Gidenin ardından …

Puffer chase ..

Puffer chase ..

Allogalathea elegans
Kompakt kameraların sualtında D-SLR kameralara göre belirgin avantajları vardır. Bunların başında öncelikle maliyetleri gelir, sualtı için bir kompakt sistem D-SLR sisteme göre oldukça ucuzdur, küçük boyutları dolayısıyla dalış sırasında kolaylık sağlarlar, gerek hava tüketimi ve dalış rahatlığı olsun gerekse dar alanlarda çalışılması gerektiğinde (kovuk, oyuk gibi) boyutları dolayısıyla avantaj sağlarlar. Gerekli dönüştürücü lensleri kullanarak aynı dalışta hem geniş açı hem de makro çekim yapabilirsiniz, D-SLR sistemlerde ise bu mümkün değildir makinede 10.5mm Fisheye takılıyken dünyanın en güzel deniz tavşanına rastlarsanız talihinize söver ve yolunuza devam edersiniz.
Dezavantajlarına değinecek olursak, bulanık su ve planktonlu ortamlarda, az ışık olduğunda performansları iyi değildir. Yüksek ISO performansı genellikle çok kötüdür. Fotoğraf kalitesi D-SLR makinelerinkinden oldukça uzaktır. Housing derinlik limitleri genellikle daha azdır.
Yinede bence sualtı fotoğrafçılığına başlangıç yapmanın en iyi yoludur ve elinizde dünyanın en gelişmiş D-SLR makinesi bile olsa yanınızda back-up kamera olarak taşımanız gereklidir.
Kompakt kameralar ile çekim yapmanın bir kaç püf noktası var, sualtında derinlik arttıkça renkler kırmızı ile başlayarak kaybolur, ve derinde sadece mavi ile başbaşa kalırsınız. Renkleri geri getirebilmek için iyi bir sualtı flaşı kullanmanız veya sığ suda filtre ile çekim yapmanız gerekir. Bu konulardan daha önce bahsettiğim için tekrar değinmeyeceğim. Ancak diyelim ki flaşınız yok veya su çok bulanık olduğu için flaş kullanamıyorsunuz. Makinenize filtre de takılı değil. Bu durumda neler yapılabilir?
School of snappers original image
Yandaki fotoğraf böyle bir dalıştan, asıl kameranın bataryası bitmiş, yedek kameraya kalmışız, çok güzel bir snapper sürüsü var ve kızım da gayet hoş bir poz vermiş. Bu anın fotoğrafını çekmek gerek ve eldeki ekipman belli.
DX5000G sea&sea housing içerisinde bir Ricoh Caplio GX kameradır, 5MP çözünürlüklü bu kameranın en güzel özelliği TIFF modunda çekim yapabilmesidir. Dolayısıyla neredeyse sıkıştırma yapmadan bilgiyi saklayan bu modu JPG sıkıştırması ve kayıplara maruz kalmamak için tercih ettim.
Sizin de kompakt kameranızda bu tür bir sıkıştırılmamış mod varsa onu kullanmanızı tavsiye ederim. Kompozisyon ve diğer konulara girmeyeceğim ancak fotoğraf kapalı bir havada ve 18 metre derinlikte çekildi dolayısıyla renklerin kaybolması normal. Hava açık olsaydı güneşi arkama alıp böyle bir çekim yapmayı tercih ederdim.
EXIF ten bakınca çekim değerleri şöyle, f2.5 1/440 @ISO 64 Spot metering. Burada Metering mode ve düşük ISO benim seçimim , f2.5 de öyle, deklanşör hızı ise makinenin uygun gördüğü hız. Sürü her an dağılabileceği için acele etmek gerek. Bu arada dalıcının konumuna, sürüye ve kompozisyona dikkat etmeli, ön plan arka plan konularını dengelemeli ve dalıcının kabarcık bıraktığı anda deklanşöre basmalı. Sualtı fotoğraflarında dalıcının kabarcıklarının görünmemesi bazı insanları rahatsız edebiliyor.
Evet fotoğrafı çektik ve dalış devam etti, makinenin ekranından bakarken karenin fazla yeşil/mavi olduğu dikkatimi çekmişti. Bu durumda çekim sırasında beyaz ayarını elle yaparak bunu önlemek mümkün olabilirdi ancak dalışlarda kullandığım beyaz ayarı eldivenim (içi gri dışı beyaz) yasak olduğu gerekçesiyle dalış dolabında bıraktırıldı ne yaptıysam da divemaster’ı ikna edemedim. Dolayısıyla el ile beyaz ayarı da mümkün olmadı. Böyle bir durumda benim genel seçimim makinenin beyaz ayarını bulutlu havaya göre ayarlamaktır, bu sayede daha sıcak bir beyaz ayarı otomatik olarak kullanılacaktır. Makinenizin bir underwater (sualtı) modu varsa o mod da beyaz ayarı ve yazılım düzenlemesiyle sualtı renk kayıplarını gidermeye çalışan bir moddur eğer hoşnutsanız kullanmanızda sakınca yok.
Dalıştan sonra fotoğrafları aktarırken bu kareyi çok beğendim ancak çekim sırasındaki yetersizlikler yüzünden renklerinden ve tonlamalarından hoşnut olmadım ve Photoshop ile bu kareyi işlemeye karar verdim. Hala da devam ediyorum dolayısıyla birazdan aşağıya koyacağım versiyon son hali değil. Öncelikle photoshop için başkalarının yazdığı bir takım aksiyonlar var ve arka planın derin mavi olmadığı durumlarda bazen oldukça iyi sonuçlar verebiliyorlar. Yeterli PS bilginiz yoksa ya bu action lardan birini kullanın veya fotoğrafınızı doğrudan siyah beyaza çevirip şansınızı öyle deneyin. PS ile şansını denemek isteyenler için ise workflow dediğimiz kısmı başlıyor bu yazının:
Öncelikle, fotoğrafı %100 e büyütüp netliğini ve gürültü (noise) durumunu kontrol ediyorum eğer fotoğraf %100 de net değilse kesinlikle uğraşmaya değmez. PS bir çok şeyi yapabilir ama net olmayan bir fotoğrafı net yapamaz (ne kadar sharpen ederseniz edin). Sonra yaptığım ise histogramı incelemek, önce tamamını sonra tek tek renk kanallarını. İyi bir histogram çan eğrisi şeklinde olmalı ve ne sağa (aşırı pozlanmış) ne de sol tarafa (eksik pozlanmış) yaslanmamalı.
Burada eğer pozlamada bir problem yoksa Image/Adjustmets/ Selective Color/ Neutrals da Magenta +10% ve Yellow +14 değerlerini girip biraz renk sıcaklığını arttırıyorum. Sonra yine aynı yerde snapper sürülerini vurgulamak için Yellows kanalını seçip sarı rengin içerisinden Cyan rengini -62% uzaklaştırıp magenta ve yellow u 46% ve 59% arrtırıyorum. Sarı snapper lar ortaya çıkıyor. Cyan ve Blue kanallarında da sarıyı uzaklaştırıp maviyi ve siyahı arttırıyorum. Sonuçta renkler fotoğrafı çektiğim an olan gerçek renklere benzemeye başladı. Bu ayarları saklayıp aynı dalış ve derinlikte çektiğim diğer fotoğraflar için de kullanmak mümkün. Eğer renkleri bunlarla düzeltemezseniz başka yöntemler (Color fill layers ve blending modes ile kırmızı ile yeni bir color fill layer açıp blending mode unu multiply olraka seçip opacity ile oynayarak) kullanmak da mümkün tabii.
Renklerle olan sorunun hallettikten sonra kontrast ve keskinliği de curves ve unsharp mask ile çözüyorum. Curves de tipik bir ”S” eğrisi kullanıyorum yeterli oluyor, en son yaptığım işlem ise sharpening (USM) bütün bunlar bittikten sonra ortaya

Snapper school stands out ...
bu fotoğraf çıkıyor, eskisine göre daha iyi bence en azından balıklar ve paletlerin renkleri olması gerektiği gibi. Fotoğrafa hakim olan yeşil ton gitmiş ve daha dengeli olmuş. Eminim ki bu fotoğrafı daha iyi işlemenin yüzlarce farklı yolu vardır ancak ben burada kendi uyguladığım ve görece basit bir yöntemi paylaşmak istedim. Bu fotoğrafı manuel beyaz ayarı yaparak ve gün ışığının daha fazla olduğu bir havada çekseydim sonuç belki biraz daha iyi olabilirdi.
Burada kompakt makinelerin avantajlarına tekrar değinmek istiyorum, en kaliteli D-SLR ile bile dalsanız karşınıza çıkabilecek beklenmedik bir şeyi fotoğraflamak için yanınızda mutlaka bir kompakt makineyi yedek olarak bulundurun. Ne zaman ne ile karşılaşacağınız hakikaten belli olmuyor.
Bu dalış sırasında gördüğümüz Pegasus Fish (Eurypegasus draconis) in elimde tek kare düzgün fotoğrafının olmaması da ayrı bir ironi tabii, bu deree nadir bir balığa rastlamışken asıl kameranın bataryasının bitmesi ve DX5000G nin de bir türlü netlememesi, ışık azlığından kapris üzerine kapris yapması ayrı bir tad bıraktı bende.
Oldukça uzun tuttuğum bu yazıyı birilerine faydalı olması dileğiyle bitiriyor, herkese sağlıklı, güvenli ve bol balıklı/bol fotoğraflı dalışlar diliyorum.
Veligandu House Reef, North Ari Atoll, Maldivler, f2.5 1/440 @ISO 64
Namaste,

