Category: Short

Citius, altius, fortius

By JustAddWater, September 3, 2010 1:46 pm

The Bedroom Cave - Çeşme - İzmir

Daha iyisini yapabilmek her konuda önemli sanırım. Çeşme’nin günün ikinci dalışları için en iyi yerlerinden birisi Yatak Odası isimli dalış noktasıdır. Yatak Odası, Makri adasında bulunan bir sualtı mağarasıdır. Dalışa başladığımdan beri, buraya belki de elliden fazla dalış yapmışımdır, akdeniz foku’ndan böceğe, lipsozdan büyük balık sürülerine ve orfozlara kadar değişik ziyaretçilerini de hayranlıkla izlemişimdir.

Burada çektiğim yüzler hatta binlerce kare fotoğraftan hiç birisini yukarıdaki kare kadar sevmedim. Bu kare Yatak Odası Mağarası’nın benim kafamdaki görüntüsüne en yakın olan hali. Bu fotoğrafta modelliğimi yapan sayın hocam Mehmet Huz’a çok teşekkür borçluyum. Her zaman söylenir, çekeceğiniz fotoğrafı modelinizle konuşup kararlaştırın, sualtında modelinizle iletişiminizi koruyun, rastgele fotoğraf çekmeyin. Bu kare için öyle uzun uzadıya konuşmadık, hatta hiç konuşmadık neredeyse, kendisi de sualtı fotoğrafçısı olan Mehmet hoca zaten hiç bir söze gerek kalmadan durması gereken şekilde durması gereken yerde duruyordu.

Epeyce bir kare çektikten sonra mağaranın dibine çekilip flaşımı kapattım, kareyi arka plan ışığına göre pozladım ve Mehmet hocanın Hartenberger fenerinin mağara duvarını aydınlatmasını bekledim. Bu fotoğrafı çok seviyorum, arka tarafın soğuk maviliği ile mağara duvarının tek noktasının sıcak aydınlığı bana farklı duygular veriyor. Bu fotoğraf bana dalmayı neden çok sevdiğimi hatırlatıyor.

O nedenle, hazır yeri gelmişken bu fotoğrafa kadar olan süre içinde benimle birlikte dalan, dalmayan, fotoğraf konuşan , konuşmayan, bana bir şeyler öğreten, beni dinleyen, dinliyormuş gibi yapıp bildiğini okuyan, benimle gülen, söyleyen, ağlayan herkese teşekkür ederim.

Namaste,

Tell them i am back in town.

By JustAddWater, August 31, 2010 9:27 am

Merhaba; 

Uzun uğraşılardan sonra kitap sonunda çıktı, prova baskısı olarak aldığımız dijital kopyaya göre öylesine iyiydi ki bir süre elimde evirip çevirip incelemekten kendimi alamadım. Tam tatil öncesinde elime geçmesi hoş bir sürpriz oldu, yayınevinden bir kaç kopya aldım ve Çeşme’de dostlarıma o bir kaç kopyayı verebildim. Aldığım yorumlar beni o kadar sevindirdi ki inanmazsınız. 

Uzun zamandır beklediğim güzel bir tatili sevdiklerim ve dostlarımla ve denizle geçirebilmiş olmak son zamanlardaki bütün aksiliklere rağmen hoş bir değişiklikti. Arada dalışlarda bir kaç kare fotoğraf çekebilme şansım da oldu. 

Atlantean - Çeşme - 88 Taşları

Tatil denilen şey ne kadar güzel olursa olsun maalesef sonunda bitiyor, biz de hayatımızda gelişecek yeniliklere karşı güç kazandığımız bu bir haftayı geride bırakıp kürkçü dükkanına döndük. Bu kısacık tatilin aklımda kalan artılarından bir tanesi Dalyan Ladin Otel‘di temizliği, hizmet kalitesi, yemekleri ve plajını övecek söz bulamıyorum. Tatilin bir başka güzelliği de eşim ve kızımla birlikte dalış yapabilme şansımın olmasıydı, neredeyse bir yıldır bu fırsatı bulamamıştık. Bu arada aklıma gelmişken Deviantart’da influence map ile ilgili hoş bir meme var. Ben linkteki şablonu kullanarak kendi etkilenme haritamı çıkarttım şuracıkta duruyor. 

People - Things - Happenings that have influenced me ;)

Siz de o linki kullanarak kendinizinkini hazırlayabilirsiniz. Neyse kitap diyorduk konu nerelere geldi, evet kitap sonunda çıktı ve asıl macera şimdi başlıyor. Bakalım okuyanların tepkileri nasıl olacak. Arka kapak fotoğrafı için Sn. Mehmet Huz’a teşekkür ediyorum, fotoğraf Fethiye’de çekildi ve model benim. O sırada neyi fotoğrafladığımı hatırlamıyorum ama bu fotoğrafın bir gün gelip de kitabımın kapağında olacağını hiç düşünmemiştim doğrusu.

Kıpırdama Çekiyorum - 188 Sayfa- 1. Hamur Kuşe Kağıt

Kitabı online olarak edinebileceğiniz mecralar şunlar : 

netkitap ; kitapyurdu.com ; imge kitabevi ; pegem.net ; 

 ilk nokta kitabevi ; pandora kitabevi ; kitapadresi.com ; 

okuoku.com ; kitapyuvasi.com ; kitapturk.com ; ideefixe kitabevi

 Kısa bir süre sonra D&R ve diğer kitabevlerinde de bulunabilecek. Evet şimdilik bu kadar, kendinize iyi bakın.

Namaste,

Black and White

By JustAddWater, August 19, 2010 3:08 pm

Sandıktaki fotoğrafları karıştırmaya devam ediyorum bu aralar, yedek disklerimi yeni aldığım daha büyük br diske aktarırken uzun zaman önce çektiğim fethiye fotoğraflarına denk geldim. Seyahat hafızamda güzel anılar bırakmış çektiğim fotoğrafların çoğunu da elimi sürmeden bırakmışım bir yerlerde.

Fethiye - Sarıyarlar

Seyahatin ilk dalışının ilk dakikaları, Sarıyarlar dalış noktasında grup dibe inmiş dalış lideri dalışa devam etmeden son bir defa gruba bakıyor. Güzel bir dip yapısı ve büyük kayalar var. Maviliği seviyorum, insanda değişik bir dinginlik ve huzur hissi uyandırıyor. Sessiz ve huzur dolu bir ortamda mavide kaybolmak mümkün.

Balık Pazarı - Fethiye

İkinci fotoğraf ise aynı günün ikinci dalışı olan Akvaryum’dan. Etrafta yüzlerce balık var, melanur, sarpa, papaz, izmarit, karagöz hatta bir ara heyecanlı bir baraküda bile geçiyor kalabalığın içinden. Dakikalarca süren bir gösteri bu balıklar yemleri kapabilmek için seri hareketlerle bir oraya bir buraya geçip suyu gümüş bıçaklar gibi kesiyorlar.

Dalışa gitmemize çok az zaman kaldığı şu günlerde bu kareler biraz olsun sıcağı ve sevimsizliği unutturuyor bana.

Namaste,

Küçük şeylerin kıymetini bilmek.

By JustAddWater, August 11, 2010 2:52 pm

Hayatta küçük şeylerin kımetini bilmek ne kadar önemliymiş. Her gün etrafımızda olup biten yüzlerce küçük mucizeyi görmeden yaşamaya öylesine kaptırıyoruz ki kendimizi küçük şeyler unutulup gidiyorlar arada. Ama aslında hayatı güzel kılan şeylerin başında o küçük şeyler var en umulmadık yerde gördüğünüz deniz tavşanı, iyi kötü bitirdiğim bir katanın sonundaki yame, beklenmedik bir anda telefon açan eski arkadaş bunlar ve daha bir sürü farkedilmedik küçük detay hayatı güzelleştiriyor. Hava hiç olmadığı kadar boğucu ve sıcak bu havada çalışıyor olmak da ayrıca zor tabii.

Yapılması gereken onca işin arasında kısa kısa bahsetmek gerekirse kitap matbaaya verildi beklemedeyiz bu iyi haber, son günlerdeki aksilikler canıma okuyorlar bu kötü haber, bütün dalış planlarım elimde patlıyor bu da çirkin (çikin) haber.

Flabellina affinis - Cyprus - 2007

Yukarıdaki fotoğraf 2007 senesinden kalma dalışa giden arkadaşlarımı kıskançlıkla izliyorum, çatlamadan veya 3. sayfa haberi olmadan bir an önce kendimi tuzlu suya atmak istiyorum. Ancak yapabildiğim tek şey haftasonu havuzda yeni aldığım TTL dönüştürücüyü denemek oldu.

Pool Session - Istanbul - 2010

Deneme başarılı oldu diyebilirim ama gerçek bir dalışın yerini tutmaktan fersah fersah uzak tabii bu işler. Bu arada 10-22mm aralığında bir geniş açı lens alma yönünde içinde oluşan vahşi dürtüleri de dizginlemem gerek sanırım. Durum bundan ibaret sevgili dostlar. Yine de küçük şeyleri unutmayın siz, onlar hayatı güzelleştirme potansiyeli en fazla olan şeyler.

Namaste,

Kamuflaj

By JustAddWater, August 6, 2010 11:09 am

Hayatta kalabilme becerilerinin en önemlilerinden birisi de gizlenebilme yeteneği sanırım. Kimi canlılar sualtındaki mevcudiyetlerini tamamen buna bağlıyorlar, hayatta kalma savaşında en önemli silahları gizlenmek. Bu ortamda bulunan öğelerin şekil ve dokusunu taklit etmekten bire bir başka canlıları hem görünüm hem de davranış olarak taklite kadar (mimicry) gidebiliyor.

Robust ghost pipe fish - Lembeh - Indonesia

Yukarıdaki fotoğrafta görülen hayalet boru balığı’nı ilk başta farketmek gerçekten beceri istiyor üzerinde yaşadığı yosunun bire bir kopyası neredeyse. Konumunu ve akıntıyla salınmasını da hesaba katarsanız gerçekten başarılı bir kamuflaj örneği olduğunu anlarsınız. Bu familyanın diğer balıkları da aynı başarıyla gizlenebiliyorlar.

Ornate ghost pipe fish - Lembeh - Indonesia

Yaşadıkları veya bulundukları ortam ne kadar canlı ve renkliyse bu balıkların da renk ve dokuları o kadar çarpıcı oluyor. Bu sabahki doğayla başbaşa köşemizin sonuna geliyoruz kapanışı yaparken gereken anlarda sizlerin de görünmez olabilmenizi diliyorum.

Namaste,

Fatboy Slim – I see you baby

Kargaşa

By JustAddWater, June 22, 2010 8:40 am

Rocks by the seaside
Deniz Kenarı – Taşlar – Su ve saire

Bir süredir bir şeyler yazmadığımı farkettim bunun bir kaç sebebi var, hem işler yoğun bu aralar, kızımın sınavları, köpeğin derdi tasası, antrenmanlar, kitap, sağlık sıhhat işleri falan derken elim bir türlü gitmiyor klavyeye günün sonunda ya çok yorgun ya da çok bıkkın oluyorum. Uzun süredir dalamıyorum da, aslında bir haftasonu bir taraflara kaçmak mümkün kıyı dalışı bile olur ama olmuyor olamıyor nedense.

Yeni aldığım TTL konvertörü bile deneyemedim daha o kadar acıklı durumdayım belki enerjim olursa bu gece deneyebilirim bir setup kurup. Arada dalış camiasında olup bitenleri haber gruplarından takip ediyorum gücüm yettiğince o kadar. Bu arada belki sonbaharda İzmir’de bir sunum yapacağım geçen seneki gibi, bu seneki macro ve geniş açı karışık olacak sanırım.
Acayip demeye dilim varmıyor ama full + full karışık durumlar var bu arada, bedevileri kıskandıracak bir hayat akışına sahibim günlerdir. Murphy kurallarının hepsi üzerimde deneniyor gibi, donumuz hayırlı olsun diyerek mücadeleye devam ediyorum. Bu hafta sonu kızımın kuşak sınavı var Heihan Shodan katasını çizecek eğer süper kahraman yeteneklerimi kullanamazsam maalesef ben bu harika olayı göremeyeceğim, bu sabah Zürih’e doğru yola çıktığımdan dolayı. O kadar abuk bir programım var ki fotoğraf makinemi bile evde bırakıyorum tek amacım Cuma akşamına işleri bitirip eve dönmek.
Kitabın dizgisi geldi ve içime sinmediği için bazı şeyleri değiştirmeye karar verdim şimdi bunun getireceği ek maliyetleri hesaplıyorum. Yola çıkmadan önce yapacağımız değişiklikleri tasarımcıya bildirmek zorundayım. Çok çalışmam lazım çok. Bu arada Friendfeed üzerinden Sayın Biyolokum kişisinin paylaştığı ama aslında kaynağı kendisinin muhteşem blogu olan ve uluslararası biyoçeşitlilik yılı dolayısıyla daha da bir anlam kazanan ilginç canlılar konulu mini blog yazılarından birisi bana Maldivler’de gördüğüm kruvasan yiyen yarasayı hatırlattı.

