Sonsuz Işık / Eternal Light / Vechny Svet

By , October 31, 2007 3:33 pm

Evet, kürkçü dükkanına dönmüş olmanın dayanılmaz hafifliği mi desem yoksa o güzel güzide insanların basiretsizliğinin 3 boyutlu ispatı kadrosunda yürüttüğüm nadide hizmetlerin tadına doyamadıklarını hissediyorum mu desem bilemiyorum.
Amma ve lakin “I feel a disturbance in the force” Bu nedenledir ki yazılarım karamsar ve keyifsiz fikir uçuşmaları halinde son zamanlarda. Vakit ayırıp okuyanlardan özür diliyorum. Böyle zamanlarda güzel anılar insanı ayakta tutan. Tabii “Ulan bütün anıların sualtında mı bre deyyus?” diyenler olabilir ama blog bir sualtı fotoğraf blogu. Yoksa allaha şükür su üstü güzel anı stoğum da oldukça tedarikli ama genelde yanımda kamera olmuyor.
Neyse güzel anılar, bu kare mesela. Geçenlerde yaptığımız fethiye dalışlarından bir kare, fotoğrafta bir dostum gördüğü kalamar sürüsünü çekmeye çalışıyor. Tabii sürü deyince 8-10 taneler sığlıkta ama benim 10.5mm fisheye ile sinek pisliği gibi göründükleri için ben onu fotoğraf çekerken kadrajlıyorum.
Güzel bir dalışın sonlarına doğru bu kare, sığlıktayız tekneye doğru ilerlerken emniyet dekosunu da aradan çıkartıyoruz. Bu arada bizi daldıran dalış lideri ortalarda yok. Arkadaşıma “dalış lideri nerede?” diye soruyorum tabii konuşamadığımız için işaretlerle anlaşıyoruz. yani sağ el işaret parmağını baş parmak ile birleştirip bir daire yaptıktan sonra nerede diye etrafa bakınıyorsunuz. O da gülmesi geçince tekneye gitti diyor önce tekne işareti yapıp sonra da gitti diyor eliyle. Hava güneşli ve sıcak, lider bizi ve grubu bırakıp doğrudan tekneye çıkmış.
Tabii arkadaşlara acil durumu izah etmiş ve öyle gitmiş ama ben bir süre adamı göremeyince sinirlenip sormuş bulundum. Fethiye, sarıyarlar dalış noktası, derinlik 5mt civarı güzel güneşli bir gün f/14 1/125 @ISO 200.
Kendinize iyi bakın.

Tavşan bana baksana !

By , October 24, 2007 1:16 pm

Bir çocuk şarkısı, bu aralar dilime dolanan bir musibet. Bu günkü yazının girizgahı bu işte.
Ek$i Sözlük jargonu ile devam edersek, sözlerini de yazayım da tam olsun :)
“Şu hendekte bir tavşan uyuyordu .. uyuyordu…tavşan bana baksana.. yakışmıyor bu sana.. tavşan kaç tavşan kaç taaav..şaaaan..kaaaç”

Makamı zirgüleli suzinak, kafaya takıldı mı gitmek bilmiyor. En acıklısı da en olmaz yerlerde geliyor aklınıza, genel müdürlerle toplantıdayken. Sunum yaparken veya birisi bir şeyler anlatırken. Deniz tavşanlarını çok seviyorum. Gözünüz biraz alışkınsa onları arayıp bulmak çok çok zevkli. davranışları bazen insanı şaşırtıyor. Küçük mücevherlere benziyorlar, Faberge tasarımları gibi :) narin ve güzeller. Tabii hepsi böyle değil ama genellikle durum budur.
Son dört gündür boşanan yağmur insanı iyice depresif yapıyor sanırım. Bu arada “Aklımdan bir sayı tuttum bu bakalım!” tandanslı işler ve son dakikada ittirilen angaryalar da tuzu biberi oluyor işin. Netice itibarıyle keyifsizken yazmamak gerek.
Son olarak tavşanı adı yok demeyin ! O bir Cratena peregrina. Çeşme mengene sığlığı isimli dalış noktasında 15 metre derinlikte çekildi. Boyu yaklaşık 1.5cm, çekim değerleri f/22 1/100 @ISO 200
Kendinize iyi bakın.. her zaman.

