Evet, gidilebilecek o kadar çok yer varken neden tekrar Lembeh boğazı’na gidiyorum sahi? Bu soruyu kararımı vermeden önce ben de kendime tekrar tekrar sordum. Neden? Daha önce gördün işte, su bulanık siyah volkanik kum üzerinde saatlerce yaratık kovalamanın ne zevki var? Ya işte sorunun cevabı soruda gizli zaten okuyucu. Bulmaca çözmeyi sever misin? Sualtı ile ilgili olanlarını ben çok seviyorum oturdum düşündüm ve devasa balık sürülerindense minicik yaratıkları arayıp bulmanın beni daha çok heyecanlandırdığına karar verdim.

Paron Shrimp - Gelastocaris paronae - Lembeh
Misal fotoğraftaki karides 2cm boyunda, ya da yukarıdaki fotoğrafta turuncu/sarı süngerin üzerinde 2cm boyunda bir karides var. İsmi Paron karidesi - Gelastocaris paronae latince havalı ismine de sahip. Şimdi bu yaratığı klasik karides fotoğrafı çeker gibi fotoğraflamışım ben, rutin basit, süngeri diagonale oturt, konuyu ortaya al (ki yanlış altın noktaya alsan daha iyi konu küçük çünkü), f22 1/200 ile flaşı patlat arka plan kararsın ve voila sonuç ortada. Halbüki sünger boyunca canlıyı karşıma alarak çekseydim fotoğrafı bu kadar sıkıcı olur muydu? Olmazdı tabii. Neyse ilk seyahatte ağırlık probleminden dolayı yanıma tek flaş ve sadece 60mm f2.8D Micronikkor objektif almıştım.
Şimdi hem 60 hem 105mm, close-up lens ve konvertör, çift flaş ve kabloları ve her şeyden önemlisi düzgün bir fokus feneri götürüyorum. Video çekmek gibi boş beleş işlerle de uğraşmayacağım sadece fotoğrafa odaklanacağım. Önceden yazışarak dalmak istediğim rehberi de ayarladım iş sadece dua etmeye kaldı uzun lafın kısası.

Ambon Scorpionfish - Pteroidichtys amboinensis - Lembeh
Mesela yukarıda fotoğrafı bulunan Ambon akrepbalığı’nı biyometrik pasaport fotoğrafı çeker gibi çekmişim, halbüki meretin çok karakterli bir yüzü var, devasa kaşları ve haşin bakışlarıyla inanılmaz portreler verebilecek bir canlı ama ben ne yapmışım? Bir kere hayvanın seviyesine inmemişim yukarıdan aşağıya abuk bir açı var bu bir, çenenin ucunu kırpmışım -ki bu affedilmemeli ayıp ya hu- bu da iki düzgün yaptığım tek şey ışığı iyi ayarlamak, arkadan verdiğim flaş ile bir içten ışıma ambiyansı yaratıp konturları vurgulamışım aferim bana ama el netice = fotoğraf çok daha iyi olabilirdi.
E şimdi canım kardeşim, sen bu canlıları her dalışta görmüyorsun ki, bilakis dünyanın öbür ucuna saatlerce yol gidiyorsun her gün 4 dalış yapıyorsun sırf bu muhteremleri bulmak için. Peki bulunca neden fırsatlarını harcıyorsun böyle salak gibi? Sormazlar mı adama aklın neredeydi diye? Azot falan da bahane narkoz bahanelerini yemezler. İşte bu seferki yeni bir şans, git ve gerekeni yap diyorum kendime.
Bir dalgıç dostumun dediği gibi hayat bana güzel değil yani, orada bir haftada çektiğim fotoğraflara bir yıl boyunca bakıyor ve hatalarımı gördükçe kendime sövüyorum. Arada da söyleniyorum, keşke daha yetenekli olsaydım, bu neden orada aklıma gelmedi? Benim de bir püskevitim olsaydı!

Gelelim yazının sonuna genel bilgi köşesine, bu aralar hayat dinamik. Hakan Günday’ın AZ romanını okuyorum, “Aziz Efendi’nin kısa tarihi” ni yazıyorum, bir manga güzel insanla birlikte yazdığımız “Asla Yalnız Yürümeyeceksin” den her gece bir hikaye seçip gülerek uyuyorum, Murat Uyurkulak’ın Bazuka isimli öykü kitabını okuyorum ve kişisel başarı olarak ilk defa geçen antrenman 4lü kombine yaptım (kizami zuki, gyaku zuki, mawashi geri, ushiro ura mawashi geri) ve bunun için kendimle gurur duyuyorum.

Asla Yalnız Yürümeyeceksin - Ekibin bir kısmı
Eğer istediğim fotoğraları çekebilirsem sevgili dostum bu senenin sonuna deli işler yapacağım. Bu yazıyı bitirirken beni bu kadar gaza getiren şarkıyı da şuraya iliştirivereyim tam olsun. Evet sevgili dostlar şimdilik sizlere veda vakti geldi, bir süre seyahatte olacağımdan dolayı yazamayacağım kendinize iyi bakın.
As the 14th Dalai Lama Tenzin Gyatso said “What is the meaning of life? To be happy and useful”
Namaste,