Love of my miserable life

By , January 31, 2007 7:37 am

İnsanın hayatta en az bir hobisi olmalı derler. Hobiler günlük hayattan kendimiz için çaldığımız hırsızlama anlarda yapılan aktivitelerdir. Kimi pul biriktirir, kimi kuş besler, gözetler, kimi başka işlerle iştigal eder.

Lakin hayatın gerçekleri de vardır gözardı edilemeyen, misal evlilik, çoluk çombalak, geçim, seçim vs. Bu ve türevleri hobileri ikinci plana itmenize sebep olur. Nedense onlara ayırdığınız zaman sorumluluklarından kaçmak gibi algılanır başkalarınca.

Böyle bir durumda naçizane fikrim insanların ortak yapabileceği hobilerinin olmasıdır. Tadından yenmez o zaman, benim gibi suyun altında fotoğraf çekmek gibi bir tutkusu olan bir insan evladının duasının kabulünün fotoğraflı vesikasıdır bu kare. Beş yıldır dalış tutkumu paylaşan biricik dalış eşim, hayat arkadaşım, hayatımın ışığının resmidir. allah seni benim başımdan havada, karada, suda eksik etmesin :-)

Kıbrıs, Zephyros Reef, Dekompresyon beklemesi.

Mimlemek …

By , January 29, 2007 2:27 pm

Bikelime tarafından tam burada sobelenmem hasebiyle varlığından haberdar olduğum mim olayına uyum nedeniyle bu seferki konsept dışı bir yazı olacak. İlgili ve ilgisiz herkesten özür dileyerek başlayalım:

İşte hakkımda bilmediğinizi varsaydığım 5 şey :

1) Çalışmaya başlayınca kendimi kaybediyorum. Zaman mefhumu uçup gidiyor, hırslıyım. O derece yani, bunun az olması için elimden geleni yapıyorum.

2) Kaptan Kusto adında 6 aylık bir Yorkshire terrier in arkadaşıyım. (Sahibi diyemedim çünkü aramızdaki sahiplik ilişkisi pek sarih değil :P )Ve evet köpeğe isim koyarken pek fazla düşünmedim, ailece kararımız bu oldu, dalışlara bizimle gelir diye düşündük.

3) Maalesef sigarayı hala bırakamadım. Son denemem bir yılı geçti ama yine başladık bir sebepten, bu da böyle bir anımdır.

4) Hastalık derecesinde yabancı dillere düşkünüm, bir kaç tanesini (rakamla dört) oldukça iyi konuşuyor, okuyor yazıyorum. Yaş kırkı geçtiği için artık yenisini öğrenme hevesim de pek kalmadı. Japonca sevdam “Kore wa sakura desu” de kaldı anlayacağınız.

5) Sakatlanınca Aikidoyu bırakmak zorunda kaldım, fazla spor yapamamak en büyük üzüntülerimden biri. Ve bir gün sayısalı bulursam Bali ye yerleşip bir dalış okulu işletmeyi düşünüyorum :P

Gelelim bu laneti bulaştıracağım beş talihliye, aslında çok fazla aday yok ama arasıra ziyaretime gelenlerden bitter melish sonra sütlü çay var, bu tam selam verip borçlu çıkmak gibi birşey.
Bitkisel hayat var sonra, beton blok var veeee son olarak da azizname diyeyim, tam olsun.
Bu arada fotoğraf konsepti çok da fazla yardırmamak için, Çeşme / Ayrıktaş dalış başlangıcı.
Namaste

Heyecan

By , January 29, 2007 12:52 pm

Muraena helena yada bildiğin Müren işte, ama öyle fazla yabana atmaya gelmez, kördür falan ama tuttu mu koparmadan bırakmaz musibet. Hele kendi ekseni etrafında bir dönüşü vardır ki yeme de yanında yat.

Şimdi bu F14- 1/125 tek flaşla, yaklaşık 10 metre derinlikte bir mağara içinde çekildi. Mekan Çeşme nin meşhuuur yatak Adası.

İyi bir dalıştı, makineyi ilk suya indirişimdi. Çok eğlenceli oldu ama bir yandan da makineye su aldırma korkusu ile tırs babam tırs. Şimdi kuru sezon eski fotoğrafları didiklerken karşıma çıktı. özledim dalmayı. Budur.

Yeterin gayri

By , January 19, 2007 12:14 pm

Yeterin hakikaten, kış mevsimi kuruduk kaldık. İşler azdı, değil plan yapmak kafamı kaşıyacak vaktim yok. Herşey meşum bir yokuş aşağı tandansı sergiliyor.

Güzel dalışları hatırlamaya çalışıyorum, çektiğim çekemediğim kareleri, elime yüzüme bulaştırdığım kadrajları, kimsenin göremeyip de benim farkettiğim detayları ve bunların verdiği hazzı.

Eski dalış karelerine bakarak avunuyorum ama nereye kadar? Misal bunu çektiğim yer Yassıada

Güzel bir gün, iyi bir dalış, arızasız. Şu anda olsa da yesek dediğim bir hadise. Tez zamanda solungaçları ıslatmam gerek. Bu sene uzakdoğuya ve kızıldenize gitmeyi istiyorum. Bir de Costa Brava ya. Ollie amcamızın dalış okuluna. Kaç yıldır dalıyorum daha bir deniz atı görmek nasip olmadı. Hayal ettikçe yaşar insan yada neyse … Çekilebilirim artık.. sanırım..

Monem II

By , January 10, 2007 1:37 pm

Çeşme / Monem Batığı, daha önce başka bir kareyi yazmış, yollamıştım. Bu kare batığın baş tarafından çekildi tam pruvadan, ırgatlar, sancak tarafı manikası, direk ve dalış eşim ile bir kompozisyon oluşturmaya çalıştım.

Pek başarılı olduğu söylenemez ama kötü de sayılmaz. İnanılmaz derecede güzel bir havaydı, deniz çarşaf gibi, güneş pırıl pırıl. Böyle havalarda fotoğraf çekmek keyifli oluyor.

Bu arada Manika nedir diyenler, bakıversin linke.

Namaste,

Beni liderinize götürün II

By , January 9, 2007 8:31 am

Çeşme / Ayrıktaş, 40 metredeki sevimli böceklerden biri, latince adını yazamayacak kadar yorgunum. Kusura bakmayın. Yazdan kalan dalış anılarını devşirirken rast geldiğim bir kare.

Kadrajı ile epey uğraştığımı hatırlıyorum, geniş açı olmadığı için netliği ağzına ve gözlerine yapmış ve macro çalışmıştım.

Bu da böyle bir anımdır.

PS: Palinurus arctus for the record …

Panorama Theme by Themocracy