The Feast – Ziyafet
Ahtapotlar sualtının en akıllı canlıları arasındadır, bana inanmadıysanız wiki amca’da aynı şeyi söylüyor. Daha önce defalarca akıllı davranışlarına şahit olduğum bu canlılar aynı zamanda son derece başarılı avcılar arasındadır. Hem kamuflaj yeteneği hem de çevikliği sayesinde kabukluları rahatlıkla avlayabilmektedirler. İnsanlar dışında müren familyasıyla da pek iyi geçinemedikleri bilinir.
Fotoğraf sandığını karıştırırken aşağıdaki kareyi buldum, fotoğraf açısından pek önemli bir kare değil hatta alışık olmayan bir göz tarafından ne olduğunun anlaşılması da pek mümkün değil.
Aslında cereyan eden şey şu, ahtapot (Octopus vulgaris) bulduğu bir yengeci midesine indirmiş, ziyafet sona ermek üzere sağ tarafta ahtapotun kırmızı-siyah gözünde boş bir bakış var, üzerindeki beyaz şeyler yengecin kabuğundan arta kalanlar, bu arada yayılan kokuya güneş balıkları (gelin balığı da deniyor bunlara) teşrif etmişler (Coris julis) “acaba bize de bir parça düşer mi?” derdindeler, sol köşede bir adet deniz çıyanı (Hermodice carunculata) kalan artıkları sıyırmak üzere ahtapotun yuvasına girmiş bile.
Ahtapot ise yemeği rehavetini bırakmış fotoğrafı çeken beni süzüp ne olduğumu anlamaya çalışıyor, dost mu? düşman mı? av mı? avcı mı? yenir mi? yenmez mi? en ufak bir tehlike işaretinde ya yuvanın derinliklerine çekilecek ya da dışarıya doğru huruç harekatıyla mürekkep bulutları saçarak son sürat uzaklaşacak.
Yengecin parçaları tamamen tükenince bu ziyafet sofrası da bir sonrakine kadar dağılacak herkes kendi köşesine ekmek peşine düşmek üzere çekilecek hayatın temel amaçlarının, “ye, iç, hayatta kal, soyunu sürdür” den ibaret olduğu sualtında sıradan bir anın kayda geçirilmesinden ibaret bu kare.
Çeşme, 88 Taşları.
Namaste,
PS: f13 1/160 @ISO 200 – 60mm F2.8D Micro nikkor-YS90 Auto flaş.