Dive now Work later !!!
Titan Triggerfish
Titan triggerfish, üç yıl kadar önce bir Ras Gozlani dalışında gördüğüm ve hal tavır olarak problem çıkaracağını saniyesinde anladığım bir balığın kuzeni bu fotoğraftaki. Bilinen en kalıplı örneği 75 cm boyunda olarak kayıtlara geçmiş 50 metreye kadar olan bentik sularda ve dahi tropik denizlerde yaşayan Titan Triggerfish, üreme mevsimlerinde bu balıkların olduğu bölgelerde verilen dalış brifinglerini ismiyle renklendirmekte..
Paletlerden koparılan parçalar, 5-7mm neopren elbiseyi delen dişler, iki hafta önce alman dalıcı teyzenin kopan kulağı gibi manidar hikayeler havalarda uçuşur bu brifinglerde..
Hayvanı sualtında görünce bahsedilen şeyler kafanıza daha bir dank eder. aniden yön değiştirişinin, yataydan dikeye geçişinin, hayvani dişleriyle mercanları parça pinçik ederken pörtlek gözleriyle size attığı bakışların hastası olursunuz.
Bu efsaneyle ikinci karşılaşmamız Maldivlerde olacakmış. Bu sefer balığın şöhretini bildiğimizden tedbirliyiz tabii, bacak mesafesinden yakına girmesine izin vermeden karşılıklı bir kollama durumu söz konusu o bizi “acaba ekmek çıkar mı? ” diye süzüyor, ben , eşim ve kızım da kim daha iyi bir kare yakalayacak telaşı içindeyiz.
Balık etrafımızda daireler çizerek yüzüyor, arada sırada kumları didiklerken bir gözü hep üzerimizde, bazen aramızdan olanca hızıyla akyalar veya devasa kefaller geçiyor. Onlar bile tarafların konsantrasyonunu bozamıyor karşılıklı bir saygı çerçevesi içinde sadece deklanşör sesi çıkararak bir eski zaman dansını icra eder gibi birbirimizin etrafında dönüyoruz.
Karşılaşma, daha sonraki günlerde de aynı saatte tekrarlanmak üzere sona eriyor. Sabah evimin önünden denize girip balıklarla sosyalleşmek ne güzel diye düşünüyorum gülümseyerek.
Herkese iyi haftalar diliyorum….
Namaste,
f5 1/60 @ISO 200 D300 + 10.5mm Fisheye
Madivaru Corner – Maldives from Aziz Saltık on Vimeo.
Çok keyifli bir dalış, bulanık su = bol balık teorisinin ispatı.
Evet, Uzun zamandır hayalini kurduğumuz seyahatten döndük. Döner dönmez ayağımın tozu, üzerimin tuzuyla daha çektiğimi 15000+ kareyi ve saatlerce süren videoları ayıklamaya oturmadan bir şeyler yazasım var. Kaldığımız adanın house reef’inde bir deneme dalışı yapıyoruz.
Bröve seviyeniz divemaster dalış sayınızı yüzlerce bile olsa okyanusun ortasında bir adada size dalış yaptıracaklar haklı olarak nasıl daldığınızı görmek istiyor. Dalıştan önce dalış okulunun yöneticisi Mark’a soruyorum house reef’te neler var? Makine olarak ne alalım? Geniş Açı mı? Macro lens mi? Nedir? Gelen cevap pek tatminkar değil dolayısıyla geniş açı ve bir yedek kamera ile iniyorum, eşim ve kızım da yanımda, bu arada Mark dalıştan önce aşağıda pegasus fish göreceğimizi söylüyor.
Bu fantastik isim bana cazip gelse de burun kıvırıyorum içimden. Klasik flora /fauna var aşağıda dev mürenler, masa mercanları, jack fish sürüleri, anemon ve anemon balıkları. Bir süre sonra Mark kumların üzerinde bir şey arıyor ve bulunca bizi çağırıyor, garip serçeye benzeyen bir balık bu, çok yavaş hareketlerle sağa sola gidiyor ancak dalışın 50. dakikası olduğu için ana kameranın bataryası bitik, çaresiz yedek olarak kullandığım DX5000-G ye dönüyorum.
Bir kaç kare alıp düşük çözünürlüklü video çekiyorum. Balıktan çok kuşa benzeyen bu şey, denizatlarının akrabası ve klasik çin tıbbı denilen ilmin kurbanlarından. Afrodizyak ve üst solunum yolları ilacı olarak tüketiliyor. Hayatını tek eşli olarak sürdürüyor ve nesli tükenmek üzere.
Diğer fotoğraf ve videoları elden geçirince yazacağım ama bunu neredeyse kaçan bir fırsat olarak yazmak istedim. Kendinize iyi bakın.
Namaste,

Panorama Theme by
Themocracy