Category: Düz yazı

Tutku – Passion

By , August 23, 2011 12:33 pm

Öncelikle bir uyarıyla başlayayım, yazı tahminimden uzun ve fazlasıyla kişisel, canınız sıkkınsa, vaktiniz azsa, insanların ahkam kesmesinden hoşlanmıyorsanız vakit varken geri dönün.

Otherwise, Please proceed but do not forget that you have been warned:

Bir işe tutkuyla bağlı olan insanları hep kıskançlıkla karışık bir taktir duygusuyla izlerim. Öylesine bir tutkudur ki o, söz konusu kişinin yaptığı işleri izlerken yavaştan sizi de sarıverir. Büyülenmiş gibi izlersiniz yaplan gösteriyi. Bir şeyi, her ne olursa olsun, izleyiciye soluğunu tutturarak izlettirebilmek -eğer tanrı vergisi korkunç bir yeteneğiniz yoksa- neredeyse her zaman adanmışlıkla ve uzun zaman süren çabalar sonucunda olabilir.

Shotokan Karate’nin büyük ustalarından Taiji Kase Sensei bu olaya güzel bir örnektir. Dış görünüş olarak bir karate ustası olmaktan fersah fersah uzaktır ilk izlenim olarak fırıncı, balıkçı, bankacı, manifaturacı diyebilirsiniz görünce. Ancak Kase Sensei gerçek anlamda bir karate ustası. Filmlerde gördüğümüz yıldızlar gibi tekmeleriyle gökyüzünden yıldızlar indirmiyor. Kata yaptığı zaman bir Luca Valdesi değil ama öyle bir enerjisi ve adanmışlığı var ki saniyesinde sıradan birisi ile karşı karşıya olmadığınızı anlıyorsunuz. Sürat ve tekniğin birleşimiyle bir cins yırtıcı hayvan gibi zarif ve tehlikeli.

Buraya kadar yazdıklarım garip gelmesin, burası dünya gezegeni ve bizler bu gezegende birbirimizi öldürmeyi sanat haline dönüştüren bireyleriz. Varoluşun gereklerinden birisi de kendini savunmayı öğrenmek. Kase sensei bu anlamda gerçek azmin ve adanmışlığın simgelerinden, tıpkı Mikio Yahara Sensei gibi. Bu isimlerin neden bu kadar etkileyici olduğunu şunu ve şunu seyrederek anlayabilirsiniz. Bu örneklerde elbiselerin kat kat sesi, abartılı hareketler, gereksiz gösteriler yok, saf ve temel karate var. Örneklerim fazla karate spesifik olduysa adanmışlığa başka örnekler de verebilirim.

Örneğin Igor Presnyakov, bu adamın akustik gitar çalarken yaptığı işi dünyann en basit işiymiş gibi göstermesinin hastasıyım. Peluş bir oyuncağı mıncıklar gibi solo atıyor ama yaptığı işte robotumsu bir mekanik beceri söz konusu değil, ruhu var adamın. Oysa daha genç ve belki de daha yetenekli Sungha Jung namında bir koreli bebe var, acaip gitar çalıyor ama ünlü türk düşünürü Mustafa Sandal’ın dediği gibi “Malesef ruhu yok”. Belki zamanla olur çocuğa haksızlık etmeyelim tabii, ama Igor baba kalbimde müstesna yere sahip.

Bu örneklerde anlatmaya çalıştığım adanmışlığı hangi iş konusunda gösterirseniz gösterin -eğer yetenek konusunda da birazcık nasibiniz varsa- başarılı olmanız oldukça mümkün. Peki buraya nereden geldik? Aslında bahsetmek istediğim şey sualtı fotoğrafçılığıydı. İşte tam da bu noktada bir nefes alıp devam ediyorum, bendeniz sualtı fotoğrafı çekmeyi çok seviyorum. Bu konuda en mutlu olduğum zamanlar birilerine sualtı ile ilgili bir şey anlatırken ya da birilerinin anlattığı bir hikayeyi dinlerken denizde ya da deniz kıyısında olduğum zamanlar. En mutsuz olduğum zaman ise birilerinin yaptığım işin değersiz bir burjuva hobisi olduğunu söylediği zamandı.

Şimdi şuracığa bir fotoğraf koyayım hemen aşağıya, sonra devam edeceğim kaldığım yerden.

Zebra Urchin Crab - Zebrida adamsii

 

 

 

 

 

 

 

 

Fotoğraftaki bir Zebra Deniz kestanesi Yengeci – Zebra Urchin Crab – Zebrida adamsii, Lembeh – Endonezya’da çekildi. Siz fotoğrafın küçük olduğuna bakmayın üzerine tıklayınca daha büyük halini görebilirsiniz. Zebra Deniz kestanesi Yengeci enteresan bir canlı, zehirli bir deniz kestanesi olan Fire Urchin’lerin üzerinde yaşıyor ve çiftler halinde bulunuyorlar.

Bu deniz kestaneleri de normalden biraz daha derinlerde -35 metre ve daha derin- bulunuyorlar. Ancak asıl amacımız bu canlıyı fotoğraflamak değil elbette aynı deniz kestanelerinin üzerinde Coleman karidesi diye adlandırılan çok fotojenik bir karides türü bulunuyor. Bizim asıl amacımız da işte bu Coleman karidesi denilen serdengeçtiyi fotoğraflamak bu nedenle ben ve rehber arkadaşım -ki daha önceki yazılarda bahsetmiştim hakikaten haza süpermen bir insan kendisi- dalışımızı göreceli olarak  derin dalış şeklinde planlıyoruz.

