Jingle bells

By , December 27, 2007 9:39 am

Evet, 2007 senesi bitiyor. Bu arada bu sene ile ilgili bütün yaşananlar da hafızamızın tozlu raflarına kaldırılmaya hazır. Yeni gelecek senenin bu seneden daha iyi, daha neşeli, daha sevgi dolu olmasını diliyorum.
Yeni yılda tüm sorunların çözülmesini, sigarayı bırakabilmeyi, sipadan, bali, maldivler gibi bir dalış cennetine akabilmeyi, emektar d50 mi bir d300 ile aldatabilmeyi, yarışma kazanacak fotoğraflar çekebilmeyi, öğrenmeyi ve öğrenmekten zevk almanın devamlılığını kendim için diliyorum. Sizler için ise tüm isteklerinizin gerçekleşmesini diliyorum. Posta kutuma sıklıkla düşen çoğu zaman gudik bazen ise çok güzel olan power point sunumlarından bir tanesini yeni yıl için hazırladım. Olmuşken mega gudik olsun dedim hiç bir masraftan kaçınmadım :) .
Gününüzü, gecenizi şenlendirmesi dileğiyle http://getir.net/455 ney taksimi “İzmir den esintiler” kim üflüyor bilmiyorum malesef, fotoğraflar ise bana ait.
Bu arada bu fotoğraf kızıldeniz, şarm el şeyh, woodhouse resifinde çekildi, 2006 yılından kalma bir kare, kendinize iyi bakın.
Namaste,

Point

By , December 18, 2007 1:05 pm

Bayramdan önce son kare, bu seferki bana ait değil, Sn. Mehmet Huz hocam tarafından çekildi ama konu mankeni benim :)

Mekan Fethiye , Sarıyarlar dalış noktası, sığ suda ufak bir kalamar sürüsü görmüşüz elimdeki 10,5mm fisheye lens ile kalamarların sinek pisliği gibi görünmediği bir kadraj yapmaya uğraşıyorum ama nafile.

Bu kareyi yüklememin sebebi sualtı fotoğrafçısı neye benzer diye düşünen birileri olabilir diyedir. Normal bir dalgıç ile ayrıldıkları nokta sualtı fotoğrafçısının sadece balığı, böcüğü yani konuyu tanımak ve alışkanlıklarını bilmekten başka dalış becerilerinin de üst düzeyde olması gerektiğidir. Yani yüzerlik, hava tüketimi, farkındalık hepsi iyi olmak zorunda. Bu karede sergilediğim palet ucu duruşu nu yaptığımın farkında bile değildim :) ))

Güzel bir dalış seyahatiydi daha güzellerini yeni yılda tüm sevdiklerimle birlikte yapmayı diliyorum. Bu arada kişisel bir not olarak bir dahaki sefere yılbaşı ağacı kurmadan evvel köpeğimi emniyete almayı unutmamayı yazıyorum bir kenara. Eleman sadece süsleri yemekle kalmıyor yılbaşı ağacının altına da işiyor fütursuzca :) ) Ağaç plastik falan ama fark etmiyor. Herkese iyi bayramlar, iyi yıllar diliyorum.

Namaste,

Azim

By , December 12, 2007 8:20 am

Evet, bu günkü konumuz azim. Ne menem bir şeydir? Nerelerde bulunur? Neden kiminde az kiminde çoktur? Bu soruların ve daha başka bir çoğunun cevabını maalesef burada bulamayacaksınız ama nedir ne menem bir şeydir sorusunun cevabı hemen soldaki fotoğraf karesinde bakmayı bilenlere.
Sıradan bir fotoğraf, hatta kalitesiz bile diyebilir bazıları, anı fotoğrafı çekmişsiniz diyen denyolar da çıkabilir. Ama bu kare azmin fotoğrafıdır, başarma hırsının göstergesi hayata karşı sergilenen bir duruşun sessiz ifadesidir.
Reklam yapmadan, ağlayıp sızlamadan, amiyane tabiriyle delikanlıca, dobra dobra söylenen sessiz bir manzumedir. Dalış gruplarında en son adam olmak öndekilerin kaldırdığı tozu dumanı yutup hiç bir halt görmemeye peşinen razı olmaktır çoğu zaman. Fotoğrafın kahramanının başka bir şansı yok çünkü tek bacakla palet sallıyor. Her ne sebeple olursa olsun uğradığı talihsizlik hayatını karartmamış hala sevdiği işi yapabiliyor. Sıradaki parça hayatta yapmak istediklerini sudan bahanelerin ve kendi yarattığı engellerin ardına sığınarak erteleyenlere gelsin :)
Bu fotoğrafa bakın .. sonrası size kalmış.
Namaste,

Hayat, Pamela Anderson ve Fotoğraf Sanatı

By , December 4, 2007 8:45 am

Hayat, gözümüzün göremediğini görmeye çalışmakla geçirdiğimiz zamanların bütünüdür. İnsan gözü mükemmel bir tasarımdır. Bu ahkamı ben kesmiyorum gerçek bu. Doğada daha mükemmel tasarımlar da var tabii, her canlının amacına, hayat mücadelesine göre tasarlanmış, gelişmiş bir görme yetisi var. Kimi karanlıkta görüyor, kimi renkleri ve sıcaklıkları algılıyor vesaire vesaire.
Yaptığımız tüm optik, elektronik tasarımlar, aletler doğanın yaratısının bir kopyasını aslına en sadık şekilde yaratabilmek için yapılan çabaların bir bütünü. Fotoğraf makineleri de öyle aslında, digital teknolojinin gelişmesi ile yaygınlaşan D-SLR fotoğraf makineleri ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar gözümüzün gördüğü bir kareyi gerçek anlamda sensöre yansıtmaları her zaman mümkün olmuyor. Neden çünkü ister CMOS olsun ister CCD, makinenin bir sensörü ve bu sensörün de bir dinamik limiti var. Dinamik limit yada ecnebi (bu kelimeye bayılıyorum ec-ne-bi) arkadaşlarımızın deyimiyle dynamic range. Ne yazıkki fotoğraf makineleri normal şartlar altında (NŞA) gözümüzün gördüğü kontrast farklarını, renkleri ve tonlamaları ayırt edemiyor. Ama tıbbın bu alanda ilerlemesi ile HDR tekniği :) ortaya çıkmış. Yurdum fotoğrafçılarının artık fokunu çıkartırcasına canına okuduğu, tablomsu fotoğraf, fotoğrafımsı tablomtrak şeylerin ortalarda cirit attığı şu günlerde (Kamagan Dervişin kalacak olan günleri) hazır dalış sezonu da aklıselim sahibi insanlar yada kuru elbise sahibi olanlar dışında bitmişken şu nesneyle biraz ilgileneyim dedim.
Şimdi durum böyleyken, gerekli yazılımı bulup literatürü taradıktan sonra tek yapmanız gereken konuyu belirleyip en az 3 farklı pozlama değeriyle çekim yaptıktan sonra (-2,0,+2 EV) bunları yazılım marifetiyle birleştirmek. Bu birleştirme kısmında fotoğrafın fotoğraflıktan çıkıp soytarılığa dönmesini engellemek ise tamamıyle size kalmış. Aynı şey aşırı draganized portreler için de geçerli tabii. Çarşıdaki simitçi amcanın alien gibi görünmesini engelleyen tek şey sizin fotoğraf sanatına olan saygınız.
Neyse bu kare çabalamamın bir neticesi ve gözümün gördüğüne en yakın olan fotoğraf karesi. Bundan biraz daha fazlası ise Pamela Anderson fenomeni artık, güzel değil mi? güzel ama doğal değil. Buradan tekrar hayata dönüş yapmamız gerekirse, ki bence gerekiyor, hayatta da gördüğümüz şeylerin gerçeğe en yakın olanını elde etmek amaçlardan biri. Bunun için ise sabır, bilgi ve aklıselim gerekiyor. Sabır doğuştan olmasa da zamanla öğrenilebilen bir yeti, bilgi gerekli zaman ve azme sahip olanlar için elde etmesi zor olmayan bir kaynak, aklı selim ise hayattaki neticelerimizin ucubelikten uzak olmasını sağlayan tek şey. Herkesin kendi doğrusu olduğu içindir ki edinilmesi en zor olan şey bu bence. Bunların herhangi birinde eksiklik olması ortaya çıkan işin başarısız olması demek.
Tabii hayatta başka şeyler de var başarıyı etkileyen, malum etkileşimli bir şey hayat, büyük bir bölümünü başka canlılarla olan etkileşimimiz oluşturuyor. Bu durumda da konumumuz sürekli değişiyor, yönetiliyorsak farklı parametrelere dikkat etmek gerekiyor, yönetiyorsak farklı parametrelere ama sürekli bir dikkat söz konusu. Sevdiğinize, patronunuza, çalışanınıza, sokaktaki adama herkese ve herşeye dikkat etmek. İnsanları hayvanlardan ayıran şeylerin biri de bu dikkat sanırım.
Kendinize dikkat edin, hava ağır lodos, boğucu ve rezil, en azından burada, yaptığınız her işin içinize sinmesi dileğiyle…
Namaste,

Panorama Theme by Themocracy