A day in Lembeh Straits – Lembeh Boğazı Tefrikası
Bu yazı uzun bir yazı şimdiden söyleyeyim sonra sıkıntı olmasın sevgili dostlar. Lembeh boğazı diye diye çocukluğumun Tercüman gazetesinde yayınlanan pehlivan tefrikaları gibi konuyu uzattığımın farkındayım. Yazdıkça iş “Kurtdereli Mehmet Pehlivan rakibini çifte çapraz takarak çayır boyunca sürüdü…” kıvamına geliyor ama yazmasam da olmuyor burası çok mendebur bir yer dostlar.
Bir kere güneş böyle doğuyor bu güzelim boğazda, bu vakitler tam bizim ilk dalış için evden çıkıp yola koyulduğumuz vakitler, küçük balıkçı kayıkları da vızır vızır geçmekte bu saatlerde. Deniz bazı zamanlar sakin bazı zamanlar ise çocukluğumun boğaz akıntıları gibi yardıra yardıra girdapları çevire çevire akıyor, o zamanlar bilin ki denizin acelesi var bir yerlere yetişme telaşında gözü hiç birimizi görmüyor. Bu arada yukarıdaki fotoğrafın büyük haline bakın buraya bu boyu sığdı ancak ama gerçekten hoş bir yer burası.
Dalış noktaları bir gün önceden belirlenmiş, son dakikada hava veya akıntı gibi sebeplerden bir aksilik olmazsa program saat gibi çalışıyor, önce sabah kahvaltısında taze meyve ve kahve var isteyene tost falan da yapıyorlar ama hafif yemek daha iyi her zaman. Sonra brifing sırasında dalış programı etraflıca anlatılıyor, nerede ne var, dalış süresi, görülebilecek canlılar, giriş çıkış noktaları her şey belirli.
Dalış merkezine geldiğimizde sol tarafta meteoroloji merkezi dikkat çekyor, tahminleri şaşırtıcı kesinlikte ve saniye şaşmıyor, saygıyla eğiliyorum. Dalı brifingini dinledikten sonra ilk dalış için tekneye icabet ediliyor bu arada kameralar çoktan tekneye taşındı bile etrafta göze görünmeyen peri taifesinden yardımcılar yok her şeyi rehberler ve tekne personeli yapıyor. Bu arada bir de kamera odası var ki süper bir mekan, herkese kamera ve housing için bir veya iki havlu, şarj aletleri için priz ve temizlik için basınçlı hava sunuyorlar, dalış aralarında objektif değiştirme ve kontrol gibi işlemleri burada yapıyoruz.
Bu arada yukarıdaki fotoğrafta görülen benim canavar, en üstte de kendi imalatım olan FFF var, yani fakirin fokus feneri, az ışıklı ortamlarda netlik yapmayı ve gece dalışlarında rakibin, kurbanın, konunun aklını almayı sağlıyor, odaklamanın ince ayarını ise o gri kablo bağı parçasını çekiştirerek yapıyorum. Tabii rakiplerimin, diğer yarışmacı arkadaşların deklanşöre basılıp flaş patladığı anda sönen, yükselen burcunuzu ve yıldız haritanızı çıkarabilen, bioritm hesaplayan fokus fenerleri var ama ben onları kıskanmadım hiç büyüyünce benim de olacak biliyorum.
Neyse en uzak dalış noktası 20 dakika mesafede ve 5o den fazla dalış noktası var, genellikle Muck Diving dedikleri çamurda yaratık avlamaca tarzı dalışlar ancak arada mercan ve batık dalışı gibi çeşitler de var, görüş genelde kötü en iyi günde 15metre ancak en kötüsünde dirseğinizi göremiyorsunuz. Akıntı genelde yok ancak bazan öylesine yardırıyor ki Kaş – Flying Fish resifi halt etmiş rüzgarda kuruyan çamaşırlar gibi sallanıyorsunuz suyun altında.
Gelelim dalış kısmına, bu kısım hayli enteresan, dalış liderinizin performansına, şansınıza ve tecrübenize bağlı, iyi bir liderle en acaip ve kötü noktalar bile cennete dönüşüyor, burası bioçeşitliliğin doruk noktası, yaratıkların en divane ve en şahanelerinin toplandığı sualtının agora meyhanesi.
Mesela yukarıdaki fotoğrafta görülen kurdele müreninden bol miktarda var, bu birey erkek, gençleri siyah erişkin (dişi) olanları da sarı oluyor bu güzelim hayvanların. Maldivlerde yanılmıyorsam Holi Maru adlı resifte Bob isimli kurdele mürenini görmek için 15 dakika beklemiştim ve önümdeki kuyrukta 8 dalıcı vardı. Burada her kurdele müreni gördüğümde aklıma Bob geldi ve güldüm. Yokluk hayvanlara isim taktırıyor, burada sebil olunca hayvana John, James, Alice, Tayyar diyecek halleri yok, anlamı da yok zaten. Maldivlerin Bob’unun Facebook’ta hayran sayfası var yeminlen.
Sonra görülmesi biraz daha zor olan türler var, süslü hayalet borubalığı - Solenostomus paradoxus gibi üzerinde yaşadığı yumuşak mercanın renk ve dokusuna sahip, başaşağı yüzüyor genellikle ve neredeyse tamamen yumuşak mercan gibi görünüyor hem gizlenmek hem de avlanmak için süper bir yöntem doğrusu. Ancak asıl marifet gerçekten kimsenin göremediği, çıplak gözle görmenin çok çok zor olduğu canlıları bulup çıkartmak.
Mesela yukarıdaki karides (Black coral shrimp – Siyah mercan karidesi – Pontonides unciger) kamçı mercanının üzerinde yaşıyor ve 1cm den ufak, bu fotoğrafı 60mm ve 1.4 Telekonvertör ile çektim yaratığı görmek bile mesele aslına bakarsanız ancak çok güzel bir canlı, ismi siyah mercan karidesi ama rengi üzerinde bulunduğu mercanın rengine göre değişiyor. Arka planı siyah olan fotoğraflar f18 ve üzeri diyafram ve 1/200 civarında örtücü hızları ile çekildiği için arka plan öyle karanlık. Ancak bundan daha da ufak ve görmesi gerçekten güç olan canlılar da var mesela şu.
Mavi deniz yıldızı (Linckia laevigata) üzerindeki bu küçücük midyeyi rehberin bile görmediğini gururla söyleyebilirim. Evet bu arada inanılmaz canlıların inanılmaz davranışları da bir yandan gözlerimizin önünde cereyan ediyor. Bunlardan biri de Kıllı Kurbağabalığı – Hairy frogfish – Antennarius striatus , diğer bazı kurbağa balıkları gibi ağzının önünde solucana benzeyen bir deri uzantısını yem gibi sallayarak gelen küçük balıklarıbir anda yutuyor. Avlanma stratejisi basit ama dahiyane ve o kadar başarılı ki hayran kalmamak elde değil, görünüşü bir yosun yığınına benzeyen bu balık kendi aleminin krallarından biri.
Dalıştan çıkınca hemen kuru bir havlu ve taze meyve veriyorlar, eğer gece dalışıysa veya hava soğuksa sıcak çikolata da oluyor ki tadına doyum olmuyor. Sonra ikinci , üçüncü dalış ve gece dalışı derken bir günde 4 dalış veya fazlasını yapmak işten bile değil. Bu durumda hava ile dalmak hem dip zamanlarını kısaltacağı hem de dekompresyon hastalığı riskini arttıracağı için Nitrox (Karışım gazlar) ile dalmak daha akıllıca oluyor. Dalışlar arasında yürüyerek bir yerlere yetişmeye çalışırken kafanızı kaldırırsanız tam olarak şunu görebilirsiniz.
Biraz dikkatliyseniz etrafta uçuşan pabuç kadar kelebekleri, arıkuşlarını, balıkçıl kartalları da görebilirsiniz. Burası eski bir hindistan cevizi plantasyonu olduğundan ağacı yeşili bol, dolayısıyla yağmur da yağınca bayıltana kadar yağıyor, ama uzun sürmüyor ve genellikle geceleri yağıyor. Böyle yerlere seyahat ede ede kertenkelelere olan saygım da arttı, her türlüsü var burada ve sinek-böcek popülasyonunu dengelemekte önemli bir görevleri var. Özellikle Geckolar çok sevimli ve ürkek hayvancıklar her yere girebilmek gibi bir yetenekleri de var tabii.
Geceleri yapacak şey sıfırın altında, fotoğraflarınızı etiketlemek yemek ve uyumak dışında diğer dalgıçlardan kafa dengi birilerini bulabilirseniz sohbet edebilirsiniz. Genellikle Skype üzerinden evi aramak ve dalışlardan hoşafa dönen bünyenizi dinlendirmek için en ideal zaman bu zaman.
Tabii SPA da var ziyaret edebileceğiniz ancak masaj konusunda küçük bir uyarıda bulunmadan edemeyeceğim benim gibi kalıbınıza güvenip (1.80 boy 100 kilo gövde, Türk egosu, Babayiğit hamuru vs vs.) “Bacım sen Allah ne verdiyse giriş elini korkak alıştırma” diyenlerin çığlıklarını ormanda kimse duymuyor sonra. Sağlam girip sakat çıktım, hayatımda bir kadının bu kadar canımı yaktığı başka bir an hatırlamıyorum. “Bacım o bacağı oraya bükme” diyemedim, bağırmak da yiğitliğe halel getirmek demek, 90 dakika dayak yedim, azap çektim ve kani oldum ki hakikaten iyi sopa kaldırıyor benim bedenim. Arada göz yaşlarım aşağıda içinde renkli taşlar olan Feng shui çanağına damladı ama ses etmedim.
Bu arada her gün görülen nadir ve ilginç yaratıklar dalış merkezinde bir tabelaya yazılıyor, şunlar şurada şunu gördü diye, biz de mimic octopus, wonderpus, hairy octopus, long arm octopus ve hairy frogfish’i listeye yazdırdık. Mavi halkalı ahtapot, Rhinopias ve diğer bazı türler ise bir başka bahara kaldı ancak gece dalışları dahil 6 güne sığdırılan toplam 22 dalışta gördüklerim gerçekten anlatmakla bitecek gibi değil.
Uzun bir yazı oldu ve buraya kadar sıkılmadan okuduysanız ne mutlu bana, kapanış için yukarıdaki imparator karidesi’ni seçtim, deniz hıyarı, deniz yıldızları ve büyük boy deniz tavşanları üzerinde genellikle çiftler halinde yaşayan bu dünya güzeli üzerinde yaşadığı canlının sekresyonları ve parazitleriyle beslenir (nerede kaldı imparator ismi demeyin bu hayatta imparatorun da *ok yiyeni oluyormuş) bu fotoğrafta ise bir deniz hıyarının ki kendisi 45cm boyu ile tam bir hıyar, tam mabad kısmında rastgeldiğimiz bir imparator karidesiyle göz gözeyiz. Bu sualtı fotoğrafçılığı işte böyle melun bir tuzak sevgili okurlar, insanı deniz hıyarlarının mabadına bile bakmaya mecbur eden bir illet bu sakın ola ki bu hain oyuna gelmeyin sizin de hayatınız kararmasın.
Friedrich Nietzsche ne demiş “When you look into an abyss remember that the abyss also looks into you” bu durumda “When you look into the sea cucumber’s ass remember that the sea cucumber’s ass also looks into you” yani durumumuz eyvah eyvah sınırını aşmış vaziyette ve bu tür şeylere uzunca bir süre bakmak yavaş yavaş da olsa onlara dönüşmemize sebep olacaksa ben bu işi bırakmalıyım galiba.
Herkese sevdikleriyle birlikte mutlu günler diliyorum.
Namaste,












Çok güzel yazı ve fotoğraflar. Tebrik ederim…
Teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim.