Niçün baktın bana öyle ?

By , February 15, 2008 8:44 am
Mekan Kızıldeniz, iki yıl önce bugün, bu karenin çekildiği tarih. Istanbul da kar yağarken 26 derece sıcakta aynı sıcaklıktaki suya girmenin, şnorkel yapmanın, dalışın zevki hala aklımda. Nedense çok istememe rağmen bir daha kısmet olmadı, bu senenin sonuna doğru bu zevki tekrarlamayı çok istiyorum.
Yeni bir kamerayla dalışa gitmenin zevki çok az şeyde bulunur bizim tür için. Eline yeni oyuncak geçmiş çocuklar gibi bir an önce her tarafını kurcalamak istersiniz. Bu aşamada yapılan çalışmalar ilk gençlik aşkları gibidir. Hep bir tarafları eksik olur, nadiren iyi bir şey yakalayınca da nasıl yaptığınızı bilemezsiniz. Sonra dalış sayısı ve tecrübe arttıkça beyin bazı değişkenleri kaydetmeye başlar, farkındalık yavaş yavaş oluşmaktadır. Işığı nereden alınca güzel oluyor?, nasıl daha fazla yaklaşabilirim? istediğim netliği nasıl sağlarım? bu soruları kendi kendinize sormaya başlarsınız. Bu aşamanın önemli bir safhası da okumaktır, internet nesli olmanın faydasıyla elinize ne geçerse okursunuz, okudukça “bilgilenirsiniz” okuduklarınızı denedikçe bir kısmının gerçekleşmediğini görür ve masal ile gerçeği ayırdetmek gereğini farkedersiniz. Diğer tüm konularda olduğu gibi fotoğrafçılık konusunda da ne yaptığını olduğu gibi açık açık anlatan insanlar zor bulunur. Bilgi paylaşmak içindir kesinlikle bir fotoğrafçı düsturu değildir.
İnsanlar tekniklerinin özel noktalarını tıpkı aşçılar gibi özenle saklarlar. Siz de eksik tariflerle pasta yapmaya çalışanların azabını anlarsınız. Zaman ve deneyim arttıkça edinilen bilgiler ve çekim tecrübeleri birleşir ve yap-boz parçaları yerine oturmaya başlar.Bu aşamada sizin fotoğrafçılıktan aldığınız zevk de artmaya başlamıştır, iyileşen sonuçların cesareti, tüketim toplumunun ferdi olma gerçeği ve teknik kısıtlılıkları başarısızlığın esas sebebi olarak görme iç güdüsü ile yeni bir makine almaya karar verirsiniz. Yeni makinenin gelişi ile alışma, öğrenme süreci eskisine göre daha hızlı olsa da yeniden başlar.
Bu arada sualtında farkındalığınız artmış ve okuyup gördükleriniz ile balık, böcek, çiçek davranışları ve yaşamları ile ilgili bilgileriniz artarak pekişmiştir. Bu sayede bazılarının doğaya saygısı da artar bazıları için ise hiç bir şey değişmez. Bu tür iyi bir fotoğraf karesi için canlıları manipüle etmekten tutun tacize kadar her şeyi yapabilir. Siz ise sualtında sadece ziyaretçi olduğunuzu bilir ve hava kabarcıklarından başka bir şey bırakmadan ve sadece fotoğraf kareleri alarak ziyaretinizi sona erdirirsiniz. Olması gereken de budur. Bir süre sonra ülkemizin sularındaki neredeyse tüm canlıları ve olabilecek tüm kompozisyonları çektiğinize karar verdiğinizde ki bu tahminen 10,000. kare civarında gerçekleşir, yurtdışına daha sıcak yada daha soğuk sulara ulaşmaya oradaki değişik canlıları fotoğraflamaya açlık duyarsınız.
Bu safhada fotoğraf hayatınızda oldukça fazla bir yer almaya, sohbetlerinizin ve boş zamanınızın çoğunu işgal etmeye başlar, bu aşamada artık bir fotoğraf karesi üzerine konuşmanız gerektiğinde bu konuşma yarım saatten fazla sürebilir :) ancak çektiğiniz kare sayısı da azalmaya başlar, daha iyi bir fotoğraf çekebilmek için daha az deneme yapmanız gerektiğinin bir göstergesidir bu.
Bu aşamaya kadar gelebildiyseniz yavaş yavaş şansınızı yarışmalarda denemeye başlarsınız. Gerçi bu bambaşka bir hikayedir. Gelişen teknolojiye yenik düşen ekipmanınızı yenilemeye gayret edersiniz ve günleriniz hep bir sonraki dalış seyahatini planlamak, çekmek istediğiniz canlıları düşünmek kafanızda kompozisyonlar tasarlamak ve çektiğiniz kareleri sınıflandırmakla geçer.
Sözün özü, sualtı fotoğrafçılığı insanı yavaş yavaş ele geçiren bir hastalıktır. Benzer bir hastalık olan scuba (aletli dalış) nın ilerlemiş bir metastazıdır. Henüz bu işe bulaşmadıysanız UZAK DURUN ! sonra çok geç olabilir :) ))
Namaste,

One Response to “Niçün baktın bana öyle ?”

  1. bitter says:

    benim balığımın renginden. izzet :D

Leave a Reply

Panorama Theme by Themocracy