Yassıada, Istanbul a mahkum olan dalgıcın hem cenneti hem de cehennemidir. Cennettir, çünkü 1 saatlik bir tekne yolculuğu ile varabileceğiniz, macro yaşam açısından son derece zengin, benim diyen dalgıcın ağzını açık bırakacak sualtı manzarası ve zor dalış şartlarını sunar. Akıntı, karanlık, soğuk (termokline sağolsun) ne ararsanız bulunur. Macro fotoğraf çekmek için aşağıda yumuşak mercanlar, milyonlarca değişik deniz yıldızı, anemonlar, karidesler, yengeçler bulabilirsiniz.
Gittiğiniz organizasyona bağlı olarak, iki dalış arasında mangal yapabilir, adada bir zamanlar varolan su ürünleri fakültesinin binalarını ve Yassıada mahkemelerinde kullanılan binalar ile tarihi kalıntıları gezebilirsiniz. Adanın tepesinden güzel Istanbul fotoğrafları çekebilir yada mevsimine göre etraftan toplayabileceğiniz erikler, böğürtlenler ile kendinize ziyafet çekebilirsiniz. Dalışlar bitince guruba karşı köpeköldüren şarabınızı yudumlarken hayale dalabilirsiniz. Çok çeşitli heyecanları aynı gün içerisinde yaşatır.
Cehennemdir aynı zamanda, ilk bir kaç metre görüş neredeyse sıfıra yakındır, sonra kristal tabir edilen termokline tabakası başlar, mevsime göre yukarda su 18 derece iken kristalde 8-11 dereceye düşer, vücudunuzun tüm çıkıntıları henüz 36,6 derece ısıyı muhafaza eden vücudun içine doğru kaçmak ister. Soğuk üşütmez, ısırır. Sonra deniz yıldızlarının krallığı başlar milyonlarcası oradadır, midye kırıklarının ve yosunların arasında ürkütücü bir manzara oluştururlar. Daha da derinde 30 lu metrelerde yumuşak ve sert mercanlar başlar, akıntıyla bir oraya bir buraya salınırlar, dekoya girmeden bir kaç güzel poz için çok ama çok çabalamanız gerekir. Su her zaman temiz değildir, bazen iğrenç derecede bulanık ve pis kokulu olabilir. İskeleden yada tekneden atladığınızda binlerce deniz anasının içinden geçmeniz gerekebilir.
Her dalıştan sonra yıkadığınız donanımı bu dalıştan sonra iki kez yıkamanız gerekebilir.
Yaz mevsimi Istanbul mahkumu dalgıçların sayısı oldukça kalabalık olabilir, kendinize yer bulmakta zorluk çekersiniz. Arada sırada geçen deniz otobüsünün dalgaları sizi bir anda kayalara savurabilir kaseyi kırabilirsiniz. Eğer zamanı iyi hesaplamamışsanız rus istilası olarak tabir ettiğimiz eminönünden kalkan yüzer pavyonların getirdiği yaşlı genç rus bağyanlar ve onları ışığa uçan pervaneler gibi izleyen yurdum baltaları ile karşılaşabilirsiniz. Bu tekneler rus ablalara bedava olup gezi artı balık yemeği verir, baltalı ilaha tapan arkadaşlara ise paralıdır. Ablalar müzikle dans eder baltalar etraflarını çevirip sallanırlar, her şey tantrik bir ayin ezoterik bir ritüel edasıyla cereyan eder bakakalırsınız. Ablaların anne babaları da teknede sarhoş olmakla meşguldür bu arada.
Ama en kötüsü izniniz yoktur ve bu dalışı her hafta sonu yapmanız gerekebilir. Yinede dalgıç kısmının en az bir kere yaşaması gereken bir tecrübedir.