Why we dive ?

By , June 25, 2007 11:43 am

Why do we dive? Why take a course, get certified, carry an additional weight of 20-25kg on yourself and take the jump into the blue ?

Because it is a new world out there. The kingdom of poseidon. Because once you see the blue and the creatures that dwell in it, big and small, beautiful and ugly, brave and chicken s**t.

You will understand that the world that we know is incomplete without the blue kingdom.

Diving and shooting photographs underwater is completely another issue. Not only you need to be at the peak of your diving skills, but you also need to have a keen eye to find subjects, knowledge of composition and exposure, s**tloads of expensive equipment plus time and money :) So why worry? Just dive and get over with it if you wish to do so.. why, what is the drive that motivates you to document what you see and show it to the others. Is it some kind of an illness that drives one to perform such an exhibition?

Why oh why …

Namaste,

Me, Myself and I

By , June 20, 2007 8:54 am


Güzel bir dalış bitmiş, beş metre derinlikte emniyet beklemesi yapıyoruz. Asılı, ağırlıksız, zamanı geçirirken sağa sola bakınıyoruz. Uçmakla eşdeğer bir his bu, süre geçiyor, deko bitiyor.

Fotoğraftaki benim, hayatta olmaktan en çok mutluluk duyduğum yerlerden birinde, sualtında, dalış sonrası yapmam gerekenlerin hiç birini düşünmüyorum. Ne pil değiştirmek var aklımda ne tüp nede ekipmanı tatlı suyla yıkamak. Hayatta huzuru bulabildiğim bir kaç yerden birindeyim. Uzak olduğum evimde değilim ama evim kadar seviyorum burayı ve yaşattıklarını.

Dalıştan sonra yapılacak bir sürü şey var, yeni dalışı planlamaktan tut, önemli şeyleri kaydetmeye kadar. Ama şimdi hiç biri önemli değil. Huzur var. Ötesi yok.

Kasan, kasılan, böbürlenen, arkadan vuran, kazık atan, ihanet eden, kuyu kazan, haset eden, kıskanan, dedikodu yapan, itip kakan insanoğlu yok. Burası Poseidon un krallığı, desturla girilen, desturla çıkılan. Süre tamam, yavaş yavaş yükselerek çıkıyoruz buddy ile, bir birimize teşekkür ediyoruz bu güzel dalış için.

Fotoğrafı çeken Julian biraderime teşekkürler. Mekan Çeşme de bir dalış noktası aylardan Mayıs. Bir yerlerde bir şekilde huzuru bulabilmeniz dileğiyle…

Namaste,

Magic Filter II

By , June 18, 2007 12:57 pm

Magic filter ile yaptığım dalışlardan edindiğim deneyimlerin kısa özeti:

Compact bir makine kullandığınız için Auto magic i kullandığınızı var sayıyorum. Bu durumda önerilerim şunlar:

1- Güneşi kesinlikle arkanıza alın

2- hafif yukarıya doğru bir açıyla çekim yapmayı deneyin.

3- Enstantane hızları özellikle derinde ve karanlıkta oldukça düşeceği için tripod ve yüksek ISO değerleri kullanılmalı, makineniz kabul edilebilir gürültü oranlarıyla en yüksek hangi ISO değerlerinde çekim yapıyorsa onu kullanın.

4- Macro çekim konusunda şu ana kadar başarılı olamadım. Umudumu da neredeyse yitirdim. Ama geniş açı da sonuçlar gayet olumlu, geniş açı çalışmanızı tavsiye ederim.

5- Digital çekim de fotoğrafın karakterini değiştirmeyecek kadar müdahale yapılmasından yanayım. Aksi taktirde digitalin bir anlamı yok neredeyse. Magic filter ın tıpkı RAW çekimler gibi bir workflow u var.Benim kullandığım workflow ise kabaca şöyle: Noise temizliği (eğer yüksek ISO kullandıysam) + Levels + Kontrast ayarı ve gereken durumlarda sharpening (USM) Dalıştan sonra sileceğiniz fotoğrafların sayısı bu sayede azalacaktır.

6- Hareketli konularda netlik kaybı sıkıntısını var, diyafram açıklığını en açık konumda tutun, zaten geniş açı konvertör gerekli alan derinliğiniz sağlıyor. f/2.5 ile f/8 yada 11 arasında kayda değer bir fark olmadığı gibi 8 ve 11 de çekim yapabilmek için tripodu kurup makineyi de zaman ayarına almanız gerek.

Sonuç olarak flaş yükünden kurtarıyor ve 11-14 metreye kadar başarılı çekimler yapılabiliyor. Yani her derde deva değil ama vaat ettiğini de yapıyor :)

Umarım başınızı ağrıtmamışımdır.
Namaste

Haberin yok ölüyorum!

By , June 7, 2007 11:21 am


Haberin yok ölüyorum…..

bakma bana öyle derin
işim olmaz senle benim
hiç bu kadar sevilmedin
gözlerinden okuyorum
haberin yok, ölüyorum

Duman

Bu fotoğrafı çekerken aklımda bu şarkı vardı. Çeşme de 20 metre derinlikte kim bilir kimin attığı bir balık ağının içinde bir çift papağan balığı. İkisi de erkek, sadece bu cins papağan balığı nın , ki ismi european parrot fish (Sparisoma cretense) dişisi erkeğinden renkli olur.

Tabii ağı atanın muhtemelen bundan haberi yok. Bu balıkların eti lezzetli değildir, dolayısıyla ekonomik değeri de yoktur. Ağı atan bunları da bilmiyor, muhtemelen ağı topladığında bu iki balığı da denize atacak yada kedilere verecek.

Bu arada ağlar balıkları sıkıştırıyor, gözlerine solungaçlarına batıyor, balık çıkmak için ırgaladıkça daha çok canı yanıyor. Balık ağı bu nedenle rezil bir icat, ne var ne yoksa yakalıyor. Ayrım yapmadan. Sadece 4 kare çekebildim, sonra yaptığım bıçağı çekip ağı keserek balıkları salıvermek oldu. Vicdanım rahat, ama şarkı hala aklımda “Haberin yok ölüyorum!”

Namaste,

Panorama Theme by Themocracy