Dünya halleri..

By , May 14, 2010 8:05 am

Baştan söyleyeyim bu yazı fotoğraf yazısı değil, sonra yanlış olmasın bana verip veriştirmeyin. Bu aralar hayatımda cereyan eden acaip işlerin kısa bir özeti, icmali bu. Bir kere arabam 100.000km yi devirdi, ilk defa bir arabayla bu kadar fazla kilometre yapıyorum çok heyecanlıyım. Bu muhteşem olayı boğaz köprüsünü geçerken idrak ettiğimiz için hemen küçük bir fotoğrafla bu anı ve anıyı ölümsüzleştirdim.

100.000km Yay !

 Bu muhteşem olayın tüm yurt sathında ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gereğince kutlanabilmesi için burada bu fotoğrafa ve yazıya yer vermeye karar verdim. İsteyenler diğer dış temsilciliklerimizde de kutalmalar yapabilir gönlünce coşabilir. Tabii bu kilometrede trigger kayışının değişecek olması da ayrı bir lezzet ve nefaset sebebi bakalım volant ile egzantrik milini birbirine bağlayan bu nadide kayışın arasına ne kadar japon yeni sıkışmış ilerleyen zamanlarda hep birlikte öğreneceğiz.

Öte yandan baharın gelmesiyle ortamlarda artan polenler yüzünden yerlerde sürünüyorum. Doğanın dengesine bir diyeceğim yok, üreyin çoğalın , soyunuzu sürdürün tamam da canım kardeşim şu polenlerinizi uluorta sallamayın atmosfere bak Allahın adını veriyorum. Nefes alamıyorum imansızlar, ölüyorum yahu, antihistaminik manyağı oldum sayenizde. Ya ilaçlardan yarı uykulu geziyorum ya da  ağzı, burnu, gözleri şişmiş, Rocky Balboa ile 12 round bitirmiş masum köylü gibi tıknefes, östaki borusu bile içeriden şişmiş bir şekilde kaderin tecellisini bekliyorum. Yeter, vallahi yeter.

Sonra bir de yapılması gereken işler var, kitabı yayınevine verdim, okunacak , düzeltilecek, kapak için fotoğraf seçmem gerek. Öyle bir fotoğraf olmalı ki sualtıyla ilgisi olmayan birisine bile cazip gelmeli. Neyse, yarışma için seçtiğim fotoğrafları 30x40cm bastırmam gerek, diagonal ile konuşayım diyorum.

Dalışa gitmeyi özledim, işim gereği sınır tanmayan aptallar derneği kurucularıyla olan çalışmalarıma hız verdiğim bu günlerde gittikçe kuruyan solungaçlarım nedeniyle keyifsiz , kara, kuru, tatsız bir adama dönüşmekteyim.

Pigmy Squid - Lembeh Straits

Fotoğraftaki bir pigme sübye, Lembeh boğazı seyahatinde 26 saatlik bir yolculuğun sonunda ayağımın tozuyla yaptığım ilk gece dalışından bir kare, sübyenin boyutunu arkadaki küçük yeşil yaprak ile kıyaslayarak anlayabilirsiniz.  Burada iki flaşı da kendi meşrebimce doğru kullandığım için seviniyorum. Soldaki flaş arkada ve tam güçte (sübyenin arkasında) sağdaki ise sağ üst ve ön tarafta ve yarım güçte. Bu kombinasyonla hem enteresan ışık gölge durumları hem de zaten saydamlığı fazla olan sübye’nin içerden ışımasını sağlayabiliyoruz. Fotoğraf da daha ilginç bir hale geliyor.

Evet, hayatımın son dört senesini yerli rehberlerin artık devam etmek istemediği yerlerde yola katırlarla devam ederek geçirmek gibi abes bir işle iştigal ederek sürdürdüğümden naşi dolayı şu aralar güzel bir haber, ortaya karışık bir güzellikler silsilesi iyi giderdi doğrusu. Artık mani olmuyor halimi takrire hicabım, uluorta söylüyorum. Tez zamanda iyi bir şeyler olması için kuantum olumlama olur, the secret olur ne olursa evrene sallayıp olursa ekime kadar olsun diyorum mesajımın sonunda. Kafiyesini yazmıyorum okuyan çoluk çocuk olur diye. 

Bu günlük bu kadar, ne kadar sürç-i-lisan ettiysek affola.

Namaste,

Kalamar

By , May 8, 2010 12:18 am

Kalamar bildiğimiz mürekkep balığı, lezzetli dostumuz özellikle yaz aylarında biranın vazgeçilmez yancısı. Gece dalışlarının da izlemesi en zevkli aktörlerinden birisidir. Şimdi bu yazı da nereden çıktı? diyecek olursanız, bu aralar başım biraz kalabalık hem kitabı okuyup düzeltiyorum hem de Marmara Festivali‘ne yarışma için fotoğraf seçiyorum dolayısıyla blog hadisesini epeyce boşlamışım hissine kapıldım.

Bigfin reef squid

Bu yüzden fotoğrafların içinden buraya koymak için bu arkadaşı seçtim, Lembeh boğazı’nda bir gece dalışının mahsullerinden. Bu canlıların dalış fenerlerinin ışığı altında renkten renge girerek sizi izlemesinin keyfi çok az şeyde bulunur. Hem renk değiştirerek kamufle olma yeteneği hem sualtında jet itişi ile hareket edebilme özelliği bunlara bir de ortalamanın üzerinde bir zekayı eklerseniz bu hayvanları neyin çekici yaptığını bulursunuz.

Umarım sizlere de bu canlılarla, yanında tarator sosu ve bira olmadan karşılaşmak kısmet olur bir gün.  Uğraştığım şeylere polenlerin de eklenmesi yüzünden bu yazı kısa olacak kusura bakmayın.

Namaste,

PS: 60mm Micro Nikkor f2.8D , F20 1/160th @ISO200 YS90 Auto x2 flaş.

Pazartesi sendromu

By , May 3, 2010 8:48 am

Merhaba, pazartesileri sevmiyorum, ancak kendimde şunu gözledim ki eğer haftasonu iyi geçmişse bu sevmeme hadisesinin dozu düşük oluyor ancak heba edilmiş bir haftasonu durumu söz konusuysa o zaman Pazartesi kendimi ihanete uğramış gibi hissediyorum. Köy çeşmesinin başında gün doğarken kollarımı kaldırıp “Haaaayıııırrrrr!!!” diye bağırasım geliyor.

Bu haftasonu çok güzel geçtiği için pazartesi sabahı karga *okunu yemeden geldiğim ofis daha tahammül edilebilir bir yer, neredeyse keyifli bile denilebilecek dururmumu bozan tek şey ise baharın müjdecisi polenler. Bu mevsimde kendini atmosfere salıveren türümü devam ettireceğim, soyum sürecek hezeyanlarıyla umarsızca polenlerini havaya bırakan bitkileri ve özellikle çam ağaçlarını kınıyorum.

İflahım kesildi imansızlar, siz kazandınız, pes ediyorum, nefesimi kestiniz, bir araba sopa atsanız yıkamayacağınız beni iki toz tanesiyle yerle bir ettiniz, antihistaminikler de olmasa çoktan dört kolluya bindirirdiniz beni ama teknoloji gelişiyor.

Peek-a-boo - Lembeh Straits - See the scar on dorsal fin?

Bu fotoğraf en çok sevdiğim Lembeh fotoğraflarımdan birisi, küçük bir taş parçasının arkasından bakan genç bir müren, Gymnothorax undulatus olabilir ama emin değilim. Sanki kayanın arkasından bakarken cee diyecekmiş gibi duruyor bu arada biraz dikkatli bir göz mürenin sırt yüzegecindeki façayı görebilir. Belli ki genç yaşına rağmen görmüş geçirmiş bir müren kendisi. Sualtı gibi fotoğraflarda ifade yakalamanın zor olduğu ortamlarda bunu başarabildiğim zaman çocuklar gibi seviniyorum. Bu karede ışık ve gölgenin dağılımından da gayet memnunum öte yandan.

Neyse biz haftasonuna dönelim, cuma ve pazar kızımla birlikte yaptığımız antrenmanlar yeterince canımı çıkartmamış gibi pazar sabahı ekstra fiziksel aktivite ve üzerine gelen polen darbesi ile sarsılan narin bedenim (pehhh) pazar gecesi kendimi 22:00 itibarıyle yatağa atmam ve antihistaminik destekli bol rüyalı bir uykuya dalmamdan önce arada geçen zaman diliminde bir film izleyip, 4 farklı köpekle ilgilenip, para verip aldığım için inat edip okumaya çalıştığım ve umduğumdan da kötü çıkan bu nedenle sanki aldığınız karpuz evde kötü çıkınca hissettiğiniz kazıklanma hissini bana yaşatan, son Dan Brown kitabını bızıklayıp, kızımın ödevleriyle ve evin ufak tefek tamir işleriyle ilgilenip, yemek yapmayı araya sıkıştırabilmişim. Kısacası haftasonu güzel geçmiş.

Triple decker - Lembeh Straits

Böyle multitasking animatif zamanlar insana kendini daha iyi hissettiriyor, zamanın nasıl geçtiğini de anlayamıyorsun.  Şimdi yapılması gereken işler şöyle : Kapak fotoğrafı seçilecek, kitabın ismi kesinleşecek, seçtiğim 50-60 adet fotoğraf tekrar gözden geçirilecek, yayıncıya tekrar göndermeden önce kitap bir daha okunacak, yazım hatalarına ve bölümlerin sıralamasına bakılacak.

Yukarıdaki fotoğraf bir çıkar ilişkileri zinciri, öyle çok çok harika bir fotoğraf değil, kötü de değil gerçi ancak en altta taşıyıcı yengeç, onun üstünde uzun dikenli deniz kestanesi, kestanenin dikenleri arasında ise bangai cardinalfish mutlu mesut yaşıyorlar. Yengeç kendini kestane ile savunuyor, kestane yengeç ile hız kazanıp mobilize oluyor ve çağı yakalıyor, bangai cardinalfish ise dikenlerin arasında mutlu ve huzurlu bir yuva kurmuş kendine. Aklıma gelmişken, iş güç fazlalığından Lembeh’te çektiğim videoların renk güzeltmelerini ve montajını yapamadım halbuki çok güzel çekimler var özellikle canlı davranışları açısından.

Kapanış fotoğrafını da şöyle koyayım inceden, bu arada “Arkadaş şu Lembeh’in ne ekmeğiniz yedin yahu!” diyenler için bu daha ne ki? diyeceğim, kesinlikle bir daha gidesim var o taraflara acaip bir yer ve inanılmaz şeyler görebiliyorsunuz sualtında.

Life goes on - Lembeh Straits - Porcelain crab

Bu fotoğraftaki porselen yengeci (Neopetrolistes maculatus) aslında öylesine duruyor gibi, fotoğrafın da fazla albenisi yok ancak dikkatle bakan gözler yengecin karnındaki açıklığın içerisinde kırmızı minik yumurtaları görebilir yakında minik yengeçlerin annesi olacak ablamız. Lembeh ile ilgili söyleyebileceğim tek kesin şey burada çekilen fotoğraflara iki katı dikkatle bakmak gerektiği hiç hesapta olmayan şeyler görebilmek işten değil.

Kendi hesabıma polenlerin gitmesini ve azabımın bitmesini diliyorum, sizler için de her şeyin en iyisini diliyorum.

Herkese iyi haftalar,

Namaste,

 

Yarışmalar

By , May 1, 2010 10:20 am

Yakında yarışmalar var, nedense bir türlü katılmak için gereken hırs/istek her ne ise o şeyi biriktirip organize olamıyorum. Bu sefer firavunun laneti gibi üzerime oturan bu organize olamama olayını aşmaya kararlıyım. Geçen seferki gibi şartnamelerin klasik maddelerine sinirlenip pire için yorgan da yakmayacağım.

Kitabı da bir türlü elim değip bitiremiyorum, 100 sayfa A4 oldu bir yerde birilerinin dur demesi gerek sanırım, okuyorum “süper oldu” diyorum, bir daha okuyorum “bu ne be” diyorum, bir yerde bitti deyip biçim üzerine çalışmak ve birirlerinden fiyat almak gerek ayağımın suya ermesi için.

Home Sweet Home - Hermit Crab & Anemones - Lembeh 2010

Bu arada çok enteresan yazılara denk geliyorum canlı davranışları hakkında bir şekilde o linkleri kaybetmemem gerek diyorum, durumum yukarıdaki fotoğraftaki arkadaş gibi, kendimize uygun kabuğu bulmuşuz, kapıya da bir iki anemon sallamışız ne olur ne olmaz diye her şeye hazır pir-ü-pak bir durumdayız, durumdayız da bir süre sonra kabuk küçük gelmeye başlayınca ortamlarda yumoş yaratığı gibi kabuksuz savunmasız kalma ihtimali de aklımızdan çıkmıyor.

Böyle bir sahte güven hissi, küşayiş, asudelik içinde fırtınadan önceki sessizliği massetmekte, saldırının yeni dalgasını beklemekteyiz. Hep böyle değil midir zaten? Geçen gün kızımın bir ödevi ile ilgili okuduğum Wilfred Owen’ın Exposure isimli şiiri geldi aklıma nedense. İşte öyle bir ruh hali var bu aralar.

Her şey tekrar normale dönse gibi naif isteklerim de var tabii, insanın kendine ait bir günlüğünün olmasının iyi tarafı yazarken her türlü fikir uçuşmasına yer verebilme özgürlüğünün olması değil de nedir?

Neyse , böyledir halim, yukarıdadır halimi tasvirim. Sizlere sağlıklı günler dileyip çekilmektir son dileğim.

Namaste,

PS: Kitap için yayıncıyla konuştum A5 formatında karar kıldık sanki, 2 ay kadar sürecek basılması , haydi hayırlısı .. :)

Panorama Theme by Themocracy