Canım Kardeşim !

By JustAddWater, June 10, 2009 1:34 pm

Orfozcanım kardeşim,

senden istirham ediyorum beni iyi dinle, sanma ki bu yazdıklarım deli saçması, sanma ki gündüz vakti kafa iyi çalakalem döktürüyorum. çok doluyum be canım kardeşim, inan sana sadece bunun için yazıyorum. orfoz için yani, diyeceksin değer mi? değmese yazar mıyım? bilirsin sen beni. bak bir kere, önce orfoz ne onu konuşalım.

orfoz, sualtının ağır abisidir, üzerinde yatmaya bayıldığı siyah pofuduk süngerlerden arada sırada etrafta olan biteni kesmek için kafasını kaldırdığında göz göze gelirsin. o esnada bu muhteşem anı uzatmanın tek yolu vardır. nefes tutacaksın, çünkü yurdum sularında bulunan orfozgiller regülatörden saldığın havanın sesini duyar duymaz topuklayıp kaçarlar. sana ve grubun geri kalanlarına da orfoz tozu yutmak kalır. oysa tüplü dalış eğitiminde, en kazma hocanın bile öğrencisine ilk öğrettiği şeydir “asla nefes tutmayacaksın” ama sen tutarsın, mecbursun çünkü.

oysa av baskısının ve kıyımın olmadığı coğrafyalarda bu durum böyle değildir. orfoz ve lahozlar kaçmazlar ademoğlundan, elinle beslersin köpek gibi tüm dalış boyunca peşini bırakmaz. mesela kıbrıs bu coğrafyalardan biridir. öyle kaptan cousteau gibi kızıldenize kadar gidip orfozu besleyip sonra aşağıda kafese kapatıp maymunluk yapmana da gerek yok.

bir lokma kuru ekmek veya bolibifle başlayan dostluk bitmez. en güzel kareler için poz verirler sana orfozlar. burada başka bir problem çıkar, ilişki kişiselleşmeye başlar orfoza isim koyarsın, fred gibi haydar gibi. bu da yanlıştır canım kardeşim, yarın bir gün elin oğlu gelir fred’in alnının şakına şişi çakar. sonra bir de fotoğraf çektirir elinde trofesiyle sen üzüldüğünle kalırsın. o nedenle yapma canım kardeşim, bırak o orfoz diye kalsın, lahoz diye bil sen onu. öyle isim takma olaylarına girme.

bu arada hayvanı hazır yeme alıştırıp bokunu da çıkarma canım kardeşim, bırak o yine resifin besin zincirinde tepelerdeki yerini korusun cin gibi zeki ahtapotları, ürkek böcek ve kabukluları affetmesin. bir daldığın resife bir daha en az bir hafta uğrama canım kardeşim.

bu arada senden bir ricam daha var, illa ki avlanacaksan ve illa ki orfoz vuracaksan canım kardeşim, bunu nefesle ve fener kullanmadan gündüz vakti eşit şartlarda yap,hayvanın boyuna posuna da dikkat et, atış yaptığına değsin, yap ki bende sana saygı duyayım “vay be elin oğluna bak 26 metreden orfoz çıkarmış baba” diyeyim, ama sen avlama ben de demiyeyim canım kardeşim çünkü yasak zıpkınla orfoz avlamak.

üstelik bunun tüple, fenerle, çay kaşığıyla yapıldığını duyunca ağzımdan dökülen küfürlerin haddi hesabı yok canım kardeşim.

bundan çok değil beş yıl önce her dalışta 5-6 orfoz gördüğüm yerlerde , dinamit, zıpkın, trol gibi güzide insan icatları yüzünden deniz çıyanı ve kestaneden başka bir şey kalmadı be kardeşim, elinizden gelse, eti para etse papaz balıklarını avlayacaksınız. hoş dinamiti sallayınca onları da siliyorsunuz sualtı haritasından yapmayın canım kardeşim.

yapmayın ki sualtına yeni yeni merak salan gençler orfozu, lahozu, sinariti fangri mercanı, mığrı ve müreni, böcek ve ıstakozu, levrek ve akyayı sadece tarım ve köy işleri bakanlığının sirkülerlerinde veya balıkçı kahvelerinde eski mancornaların sohbetlerinde değil iki karış suyun altında da korkusuzca görebilsinler, başkalarına anlatabilsinler.

bak laf nereden nereye geldi, ama çok doluyum bıraksalar saatlerce yazarım durmaksızın. neyse canım kardeşim, işte lafın hülasası bu, şimdi ben bunları niye yazıyorum sen hala bilmiyorsun, anlatsam da anlamayacaksın belki de. ama atılan dinamit yüzünden suyun dibine çökmüş veya orta suda çırpınarak can çekişen balıkları görünce 3-5 kilo balık için yapılan şerefsizliğe isyanımdan yazıyorum.

kendine iyi bak, hepimize orfozları sadece ansiklopedilerde görmeyeceğimiz güzel günler diliyorum.

May the force be with you … !!!

By JustAddWater, June 8, 2009 1:10 pm
Octopus vulgaris

Octopus vulgaris

 
Bu aralar Wii de “Starwars Force Unleashed” oynuyorum. İddia ediyorum eğer imkanınız varsa, can sıkıntısına, karı koca kavgasına, aşk yarasına, kaynana dırdırına, kara sevdaya çare bu oyundur.
Yaş 43, Commodore 64 ü geç bir kalem, bilgisayar ile tanışıklığına Vic 20 ile başlamış bir inasanoğluyum ben.  Fortran 77 yi kart elicili sistemlerde çalıştırmış, bubble sort algoritmalarımla canlar yakmış, C64 için nice tekst based adventure oyunlarını programlamış, en son noktayı C64 ile robot kolu programlayarak koymuşum. Bu kadar böbürlenme ne için ey okuyucu, bilesin ki bu oyundan etkilenen yeniyetme sivilceli ergen değil. Yılların kart oyuncusu, yüreği kemik bağlamış, acımasız, nice ahir zaman harikasını elinin tersiyle itmiş zalım bir birey. Neyse uzatmayayım, bu oyundan önce Tenchu ile vakit geçiriyor kah uzaktan attığım shuriken lerle nice yiğidoların daimyo ların hayatını karartıyor, kah tavan kirişlerinden yılan gibi sarkarak alemden bihaber nice ninja nın boynunu kibrit çöpü gibi kırıyordum. Keyfim gıcır, moralim ise full + full yerindeydi.
Sonra raflarda onu gördüm, önce omuz silktim, tepkim fiyatını görünce hoşt şerefsizler olarak belirginleşti. Sonra epeyce bir zaman etrafında dolandım, tereddüt ettim. Bir kaç review okudum. En sonunda bir cumartesi günü aldım bu muhteşem eseri. İlk bölümü Darth Vader olarak oynarken gözlerimden yaşlar süzülüyordu, işte olmuştu sonunda, ne ararsam vardı bu oyunda, etrafta dolanan gariban isyancıların boyunlarını force choke ile kütürdetir, force push ile insanları helak ederken ışın kılıcımla geleni gideni ikiye biçiyordum. Ben dark side dım, dark side ise benden mürekkepti.  Sonra kendime çelimsiz bir çırak yaptım. Şimdi onu yetiştirmekle, force un karanlık tarafını öğretmekle meşgulüm.
Gündelik hayatla ilgili tüm dertlerim bitti artık, arada canımı sıkan birileri olursa onlara da force choke yapmayı hayal etmiyor değilim tabii. Wii veya başka bir platformda bu oyunu benim gibi starwars fanatiklerine şiddetle tavsiye ediyorum.
Yield to the dark side we have free beer diyerek sözlerimi bitiriyorum.
Bu arada bu fotoğraf 2 hafta önce Çeşme de çekildi. Nikon 105mm Micro nikkor f2.8D + 4D close-up lens ile f22 1/200 @ISO 200.
Namaste,

Doğa yürüyüşü

By JustAddWater, June 2, 2009 8:22 am
Tepemanayırı-Hacıllı Parkuru 2009

Tepemanayırı-Hacıllı Parkuru 2009

Bu doğa yürüyüşü denilen aktivite acaip bir şey. Sevdim diyemeyeceğim çünkü en kötü dalış bile fayda/maliyet açısından doğa yürüyüşü denilen şeye fark atar. Bir kere aktivite en başta yürümek, dolayısıyla 12 kilometrelik bir parkuru “Legion Etrangere” e arka kapıdan duhul etmiş mağribiler gibi bir “march or die” yürü yada öl teması ile geçmek söz konusu. Başka bir deyişle ilgini çeken bir konunun başında azıcık oyalanacak olsan birileri gelip kaldırıp götürüyor.

 
Dalış öyle mi be mirim?  Hele sualtında konu bulmuşsun, alemin kralı gelse kalkmazsın başından, daha geçen deprem oldu sallanıp savrulduk, tanrı seni inandırsın yine geri dönüp aynı balığı bızıkladık 2-3 kare daha alalım diye.
 
Durum böyleyken aslında hiç heves edip de makine, tripod, remote deklanşör, ND filtreler, objektifler gibi saçmalıkları yüklenmenin de anlamı yok, sonra ne oluyor herkesin 2 litre su ve yedek t-shirt taşıdığı sırt çantasında sen MG-3 ağır makineli tüfek taşır gibi 7-8 kilo ağırlıkla geziyorsun. Hoş MG-3 aklımda daha ağır olarak kalmış ama teşbihte hata olmaz olursa da burada olmaz.
 
Evet dolayısıyla, hal böyle iken,  yokuşlarda derelerde, tepelere herkes ceylan gibi sekerken sen kömüş gibi deviniyorsun, zaten sigaraya veda ettim edeli “o eski halimden eser yok şimdi” zarafetim mücessem oldu diyelim. Sıcak ve arazi şartları yürüyüşü iyice zorlaştırıyor, bu arada adım başı börtü böcek var, her birinin başında en az yarım saat oyalanabilirim ama olmuyor olamıyor maalesef.
Neyse parkurun sonunda bir şelale var, amaç orayı görmek, dere tepe aşarak oraya doğru ilerliyoruz, yaptığım insanüstü kahvaltı çoktan ter olup binayı terk etti bile. 3 saatlik yürüyüşün sonunda amaca ulaşıyoruz, pek de görkemli olmayan şelaleyi fotoğraflıyorum, sohbet , hoş beş derken toparlanıp dönüyoruz.

Güzel tarafı, hala böyle bir parkuru yürüyebilecek kondisyonum var, düşüp dizimi incitmeme rağmen.

Dostlarla böyle bir aktiviteyi paylaşmak güzel

Açıkhava insana yarıyor

Kötü tarafı, o kadar konu arasında hiç bir şeye vakit ayırıp fotoğraf çekemiyorsun gönlünce…

f29 1.3 sec @ ISO 100

Namaste,

 

Panorama Theme by Themocracy