Immersion

By , April 8, 2009 11:59 am
Immersion, kendini suyun kollarına bırakmak. Ayağının yere sağlam bastığı ve kendini güvende hisstettiğin dünyayı terk ettiğin an.
Son kontrollerini ve buddy check denilen ritüeli tamamlayıp teknenin arkasından platformun üzerinden suya baktığın ve bir saniyelik kısa bir düşüşten sonra kabarcıklar arasında kaybolduğun o muhteşem an.
Sualtında kendini toparlamanın ardından buddy ile göz göze gelmek ve derinliğe doğru süzülmek.
Ağırlıksız, uçar gibi, kendi soluk alışverişin ve regülatörden gelen mekanik seslerin haricinde tüm seslerin yok olduğu masmavi bir cennete yolculuk. Yavaş ama düzenli soluk alıp verdiğin, etrafındaki her şeyin farkında olduğun mükemmel bir dünyada senin dışında varolan her şeyi hayranlıkla izleyeceğin, hafızana kazıyacağın bu elli dakikalık sürecin hemen başında kafanı kaldırıp yukarıya bakarsan eğer, verdiğin soluklardan çıkan kabarcıkların yüzeye çıkmak için yaptıkları yarışı izleyebilirsin.
Sonra dalış güzergahın boyunca etrafına bakarak ilerlersin, bilirsin ki her taşın altında seni bekleyen kardinal balıkları en kırmızı elbiselerini giymişlerdir, biraz daha derinlerde eflatun, mor, pembe renkli deniz tavşanları o muhteşem şekilleriyle senin onları keşfetmeni beklemektedir. Acemiysen orfoz tozu ustaysan orfoz bekler seni siyah süngerin üzerinde güneşlenip gelip geçene laf atan esnaf gibi.
Bir kaya kovuğunda yada bir duvarda ağzını açıp kapayan müren eski zamanların sessiz film oyuncuları gibidir. O ağzını açıp kapar ve solungaçlarına su basarken sen düşünürsün kim bilir ne söylüyor diye. Ahtapotlar çıkar bazen karşına, oyuncu ve muhteris, akıllı ve zarif ahtapotlar. Meraklı gözleriyle süzerler seni, keyifleri yerinde değilse mürekkebi suratına püskürttüğü gibi topuklar uzaklara ama tavındaysa numaranın bini bir paradır o zaman.
Tek ve büyük bir balıkmış gibi hareket eden balık sürüleri salınırlar suyun altında, sürekli tetikte ve konumlarını sana göre ayarlayarak. Bütün bunlar gözünün önündedir, misafirliğini bildiğin ve saygıda kusur etmediğin sürece hep oradadırlar ve hep karşılarlar seni.
Daldığın yerin özelliklerine göre ilginç tabiat şekilleri, kemerler, mağaralar, tüneller, batıklar seni bekler ama görmesini bilen gözlere basit bir iskele altı veya bir karış su bile inanılmaz görüntüler sunar. Sonra dalışın sonuna gelirsin yavaş yavaş, 5 metrede 3 dakika emniyet beklemesi yaparsın, sırıtmaktan regülatör ağzından çıkacakmış gibi olur, ama ağzın da kapanmak bilmez bir türlü kulaklarındadır resmen. Dalış bitip de sudan çıkmadan önce tam suyun hava ile birleştiği yerde maskenin yarısı suda yarısı dışarıda durursan eğer, iki farklı dünyanın tam sınırında olmanın da nasıl bir şey olduğunu anlayabilirsin.
Sonra tekneye çıkarsın, gördüklerini anlatır, bildiklerini aktarır, çektiğin fotoğraf ve filmleri paylaşırsın. Bir sonraki ziyarete kadar üzerinde denizin tuzu, aklında gördüklerin, hayalinde görmek istediklerinle birlikte ….
Namaste,
PS: Yazının sonuna kadar sabredip okuyan sevgili arkadaşlar için Monem batığı le ilgili hazırladığım küçük bir sunum şurada 10 kez download edilebilir. Geç kalıp ta sonradan isteyen olur ise yorum bıraksın ona da gönderirim bilahare ve bila krişna :)

2 Responses to “Immersion”

  1. lilith_lita says:

    İnternette STH’nin “Bize Deniz Ozanı Gerek” çalışmalarını gördüm, bu yazınızı okuduktan sonra direk çağrışım yaptı bende:-)
    Çok keyif aldım yazınızdan.
    Namaste :-)

  2. JustAddWater says:

    Çok teşekkür ederim :) Sizi gördüm mutlu oldum bende, beğenmenize de sevindim. Bu haftasonu sezonu açıyorum kısmetse. Çok özledim dalmayı. Ozanlık haddim değil ama özleyince duygusallaşıyor galiba insan. Çok selam ve sevgiler size ve eşinize. Namaste :)

Leave a Reply

Panorama Theme by Themocracy