Balıkağzı

By , September 28, 2007 12:30 pm

“bu bir kılıç balığının öyküsü
yazılmasa da olurdu.
ama bizi yeni sulara götürecek akıntı durdu
uskumrunun arkasından gidiyorduk
sürünün içinde ben de vardım
sırtımda bir zıpkın yarası
mutlu olmasına mutluydum
nedense gitmiyordu kulağımdan
bir türlü o “ağ var!” sesleri
deniz kızı girmiş düşünceme
ben iflah olmam
dalyanları birbirine katmak orkinosların harcı
dolanınca ağa çok geçmeden küserim
bir çocuk bile çeker sandala beni
bu kadar ağır olmasam
beni böyle koşturan yaşama sevinci
kanal boyunca bir o yana bir bu yana
siz yok musunuz, siz derya kuzuları
kestim kılıcımla karanlığını dibin
yakamoz içinde bıraktım suları
ah aysız gecelerde olur ne olursa
sırtımda bir zıpkın yarası
alın beni mor kuşaklı bir takaya götürün
iri gözlerimde keder
kılıcımda hüzün
satın beni, satın beni
rakı için”
Halim Şefik Güzelson

Micro cosmos un tillahı

By , September 21, 2007 11:53 am
Flabellina affinis isimli afili deniz tavşanı. Kıbrıs ta çektiğim geçen yıl karelerinden bir tanesi, yaklaşık 1.5-2cm boyunda ve evet gerçekten bu renk.
Şimdi tillah olayına gelirsek, dalışa başlamadan evvel bu mahlukatlardan hiç haberim yoktu. İlk brövemi almam ile ilk deniz tavşanımı görmem arasında da neredeyse 6 ay var.
Sualtında üstün başın ile uğraşmadan etrafı farkedip zevk alabilmek belli bir tecrübe ile oluyor. Sonra başlıyorsun o maviliklerin içerisinde hidroid çayırlarının üzerinde otlayan yada siyah süngerleri geveleyen, birbiriyle savaşan deniz tavşanlarını fark etmeye. Bir dalışta ismi lazım olmayan bir alman arkadaşa 8-10 tane deniz tavşanı (2-3 farklı tür) gösterdim. Dalıştan sonra adam bana yahu sen bana bir şeyler gösterdin ama neydi o otlar dedi almanca. Adam zaten azotu yemiş bir de alman genlerine sahip bir türlü idrak edemedi. Neden sonra fotoğraflarını gösterdim de ikna oldu.
Bu hayvancıklar sualtının gerçek mücevherleri bence. Keşke bizim sularımızda da tropik sulardaki gibi rengarenk olanları bulunsa, hayat bayram olsa. Deniz tavşanları ile ilgili güzel bir link Bu hafta sonu Fethiye de dalışta olacağım bir aksilik olmazsa.
On behalf of hede hödö… Namaste,

Maviden…sayıklamalar

By , September 12, 2007 6:28 am

Mavide.. derin mavilikte bir yerlerde. Güzel bir dalış sırasında çekilmiş. Bu aralar pek olmayan keyfimi yerine getiren karelerden biri. Teknik açıdan çok başarılı değil ama önemli olan hatırlatıp hissettirdikleri.

Uluslararası Marmara Festivali sona erdi. Sonuçlar burada bu sene hakikaten çok başarılı kareler var. İmrendim, darısı başıma diye söyleniyorum.

Bu arada bayramda da TÜDAV ın sualtı görüntüleme yarışması var, Hatay / Samandağ da eğer başka bir aksiyon çıkmazsa belki katılırım. Samandağ lessepsian (kızıldeniz göçmeni) türlerin bizim sularımızda en fazla göründüğü yerlerden birisi.

Bu seferki yazı fikir uçuşmaları şeklinde seyrediyor ama kimse kusura bakmasın. Bu sabah aklıma geldi, bu aralar günde ortalama 2-4 adet spam mail geliyor. Daha fazla geliyor da 2-4 tanesi online lottery, online draw, “abi paranın gözüne vurdun“, “benim bir 40 milyon $ var bir el atsan da falanistan dan çıkarsak sana da bir sakal atarız” kabilinden. Yaş itibarıyle bu maillerin gerçekten mail olduğu yani postayla geldiği dönemleri bildiğim için gülüp geçiyorum. 20 yıldır bu işten hala ekmek yiyenlerin varlığı beni her saniye bir aptalın doğduğu gerçeğine ikna ediyor sanırım.
Grip aşısı oldum, ne halta yarayacak bilmiyorum. Sporu abarttım bu aralar her yerim ağrıyor. Öff ne kötü bir yazı oldu ama yazasım var yeteneğim yok.
Kendinize iyi bakın, On behalf of the DHARMA initiative, Hanso Foundation and all of us in İzmir,
Good luck and Namaste,

Hayat Güzel ?

By , September 6, 2007 8:32 am
Aslında çok kasvetli bir yazıydı bu. İnsan bir günde iki ayrı ölüüm haberi alınca pek keyfi olmuyor. Birazdan bir tanesinin cenazesine gideceğim. “Er kişi niyetine ….”
Diğeri Istanbul da onun da yakınlarını arayacağım. Bu arada Pavarotti de rahmetli olmuş onun anısına da bir kadeh yuvarlarım bu gece.
Hayat güzel, hayat çok kısa, zamanı boşa geçirmeyin.
İki haftadır dalışa gidemiyorum. Eski fotoğrafları düzenlemek ile geçiyor zamanım. Bu arada önümüzdeki günlerde bir Kalkan seferi var. Yıllardır dalıyorum ama hiç fırsatım olmamıştı o taraflara gitmeye, çok ümitliyim iyi bir seyahat olacağına dair. Bakalım göreceğiz.
Çeşme / Topuk f/11 1/100 @ISO200
Namaste,

Manic Monday

By , September 3, 2007 8:59 am
Bu tekniğin adı half & half yada overunder. Görüntünün yarısı sualtı yarısı su üstü olduğu zaman bu isim veriliyor. Uygulaması oldukça zor.
Kısaca tarif etmek gerekirse, önce malzemeleri sayalım:
  1. Tercihan SLR bir kamera, housing, dome port
  2. Geniş açı yada balık gözü bir objektif
  3. Konu, eğer ayaklarınızın yere basmayacağı bir derinlikteyseniz iyi yüzerlik (sephiye) ayarı.

Uygulanışı ise şöyle, dome portun yarısı dışarıda kalacak şekilde kadrajı yapıyoruz, flaşlar sualtında kalan kısmı aydınlatıyor. Flaşları oldukça geniş bir alanı ışıkla boyayacak şekilde ayarlıyoruz. Burada en zor olan dome port un suyun dışında kalan kısmında su damlacıklarının kalmasını önlemek. Bu konuda camsil gibi bazı maddelerin kullanıldığına dair tüyolar var ama ben cesaret edip deneyemedim. Deniz ne kadar çırpıntısız ise başarı şansı da o kadar yüksek. İlk denememdeki yaklaşık 50 kare içinden gözüme bir tek bu düzgün göründü.

Bu arada amca neredeyse salmayı dibe çakacakmış :) )

Gereğinden fazla hızlı geçen bir hafta sonu nun ardından yine İzmir deyim.

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy