Aslında ben bugün

By , April 26, 2010 9:49 pm

Aslında bugün hiç yazı yazasım yoktu ama haksızlığa dayanamıyorum. Kahvaltı ederken gördüğüm süper Hürriyet.com haberi algımın ayarlarıyla oynayıncaya kadar böyleydi vaziyet. The Onion tarzı sitelerin haberleri gibi bir başlıkla sağdan soldan bir yerlerden aparılmış bir “haber” üstünkörü tercüme edilerek ısıtılıp tüketiciye sunuluyor. Bu formül basit, efektif, vurucu bir şey.

“400 milyon yıllık evrim sürecine sahip bu karidesler DAİRESEL POLARİZE FİLTRE olarak bilinen IŞIĞI ALGILAYABİLİYORLAR”

Bu cümleyi okuyunca ayarım kaçtı, dağıldım, darmadağın oldum, gülsem bir yana ağlasam bir yana yazının konusu gerçekten ilginç, mantis (peygamber devesi) karidesleri gerçekten çok güzel ve ilginç canlılar ancak Hayyam Pasajı’nda malzeme peşinde koşan fotoğrafçılar gibi Dairesel Polarize Filtre adı verilen ışığı algılamıyorlar. Dairesel Polarize Filtre diye ışık mı olur yahu! Polarize ışık’tır o, bu arkadaşlarımızın görüş yetenekleri mükemmelin ötesinde, bu konuda kısa bir internet araması sonucu şu yada şu gibi ilginç bilgilere ulaşmak mümkün. Şurada daha magazinsel şeyler de mevcut tabii. Ancak en son Lembeh seyahatimde gördüğüm bu güzel yaratıklar, en tepede verdiğim gazete haberindeki gibi zırhlı dokunaçlarını kalbime saklamaktan çok bulundukları alanı korumaya meyilli mutedil yaratıklar.

Mantis Shrimp-Lembeh Straits 2010

Yazıya bir fotoğraf da koyayım da konumuz anlam kazansın, hem gazetedeki gibi sağdan soldan apartılma da değil, özümün çektiği el emeği göz nuru bir Lembeh karesi. Şimdi bu hayvanla ilgili haber yapmak son derece doğal bunu anlıyorum ama işini bu kadar kötü yapma lüksüne sahip insanların basın sektöründe nasıl çalışabilidiğini anlayamıyorum. Dairesel Polarize Filtre denen ışığı görüyor ne demek yahu?  Kalbine zırhlı dokunaçlarını saplayarak parçalayarak öldürüyor ne demek? Canavar avcısı tadında tercüme edilmiş baştansavma bir yazı.

Arada da “Seksi fotoğrafları için tıklayınız” lezzetinde bir fotogaleri kısmı var. Kim Kardashian değil ki bu birader, Mantis Shrimp galerisini ne koyarsın araya merak eden google image search ile bulur aradığını?  Fotoğrafların kime ait olduğu belli değil, kim bilir kimin emeği sömürülen?  Haberin tamamını da neredeyse şuradan tercüme ederek kullanmışsınız :P

Pes doğrusu sevgili dostlar,  sizler de içinde olduğumuz zaman diliminden başlayacak 400milyon yıllık bir evrim süreciyle böyle abuk sabuk işler yapmamak üzere evrimleşecek misiniz bilmiyorum bilemiyorum.

Namaste,

Haftasonu Projeleri – Akıllar Fikirler

By , April 25, 2010 12:24 am

Bu haftasonu epeydir yapmak istediğim bir şeyi yaptım, kendime dairesel bir flaş dağıtıcı (diffüzör) yapmaya karar verdim. Internette benden önce bu salakça fikre kapılan bir sürü insan olduğunu ve havayollarında dağıtılan kusmuk torbalarından tutun da plastik bardaklara veya sigara paketlerine kadar bir sürü değişik tasarım ve fikir gördüm. Benim kafamdaki fikir ise daha sofistike ama yapması 20 dakikadan az sürecek bir şeydi. Benzerini Alex Mustard’ın sualtı için yaptığı ring flaş tasarımında görmüş ve aslında en başta malzemeleri de kendi kendime flaş filtresi (snoot) yapmak için almıştım, snoot daha sonra yapılacak elbet ama şimdi diffüzör yapma zamanı.

Superior Engineering of Aziz Efendi

Yukarıdaki kolajda malzemelerin hepsi ve yapım evreleri sırasıyla görülüyor, plastik saklama kabı (3TL), seloteyp (25kr), Alumiyum Folyo (öğlen yenilen kebaptan apartılma = beleş), beyaz kağıt, cerrahi makas, sağlam bir bıçak, permanent marker. Sağ alt köşede Diffuser Mark I in bitmiş halini görüyorsunuz, içinde yansıtıcı olarak kullanılar aluminyum folyo ve ön yüzeyindeki beyaz kağıt ışığı daha lezzetle dağıtıyor. Hal böyleyken bir kaç deneme fotoğrafı çekmek de farz oldu tabii onlar da şurada:

Paper Tulips - Shot One - 50mm F1.8 @ 1/125th ISO 200

Bu kağıt laleleri çok sevdiğim 50mm f1.8 D ile çektim diyafram tam olarak açık ve yerden tavana doğru flaş kullanılarak pozlandı. Sonuç fena değildi flaşın pozlamasını arttırıp azaltarak daha iyi sonuçlar da elde edebiliyordum. O nedenle bir sonraki aşamaya geçmeye karar verdim.

Attack of the Plasma Clones - 18-55mm @ 30mm F22 1/10th

Evet bana göre pek şugar bir soyut kare olmuştu bu ama nedense kafamda canlandırdığım “Uzaylıların Şile Yolunu İşgali” konseptinden uzaktı henüz bir kaç deneme daha yapmaya karar verdim.

Aliens Invading Şile Highway - 18-55mm @ 30mm F4.5 1/10th

Sonunda istediğim kareyi çekmiş olmanın huzuru içinde bu yazıyı yazmak üzere bilgisayar başına oturdum. Bu arada bu baloncukları yapan çin malı ışık ve köpük tabancasına da verdiğim 7TL yi sayarsak projenin toplam malzeme maliyeti 10.5TL sağladığı tatmin ise pırasylıs :)

Hayatın sizlere iyi davranması dileğiyle,

Namaste,

PS: Fotoğrafları biraz büyük yükledim büyütüp bakarsanız daha güzel olabiliyorlar.

Ne diyorduk?

By , April 22, 2010 7:34 am

Birisi hayvan mı demişti? Söylenecek söz kaldı mı? Allah bunu yapanları kahretsin.

http://www9.gazetevatan.com/caniler-kursun-yagdirmis/301252/1/Manset

Akün Sineması

By , April 21, 2010 2:35 pm

Ben çocukken Ankara’da Akün sineması vardı, şimdiki gibi tiyatro sahnesi değildi orası ve süper filmler oynatırdı. Grease dahil bir çok güzel filmi Akün sinemasında seyretmişimdir. Tam da gençlik dönemimize denk geldiğinden yeri de bir başkadır Akün sinemasının. İşte çoook eskiden bu sinemada henüz film başlamadan projeksiyonla perdeye yansıtılan ve değişik renkli yağ ve alkol benzeri sıvıların sağa sola dönmesiyle rengarenk bolahenk bir görüntü oluşturan kaleidescope benzeri bir şey vardı. Bazı zamanlar keşke film başlamasa ve hep onu seyretsek dediğimi bile hatırlıyorum

Mesmerising Sea cucumber Texture :)

 Evet, sanırım bir süre buraya bir şeyler yazamayacağım, gerek iş güç gerekse hayat memat işleri gereğinden fazla yorucu ve yıpratıcı bu aralar. Dolayısıyla ben birşeyler yazmıyorken sizin üzerinizde o kaleidescope efektini oluştursun diye bu fotoğrafı bırakıp kaçıyorum. Kusura bakmayın, yazacak durumda olunca görüşürüz umarım.

Namaste,

PS: f29  1/200 @ISo200 YS90 çift flaş manual kontrol.

Hic Sunt Dracones – Here be the dragons !

By , April 15, 2010 4:07 pm

Lauriea siagiani - Hairy Squat Lobster - Kıllı Minik Istakoz

Başlık latince, burada ejderhalar var anlamına geliyor, eski zamanlarda yapılan haritaların bilinmeyen boşluk kısımlarına yazılan bir uyarı cümlesi bu. Bir nevi ben uyarayım da sonra kendi düşen ağlamasın durumu söz konusu. Lembeh dalışları sırasında fotoğraf çekerken kaçırdığım fırsatları anlatıyor bana.  Ne kadar yi hazırlanırsanız hazırlanın, ne kadar iyi çalışırsanız çalışın bazı anlar bazı sebeplerden dolayı bir türlü istediğiniz fotoğrafları çekemiyorsunuz. Yorgunluk, dikkatsizlik, plansızlık, talihsizlik buna sebep verebiliyor.

Bubble Coral Shrimp - Stegopontonia commensalis - Kabarcık Mercanı Karidesi

 Bu fotoğraları çekerken uzun zamandır aradığım türleri bulmuş olmanın sevinci gözle görülebiliyordu, ama gözle görülebilen ve hesaba katılmamış bir gerçek daha vardı, konular gereğinden fazla ufak ve cevvaldi. Bu yetmezmiş gibi Kabarcık Mercanı Karidesi olacak yaratık beyaz bir zemin üzerindeydi ve kendisi de mavi beyaz olduğu için vizörden görülmüyor ve her saniye sağa sola yer değiştirerek netlik yapmayı azap haline getiriyordu. Beyaz mercanın ve karidesin üzerinde ışığın patlama riskine ise hiç girmiyorum.

Kıllı ıstakoz ise 1-2cm civarında boyu ve çekingen yapısıyla zaten arkadaş ortamlarından uzak içine kapanık bir birey, kendisiyle çalışmak içindeki güzelliği ortaya dökebilmek deveye kolbastı oynatmak kadar zordur tahmin ediyorum. Hayır denemedim ama parametreler belli sonuç da tahmin edilebiliyor. Bu durumlarda ustalıkla kullanmayı öğrendiğimiz lembeh sopası (Lembeh stick) bile işe yaramıyor.

Lembeh sopası (Lembeh stick) paslanmaz çelikten 30-40cm uzunluğunda bir sopa, hem çok ufak canlıları göstermekte hem kuvvetli akıntıda kuma saplayarak sürüklenmeyi önlemekte hem de fotoğrafçıyla aynı heyecanı paylaşmayan, sanat umurunda olmayan “ben ekmeğime bakarım” düsturunu benimsemiş yaratıklara dokunmadan aba altında göstererek yerinden kıpırdatmaya yarıyor.

A missed opportunity - Kaçan fırsat - Rex spadinus

 Mesela şu fotoğrafta yanımda Lembeh sopası olsaydı o küçük kırmızı balığı karede maça papazı ile birlikte daha iyi bir konuma alabilirdim ve bambaşka bir fotoğraf ortaya çıkabilirdi. Ama olmayınca olmuyor işte. Lembeh seyahati öncesi gerçekten iyi bir planlama yapmıştım ve bu sayede aklımdaki konu ve kompozisyonların çoğunu çektim ama elimizin kolumuzun bağlandığı durumlar da oldu tabii. Bazı dünyaca ünlü fotoğrafçıların objektif kapağını çıkarmadan sualtına indirdikleri kameralarının hikayesini okuyunca bir nebze kızgınlığım yatıştı tabii. Her an herkese olabilir bu tür aksilikler önemli olan şartları iyi değerlendirip elden gelenin en iyisini yapmak.

Bu yazıyı burada noktalıyorum bir sonraki seyahatte daha iyi malzeme ve daha çok hazırlığa ihtiyacım olacak.

Namaste,

İnsan olmadığınızı biliyorum.

By , April 13, 2010 1:01 pm

Ancak hayvan diyerek hayvanlara hakaret etmek de istemiyorum. Şu haberi okudum ve tepemin tası attı sakinleşemiyorum. Nasıl bir insan kendi halinde bir canlıya taşla tekmeyle saldırır, hiç bir şeyinizin haddi hududu yok be! Sevmeyi de bilmiyorsunuz nefretten de anlamıyorsunuz, hayvanı severken bezdiriyor sonra gördüğünüz yerde taşla, sopayla, tekmeyle saldırıyorsunuz.

Sizin hiç bir şeye hayvan demeye hakkınız yok kardeşim, o sıfatı kendiniz için bile kullanamazsınız. Haddinizi bilin. Bu ülkede hayvan hakları denilen şey hikaye, geri kalan hak hukuk zaten gak guguk dolayısıyla meydanı boş bulan sopayı taşı alan başlıyor birilerine bulaşmaya. Akdeniz foku denilen canlı nesli tükenmekte olan bir tür, sizin gibi debiller yüzünden tükeniyor hem. Ayıbını anlayıp zavallıya en azından dokunmaman gereken sen insan suretindeki şey, sen ne yapıyorsun? Hayvanı taşlıyorsun, tekmeliyorsun.

Ondan sonra çare zavallı Badem’i yaz sezonu geçip tatilciler gidene kadar kafese kapatmak oluyor, asıl sizi kafese kapatmak gerek. Akdeniz foklarıyla sualtında iki kez karşılaştım, başkalarının karşılaşma hikayelerini ve benden daha şanslı olanların çektikleri fotoğrafları da izledim. Sualtının tartışmasız en güzel canlılarından birisi senin 3 kuruşluk keyfinin mezesi değildir, olmamalıdır arkadaşım. Ben senin çocuğunu taşlayıp tekmelesem ne hissedersin bir düşün bakalım.

Mensubu olduğunuz herhangi bir semavi din varsa ona da bir bakın bu eziyet caiz mi diye eliniz değmişken. Eğer inançlı değilseniz vicdanınız varsa ona elinizi koyun. Biliyorum ne kadar yazsam (k) da bu düzen değişmeyecek. Çocukları küçük yaştan eğitmek gerek belki o sayede gelecek nesiller için bir umut olabilir ama sussam da gönül razı değil.

Akdeniz foku - Monk Seal - Monachus monachus

 Yukarıdaki fotoğrafı Akdeniz’de çektim çekebildiğim bir kaç kareden birisiydi sonra rahatsızlık vermemek için kapısında beklediğimiz mağaradan uzaklaştık. Bu güzel canlının zerafet ve sabrı hala aklımdadır. Fotoğrafik açıdan hiç bir önemi ve albenisi yok ama benim için çok önemli bir karedir. Umarım bir gün bu canlıları sadece kitaplarda görmek zorunda kalmayız.

Namaste,

A day in Lembeh Straits – Lembeh Boğazı Tefrikası

By , April 6, 2010 8:03 pm

Bu yazı uzun bir yazı şimdiden söyleyeyim sonra sıkıntı olmasın sevgili dostlar. Lembeh boğazı diye diye çocukluğumun Tercüman gazetesinde yayınlanan pehlivan tefrikaları gibi konuyu uzattığımın farkındayım. Yazdıkça iş “Kurtdereli Mehmet Pehlivan rakibini çifte çapraz takarak çayır boyunca sürüdü…” kıvamına geliyor ama yazmasam da olmuyor burası çok mendebur bir yer dostlar.

Lembeh Panorama

Bir kere güneş böyle doğuyor bu güzelim boğazda, bu vakitler tam bizim ilk dalış için evden çıkıp yola koyulduğumuz vakitler, küçük balıkçı kayıkları da vızır vızır geçmekte bu saatlerde. Deniz bazı zamanlar sakin bazı zamanlar ise çocukluğumun boğaz akıntıları gibi yardıra yardıra girdapları çevire çevire akıyor, o zamanlar bilin ki denizin acelesi var bir yerlere yetişme telaşında gözü hiç birimizi görmüyor. Bu arada yukarıdaki fotoğrafın büyük haline bakın buraya bu boyu sığdı ancak ama gerçekten hoş bir yer burası.

Dalış noktaları bir gün önceden belirlenmiş, son dakikada hava veya akıntı gibi sebeplerden bir aksilik olmazsa program saat gibi çalışıyor, önce sabah kahvaltısında taze meyve ve kahve var isteyene tost falan da yapıyorlar ama hafif yemek daha iyi her zaman. Sonra brifing sırasında dalış programı etraflıca anlatılıyor, nerede ne var, dalış süresi, görülebilecek canlılar, giriş çıkış noktaları her şey belirli.

Lembeh Weather Station

Dalış merkezine geldiğimizde sol tarafta meteoroloji merkezi dikkat çekyor, tahminleri şaşırtıcı kesinlikte ve saniye şaşmıyor, saygıyla eğiliyorum. Dalı brifingini dinledikten sonra ilk dalış için tekneye icabet ediliyor bu arada kameralar çoktan tekneye taşındı bile etrafta göze görünmeyen peri taifesinden yardımcılar yok her şeyi rehberler ve tekne personeli yapıyor. Bu arada bir de kamera odası var ki süper bir mekan, herkese kamera ve housing için bir veya iki havlu, şarj aletleri için priz ve temizlik için basınçlı hava sunuyorlar, dalış aralarında objektif değiştirme ve kontrol gibi işlemleri burada yapıyoruz.

Lembeh Camera Room - My Gear

Bu arada yukarıdaki fotoğrafta görülen benim canavar, en üstte de kendi imalatım olan FFF var, yani fakirin fokus feneri, az ışıklı ortamlarda netlik yapmayı ve gece dalışlarında rakibin, kurbanın, konunun aklını almayı sağlıyor, odaklamanın ince ayarını ise o gri kablo bağı parçasını çekiştirerek yapıyorum. Tabii rakiplerimin, diğer yarışmacı arkadaşların deklanşöre basılıp flaş patladığı anda sönen, yükselen burcunuzu ve yıldız haritanızı çıkarabilen, bioritm hesaplayan fokus fenerleri var ama ben onları kıskanmadım hiç büyüyünce benim de olacak biliyorum.

Neyse en uzak dalış noktası 20 dakika mesafede ve 5o den fazla dalış noktası var, genellikle Muck Diving dedikleri çamurda yaratık avlamaca tarzı dalışlar ancak arada mercan ve batık dalışı gibi çeşitler de var, görüş genelde kötü en iyi günde 15metre ancak en kötüsünde dirseğinizi göremiyorsunuz. Akıntı genelde yok ancak bazan öylesine yardırıyor ki Kaş – Flying Fish resifi halt etmiş rüzgarda kuruyan çamaşırlar gibi sallanıyorsunuz suyun altında.

Gelelim dalış kısmına, bu kısım hayli enteresan, dalış liderinizin performansına, şansınıza ve tecrübenize bağlı, iyi bir liderle en acaip ve kötü noktalar bile cennete dönüşüyor, burası bioçeşitliliğin doruk noktası, yaratıkların en divane ve en şahanelerinin toplandığı sualtının agora meyhanesi.

Ribbon Eel - Kurdele Müreni - Rhinomuraena quaesita

Mesela yukarıdaki fotoğrafta görülen kurdele müreninden bol miktarda var, bu birey erkek, gençleri siyah erişkin (dişi) olanları da sarı oluyor bu güzelim hayvanların. Maldivlerde yanılmıyorsam Holi Maru adlı resifte Bob isimli kurdele mürenini görmek için 15 dakika beklemiştim ve önümdeki kuyrukta 8 dalıcı vardı. Burada her kurdele müreni gördüğümde aklıma Bob geldi ve güldüm. Yokluk hayvanlara isim taktırıyor, burada sebil olunca hayvana John, James, Alice, Tayyar diyecek halleri yok, anlamı da yok zaten. Maldivlerin Bob’unun Facebook’ta hayran sayfası var yeminlen.

Ornate ghost pipefish - Süslü hayalet borubalığı - Solenostomus paradoxus

Sonra görülmesi biraz daha zor olan türler var, süslü hayalet borubalığı - Solenostomus paradoxus gibi üzerinde yaşadığı yumuşak mercanın renk ve dokusuna sahip, başaşağı yüzüyor genellikle ve neredeyse tamamen yumuşak mercan gibi görünüyor hem gizlenmek hem de avlanmak için süper bir yöntem doğrusu. Ancak asıl marifet gerçekten kimsenin göremediği, çıplak gözle görmenin çok çok zor olduğu canlıları bulup çıkartmak.

Black coral shrimp - Siyah mercan karidesi - Pontonides unciger

Mesela yukarıdaki karides (Black coral shrimp – Siyah mercan karidesi – Pontonides unciger) kamçı mercanının üzerinde yaşıyor ve 1cm den ufak, bu fotoğrafı 60mm ve 1.4 Telekonvertör ile çektim yaratığı görmek bile mesele aslına bakarsanız ancak çok güzel bir canlı, ismi siyah mercan karidesi ama rengi üzerinde bulunduğu mercanın rengine göre değişiyor. Arka planı siyah olan fotoğraflar f18 ve üzeri diyafram ve 1/200 civarında örtücü hızları ile çekildiği için arka plan öyle karanlık. Ancak bundan daha da ufak ve görmesi gerçekten güç olan canlılar da var mesela şu.

Small clam on Blue Starfish - Mavi Deniz yıldızı üzerinde bir tür midye

Mavi deniz yıldızı (Linckia laevigata) üzerindeki bu küçücük midyeyi rehberin bile görmediğini gururla söyleyebilirim. Evet bu arada inanılmaz canlıların inanılmaz davranışları da bir yandan gözlerimizin önünde cereyan ediyor. Bunlardan biri de Kıllı Kurbağabalığı – Hairy frogfish – Antennarius striatus , diğer bazı kurbağa balıkları gibi ağzının önünde solucana benzeyen bir deri uzantısını yem gibi sallayarak gelen küçük balıklarıbir anda yutuyor. Avlanma stratejisi basit ama dahiyane ve o kadar başarılı ki hayran kalmamak elde değil, görünüşü bir yosun yığınına benzeyen bu balık kendi aleminin krallarından biri.

Hairy frogfish - Antennarius striatus - Kıllı kurbağabalığı

Dalıştan çıkınca hemen kuru bir havlu ve taze meyve veriyorlar, eğer gece dalışıysa veya hava soğuksa sıcak çikolata da oluyor ki tadına doyum olmuyor. Sonra ikinci , üçüncü dalış ve gece dalışı derken bir günde 4 dalış veya fazlasını yapmak işten bile değil. Bu durumda hava ile dalmak hem dip zamanlarını kısaltacağı hem de dekompresyon hastalığı riskini arttıracağı için Nitrox (Karışım gazlar) ile dalmak daha akıllıca oluyor.  Dalışlar arasında yürüyerek bir yerlere yetişmeye çalışırken kafanızı kaldırırsanız tam olarak şunu görebilirsiniz.

Lucy in the sky with diamonds

Biraz dikkatliyseniz etrafta uçuşan pabuç kadar kelebekleri, arıkuşlarını, balıkçıl kartalları da görebilirsiniz. Burası eski bir hindistan cevizi plantasyonu olduğundan ağacı yeşili bol, dolayısıyla yağmur da yağınca bayıltana kadar yağıyor, ama uzun sürmüyor ve genellikle geceleri yağıyor. Böyle yerlere seyahat ede ede kertenkelelere olan saygım da arttı, her türlüsü var burada ve sinek-böcek popülasyonunu dengelemekte önemli bir görevleri var. Özellikle Geckolar çok sevimli ve ürkek hayvancıklar her yere girebilmek gibi bir yetenekleri de var tabii.

Geceleri yapacak şey sıfırın altında, fotoğraflarınızı etiketlemek yemek ve uyumak dışında diğer dalgıçlardan kafa dengi birilerini bulabilirseniz sohbet edebilirsiniz. Genellikle Skype üzerinden evi aramak ve dalışlardan hoşafa dönen bünyenizi dinlendirmek için en ideal zaman bu zaman.

Tabii SPA da var ziyaret edebileceğiniz ancak masaj konusunda küçük bir uyarıda bulunmadan edemeyeceğim benim gibi kalıbınıza güvenip (1.80 boy 100 kilo gövde, Türk egosu, Babayiğit hamuru vs vs.) “Bacım sen Allah ne verdiyse giriş elini korkak alıştırma” diyenlerin çığlıklarını ormanda kimse duymuyor sonra. Sağlam girip sakat çıktım, hayatımda bir kadının bu kadar canımı yaktığı başka bir an hatırlamıyorum. “Bacım o bacağı oraya bükme” diyemedim, bağırmak da yiğitliğe halel getirmek demek, 90 dakika dayak  yedim, azap çektim ve kani oldum ki hakikaten iyi sopa kaldırıyor benim bedenim. Arada göz yaşlarım aşağıda içinde renkli taşlar olan Feng shui çanağına damladı ama ses etmedim.

Bu arada her gün görülen nadir ve ilginç yaratıklar dalış merkezinde bir tabelaya yazılıyor, şunlar şurada şunu gördü diye, biz de mimic octopus, wonderpus, hairy octopus, long arm octopus ve hairy frogfish’i listeye yazdırdık. Mavi halkalı ahtapot, Rhinopias ve diğer bazı türler ise bir başka bahara kaldı ancak gece dalışları dahil 6 güne sığdırılan toplam 22 dalışta gördüklerim gerçekten anlatmakla bitecek gibi değil.

Emperor shrimp - İmparator karidesi - Periclemenes imperator

Uzun bir yazı oldu ve buraya kadar sıkılmadan okuduysanız ne mutlu bana, kapanış için yukarıdaki imparator karidesi’ni seçtim, deniz hıyarı, deniz yıldızları ve büyük boy deniz tavşanları üzerinde genellikle çiftler halinde yaşayan bu dünya güzeli üzerinde yaşadığı canlının sekresyonları ve parazitleriyle beslenir (nerede kaldı imparator ismi demeyin bu hayatta imparatorun da *ok yiyeni oluyormuş)  bu fotoğrafta ise bir deniz hıyarının ki kendisi 45cm boyu ile tam bir hıyar, tam mabad kısmında rastgeldiğimiz bir imparator karidesiyle göz gözeyiz. Bu sualtı fotoğrafçılığı işte böyle melun bir tuzak sevgili okurlar, insanı deniz hıyarlarının mabadına bile bakmaya mecbur eden bir illet bu sakın ola ki bu hain oyuna gelmeyin sizin de hayatınız kararmasın.

Friedrich Nietzsche ne demiş “When you look into an abyss remember that the abyss also looks into you” bu durumda “When you look into the sea cucumber’s ass remember that the sea cucumber’s ass also looks into you” yani durumumuz eyvah eyvah sınırını aşmış vaziyette ve bu tür şeylere uzunca bir süre bakmak yavaş yavaş da olsa onlara dönüşmemize sebep olacaksa ben bu işi bırakmalıyım galiba.

Herkese sevdikleriyle birlikte mutlu günler diliyorum.

Namaste,

Lembeh Blues

By , April 4, 2010 10:52 pm

Lembeh seyahati öncesinde almayı çok istediğim TTL konvertörü maalesef alamamıştım. Artık burnumu sıksanız ekipman fışkıracak kadar çoluk çocuğun nafakasını bu “hobiye” gömdüğümden dolayı son zamanlarda tüm heveslerimi baskılamak gibi bir refleks geliştirdim. Ama Lembeh gibi hayatın macro fotoğraf düzleminde geçtiği bir cennette TTL olmadan işler zor oluyordu tabii. Klasik ayarlar bu acaip memleketin bulanık sularında her zaman iş yapmıyor yaptığı zaman da  sonuçlar kestirilemez olabiliyor. Son gece bavul toplama öncesinde tüm ekipmanı banyoya yaymış kuruturken aşağıdaki görüntü ortaya çıktı.

Treasure Island

Treasure Island - Le Naffaca de la cholouk chodzhouk

Şimdi fotoğrafta sol üstten sağa doğru MDX-D300 housing, Macro Port, 2 adet YS90 Auto flaş, flaş kolları, bir adet DX1200-HD housing, geniş açı ve close-up ataşmanları, çeşitli ıvır zıvır ve paslanmaz çelikten mamul bir adet Lembeh Stick var. Bu Lembeh Stick enteresan bir şey, ilk gördüğümde burun kıvırdığım bu metal parçası buralarda hayati bir ekipman özellikle de Muck Dive denilen volkanik siyah kum üzerindeki dalışlarda konuyu bulmak, destek sağlamak veya akıntıda ankraj vazifesi görerek tutunmanızı sağlamak gibi işlevleri başarıyla yerine getiriyor. Bu arada ekipmanlar karesinde dome port (geniş açı çekimlerde balık gözü lensi koruyan akrilik kubbe) yok, tecrübeli arkadaşların boşuna yanına alma uyarılarına rağmen o kadar yol taşıyıp sualtında tek kare için kullanmadığım 10.5mm Fisheye DX lens ancak su üstünde aşağıdaki kareyi çekerken kullanıldı.

High Dynamic Range - İnadım inat her şey 2 kanat

Bu kareyide sırf lensi taşıdı da tek kare çekmedi ehe mehe demesinler diye inattan çektim. Kareyi çekerken o palmiyeye tırmanan bir tembel hayvan olduğumu hayal ettim ama sonra tembel hayvan olduğum için hayali yarım bıraktım (külliyen yalan). Neyse TTL olmayınca her ayarın üzerine flaş ayarı elle yapıldığı için bazı durumlarda ne kadar tsırpınsam da ayarı tutturamadığım zamanlar da oluyordu tabii. Ancak TTL olsada olmasada bu seyahat bu güne kadar yaptıklarımın içerisinde en fazla olmuş dediğim fotoğrafı çektiğim seyahat oldu. Özellikle detay-doku çekimleri son derece içime sindi. Aşağıdaki kareyi de böyle bir dalışta ne hoş bir geometri ve renk uyumu diye düşünerek çektim.

Symmetry and Visitors - Simetri ve Misafirleri

Bu kareyi çekerken denizyıldızının altının muhteşem renk ve simetrisine tav oldum, orada yaşayan yengeci de karede güzel bir yere denk getirmeye çalıştım ancak sol üst köşede son saniyede araya giren zenci rapçi tadındaki kommensal karides hiç hesapta yoktu. “Sorun çıkartmak istemiyorum adamım, işini bitir ve sessizce uzaklaş” dercesine bakıyordu, deniz yıldızını bulduğum yere bırakıp yavaşça uzaklaştım. Cuma akşamı 2. el bir TTL konvertörü oldukça iyi bir fiyata cephaneliğime kattım artık rahat uyuyabilirim sanıyorum ama emin değilim.

Namaste,

PS: 1. Fotoğrafta WC aynasından yansıyan doğa üstü (supernatural) göbeğim crop edildi nedendir bilemediğim bir sebepten fotoğrafa crossprocessing ve desatürasyon yapıldı, 2. fotoğraf değişik pozlamalarla çekilen 5 kareden HDR haline getirildi (bunun sebebi belli hem ağacı hem gökyüzünü doğru pozlayabilmek için) 3. fotoğraf makineden çıktığı gibi ne çektiysem o,  f29 1/200 @ISO 200 60mm Micro nikkor f2.8D

Panorama Theme by Themocracy