A fruitbat eating a croissant

Bu hoş heyecanla eski fotoğrafları deşelerken kitaba koymak istediğim bir kaç kare daha buldum onları da dahil ettim içeriğe derken dün gece bir kez daha eşimle kitabı okuyup “şurası da şöyle olsun burası da böyle olsun” diyerekten ve bir yandan da bavul hazırlayaraktan bu günü ettik şimdi bir hafta önce başladığım bu karanlık yazıyı bitirip, yayıncıya mail atıp biniş kartımı hazırlayıp yola koyulmam gerek.
Tekrar görüşene kadar kendinize iyi bakınız, Friendfeed’de #FUYASA hashtag’iyle arama yaparsanız eğer süper ötesi yazılara denk gelebilirsiniz. (FUYASA = Fütursuz Yaban Hayat Sarılganları imiş artık bunu da biliyorum pek mutluyum :) )
Namaste, 

Tatil demeyin bana!

By JustAddWater, June 4, 2010 9:46 am

Bu tatiller bana yaramıyor. Sabah uyanınca bir süre haftasonunun neden bu kadar kısa sürdüğünü anlamaya çalışıyorum. Uykum açılıp afyonum patlayınca da hayal kırıklığım devam ediyor. En son yaptığım dalışın üzerinden oldukça fazla zaman geçti ama iş güç yüzünden hala o dalışların videolarının renk ayarlarını yapıp montajlayamadım, bu tatilde de bu şansı kullanamamış olmanın dayanılmaz hafifliği içerisindeyim.

Hairy Octopus - Lembeh Straits

Yukarıdaki fotoğraf kaçırdığım fırsatlardan birisine ait, Lembeh seyahati sırasında neredeyse 24 saatlik bir yolculuktan sonra biraz da zorlama (hem kendimi hem fırsatları zorlayarak) yaptığım ilk gece dalışında karşılaştığımız kıllı ahtapot – hairy octopus denilen yaratığın aslında nadir görülen bir tür olduğunu bilseydim o dalışta kendisine daha fazla zaman ayırmaz mıydım? Hayvanı gördük, bir kaç kare fotoğraf çekip evine gönderdik, yakıştı mı bize? Bilseydim onun ne menem nadir bir hayvan olduğunu ardı ardına patlatmaz mıydım flaşları film galasında fotoğraf çeken papparazziler gibi?

Tunicates - Lembeh Straits

 Bazı zamanlar insan konuların kıymetini bilemiyor, yukarıdaki fotoğrafta sol arkada olan tunikatı da ilk başta deniz tavşanı zannetmiştim itiraf ediyorum. Sonra iyiliksever balıkçılar ne olduğunu söyledi de bu utançtan kurtuldum. Bu aralar sürprizler eksik olmuyor maşallah, Kızıldeniz seyahatinde gördüğüm, ahtapotların yuvalarını dekore ettiği bir tür taştan yapılma bir kolye görüp sualtında fellik fellik arayıp bulamadığımı aylar sonra Cağaloğlu’nda yayınevinden dönerken bir kuyumcu vitrininde bulmam son zamanın en şaşırtıcı sürprizi oldu mesela. 

 Kitabı yayınevine teslim ettim, kapak için fotoğraf seçtim ve ön kapağı tasrladık, çok fazla dalışa özel olmayan herkesin sevebileceği albenisi yüksek bir kapak olsun diye oldukça zaman harcadık, kitabın içerisindeki fotoğrafları da tekrar seçip düzenledim  ve ayırdım. Bu arada bundan 6-7 yıl önce çektiğim fotoğraflara tekrar bakma şansım da oldu tabii, bir kısmını hala beğeniyorum ama mertebe olarak oldukça küçük bir kısmını. Çoğu eski fotoğraf bir çok teknik hatayı gösteriyor ve çekildiği dönemde bendeki bilgi eksikliğini ortaya koyuyor, bir cins kişisel tarihçe gibi. Arka kapağı da bir an önce bitirmek gerek, her şey yolunda giderse baskıya girmesi 10-15 gün alacak.

 Onun dışında sezon başladı ve Çeşme, Karaburun, Kemer suları bekliyor bir fırsat yaratıp gitmek gerek. Sonbaharda Kızıldeniz tarafına yeni bir seyahat planı var dostlarla eğer olursa mükemmele yakın olacak umudundayım. Hayat devam ediyor, onun hızına yetişme çabalarımız da nabzımız attıkça devam edecek sanırım.

Namaste,

PS: Yazıyı 19 Mayıs sonrası yazmaya başlayıp anca bitirmişim var halimi sen hesap et.

Dünya halleri..

By JustAddWater, May 14, 2010 8:05 am

Baştan söyleyeyim bu yazı fotoğraf yazısı değil, sonra yanlış olmasın bana verip veriştirmeyin. Bu aralar hayatımda cereyan eden acaip işlerin kısa bir özeti, icmali bu. Bir kere arabam 100.000km yi devirdi, ilk defa bir arabayla bu kadar fazla kilometre yapıyorum çok heyecanlıyım. Bu muhteşem olayı boğaz köprüsünü geçerken idrak ettiğimiz için hemen küçük bir fotoğrafla bu anı ve anıyı ölümsüzleştirdim.

100.000km Yay !

 Bu muhteşem olayın tüm yurt sathında ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gereğince kutlanabilmesi için burada bu fotoğrafa ve yazıya yer vermeye karar verdim. İsteyenler diğer dış temsilciliklerimizde de kutalmalar yapabilir gönlünce coşabilir. Tabii bu kilometrede trigger kayışının değişecek olması da ayrı bir lezzet ve nefaset sebebi bakalım volant ile egzantrik milini birbirine bağlayan bu nadide kayışın arasına ne kadar japon yeni sıkışmış ilerleyen zamanlarda hep birlikte öğreneceğiz.

Öte yandan baharın gelmesiyle ortamlarda artan polenler yüzünden yerlerde sürünüyorum. Doğanın dengesine bir diyeceğim yok, üreyin çoğalın , soyunuzu sürdürün tamam da canım kardeşim şu polenlerinizi uluorta sallamayın atmosfere bak Allahın adını veriyorum. Nefes alamıyorum imansızlar, ölüyorum yahu, antihistaminik manyağı oldum sayenizde. Ya ilaçlardan yarı uykulu geziyorum ya da  ağzı, burnu, gözleri şişmiş, Rocky Balboa ile 12 round bitirmiş masum köylü gibi tıknefes, östaki borusu bile içeriden şişmiş bir şekilde kaderin tecellisini bekliyorum. Yeter, vallahi yeter.

Sonra bir de yapılması gereken işler var, kitabı yayınevine verdim, okunacak , düzeltilecek, kapak için fotoğraf seçmem gerek. Öyle bir fotoğraf olmalı ki sualtıyla ilgisi olmayan birisine bile cazip gelmeli. Neyse, yarışma için seçtiğim fotoğrafları 30x40cm bastırmam gerek, diagonal ile konuşayım diyorum.

Dalışa gitmeyi özledim, işim gereği sınır tanmayan aptallar derneği kurucularıyla olan çalışmalarıma hız verdiğim bu günlerde gittikçe kuruyan solungaçlarım nedeniyle keyifsiz , kara, kuru, tatsız bir adama dönüşmekteyim.

Pigmy Squid - Lembeh Straits

Fotoğraftaki bir pigme sübye, Lembeh boğazı seyahatinde 26 saatlik bir yolculuğun sonunda ayağımın tozuyla yaptığım ilk gece dalışından bir kare, sübyenin boyutunu arkadaki küçük yeşil yaprak ile kıyaslayarak anlayabilirsiniz.  Burada iki flaşı da kendi meşrebimce doğru kullandığım için seviniyorum. Soldaki flaş arkada ve tam güçte (sübyenin arkasında) sağdaki ise sağ üst ve ön tarafta ve yarım güçte. Bu kombinasyonla hem enteresan ışık gölge durumları hem de zaten saydamlığı fazla olan sübye’nin içerden ışımasını sağlayabiliyoruz. Fotoğraf da daha ilginç bir hale geliyor.

Evet, hayatımın son dört senesini yerli rehberlerin artık devam etmek istemediği yerlerde yola katırlarla devam ederek geçirmek gibi abes bir işle iştigal ederek sürdürdüğümden naşi dolayı şu aralar güzel bir haber, ortaya karışık bir güzellikler silsilesi iyi giderdi doğrusu. Artık mani olmuyor halimi takrire hicabım, uluorta söylüyorum. Tez zamanda iyi bir şeyler olması için kuantum olumlama olur, the secret olur ne olursa evrene sallayıp olursa ekime kadar olsun diyorum mesajımın sonunda. Kafiyesini yazmıyorum okuyan çoluk çocuk olur diye. 

Bu günlük bu kadar, ne kadar sürç-i-lisan ettiysek affola.

Namaste,

Kalamar

By JustAddWater, May 8, 2010 12:18 am

Kalamar bildiğimiz mürekkep balığı, lezzetli dostumuz özellikle yaz aylarında biranın vazgeçilmez yancısı. Gece dalışlarının da izlemesi en zevkli aktörlerinden birisidir. Şimdi bu yazı da nereden çıktı? diyecek olursanız, bu aralar başım biraz kalabalık hem kitabı okuyup düzeltiyorum hem de Marmara Festivali‘ne yarışma için fotoğraf seçiyorum dolayısıyla blog hadisesini epeyce boşlamışım hissine kapıldım.

Bigfin reef squid

Bu yüzden fotoğrafların içinden buraya koymak için bu arkadaşı seçtim, Lembeh boğazı’nda bir gece dalışının mahsullerinden. Bu canlıların dalış fenerlerinin ışığı altında renkten renge girerek sizi izlemesinin keyfi çok az şeyde bulunur. Hem renk değiştirerek kamufle olma yeteneği hem sualtında jet itişi ile hareket edebilme özelliği bunlara bir de ortalamanın üzerinde bir zekayı eklerseniz bu hayvanları neyin çekici yaptığını bulursunuz.

Umarım sizlere de bu canlılarla, yanında tarator sosu ve bira olmadan karşılaşmak kısmet olur bir gün.  Uğraştığım şeylere polenlerin de eklenmesi yüzünden bu yazı kısa olacak kusura bakmayın.

Namaste,

PS: 60mm Micro Nikkor f2.8D , F20 1/160th @ISO200 YS90 Auto x2 flaş.

Pazartesi sendromu

By JustAddWater, May 3, 2010 8:48 am

Merhaba, pazartesileri sevmiyorum, ancak kendimde şunu gözledim ki eğer haftasonu iyi geçmişse bu sevmeme hadisesinin dozu düşük oluyor ancak heba edilmiş bir haftasonu durumu söz konusuysa o zaman Pazartesi kendimi ihanete uğramış gibi hissediyorum. Köy çeşmesinin başında gün doğarken kollarımı kaldırıp “Haaaayıııırrrrr!!!” diye bağırasım geliyor.

Bu haftasonu çok güzel geçtiği için pazartesi sabahı karga *okunu yemeden geldiğim ofis daha tahammül edilebilir bir yer, neredeyse keyifli bile denilebilecek dururmumu bozan tek şey ise baharın müjdecisi polenler. Bu mevsimde kendini atmosfere salıveren türümü devam ettireceğim, soyum sürecek hezeyanlarıyla umarsızca polenlerini havaya bırakan bitkileri ve özellikle çam ağaçlarını kınıyorum.

İflahım kesildi imansızlar, siz kazandınız, pes ediyorum, nefesimi kestiniz, bir araba sopa atsanız yıkamayacağınız beni iki toz tanesiyle yerle bir ettiniz, antihistaminikler de olmasa çoktan dört kolluya bindirirdiniz beni ama teknoloji gelişiyor.

Peek-a-boo - Lembeh Straits - See the scar on dorsal fin?

Bu fotoğraf en çok sevdiğim Lembeh fotoğraflarımdan birisi, küçük bir taş parçasının arkasından bakan genç bir müren, Gymnothorax undulatus olabilir ama emin değilim. Sanki kayanın arkasından bakarken cee diyecekmiş gibi duruyor bu arada biraz dikkatli bir göz mürenin sırt yüzegecindeki façayı görebilir. Belli ki genç yaşına rağmen görmüş geçirmiş bir müren kendisi. Sualtı gibi fotoğraflarda ifade yakalamanın zor olduğu ortamlarda bunu başarabildiğim zaman çocuklar gibi seviniyorum. Bu karede ışık ve gölgenin dağılımından da gayet memnunum öte yandan.

Neyse biz haftasonuna dönelim, cuma ve pazar kızımla birlikte yaptığımız antrenmanlar yeterince canımı çıkartmamış gibi pazar sabahı ekstra fiziksel aktivite ve üzerine gelen polen darbesi ile sarsılan narin bedenim (pehhh) pazar gecesi kendimi 22:00 itibarıyle yatağa atmam ve antihistaminik destekli bol rüyalı bir uykuya dalmamdan önce arada geçen zaman diliminde bir film izleyip, 4 farklı köpekle ilgilenip, para verip aldığım için inat edip okumaya çalıştığım ve umduğumdan da kötü çıkan bu nedenle sanki aldığınız karpuz evde kötü çıkınca hissettiğiniz kazıklanma hissini bana yaşatan, son Dan Brown kitabını bızıklayıp, kızımın ödevleriyle ve evin ufak tefek tamir işleriyle ilgilenip, yemek yapmayı araya sıkıştırabilmişim. Kısacası haftasonu güzel geçmiş.

Triple decker - Lembeh Straits

Böyle multitasking animatif zamanlar insana kendini daha iyi hissettiriyor, zamanın nasıl geçtiğini de anlayamıyorsun.  Şimdi yapılması gereken işler şöyle : Kapak fotoğrafı seçilecek, kitabın ismi kesinleşecek, seçtiğim 50-60 adet fotoğraf tekrar gözden geçirilecek, yayıncıya tekrar göndermeden önce kitap bir daha okunacak, yazım hatalarına ve bölümlerin sıralamasına bakılacak.

Yukarıdaki fotoğraf bir çıkar ilişkileri zinciri, öyle çok çok harika bir fotoğraf değil, kötü de değil gerçi ancak en altta taşıyıcı yengeç, onun üstünde uzun dikenli deniz kestanesi, kestanenin dikenleri arasında ise bangai cardinalfish mutlu mesut yaşıyorlar. Yengeç kendini kestane ile savunuyor, kestane yengeç ile hız kazanıp mobilize oluyor ve çağı yakalıyor, bangai cardinalfish ise dikenlerin arasında mutlu ve huzurlu bir yuva kurmuş kendine. Aklıma gelmişken, iş güç fazlalığından Lembeh’te çektiğim videoların renk güzeltmelerini ve montajını yapamadım halbuki çok güzel çekimler var özellikle canlı davranışları açısından.

Kapanış fotoğrafını da şöyle koyayım inceden, bu arada “Arkadaş şu Lembeh’in ne ekmeğiniz yedin yahu!” diyenler için bu daha ne ki? diyeceğim, kesinlikle bir daha gidesim var o taraflara acaip bir yer ve inanılmaz şeyler görebiliyorsunuz sualtında.

Life goes on - Lembeh Straits - Porcelain crab

Bu fotoğraftaki porselen yengeci (Neopetrolistes maculatus) aslında öylesine duruyor gibi, fotoğrafın da fazla albenisi yok ancak dikkatle bakan gözler yengecin karnındaki açıklığın içerisinde kırmızı minik yumurtaları görebilir yakında minik yengeçlerin annesi olacak ablamız. Lembeh ile ilgili söyleyebileceğim tek kesin şey burada çekilen fotoğraflara iki katı dikkatle bakmak gerektiği hiç hesapta olmayan şeyler görebilmek işten değil.

Kendi hesabıma polenlerin gitmesini ve azabımın bitmesini diliyorum, sizler için de her şeyin en iyisini diliyorum.

Herkese iyi haftalar,

Namaste,

 

Panorama Theme by Themocracy