İkimiz de Nitrox dalıyoruz o nedenle dip zamanlarımız hava ile yapılan dalışlardaki kadar kısa değil, ancak o derinlikte yukarıda dekompresyon beklemesi yapmadan kalabileceğimiz süre de oldukça kısıtlı (yaklaşık beş dakika kadar). Dolayısıyla planımız şöyle, doğrudan derine iniyor bulabildiğimiz tüm deniz kestanelerinin üzerini araştırıp eğer karidesi bulursak fotoğraflıyor ve dekompresyon beklemesi yapmak zorunda kalmadan yükselişe geçiyoruz.  Bu plan çerçevesinde dalışa başladık, 35 metre civarında bulduğumuz tüm deniz kestanelerini bızıklıyoruz üzerlerinde bir çok canlı var ama Coleman karidesi henüz yok. Ben 5 deniz kestanesini eledikten sonra rehber arkadaşım kendisinin baktığı yedinci kestanede bir adet Coleman aridesi buluyor. Geçen sene aynı rutini yaparak aramamıza rağmen bir türlü bulamamıştık.

Fakat deniz kestanesi üzerinde sadece Coleman karidesi değil iki tane de Zebra Deniz kestanesi Yengeci var ve sürekli sağa sola oynayıp kadrajı bozuyorlar. Bu arada süre azalıyor, dalış bilgisayarı gıdaklamaya başlıyor, “yüksel, yüksel, sığlığa çık, bak keseceğim faturayı” diye gıdaklıyor. Sonunda şu kareyi çekebiliyorum, yavaş yavaş yükselişe geçiyoruz.

Coleman shrimp - Periclimenes colemani

 

 

 

 

 

 

 

 

Dalış bilgisayarının gıdaklamaları da kesiliyor, 5 metrede 5 dakika dekompresyon beklemesi veriyor ama çok ağır bir ceza değil bu, yavaş yavaş yükseldiğimiz ve yol üzerinde karşımıza çıkan canlılarla ilgilendiğimiz için derin dekompresyon beklemeleri yaparak bu süreyi eritiyoruz. Dalışın sonunda artık emniyet beklemesi dediğimiz 5mt – 3 dakika süren beklemeyi yaptığımız sırada kumluğun üzerinde dolaşan Beyaz suratlı eşek arısı balığı’nın da bir kaç kare fotoğrafını çekip dalışı bitiriyoruz.

Whitefaced waspfish - Rhichardsonichthys leucogaster

Daha gün sona erene kadar yapılacak 3 dalış daha var, kanda azot, ciğerlerde hava, elde kahve bardağı tekne dalış merkezine doğru süratle yol alırken gökyüzünde süzülen balık kartalını görüyorum. 78 dakika süren bu dalışın sonunda geçen seneden kalan bir ukdeyi daha rafa kaldırıyoruz.

Dalmayı ve fotoğraf çekmeyi tutkuyla sevdiğim için kendimi mutlu addedebilirim tutkumun hakkını verebilecek kadar başarılı olabilmek için ise çok ama çooook çalışmam gerek, yazının kapanışını ise en başta bahsettiğim Sensei Taiji kase’nin bir sözüyle yapmak istiyorum :

‘Karate is like trying to start a fire with wet matches, after a few attempts you might get the odd spark, but if you are patient enough you will get a fire that lasts forever.’

‘Karate ıslak kibritlerle ateş yakmaya çalışmaya benzer, bir kaç denemeden sonra arada bir iki kıvılcım çıkarabilirsiniz ama ancak yeterince sabırlı olursanız sonsuza kadar sürebilecek bir ateş yakabilirsiniz’

Bu sözde geçen Karate kelimesini istediğiniz uğraş ile değiştirebilirsiniz.

Sağlık ve mutlukla, selametle, devletle efendim.

Namaste,

Değişiklik

By , August 15, 2011 12:31 pm

Yakın zamanda kısa ancak yorucu bir Amerika seyahati yaptık, 4 şehir gördük, 3 uçak ve 2 tren yolculuğu yaptık. Uzun zamandır görmediğimiz dostları görme şansımız oldu bir kısmını da görmek isteyip göremeden döndük malesef. Aşağıdaki fotoğraflar bu seyahatin izlenimleri ve herhangi bir önem sırası ya da ayrıcalık olmadan birazdan burada arz-ı-endam eyleyecekler. Her zaman sualtı yazacak değiliz ya bu sefer de böyle olsun ey okur.

Best Friend - Freedom Trail - Boston MA

İlk fotoğraf Boston – Massachusets – Freedom Trail dedikleri gezinti yolundan. Amerikan tarihi için önemli bir çok hadisenin geçtiği bölgeyi yürüyerek dolaştığınız bu güzergahta fotoğraftaki amcanın kırmızı ayakkabılarına ve köpeğine tav oldum. Bu arada en çok beğendiğim şehir de Boston oldu, birincilik telini izninizle Boston’a veriyorum. İki gün burada debelendikten sonra bir trene koyulup Providence – Rhode Island’a yola koyulmuştuk bile, kızımızı üniversiteden almak gibi önemli bir misyonumuz vardı.

Korean War Memorial - Providence - RI

 Trenden indikten sonra bir süre sağda solda dolaştık ve ders saati bitene kadar zaman öldürdük, sonra College Hill denilen tepeye tırmanarak üniversite avlusunda beklemeye başladık. Yol üzerinde Kore şavaşında ölenlerin anısına yapılan anıtı gördük, soluklanmak için beş dakika dururken yerde döşeli tuğlalarda yazan isimleri ve kaderlerini inceledik. O zavallılar sonlarının Providence’ta bir parkta yere çakılı bir tuğlaya kazınacak bir isim olacağını bilseler taa buralardan kalkıp Kore’ye giderler miydi acaba? Neyse, yolumuza devam ettik ve üniversite avlusuna ulaştık. Hava güzeldi ve sincaplar ortalıkta fink atıyordu. (Türk sincapları olsalar cirit atarlardı oysa Amerikan sincapları fink atmayı tercih ediyorlar. Bilmeyenler için ise Fink buralarda atılabilen bir şey). Bu sincapların akrabaları bir gün önce Harvard Üniversitesi’nin bahçesinde halay çekiyorlardı. Neyse daha ders saatinin bitmesine çok vardı ve zamanı etraftaki gençleri gözlemleyerek geçirdik. Bir süre sonra beklenen buluşma gerçekleşti, arkasından uzunca bir zamandır Providence’ta yaşayan dostlarımızı da ziyaret ettikten sonra Boston’a döndük bir sonraki macera yarın başlayacağı için erkenden yatmak gerekiyordu.

Hogwarts and Hogsmeade - Orlando FLA

Ertesi sabah bir uçağa atlayıp doğruca Orlando, Florida’ya yollandık çünkü öyle yapmamız gerekiyordu ve aklıevvel tüm insanların Ağustos ayında Florida hudutlarından çıkmalarına aldırış etmeden cesurca bir aldırmazlıkla kendimizi Orlando’da buluverdik. Hava cehennem gibi sıcak olmasından başka tamamen random bir şekilde yağan ve süresi belirsiz yağmurlar maceramızı başka boyutlara taşıyordu ama kararlıydık. Kissimee’de göl kıyılarında dolaşacak timsahlara selam söyleyecek Universal Studios’u karış karış gezecektik. Sayılı gün çabuk geçiyor dostlar, zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz Hogwarts ve Hogsmeade atraksiyonlarının tadı damağımızdan silinmeden başka bir sabah erkenden kalkıp bizi New York’ a götürecek olan uçağa kurulmuştuk bile.

Too many instructions - New York NY

Isınamadığım tek şehir New York oldu, sanırım çok yaşlıyım burası için. İlk gün gökdelenlere bakmaktan boynum ağrıdı ve her tarafı sarmış olan trafik işaretleri ve insan kalabalığı resmen boğdu beni. Sabah dokuzda şehre ulaşmıştık ama otel odası saat 15.00 te boşalıyordu ve eşyaları otele bırakıp sokaklara dökülmekten başka yapacak bir şey de yoktu. Bu durum bolca gökdelen fotoğrafı çekmeme sebep oldu. Amerikalıların da çocuklarıyla ilgili dertleri varmış ve onları anlatan t-shirtler yapmışlar.

Complaining - New York NY

 Sokaklarda amaçsız bir şekilde yürümenin zevki kendisini yorgunluğa bırakmaya başlamıştı ki çift katlı hop-on  / hop off tur otobüslerini ve onları komisyon karşılığı pazarlayan Senegal’li kardeşlerimizi gördük. Otobüse kurulduk ve rehberin binalarla ilgili gerçekten ilgi çekici sunumunu dinleyerek Manhattan’ı turlamaya başladık.

Stairway to Heaven - New York NY

Değişik binalar, değişik fasadlar, değişik dokular sunuyordu şehir bize bu arada bu seyahat için yanıma aldığım eşimin kamerası Olympus Micro 3/4 E-PL1 hiç fena bir kamera değil diye düşündüm birden. Rehber abla binalarla ilgili gerçekten ilginç şeyler anlatıyordu.

Facade - New York NY

İki saatlik bu otobüs yolculuğu sırasında bir sürü ilginç şey öğrendim ve unuttum. Tura katılmadan Broadway’de Chicago müzikaline bilet almıştık ve sabah 4.00 ten beri ayakta olduğumuz için artık iyice yorulmuştuk. Trump Tower civarına geldiğimizde makinenin şarjı bitti aşağıdaki kareyi çekip makineyi kapattım.

Monolith - New York NY

Otobüs başlangıç noktasına geri döndüğünde odamız hazırdı, akşamki oyuna kadar güç topladık. Sonrasında oyunu seyrettik gerçekten inanılmazdı ve salon neden tıklım tıklım dolu anlaşılıyordu.

Şimdilik bu kadar, bir sonraki yazıda Türk’ün B&H Photo Video ile imtihanı var a dostlar.

Namaste,

Küçük güzeldir?

By , July 21, 2011 10:52 am

Aslan balıklarını severim. Her ne kadar gece dalışlarında fazlaca samimi olmaya meyilli de olsalar bir kere güzeldir Aslan balığı. Bir çok farklı türü olan bu balıkları gündüz vakti resifin üzerinde tembel tembel dolaşırken gece vakti de avlanırken görürsünüz. Son derece başarılı bir avcıdır ve zehirli dikenlerinden dolayı fazlaca rahatsız edeni de yoktur. Güney kızıldeniz’de bir gece dalışı sırasında fenerlerimizin ışığına gelerek atrafımızı saran aslan balıklarından fenerimi Kanije Müdafaası filminde Dr. Fahrettin Cüreklibatur’un düşmanlara saldırması misali bir gürz gibi sallayarak kurtulmuşluğumuz vakidir.

Ancak, mekan Endonezya – Lembeh olunca neredeyse hiç bir canlı aynı değil her şey evrilmiş ve ortama uymuş ve buna aslan balıkları da dahil. Buradakiler Pterois volitans gibi babaçko değiller.

Shortfin lionfish Dendrochirus brachypterus

Fotoğraftaki gibi daha küçük ve daha şirin buradaki aslanlar. Öyle yüzgeçlerini savura savura eski zaman külhanbeyleri gibi naralanarak gezmekten ziyade küçük ve ekonomik hareketlerle siyah volkanik kumun üzerinde hareket ediyorlar. Fotoğraflaması göreceli olarak daha kolay ve renk- desen olarak da büyük akrabalarından daha güzeller.

Shortfin lionfish Dendrochirus brachypterus

Kırmızı hahverengi çizgili yüzgeçleri flamenko dansçılarının kıyafetlerini andıran bu balık çok renkli ve güzel fotoğraflar verebiliyor. Bana göre fotoğraf çekerken gölgelerden de yararlanmak için bir flaşın gücünü azaltmak ya da konumunu balığın arkasına gelecek şekilde değiştirmek fotoğrafa daha dramatik bir hava katabiliyor.

Bünyemdeki azot yavaş yavaş sistemi terk ederken bayram tatilinde yapacağımız dalışların hayalini kuruyorum.

Namaste,

Banggai Cardinalfish

By , July 8, 2011 9:53 am

Merhaba,

Şu şarkıyı dinleyerek başlıyorum bu yazıya, şarkı Moskva-Odessa Vladimir Vysotsky’nin sevdiğim şarkılarımdan birisi. Vladimir Vystostky sevdiğim rus ozanlarından biri tıpkı Okudzhava gibi Rosenbaum gibi. Bu şarkıları sevmek için rusça bilmenize gerek yok gerçi bilseniz daha da süper olur ama o kadar insani duygularla yazılmış şarkılar ki bunlar anlamasanız da size bir şeyler hissettirirler. Bazı zamanlar hayatımın azımsanmayacak bir kısmını geçirdiğim o soğuk ülkeyi özlüyorum hele şimdi tam da o zamanlar başımdan geçenleri yazmaya başlamışken eski dostları ve anıları hatırlayıp hüzünlenebiliyorum aptalca.

Neyse, Endonezya’dan döneli fazla olmadı sağ elimdeki hydroid yarası daha iyileşmedi dolayısıyla henüz kurumuş sayılmam ve bu gün sualtı konuşmak istiyorum geçmişi yad etmek değil. Bu seyahatte bir çok şaşırtıcı şey gördüm sualtında, bir sürü nadir ve hayranlık verici canlı ile karşılaştım (işte tam bu anda sanki bir kaşif edasıyla yazdığımı farkedip yazıdan nefret ediyorum ama kusuruma bakmayın) daha önceden çekmeyi planladığım canlıların da bir çoğunun iyi kötü fotoğrafını .çekebilme şansım oldu. Mesela geçen seyahatte ilk kez gördüğüm Mantis karidesinin (Peacock Mantis Shrimp – Odontodactylus scyllarus) şu fotoğrafını çekebildim.

Peacock Mantis Shrimp - Odontodactylus scyllarus - Eye detail

Bu canlının öylesine gelişmiş gözleri var ki bakışından kaçabilmek imkansız her iki göz de bağımsız olarak farklı farklı noktalara ve aynı anda birden fazla noktaya odaklanabiliyor. Bu canlının göz yapısı ve polarize ışığı görebilmesini inceleyen bilim insanları bu sayede yeni veri saklama yöntemleri geliştirmeye çalışıyormuş. Bu sefer bu canlıyı hem fotoğraflamayı hem de video görüntülerini çekmeyi başardım bir ara onları da göstereceğim. Ama asıl konumuz bu değil.

Konumuz Banggai Kardinal Balığı – Banggai Cardinalfish – Pterapogon kauderni, akvaryum ticaretinde çok tercih edilen bir cins olan bu balık aslında Endonezya’nın Banggai adasında endemik bir tür olarak yaşamakta iken akvaryum tacirleri tarafından bir şekilde Lembeh boğazı’na salınıyor asıl yaşam alanının 400 mil kuzeyine ve bu hareket sonucunda orada bulunan anemon balıklarını sindirerek kendisine bir yer ediniyor.  Korunması gerekli canlılar listesindeki bu balığı hayatının çeşitli evrelerinde değişik hayatta kalma stratejileri izlerken görmek mümkün örneğin ufak tefek yavrular deniz kestanelerinin dikenleri arasında düşmanlarından korunuyorlar.

Banggai Cardinal Fish Babies among Urchin Spikes

Bu fotoğraf şekil 1 A tadında oldu ama devam edelim, bu balıklar büyüdükçe anemonların arasında yaşayarak hayatlarını sürdürüyorlar. Güzel bir balık ve fotoğraflaması da göreceli olarak kolay. Ama konumuz bu değil, normal şartlar altında daha önceden defalarca fotoğrafladığım bu balık Lembeh gibi türlerin harman olduğu bir yerde çok da ilginç bir konu değil aslında. Ancak şöyle bir durum söz konusu burada sizin değil dalış rehberinizin ne gördüğü söz konusu ve rehberler o kadar tecrübeli ve o derece keskin gözlere sahip ki çoğu zaman gösterdikleri konunun ne olduğunu anlamakta zorladığım oluyor.

Son dalışların birisinde artık dalışın sonlarına doğru emniyet beklemesi yaptığımız sığlıkta rehber bana oradaki Banggai kardinal balıklarını gösteriyor. Ben başlangıçta ne olduğunu anlamıyorum ve bir süre rehberle bakışıyoruz.

Banggai Cardinalfish - Easter Egg Hunt

Evet, fotoğrafta sıradışı olan bir şey var bakalım fark edebilecek misiniz? Bakmakla görmek arasındaki fark tıpkı oyuncu ile oduncu arasındaki rehber ile dalıcı arasındaki fark gibi hepimiz bakıyoruz farkı görebilenlerimiz yaratıyor. Biraz durduktan sonra rehber denge yeleğinin cebinden bir yazı tahtası çıkartıp bir cümle karalıyor ve bana gösteriyor ve ben donup kalıyorum. Sonra bir yarım saat aşağıdaki fotoğrafı çekmeye uğraşıp tüpte 30bar hava kalınca dalışı bitirip çıkıyoruz. Aşağıdaki fotoğrafa bakıp sıradışı olanın ne olduğunu göremezseniz üzülmeyin çünkü fotoğraf hayalimdekinden çok uzak ama o an çekebildiğimin en iyisi ve kusur sizin değil benim.

Banggai Cardinalfish - Surprise surprise

Evet, fotoğrafta sıradışı olanın ne olduğunu hala bulamadıysanız şöyle söyleyeyim yazı tahtasında şu yazıyordu “BABIES IN MOUTH” (ağzında yavruları var) fotoğrafa da dikkatli bakarsanız balığın ağzında yavrularının gözlerini görebilirsiniz. Sualtında bu detayı görebilen fark yaratıyor. Tabii fotoğrafı çekebilmek sadece beceri değil şans da gerektiriyor çünkü balık sürekli hareketli ve ağzındaki yavruları koruyabilmek için sürekli alarm durumunda. Dalış bitiminde teknede havlulara sarınmış sohbet ederken rehberin balığın ağzında kaç yavru olduğunu söylemesi de ayrı bir hayret konusu.

Tabii bu sadece keskin görüş değil rehberin  o bölgede yaptığı 20000+ dalışın birikimlerinin de sonucu. İşte Lembeh bu yüzden güzel iyi bir rehberle daha da güzel. Bakmakla görmek arasındaki farka dair güzel bir yazı ve nefis fotoğraflar için vaktiniz varsa Çiğdem Cooper’ın şu yazısına da bakmanızı salık veririm.

Kendinize iyi bakın

Namaste,

PS: Ben yazı falan okumayayım, bana hikaye anlatma fotoğrafları göster yeter diyenler için fotoğraflar Kahvi Collective müzikleri eşliğinde aşağıda.

Critter Hunting in Lembeh Indonesia

 

There and back again – Lembeh 2011

By , July 5, 2011 8:51 am

Evet, rüya gibi bir Lembeh seyahati ardından bu satırları yazıyorum. Bir sürü şey var yazacak olumsuzlardan başlayayım sonra iyi haberlere geçer ve yazıyı güzel şeylerle bağlarız. Toplam 23 dalış yaptığım ve her günün yaklaşık 4 saatini sualtında geçirdiğim Lembeh’ten 3 kilo vermiş, sol kulak kemiği iltihaplı ve bir flaşını Poseidon’a kurban vermiş olarak döndüm. Uzun yıllar bana hizmet eden YS90 Duo flaşım artık yok, son dalışta su alarak emekliye ayrıldı acımız büyük. Kulak iltihabım ise eşimin anında ve yerinde müdahalesi ile antibiyotik tedavisine cevap vererek iyileşti.

Hippocampus bargibanti - Up close and personal

İyi haberlere gelecek olursak 1600 kare fotoğrafın içinden yaklaşık 300 kare iyi diyebileceğim fotoğraf var ve bir 10 tanesine ise hayatımın fotoğrafı diyebilirim. Diğer seyahatlerime kıyasla bu gerçekten süper bir rakam. Bir saatten fazla da video kaydı var. Yukarıdaki fotoğraf içimde kalan karelerden birisiydi ve sonunda onu çekmeyi başardım. Bu bir pigme denizatı Hippocampus bargibanti 1.5cm boyunda ve hamile olduğundan dolayı da erkek bir birey. Gorgon yelpazesi mercanlarının üzerinde yaşıyor ve mercanın dokusunu taklit ederek hayatta kalmayı başarıyor. Bu türün özelliği fotoğraf çekilirken hop diye sırtını dönüvermesidir ilk defa düzgün bir kare çekmeyi başardığım için mutluyum.

Bunun dışında bir çok farklı canlı türünü gündelik hayat sırasında yer içer avlanır ve ürerken görüntülemeyi başardım ama en heyecan verici olanı son derece nadir ve son derece zehirli olan mototi ahtapotu’nu görüntülemeyi başarmam oldu ve bunun için çok şanslıyım. Bu sene sunumlar çok daha renkli ve eğlenceli olacak bunun sözünü şimdiden verebilirim sanırım.

Şimdi fotoğrafların tasnifi ve videonun montajı bittikten sonra yeni bir flaş sistemine ihtiyaç var sanırım. Artık yeni hedeflerimiz de var onlar da bir başka yazının konusu sanırım. Bu arada süper dalışlar sırasında rehberliği yapan Sn. Liberty Tukunang’a ve KBR a (Yuko Numata Kaj Maney - Barbara Mahonin and the beautiful people of KBR Lembeh) çok teşekkür ediyorum (Thank you very much for everything without you this wonderful trip would not be possible.)

Tekrar görüşene kadar.

Namaste,

Neden?

By , June 14, 2011 4:09 pm

Evet, gidilebilecek o kadar çok yer varken neden tekrar Lembeh boğazı’na gidiyorum sahi? Bu soruyu kararımı vermeden önce ben de kendime tekrar tekrar sordum. Neden? Daha önce gördün işte, su bulanık siyah volkanik kum üzerinde saatlerce yaratık kovalamanın ne zevki var? Ya işte sorunun cevabı soruda gizli zaten okuyucu. Bulmaca çözmeyi sever misin? Sualtı ile ilgili olanlarını ben çok seviyorum oturdum düşündüm ve devasa balık sürülerindense minicik yaratıkları arayıp bulmanın beni daha çok heyecanlandırdığına karar verdim.

Paron Shrimp - Gelastocaris paronae - Lembeh

Misal fotoğraftaki karides 2cm boyunda, ya da yukarıdaki fotoğrafta turuncu/sarı süngerin üzerinde 2cm boyunda bir karides var. İsmi Paron karidesi - Gelastocaris paronae latince havalı ismine de sahip. Şimdi bu yaratığı klasik karides fotoğrafı çeker gibi fotoğraflamışım ben, rutin basit, süngeri diagonale oturt, konuyu ortaya al (ki yanlış altın noktaya alsan daha iyi konu küçük çünkü), f22 1/200 ile flaşı patlat arka plan kararsın ve voila sonuç ortada. Halbüki sünger boyunca canlıyı karşıma alarak çekseydim fotoğrafı bu kadar sıkıcı olur muydu? Olmazdı tabii. Neyse ilk seyahatte ağırlık probleminden dolayı yanıma tek flaş ve sadece 60mm f2.8D Micronikkor objektif almıştım.

Şimdi hem 60 hem 105mm, close-up lens ve konvertör, çift flaş ve kabloları ve her şeyden önemlisi düzgün bir fokus feneri götürüyorum. Video çekmek gibi boş beleş işlerle de uğraşmayacağım sadece fotoğrafa odaklanacağım. Önceden yazışarak dalmak istediğim rehberi de ayarladım iş sadece dua etmeye kaldı uzun lafın kısası.

Ambon Scorpionfish - Pteroidichtys amboinensis - Lembeh

Mesela yukarıda fotoğrafı bulunan Ambon akrepbalığı’nı biyometrik pasaport fotoğrafı çeker gibi çekmişim, halbüki meretin çok karakterli bir yüzü var, devasa kaşları ve haşin bakışlarıyla inanılmaz portreler verebilecek bir canlı ama ben ne yapmışım? Bir kere hayvanın seviyesine inmemişim yukarıdan aşağıya abuk bir açı var bu bir, çenenin ucunu kırpmışım -ki bu affedilmemeli ayıp ya hu- bu da iki düzgün yaptığım tek şey ışığı iyi ayarlamak, arkadan verdiğim flaş ile bir içten ışıma ambiyansı yaratıp konturları vurgulamışım aferim bana ama el netice = fotoğraf çok daha iyi olabilirdi.

E şimdi canım kardeşim, sen bu canlıları her dalışta görmüyorsun ki, bilakis dünyanın öbür ucuna saatlerce yol gidiyorsun her gün 4 dalış yapıyorsun sırf bu muhteremleri bulmak için. Peki bulunca neden fırsatlarını harcıyorsun böyle salak gibi? Sormazlar mı adama aklın neredeydi diye? Azot falan da bahane narkoz bahanelerini yemezler. İşte bu seferki yeni bir şans, git ve gerekeni yap diyorum kendime.

Bir dalgıç dostumun dediği gibi hayat bana güzel değil yani, orada bir haftada çektiğim fotoğraflara bir yıl boyunca bakıyor ve hatalarımı gördükçe kendime sövüyorum. Arada da söyleniyorum, keşke daha yetenekli olsaydım, bu neden orada aklıma gelmedi? Benim de bir püskevitim olsaydı!

Gelelim yazının sonuna genel bilgi köşesine, bu aralar hayat dinamik. Hakan Günday’ın AZ romanını okuyorum, “Aziz Efendi’nin kısa tarihi” ni yazıyorum, bir manga güzel insanla birlikte yazdığımız “Asla Yalnız Yürümeyeceksin” den her gece bir hikaye seçip gülerek uyuyorum, Murat Uyurkulak’ın Bazuka isimli öykü kitabını okuyorum ve kişisel başarı olarak ilk defa geçen antrenman 4lü kombine yaptım (kizami zuki, gyaku zuki, mawashi geri, ushiro ura mawashi geri) ve bunun için kendimle gurur duyuyorum.

Asla Yalnız Yürümeyeceksin - Ekibin bir kısmı

Eğer istediğim fotoğraları çekebilirsem sevgili dostum bu senenin sonuna deli işler yapacağım. Bu yazıyı bitirirken beni bu kadar gaza getiren şarkıyı da şuraya iliştirivereyim tam olsun. Evet sevgili dostlar şimdilik sizlere veda vakti geldi, bir süre seyahatte olacağımdan dolayı yazamayacağım kendinize iyi bakın.

As the 14th Dalai Lama Tenzin Gyatso said “What is the meaning of life? To be happy and useful”

Namaste,

Görünen görünmeyen II. Bölüm

By , May 23, 2011 9:31 am

Merhaba,

Yakın zamanda yeni bir Lembeh seyahati planlıyorum. Neden derseniz sebebini şöyle izah edeyim. Geçen sene çektiğim fotoğrafları düzenliyordum yeni 1 TB Samsung diskimin selamsız sabahsız terk-i-dünya etmesinden sonra arşivi tekrar toparlarken eski fotoğrafları da elden geçirdim. O sırada gördüğüm bir fotoğraf Lembeh’te daha çok dalış yapmam gerektiğini bana hatırlattı. Fotoğraf şurada:

The Ghost - Lembeh - Indonesia

 

Bazı fotoğraflara bakıp “Bu ne be?” dediğim çok olmuştur. Eğer makul bir zaman içerisinde konunun ne olduğunu anlamazsam fotoğrafı siler ve bir sonrakine geçerim normal prosedür böyledir. Bu fotoğrafa da bir süre baktım ne olduğunu anlayabilmek için. Fotoğrafı çekerken de ne olduğunu anlamamışım çünkü sadece bir kare var sonra uzaklaşıp başka konulara dalmışım.

Fotoğrafa bir süre baktıktan sonra ne olduğunu ve kaçırdığım fırsatın büyüklüğünü anladım. Alışkanlık gereği canlılara bakarken özellikle de gizlenmiş canlıları ararken gözlerini bulmaya çalışırım. Burada da gözü görünce balığı bulmam da zor olmadı. Fotoğrafta bir Aslan Balığı yavrusu var ve neredeyse tamamen saydam o nedenle deniz tabanındaki çöplerin önünde neredeyse bir hayalet gibi kıpırdamadan duruyor.

Düşmanlar sizi göremeyince hayat daha güzel. Bu tür fırsatları tekrar yakalayıp daha iyi değerlendirebilmek için bir sefer daha yapmam gerektiğine karar verdim. Hafta sonu Novus Port Cleaning & Repair Kit ile Akrilik dome portumdaki çizikleri onardım, oldukça iyi sonuç verdi diyebilirim. Geriye kalan ekipman eksiğimi de tamamlayıp tekniğimi geliştirmem gerek. Kendinize iyi bakın.

Fotoğraf Lembeh boğazı’nda geçen sene çekildi, Nikon D300 , 60mm F2.8D Micronikkor , 2x YS90 Flaş.

F22 1/200 @ISO 200

Namaste,

Görünen, görünmeyen

By , May 13, 2011 9:54 am

Görünen ve görünmeyen. İddialı bir başlık oldu değil mi? Evet, bakmak ile görmek arasındaki fark bir yana görünen ve görünmeyen apayrı şeyler. Çoğu zaman sualtı fotoğrafı çekerken bir kadrajda çekim sırasında fark edemediğim bir şeyi sonradan görür ve sevinirim. Hele hele fotoğraf Lembeh gibi bir yerde çekiliyorsa bu ihtimal o kadar yüksektir ki bazı karelerde ilk seferde göremediğim 3-4 ayrı canlı gördüğümü biliyorum.

Crab or more? - Lembeh - Indonesia

Fotoğrafı Endonezya’nın Sulawesi adasının kuzeyinde Lembeh Boğazı denilen makro fotoğrafçılık cennetinde yaptığım ilk gece dalışında çektim. Hoş, gülümseten bir anı benim için. Yirmi küsur saatlik yorucu bir yolculuğun sonunda bavulları açmadan makineyi kurup o günün son benim ise oradaki ilk dalışım olan gece dalışına kapağı atıvermiştim. Bu yakınlarda o seyahati tekrarlamak niyetindeyim, hem daha tecrübeli ve daha iyi donanmış olarak gitmek hem de şansım yaver giderse daha önce göremediğim canlıları görmek istiyorum.

Bu amaçla kendime ufak bir fokus feneri aldım, wet macro lens için ise çabalarım sonuç vermedi başka bir çözüm aramak niyetindeyim. Dalmak, fotoğraf ve video çekmek, yemek yemek ve uyumak dışında yapılacak hiç bir şeyin olmadığı bu kaçışlar hayatın daha da çekilir olmasını sağlıyor benim için. Bu arada yukarıdaki fotoğrafta saklanan ikinci yengeci hala görmediyseniz yorgun olmanız kuvvetle muhtemel, bir bardak çay alıp derin bir nefes alın ve biraz dolaşın derim.

İskelet karidesleri (Pariambus typicus) diye canlılar var normalde fark edilmeleri oldukça güç, üzerinde yaşadıkları yosunla aynı renk ve dokuya sahipler ve 1-4cm büyüklüğündeler bu nedenle onları görmek çok zor olabiliyor fotoğraflamak için de iyi bir fokus ışığı ve ciddi bir süpermacro ekipmanı gerekiyor.

Skeleton Shrimp - Lembeh - Indonesia

Bu fotoğrafta birden fazla iskelet karidesi var ancak ilk denemeden sonra başarılı bir çekim yapmamın (bu ekipmanla) tesadüflere bağlı olduğunu anlayarak önümüzdeki maçlara bakmak kararını alıp yoluma devam ettim. Ama ikinci seferde canınıza okuyacağım arkadaşlar, iskelet falan dinlemem şakam yoktur.

Evet yazımızın sonuna geldik arkadaşlar bu sefer biraz kısa oldu ama kusura bakmayın, yazdıkça açılacağım ümidindeyim. Kendinize iyi bakın.

Namaste,

Hayat devam ediyor.

By , April 26, 2011 1:25 pm
Umm Arouk

Umm Arouk - Southern Redsea

Evet dalmayalı uzun zaman oldu, o kadar uzun zaman oldu ki güneşte serilmiş dut pestilinden beter vaziyetteyim. Kurudum kaldım, kıpırdanamıyorum. Bir sürü irili ufaklı şey olup bitti ve olup bitmekte. Mesela yakında hazırlandığım bir kuşak sınavı var epey terletiyor bizleri bu aralar. Başlayıp yarım bıraktığım projeler var (LED fener, Ring light, Macro Light projeleri). Ekmek arası Tenoksikam’a mecbur eden sırt ağrıları var, arkadaşlarla başlayıp bitirdiğimiz bir öykü kitabı var “Asla Yalnız Yürümeyeceksin!” adında şurada haberi ve bizlerin bir grup fotoğrafı var.

Planladığım ama kursağımda kalan seyahatler, başlanan ve yarım kalan projeler, kaybettiklerim, yitip gidenler, çıkıp gelenler ve daha bir dolu şeyle birlikte ömrümüzün kum saatinden eksilen kumlar var. Deniz de var ama dalış eksik açığı çok acele kapatmak gerek. Fotoğraf iki yıl önce çıktığımız dalışlı deniz yolculuğundan bir güney kızıldeniz karesi. Kitap uzun zamandır uğraşamadığım ancak belli bir düzen içerisinde kendi kendine ağızdan ağıza yayılan bir konuya dönüştü. Hiç tanımadığım insanlardan çok olumlu geri dönüşler aldım kitapla ilgili ve bu beni çok ama çok fazla mutlu etti.

Kafamda iki yeni proje var bir tanesi küçük bir öykü kitabı; neredeyse doğduğu zamandan bu yana kızım için çeşitli yerlerde yazıp biriktirdiğim kendi hayatıma ve başımdan geçenlere dair kısa öykülerin toplanmasından oluşan Aziz Efendi’nin kısa tarihi. Diğeri ise son zamanlarda aklımda olan bir sergi+kitap projesi (daha fazla efor+para gerektiriyor) sanıyorum bu sene yapılacak seyahatten sonra şekillenecek.

Hayat devam ediyor, deniz uzaklardan sesleniyor ben dalacağım günün hayalini kuruyorum.

Kendinize iyi bakın,

Namaste,

Aah minel aşk ve minel garaib!

By , March 31, 2011 4:11 pm

Uzun zaman önce unuttuğum bir fotoğrafımı kurcalarken, ki kurcalama amacım marin sözlük için yazdığım deniz tavşanı tanımlarıydı, aşağıdaki fotoğrafı buldum.

Elysia timida - Solar Nudibranch

Elysia timida - Solar Nudibranch

Fotoğraf süpermacro denemeleri sırasında çektiğim küçük bir deniz tavşanına ait. 105mm F2.8D Micronikkor objektif üzerine +4 Dioptri close-up mercekle çekilen bu fotoğraftaki canlı aslında 1.5cm boyunda. Fotoğrafı çektiğim günü gayet iyi hatırlıyorum, ilk dalışı bitirmiş eğitim dalışları için Jandarma Koyu’nda oyalanıyorduk. Sığ suda macro çekim için karides benzeri konular ararken bu tavşanı bulmuştum. Fotoğrafın beni heyecanlandırmasının sebebi ise şuradaki bilimsel yayın.

Yayını uzun bulup okumayacak ya da ilgilenemeyecek kadar az vakti olanlarınız için (özet geç lan modu) kısaca özeti şu, bu aileden bazı deniz tavşanları Acetabularia acetabulum isimli algleri yiyerek bu alglerin bünyesindeki kloroplastları fagositoz mekanizmasıyla kendi bünyelerindeki sindirim hücrelerine dahil ediyor – ki bu hücrelere kleptoplast (çalıntı kloroplast) deniyor – ve bu hücreleri aktif olarak fotosentez yapmakta kullanıyorlar. Yani bir nevi SOLAR POWERED NUDIBRANCH durumu söz konusu.

Abi ne kadar heyecan verici değil mi? Bizim sularımızda fotosentez yapan bir deniz tavşanı türü olması benim onu fotoğraflamış olmam, hayatın güzel olması, vapurlar filan.

Böyle zamanlarda Life is a box of chocolates sözünü hatırlıyorum. Bu günlük bu kadar.

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy