
Magic Filter namı ile bilinen küçük mucizevi filtreler sualtında sığ sularda fotoğraf çekmek için başarılı bir alternatif, bu konuda daha önce de yazmıştım bir kaç satır. Bu sefer bir başka açıdan yazasım var konuyu. Bu filtreler ile çekim prensiplerini de yazmışım enine boyuna.
Bu sefer bu işe yeni başlayacak ve kısıtlı bütçeye sahip yurdum dalgıçları ve yurt dışına tropik bir yerlere seyahat edecek ama fazla bagajdan belim bükülmesin diyenler için geliyor sıradaki şarkı. Malum her sene sezon başlamasından kısa bir süre önce fuarlar olur, bu sene de MEDEX ve Photoplus fuarları dalgıç ve sualtı fotoğrafçıları için güzel indirimlerle kaliteli ve ucuz malzemeye sahip olma şansını sundular.
Sualtında fotoğraf çekmenin hakikaten onlarca yolu var ama bu işe ayırabileceğiniz bütçe en belirleyici faktör, eğer bu pahalı uğraşa 10-15,000 $ ayırabilecekseniz, bir D-SLR (Canon EOS 5D, Nikon D3) mükemmele yakın fotoğraflar çekmenizi sağlar. Ancak bütçeniz 300-400$ ile kısıtlı ise umutsuzluğa kapılmayın. Sığ ve tropik sularda Magic Filtre çok başarılı sonuçlar verecektir hem geniş açı fotoğrafta hem de video çekimlerde.
Fuarlarda Sea & Sea DX1200 HD kamera dikkat çeen bir üründü, 1000 TL dan az fiyatı ve 720p – 30fps HD ready video kayıt özelliği 12 MP fotoğraf çekebilmesi bu bebeği güzel yapan şeyler, tabii kompakt ama sağlam gövde ve housing, geniş açı ve close up dönüştürücü lensler de cazibeyi arttırıyor.
Böyle bir sistem ve Magic Filtre kombinasyonu ile 14 metreye kadar olan derinliklerde çok başarılı çekimler apabilirsiniz, uzakdoğu veya kızıldeniz tarafına yapılacak seyahatlerin de fazla bagaj ödemeden ve verimli yapılabilmesi mümkün olur böyle bir sistemle. Harici bir ışık kaynağına ihtiyaç duyulmayacağı için tüm sistemin ağırlığı 2 kg dan az olacak ve el çantanızda bile götürebileceksiniz.
Bu filtreler ve çekim teknikleri şu adreste detaylı anlatılabiliyor, yine aynı adresten PayPal ile ödeyerek sipariş etmek de mümkün ben 2 kere sipariş ettim posta yolu ile teslimat 7-8 gün sürüyor. Hem video hem de fotoğraf için kullanmaktan çok zevk aldım şimdi yeni kamerayla daha iyi olacağını da düşünüyorum.
Nisan 11 de , Çeşme de sualtı yapay resif çalışmaları kapsamında batırılacak sahil güvenlik gemisi ile ilgili yer bakma dalışıları yapacağız. O sırada yeni kombinasyonu da deneyeceğim.
Fotoğraf Monem batığından 2007 yılında çektiğim fotoğraflardan. DX5000 G ile çekildi.
Namaste,

Orfoz tozu , Sinarit tozu, Barbun veya Kılıç tozu gibi herhangi bir balığın tozudur. Bir besin maddesi olmadığı gibi herhangi bir gizemli değeri de yoktur.
Davul tozu veya minare gölgesi gibi kerameti kendinden menkul sihirli müstahzarlardan değildir. Bilakis , sualtında X tozu , herhangi bir dalışta sadece bir-iki kişinin görebildiği gizemli X in dalış grubunun diğer üyelerine kalan kısmıdır.
Yurdumda sualtı canlılarının yüksek yapılı olanları , muhatap oldukları dalıcıların sevecen davranışları yüzünden inanılmaz bir ürkeklik geliştirmiştir. Gerçi her sabah işe yada alışverişe giderken bizleri de birileri gözümüze fener tutarak sersemletip şişe geçirmeye kalksa veyahut geçtiğimiz güzergahlara dinamit atıp pörtleyen bizleri toplasalar , ağlar serip yakalasalar biz de biraz ürkek olurduk sanırım. Av baskısının olduğu her yerde canlılar normalden daha fazla ürkek ve tedbirli olur.
Bu nedenledir ki , herhangi bir dalışta karşılaşılan X hayvanını genellikle grubun önünde giden dalış lideri ve hemen yakınında sotelenebilen bir kaç şanslı görür, geride kalanlara da X tozu düşer haliyle. Haa av baskısı şöyle dursun dalışlarda bıçak ve eldiven kullanmanın bile yasak olduğu kızıldeniz gibi yerlerde balıkları siz kovalarsınız gitsinler diye
)
Yukarıdaki 2 fotoğraf aynı dalışta , aynı yerde 2 dakika arayla çekildi (EXIF ten baktım yalan yok) birinci karede sağda kırmızı süngerin önünde yavru bir orfoz var, ikinci karede ise aynı yerde yetişen diğer dalıcılara servis edilen sıcak ve gevrek orfoz tozu görülüyor.
Mekan Fethiye, Sarıyarlar , Nikon D50 + 10.5mm Fisheye Lens
F1/11 1/200 @ISO 200 Çift YS90 Flaş
Kendinize iyi bakın, gülümsemeniz eksik olmasın…
Namaste,

Şarkılardaki “küçük kırmızı balık” budur sanırım. Apogon imberbis yada en az o kadar fiyakalı türkçe ismiyle Kardinal balığı, taş altlarını seven ışıktan, şöhret ve paparazzi taifesinden zerrece haz etmeyen mazbut bir aile balığıdır.
Genelde uysal tabiatıyla bilinse de ırkın genel özelliği tam fotoğraf çekileceği anda zırt diye dönmesiyle meşhur ve maruftur.
Gözlerindeki paralel beyaz çizgiler (rastık/sürme) alamet-i-farikasıdır. Havalıdır, küçüktür, cilvelidir, can yakar. Bu güne kadar 100 kare çekmişsem bunların 97 tanesinde ya kuyruk yüzgeci yada boşluk çıkmıştır. Bir nevi Nikolai Hel gibi yaptığı ninja numaraları ile fotoğrafı çektirmemeyi kendine şiar edinmiştir bu küçük serseri. Tamam ben de acemiydim, kabul ediyorum, zamanla daha iyi kareler elde ettik bir birimize alıştık bir nevi elektrik aldık bir birimizden. Neyse denizlerimizdeki canlı yaşamın tropik denizlerle rekabet edecek seviyeden geçtim, her geçen gün çevre kirliliği, balık katliamı, küresel ısınma gibi sebeplerle iyiden iyiye çölleştiği günümüzde bakıp da görmesini bilenlere mücevher gibidir haspam.
Bu yazıyı eşim okusa 18 yıldır evliyiz bana bu methiyelerin onda birini yazmadın der ve haklıdır da ama bu başka bir konu tabii. Sezonun açılışını 11 Nisan da yapacağız sanırım. O zamana kadar sandıktaki karelere bakarak iç geçirmekten başka yapacak pek bir şey yok.
Kendinize iyi bakın, Namaste
f16 1/125 @ISO 200
Sunum bitti, korktuğum gibi de olmadı bu arada. 50 kişi kadar vardı salonda, çok güzel sorular sordular. Elimizden geldiğince cevapladık.
Atasözünün dediği gibi “Ayının 10 tane şakası varsa hepsi de ahlat üzerinedir” konu dalış ve sualtı fotoğrafı olunca çene açılıyor.
Hiç ummadığım tanıdıklarla karşılaşma şansım oldu bu sayede. Bundan sonra önümüzdeki maçlara bakacağız.
Evet , ekteki fotoğraf bir berber balığı, genellikle derinlerde olurlar, bu da derinden kaş ile göz arasında dekoya girmeden çektiğim bir kare. Çok güzel balık mendebur. Çekim değerlerini hatırlayamıyorum kusura bakmayın.
Kendinize iyi bakın,
Namaste and good luck ..

Evet, bu sefer enteresan bir durum var. Yarın akşam , Alsancak Kültür Merkezi , Benal Nevzat Salonu , saat 19.00 da sevgili arkadaşım Yeşim Bilgin ile beraber bir sunum yapacağız.
Oldukça heyecan verici bir şey benim için, daha önce değişik vasıtalarla insanlara sualtında fotoğraf çekmenin farklılığını anlatmışlığım var ama ilk kez bir salon dolusu doğa fotoğrafçısına anlatmayı deneyeceğim.
Son yarışmanın hayal kırıklığını daha üzerimden atamadım ancak bir şeye inandım ki yarışma kazanacak fotoğrafları bizim sularımızda çekmek çok zor. Sakın bok atıyor diye anlamayın, kırılırım. Daha doğru ifade etmek gerekirse elin oğlu/kızı tarafından, Sipadan da, Andaman Denizinde , Kızldeniz de Papua Yeni Gine de çekilen börtü, böcek, köpekbalığı, balık sürüsü deniz tavşanı fotoğrafları ile benim Çeşme de çektiğim Orfoz, Lahoz, Karagöz ün rekabet edebilmesinin imkanı yok.
Dolayısıyla bu sene kendimi hiç bir fedakarlıktan kaçınmadan o coğrafyalara atmak ve karım beni boşamadan aksırıp, tıksırıp morarana kadar fotoğraf çekmek ve dalmak istiyorum.
Katip arzuhalim yaz yare böyle…
Namaste,