Karanlığın bekçisi
Karanlık korkutur, korkmamak elde değil .. Bilemezsin yürürken el yordamıyla , Ne bekliyor seni bir adım sonra yada beş.
Karanlığın sevilecek tek tarafı ise insanın içine açılan kapıları sadece karanlıkta aralayabilecek olmasıdır.
Sadece karanlıkta iç muhasebenizi yapabilirsiniz. Belki de budur karanlıktan korkmanın sebeplerinden biri.
Dalarken karanlığı gece dalışlarında veya kapalı havada derin sularda yaşayabilir insan, ayrı bir heyecanı ve atmosferi vardır bu dalışların.
Bu kare bir yassıada gündüz dalışından, 37 metre civarında çekildi sanırım, su oldukça soğuktu fotoğrafın siyah beyaza çevrilmesi dışında bir müdahale yok, arka planın kararması f18 1/200 de flaşla çekim yaparken arka planı boş bıraktığımdan. Bu sualtı macro çekimlerde kullanılan ve istenen bir tekniktir. Suyun neredeyse dayanılmaz derecede soğuk olduğunu hatırlıyorum.
Karanlığa açılan yüzlerce minik ağız binlerce minik kolun fotoğrafı bu, yumuşak mercan sudaki planktonları süzerek besleniyor. 25-30 metreden sonra akıntıyla salınırken zerafetin tanımını yapar gibiler.
Bu derinlikte ve bu şartlarda azot narkozuna girmeden, dekoya kalmadan, buddy nizi gözünüzden kaçırmadan, havayı ve kendinizi tüketmeden fotoğraf çekebilmek için fazla vaktiniz yok. Muhasebeye de vakit kalmıyor dolayısıyla…
Bir an önce yaz gelsin, dalmayı ve fotoğraf çekmeyi özledim. Kendinize iyi bakın ve
Namaste,