Kırmızı

By , October 22, 2007 1:43 pm

Renklerin sonuncusu, kırmızı.
İzmir de yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı bugün,
hiç içimden gelmeyen hiçliğe dair her birşey, klavyeden dökülecek buraya.
Kırmızı, hani üç kuruş fazla olsun, kırmızı olsun dediklerinden, hani kurban bayramında sokaklar boyunca akan renk, yada mitinglerde sallayıp savurduğumuz ve uğruna gencecik vatan evlatlarının heba olup gittiği bayrağın, bayrağımızın rengi.
Anlam veremediğim, düşüne düşüne aklımın havsalamın bir türlü almadığı karanlık, pis, adi oyunlarla memleketin bir yerlerinde dökülen kanın rengi.
Kırmızı, en hoyratı belki renklerin. Belki hatırlatması gereken sadece kiraz, gül, şeker vesaire. Zorluyorum kendimi ama sadece ve sadece kan geliyor aklıma. Daha da yazasım yok zaten.
12 şehit daha vermişiz, 12 fidan daha kayıp meyve vermeden. Sıcak takibe devam, kim bilir gece sabaha varmadan hangi mezralarda hangi satılmışın namlusundan çıkan ve parası hangi uyuşturucu satışından veya hangi yağlı tüccarın haracıyla ödenmiş hangi kurşun çiçek açacak hangi mehmetçiğin göğsünde. Ve dinleyeceğiz akşam haberlerinde Afyon-Dinar dan Ahmet, Söke den Mehmet, Adıyaman dan Hüseyin.. ve kırmızı maalesef en zalimi renklerin.
Çeşme de bir yerlerde bir dalışta çekildi. Öylesine bir kare, kırmızı.

Sarı

By , October 15, 2007 2:35 pm

Madem renklerden gidiyoruz bu aralar. Sırada sarı var o zaman. Yoksa kirli sarı mı demeliyim? Neyse, bu Aplysina aerophoba cinsi bir sünger, ingiliz dostlarımız buna “sulphur sponge, golden sponge ” (altın sünger, kükürt süngeri) gibi karizmatik isimler veriyorlar. Biz ise sünger deyip bir kenara ittirmişiz garibanı.
Aerophoba (aero=hava, phoba=phobos tan korku, korkan) denmesinin sebebi ise hava ile temas edince renginin kararması. Ege ve akdeniz de dalanlar yada şnorkel yapanlar sıkça tesadüf ederler bu süngere. Neyse biz sünger deyip hor göre duralım fotoğraftaki küçük kırmızı yengeç ise kısaca yuva olarak tanımlardı burayı :) Arkadaş 1.5 cm boyunda ve yuvası bu süngerin kollarının arası.
Yemek bulmak için koşuştururken etrafta dolanıp tadına bakmak isteyenlerden saklanmak için burayı seçecek tekrar. Muhtemelen burada helal plankton yemiş bir başka yengecin dest-i-izdivacına talip olacak. Yumurtalarını salacak, neslini devam ettirip hayatını sonlandıracak. Hal böyle iken arkadaşın kaşanesini “altı üstü sünger işte” deyu aşağılamak bize yakışmaz.
Yine İzmir, bu sefer soğuk, keyifler nakıs, Harry Potter da bitiyor, oysa daha eleman askere gidecek, evlenecek, çoluk çombalak sahibi olacak, kızının OKS si oğlunun leyli meccani sınavı, kooperatif taksidi ve dökülen saçları ile uğraşacaktı.
Fotoğraf Çeşme de bir yerlerde çekildi, kenarındaki sayıklamalar ise tarafımdan özenle yapıldı. Bu gece Harry Potter şerefine bir kaç kadeh yuvarlayıp onu gönlüme defnederken bir kadeh te bu ufak yengece içesim var.
Kendinize iyi bakın,
Namaste,

Mavi

By , October 3, 2007 12:24 pm

Derin mavide kaçışan bir gümüş balığı sürüsü. Hayatın güzel olduğu günlerden birinde, yaklaşık 30 metre derinlikte kim bilir hangi akya sürüsüne yem olmak üzere dibe doğru yol alıyor.

Fethiye, Sarıyarlar dalış noktası. Maalesef sezon bitiyor. Kendinize iyi bakın. Canınızı sıkmayın. Hayat kısa kıymetini bilin.

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy