçlerini seviyorum, gerçi bütün canlılar sualtında ekmeğinin peşinde ama keşiş yengeçleri daha bir kalender daha bir gün görmüş hayvanlar. Zaten bu evrim dedikleri acımasız süreçten çıkıp varlığını sürdürebilmek için bütün canlılar seksen takla atıyor.

Denizatı - Hippocampus hystrix - Lembeh

Evet, deniz atları da var mesela onlar da çok güzel canlılar, çok da kırılganlar. Bu hayvanları doğru düzgün fotoğraflamak çok zor mutlaka son dakikada kadrajı, kompozisyonu bozacak bir numara yaparlar bunlar. İlk Lembeh seyahatimde görmek istediğim yaratıklar listesi’nin (wishlist) en tepesinde denizatları vardı. Seyahatin 2. günü toplam 7. dalıştan sonra artık deniz atlarına dönüp bakmaz olmuştum. Her yerde envai çeşit deniz atı vardı.

Pigme Sübye - Pigmy cuttlefish - Lembeh

Fotoğraf sandığını deşelerken bir yandan yazıyorum, kusura bakmayın sakın. Mesela şu üstteki pigme sübye, çok oyuncu bir kardeşimiz 3cm ya vardır ya yoktur boyu. Şimdi bu arkadaş, bu karede örneğin, “Gelme, gelme fena yaparım, gelme dedim bak!” hareketini yapıyor. Tentaküllerin biri göğü biri yeri gösteriyor “Kako i na nebu tako i na zemlji” diyor gibi gibi. Ama RAW çekmenin önemini de anlatıyor aslında, bu fotoğrafı aslında eksik pozlamışım, 1EV kadar düzelttim RAW’dan çevrirken, JPG çeksek bu imkan olamazdı oysa ki.

Juvenile Boxfish - Lembeh - Indonesia

Sonra photoshop bilmek de önemli tabii, misal yukarıdaki fotoğrafta çok küçük ama fotoğrafın kalitesini bana göre olumlu etkileyen bir müdahale var. Sualtı fotoğrafçılığı’nın duayenlerinden Cathy Church sayesinde öğrendiğim bu ufak numara gerçekten çok işe yarıyor. Oldukça da basit tüm fotoğrafa az miktarda Filters > Noise > Dust and Scratches uygulayıp daha sonra History Brush ile sadece konuyu silerek eski haline getiriyoruz, sonra da istediğiniz yöntemle sharpening uyguluyoruz ve hop! Konu arka plandan soyutlanıyor.  Fotoğraf çekip de Photoshop ya da benzeri görüntü işleme programlarını dışlamak malesef imkansız.

Ghost shrimp - Pliopontoni furtiva - Lembeh

Yukarıdaki fotoğrafta görülen karides bir hayalet karides, ghost shrimp, Pliopontoni furtiva, bunlar genellikle bir tür anemonun içerisinde ve çift olarak yaşıyorlar, tehlike geldiği zaman anemonun ağzının içine yerleşiyorlar. İlk gördüğümde anemon karidesi öğle yemeği olarak seçti sanmıştım ama commensal hayatın bir aksiyonuymuş bu. Neredeyse şeffaf olan gövdesi yüzünden düzgün ışıklandırmak kolay değil, kayıtlara geçsin istedim. Yani hayvanı buldun, çök deklanşöre çat, çat, çat değil bu iş. Konuyu bul, yüzerliğini, havanı idare et, güvenlği elden bırakma, konuyu taciz etme, gereğinden fazla oyalanma, adam gibi fotoğraflar çekmeye çalış gerçekten zor zenaat.

Saron shrimp - Lembeh - Indonesia

Son konuğumuz ve kapanışı yapacak olan güzelimiz Saron karidesi, Saron marmoratus, uzun süredir istek listemde olan bir canlıydı, onunla da tanışmak kısmet oldu. Mutluyum. Bu arada şunu farkettim, Macro ve özellikle Lembeh alışkanlık yapmış bende. Dalış düşününce aklıma ilk gelen şey macro fotoğraf çekmek oluyor.
Tedavi falan mı olsam ne?
Namaste,

Değişiklik

By , August 15, 2011 12:31 pm

Yakın zamanda kısa ancak yorucu bir Amerika seyahati yaptık, 4 şehir gördük, 3 uçak ve 2 tren yolculuğu yaptık. Uzun zamandır görmediğimiz dostları görme şansımız oldu bir kısmını da görmek isteyip göremeden döndük malesef. Aşağıdaki fotoğraflar bu seyahatin izlenimleri ve herhangi bir önem sırası ya da ayrıcalık olmadan birazdan burada arz-ı-endam eyleyecekler. Her zaman sualtı yazacak değiliz ya bu sefer de böyle olsun ey okur.

Best Friend - Freedom Trail - Boston MA

İlk fotoğraf Boston – Massachusets – Freedom Trail dedikleri gezinti yolundan. Amerikan tarihi için önemli bir çok hadisenin geçtiği bölgeyi yürüyerek dolaştığınız bu güzergahta fotoğraftaki amcanın kırmızı ayakkabılarına ve köpeğine tav oldum. Bu arada en çok beğendiğim şehir de Boston oldu, birincilik telini izninizle Boston’a veriyorum. İki gün burada debelendikten sonra bir trene koyulup Providence – Rhode Island’a yola koyulmuştuk bile, kızımızı üniversiteden almak gibi önemli bir misyonumuz vardı.

Korean War Memorial - Providence - RI

 Trenden indikten sonra bir süre sağda solda dolaştık ve ders saati bitene kadar zaman öldürdük, sonra College Hill denilen tepeye tırmanarak üniversite avlusunda beklemeye başladık. Yol üzerinde Kore şavaşında ölenlerin anısına yapılan anıtı gördük, soluklanmak için beş dakika dururken yerde döşeli tuğlalarda yazan isimleri ve kaderlerini inceledik. O zavallılar sonlarının Providence’ta bir parkta yere çakılı bir tuğlaya kazınacak bir isim olacağını bilseler taa buralardan kalkıp Kore’ye giderler miydi acaba? Neyse, yolumuza devam ettik ve üniversite avlusuna ulaştık. Hava güzeldi ve sincaplar ortalıkta fink atıyordu. (Türk sincapları olsalar cirit atarlardı oysa Amerikan sincapları fink atmayı tercih ediyorlar. Bilmeyenler için ise Fink buralarda atılabilen bir şey). Bu sincapların akrabaları bir gün önce Harvard Üniversitesi’nin bahçesinde halay çekiyorlardı. Neyse daha ders saatinin bitmesine çok vardı ve zamanı etraftaki gençleri gözlemleyerek geçirdik. Bir süre sonra beklenen buluşma gerçekleşti, arkasından uzunca bir zamandır Providence’ta yaşayan dostlarımızı da ziyaret ettikten sonra Boston’a döndük bir sonraki macera yarın başlayacağı için erkenden yatmak gerekiyordu.

Hogwarts and Hogsmeade - Orlando FLA

Ertesi sabah bir uçağa atlayıp doğruca Orlando, Florida’ya yollandık çünkü öyle yapmamız gerekiyordu ve aklıevvel tüm insanların Ağustos ayında Florida hudutlarından çıkmalarına aldırış etmeden cesurca bir aldırmazlıkla kendimizi Orlando’da buluverdik. Hava cehennem gibi sıcak olmasından başka tamamen random bir şekilde yağan ve süresi belirsiz yağmurlar maceramızı başka boyutlara taşıyordu ama kararlıydık. Kissimee’de göl kıyılarında dolaşacak timsahlara selam söyleyecek Universal Studios’u karış karış gezecektik. Sayılı gün çabuk geçiyor dostlar, zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz Hogwarts ve Hogsmeade atraksiyonlarının tadı damağımızdan silinmeden başka bir sabah erkenden kalkıp bizi New York’ a götürecek olan uçağa kurulmuştuk bile.

Too many instructions - New York NY

Isınamadığım tek şehir New York oldu, sanırım çok yaşlıyım burası için. İlk gün gökdelenlere bakmaktan boynum ağrıdı ve her tarafı sarmış olan trafik işaretleri ve insan kalabalığı resmen boğdu beni. Sabah dokuzda şehre ulaşmıştık ama otel odası saat 15.00 te boşalıyordu ve eşyaları otele bırakıp sokaklara dökülmekten başka yapacak bir şey de yoktu. Bu durum bolca gökdelen fotoğrafı çekmeme sebep oldu. Amerikalıların da çocuklarıyla ilgili dertleri varmış ve onları anlatan t-shirtler yapmışlar.

Complaining - New York NY

 Sokaklarda amaçsız bir şekilde yürümenin zevki kendisini yorgunluğa bırakmaya başlamıştı ki çift katlı hop-on  / hop off tur otobüslerini ve onları komisyon karşılığı pazarlayan Senegal’li kardeşlerimizi gördük. Otobüse kurulduk ve rehberin binalarla ilgili gerçekten ilgi çekici sunumunu dinleyerek Manhattan’ı turlamaya başladık.

Stairway to Heaven - New York NY

Değişik binalar, değişik fasadlar, değişik dokular sunuyordu şehir bize bu arada bu seyahat için yanıma aldığım eşimin kamerası Olympus Micro 3/4 E-PL1 hiç fena bir kamera değil diye düşündüm birden. Rehber abla binalarla ilgili gerçekten ilginç şeyler anlatıyordu.

Facade - New York NY

İki saatlik bu otobüs yolculuğu sırasında bir sürü ilginç şey öğrendim ve unuttum. Tura katılmadan Broadway’de Chicago müzikaline bilet almıştık ve sabah 4.00 ten beri ayakta olduğumuz için artık iyice yorulmuştuk. Trump Tower civarına geldiğimizde makinenin şarjı bitti aşağıdaki kareyi çekip makineyi kapattım.

Monolith - New York NY

Otobüs başlangıç noktasına geri döndüğünde odamız hazırdı, akşamki oyuna kadar güç topladık. Sonrasında oyunu seyrettik gerçekten inanılmazdı ve salon neden tıklım tıklım dolu anlaşılıyordu.

Şimdilik bu kadar, bir sonraki yazıda Türk’ün B&H Photo Video ile imtihanı var a dostlar.

Namaste,

Küçük güzeldir?

By , July 21, 2011 10:52 am

Aslan balıklarını severim. Her ne kadar gece dalışlarında fazlaca samimi olmaya meyilli de olsalar bir kere güzeldir Aslan balığı. Bir çok farklı türü olan bu balıkları gündüz vakti resifin üzerinde tembel tembel dolaşırken gece vakti de avlanırken görürsünüz. Son derece başarılı bir avcıdır ve zehirli dikenlerinden dolayı fazlaca rahatsız edeni de yoktur. Güney kızıldeniz’de bir gece dalışı sırasında fenerlerimizin ışığına gelerek atrafımızı saran aslan balıklarından fenerimi Kanije Müdafaası filminde Dr. Fahrettin Cüreklibatur’un düşmanlara saldırması misali bir gürz gibi sallayarak kurtulmuşluğumuz vakidir.

Ancak, mekan Endonezya – Lembeh olunca neredeyse hiç bir canlı aynı değil her şey evrilmiş ve ortama uymuş ve buna aslan balıkları da dahil. Buradakiler Pterois volitans gibi babaçko değiller.

Shortfin lionfish Dendrochirus brachypterus

Fotoğraftaki gibi daha küçük ve daha şirin buradaki aslanlar. Öyle yüzgeçlerini savura savura eski zaman külhanbeyleri gibi naralanarak gezmekten ziyade küçük ve ekonomik hareketlerle siyah volkanik kumun üzerinde hareket ediyorlar. Fotoğraflaması göreceli olarak daha kolay ve renk- desen olarak da büyük akrabalarından daha güzeller.

Shortfin lionfish Dendrochirus brachypterus

Kırmızı hahverengi çizgili yüzgeçleri flamenko dansçılarının kıyafetlerini andıran bu balık çok renkli ve güzel fotoğraflar verebiliyor. Bana göre fotoğraf çekerken gölgelerden de yararlanmak için bir flaşın gücünü azaltmak ya da konumunu balığın arkasına gelecek şekilde değiştirmek fotoğrafa daha dramatik bir hava katabiliyor.

Bünyemdeki azot yavaş yavaş sistemi terk ederken bayram tatilinde yapacağımız dalışların hayalini kuruyorum.

Namaste,

Banggai Cardinalfish

By , July 8, 2011 9:53 am

Merhaba,

Şu şarkıyı dinleyerek başlıyorum bu yazıya, şarkı Moskva-Odessa Vladimir Vysotsky’nin sevdiğim şarkılarımdan birisi. Vladimir Vystostky sevdiğim rus ozanlarından biri tıpkı Okudzhava gibi Rosenbaum gibi. Bu şarkıları sevmek için rusça bilmenize gerek yok gerçi bilseniz daha da süper olur ama o kadar insani duygularla yazılmış şarkılar ki bunlar anlamasanız da size bir şeyler hissettirirler. Bazı zamanlar hayatımın azımsanmayacak bir kısmını geçirdiğim o soğuk ülkeyi özlüyorum hele şimdi tam da o zamanlar başımdan geçenleri yazmaya başlamışken eski dostları ve anıları hatırlayıp hüzünlenebiliyorum aptalca.

Neyse, Endonezya’dan döneli fazla olmadı sağ elimdeki hydroid yarası daha iyileşmedi dolayısıyla henüz kurumuş sayılmam ve bu gün sualtı konuşmak istiyorum geçmişi yad etmek değil. Bu seyahatte bir çok şaşırtıcı şey gördüm sualtında, bir sürü nadir ve hayranlık verici canlı ile karşılaştım (işte tam bu anda sanki bir kaşif edasıyla yazdığımı farkedip yazıdan nefret ediyorum ama kusuruma bakmayın) daha önceden çekmeyi planladığım canlıların da bir çoğunun iyi kötü fotoğrafını .çekebilme şansım oldu. Mesela geçen seyahatte ilk kez gördüğüm Mantis karidesinin (Peacock Mantis Shrimp – Odontodactylus scyllarus) şu fotoğrafını çekebildim.

Peacock Mantis Shrimp - Odontodactylus scyllarus - Eye detail

Bu canlının öylesine gelişmiş gözleri var ki bakışından kaçabilmek imkansız her iki göz de bağımsız olarak farklı farklı noktalara ve aynı anda birden fazla noktaya odaklanabiliyor. Bu canlının göz yapısı ve polarize ışığı görebilmesini inceleyen bilim insanları bu sayede yeni veri saklama yöntemleri geliştirmeye çalışıyormuş. Bu sefer bu canlıyı hem fotoğraflamayı hem de video görüntülerini çekmeyi başardım bir ara onları da göstereceğim. Ama asıl konumuz bu değil.

Konumuz Banggai Kardinal Balığı – Banggai Cardinalfish – Pterapogon kauderni, akvaryum ticaretinde çok tercih edilen bir cins olan bu balık aslında Endonezya’nın Banggai adasında endemik bir tür olarak yaşamakta iken akvaryum tacirleri tarafından bir şekilde Lembeh boğazı’na salınıyor asıl yaşam alanının 400 mil kuzeyine ve bu hareket sonucunda orada bulunan anemon balıklarını sindirerek kendisine bir yer ediniyor.  Korunması gerekli canlılar listesindeki bu balığı hayatının çeşitli evrelerinde değişik hayatta kalma stratejileri izlerken görmek mümkün örneğin ufak tefek yavrular deniz kestanelerinin dikenleri arasında düşmanlarından korunuyorlar.

Banggai Cardinal Fish Babies among Urchin Spikes

Bu fotoğraf şekil 1 A tadında oldu ama devam edelim, bu balıklar büyüdükçe anemonların arasında yaşayarak hayatlarını sürdürüyorlar. Güzel bir balık ve fotoğraflaması da göreceli olarak kolay. Ama konumuz bu değil, normal şartlar altında daha önceden defalarca fotoğrafladığım bu balık Lembeh gibi türlerin harman olduğu bir yerde çok da ilginç bir konu değil aslında. Ancak şöyle bir durum söz konusu burada sizin değil dalış rehberinizin ne gördüğü söz konusu ve rehberler o kadar tecrübeli ve o derece keskin gözlere sahip ki çoğu zaman gösterdikleri konunun ne olduğunu anlamakta zorladığım oluyor.

Son dalışların birisinde artık dalışın sonlarına doğru emniyet beklemesi yaptığımız sığlıkta rehber bana oradaki Banggai kardinal balıklarını gösteriyor. Ben başlangıçta ne olduğunu anlamıyorum ve bir süre rehberle bakışıyoruz.

Banggai Cardinalfish - Easter Egg Hunt

Evet, fotoğrafta sıradışı olan bir şey var bakalım fark edebilecek misiniz? Bakmakla görmek arasındaki fark tıpkı oyuncu ile oduncu arasındaki rehber ile dalıcı arasındaki fark gibi hepimiz bakıyoruz farkı görebilenlerimiz yaratıyor. Biraz durduktan sonra rehber denge yeleğinin cebinden bir yazı tahtası çıkartıp bir cümle karalıyor ve bana gösteriyor ve ben donup kalıyorum. Sonra bir yarım saat aşağıdaki fotoğrafı çekmeye uğraşıp tüpte 30bar hava kalınca dalışı bitirip çıkıyoruz. Aşağıdaki fotoğrafa bakıp sıradışı olanın ne olduğunu göremezseniz üzülmeyin çünkü fotoğraf hayalimdekinden çok uzak ama o an çekebildiğimin en iyisi ve kusur sizin değil benim.

Banggai Cardinalfish - Surprise surprise

Evet, fotoğrafta sıradışı olanın ne olduğunu hala bulamadıysanız şöyle söyleyeyim yazı tahtasında şu yazıyordu “BABIES IN MOUTH” (ağzında yavruları var) fotoğrafa da dikkatli bakarsanız balığın ağzında yavrularının gözlerini görebilirsiniz. Sualtında bu detayı görebilen fark yaratıyor. Tabii fotoğrafı çekebilmek sadece beceri değil şans da gerektiriyor çünkü balık sürekli hareketli ve ağzındaki yavruları koruyabilmek için sürekli alarm durumunda. Dalış bitiminde teknede havlulara sarınmış sohbet ederken rehberin balığın ağzında kaç yavru olduğunu söylemesi de ayrı bir hayret konusu.

Tabii bu sadece keskin görüş değil rehberin  o bölgede yaptığı 20000+ dalışın birikimlerinin de sonucu. İşte Lembeh bu yüzden güzel iyi bir rehberle daha da güzel. Bakmakla görmek arasındaki farka dair güzel bir yazı ve nefis fotoğraflar için vaktiniz varsa Çiğdem Cooper’ın şu yazısına da bakmanızı salık veririm.

Kendinize iyi bakın

Namaste,

PS: Ben yazı falan okumayayım, bana hikaye anlatma fotoğrafları göster yeter diyenler için fotoğraflar Kahvi Collective müzikleri eşliğinde aşağıda.

Critter Hunting in Lembeh Indonesia

 

There and back again – Lembeh 2011

By , July 5, 2011 8:51 am

Evet, rüya gibi bir Lembeh seyahati ardından bu satırları yazıyorum. Bir sürü şey var yazacak olumsuzlardan başlayayım sonra iyi haberlere geçer ve yazıyı güzel şeylerle bağlarız. Toplam 23 dalış yaptığım ve her günün yaklaşık 4 saatini sualtında geçirdiğim Lembeh’ten 3 kilo vermiş, sol kulak kemiği iltihaplı ve bir flaşını Poseidon’a kurban vermiş olarak döndüm. Uzun yıllar bana hizmet eden YS90 Duo flaşım artık yok, son dalışta su alarak emekliye ayrıldı acımız büyük. Kulak iltihabım ise eşimin anında ve yerinde müdahalesi ile antibiyotik tedavisine cevap vererek iyileşti.

Hippocampus bargibanti - Up close and personal

İyi haberlere gelecek olursak 1600 kare fotoğrafın içinden yaklaşık 300 kare iyi diyebileceğim fotoğraf var ve bir 10 tanesine ise hayatımın fotoğrafı diyebilirim. Diğer seyahatlerime kıyasla bu gerçekten süper bir rakam. Bir saatten fazla da video kaydı var. Yukarıdaki fotoğraf içimde kalan karelerden birisiydi ve sonunda onu çekmeyi başardım. Bu bir pigme denizatı Hippocampus bargibanti 1.5cm boyunda ve hamile olduğundan dolayı da erkek bir birey. Gorgon yelpazesi mercanlarının üzerinde yaşıyor ve mercanın dokusunu taklit ederek hayatta kalmayı başarıyor. Bu türün özelliği fotoğraf çekilirken hop diye sırtını dönüvermesidir ilk defa düzgün bir kare çekmeyi başardığım için mutluyum.

Bunun dışında bir çok farklı canlı türünü gündelik hayat sırasında yer içer avlanır ve ürerken görüntülemeyi başardım ama en heyecan verici olanı son derece nadir ve son derece zehirli olan mototi ahtapotu’nu görüntülemeyi başarmam oldu ve bunun için çok şanslıyım. Bu sene sunumlar çok daha renkli ve eğlenceli olacak bunun sözünü şimdiden verebilirim sanırım.

Şimdi fotoğrafların tasnifi ve videonun montajı bittikten sonra yeni bir flaş sistemine ihtiyaç var sanırım. Artık yeni hedeflerimiz de var onlar da bir başka yazının konusu sanırım. Bu arada süper dalışlar sırasında rehberliği yapan Sn. Liberty Tukunang’a ve KBR a (Yuko Numata Kaj Maney - Barbara Mahonin and the beautiful people of KBR Lembeh) çok teşekkür ediyorum (Thank you very much for everything without you this wonderful trip would not be possible.)

Tekrar görüşene kadar.

Namaste,

Neden?

By , June 14, 2011 4:09 pm

Evet, gidilebilecek o kadar çok yer varken neden tekrar Lembeh boğazı’na gidiyorum sahi? Bu soruyu kararımı vermeden önce ben de kendime tekrar tekrar sordum. Neden? Daha önce gördün işte, su bulanık siyah volkanik kum üzerinde saatlerce yaratık kovalamanın ne zevki var? Ya işte sorunun cevabı soruda gizli zaten okuyucu. Bulmaca çözmeyi sever misin? Sualtı ile ilgili olanlarını ben çok seviyorum oturdum düşündüm ve devasa balık sürülerindense minicik yaratıkları arayıp bulmanın beni daha çok heyecanlandırdığına karar verdim.

Paron Shrimp - Gelastocaris paronae - Lembeh

Misal fotoğraftaki karides 2cm boyunda, ya da yukarıdaki fotoğrafta turuncu/sarı süngerin üzerinde 2cm boyunda bir karides var. İsmi Paron karidesi - Gelastocaris paronae latince havalı ismine de sahip. Şimdi bu yaratığı klasik karides fotoğrafı çeker gibi fotoğraflamışım ben, rutin basit, süngeri diagonale oturt, konuyu ortaya al (ki yanlış altın noktaya alsan daha iyi konu küçük çünkü), f22 1/200 ile flaşı patlat arka plan kararsın ve voila sonuç ortada. Halbüki sünger boyunca canlıyı karşıma alarak çekseydim fotoğrafı bu kadar sıkıcı olur muydu? Olmazdı tabii. Neyse ilk seyahatte ağırlık probleminden dolayı yanıma tek flaş ve sadece 60mm f2.8D Micronikkor objektif almıştım.

Şimdi hem 60 hem 105mm, close-up lens ve konvertör, çift flaş ve kabloları ve her şeyden önemlisi düzgün bir fokus feneri götürüyorum. Video çekmek gibi boş beleş işlerle de uğraşmayacağım sadece fotoğrafa odaklanacağım. Önceden yazışarak dalmak istediğim rehberi de ayarladım iş sadece dua etmeye kaldı uzun lafın kısası.

Ambon Scorpionfish - Pteroidichtys amboinensis - Lembeh

Mesela yukarıda fotoğrafı bulunan Ambon akrepbalığı’nı biyometrik pasaport fotoğrafı çeker gibi çekmişim, halbüki meretin çok karakterli bir yüzü var, devasa kaşları ve haşin bakışlarıyla inanılmaz portreler verebilecek bir canlı ama ben ne yapmışım? Bir kere hayvanın seviyesine inmemişim yukarıdan aşağıya abuk bir açı var bu bir, çenenin ucunu kırpmışım -ki bu affedilmemeli ayıp ya hu- bu da iki düzgün yaptığım tek şey ışığı iyi ayarlamak, arkadan verdiğim flaş ile bir içten ışıma ambiyansı yaratıp konturları vurgulamışım aferim bana ama el netice = fotoğraf çok daha iyi olabilirdi.

E şimdi canım kardeşim, sen bu canlıları her dalışta görmüyorsun ki, bilakis dünyanın öbür ucuna saatlerce yol gidiyorsun her gün 4 dalış yapıyorsun sırf bu muhteremleri bulmak için. Peki bulunca neden fırsatlarını harcıyorsun böyle salak gibi? Sormazlar mı adama aklın neredeydi diye? Azot falan da bahane narkoz bahanelerini yemezler. İşte bu seferki yeni bir şans, git ve gerekeni yap diyorum kendime.

Bir dalgıç dostumun dediği gibi hayat bana güzel değil yani, orada bir haftada çektiğim fotoğraflara bir yıl boyunca bakıyor ve hatalarımı gördükçe kendime sövüyorum. Arada da söyleniyorum, keşke daha yetenekli olsaydım, bu neden orada aklıma gelmedi? Benim de bir püskevitim olsaydı!

Gelelim yazının sonuna genel bilgi köşesine, bu aralar hayat dinamik. Hakan Günday’ın AZ romanını okuyorum, “Aziz Efendi’nin kısa tarihi” ni yazıyorum, bir manga güzel insanla birlikte yazdığımız “Asla Yalnız Yürümeyeceksin” den her gece bir hikaye seçip gülerek uyuyorum, Murat Uyurkulak’ın Bazuka isimli öykü kitabını okuyorum ve kişisel başarı olarak ilk defa geçen antrenman 4lü kombine yaptım (kizami zuki, gyaku zuki, mawashi geri, ushiro ura mawashi geri) ve bunun için kendimle gurur duyuyorum.

Asla Yalnız Yürümeyeceksin - Ekibin bir kısmı

Eğer istediğim fotoğraları çekebilirsem sevgili dostum bu senenin sonuna deli işler yapacağım. Bu yazıyı bitirirken beni bu kadar gaza getiren şarkıyı da şuraya iliştirivereyim tam olsun. Evet sevgili dostlar şimdilik sizlere veda vakti geldi, bir süre seyahatte olacağımdan dolayı yazamayacağım kendinize iyi bakın.

As the 14th Dalai Lama Tenzin Gyatso said “What is the meaning of life? To be happy and useful”

Namaste,

Denizi Seviyorum – 3 Mavi 1 Umut

By , June 8, 2011 11:09 am

Lösev ile işbirliği içinde yapılan bir sosyal sorumluluk projesi bu günkü konumuz. Denizi Seviyorum isimli Facebook grubuyla toplanan bir grup dalgıç ve deniz sevdalısı Lösemi hastası çocuklarımızın dünyalarını renklendirebilmek, sualtını, deniz canlılarını tanıtmak ve onlara deniz sevgisini aşılamak amacıyla bir proje başlattı. Sn Berrin Osmanağaoğlu tarafından başlatılan proje hızla büyüdü ve Ankara, İzmir ve Istanbul’da sunumlar, yürüyüşler, etkinlikler gerçekleştirildi. Her dalgıca bir lösemili buddy sağlamak için 3 Mavi 1 Umut adı altında dalış merkezlerinde lösemili çocuklara ulaştırılmak üzere oyuncak toplanmaya da devam ediyor.

3 Mavi 1 Umut – Oyuncak Kampanyası
Bu kapsamda Istanbul’da yapılan sunumu ben, Sn. Saygun Dura ve Sn. Ali Ethem Keskin gerçekleştirdik, sunum sırasında fotoğraflarımızı yine sualtı fotoğrafçısı Sn. Yavuz Plevneli çekti, Okeanos Dalış Merkezi’nin katkılarıyla sualtında kullandığımız ekipmanları da minik konuklarımıza gösterme fırsatı bulduk.

Sunum Sonrası

Kadıköy Belediyesi Başkanlık Brifing Salonu’nda gerçekleştirdiğimiz sunum sırasında çocuklar birbirinden yaratıcı sorular sordular. Çocuk dünyası ve hayal gücü tarifi zor bir güç büyüdükçe hayal dünyamızın ölmesi de gerçekten çok çok yazık. Bu sunum sonrasında bunu çok daha iyi anladım.

Birbiri ardına gerçekleşen 20 şer dakikalık üç sunumu çıt çıkarmadan izlemekle kalmayıp anlatılan ve gösterilenlerle ilgili çok güzel sorular sordular.  Bu vesileyle bu projede emeği geçen herkese tekrar teşekkürü borç biliyorum.

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy